Tüm İslam Kütüphanesi

62 - Sahabeler

1

Ebu Said el-Hudri dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki insanlardan bir topluluk gazaya çıkacaklar ve (onlara): Aranızda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile sohbet etmiş kimse var mı, diyecekler. Onlar bu soruyu soranlara, evet diyecekler ve onlara fetih nasip olacak. Bundan sonra yine insanlar üzerinden bir zaman geçecek, insanlardan bir grup gazaya çıkacaklar. Aranızda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashdbı ile arkadaşlık etmiş olanlar var mı, denilecek. Evet, diyecekler ve onlara fetih nasip olacak. Sonra yine insanlar üzerinden bir zaman geçecek, insanlardan bir kısmı gazaya çıkacak. Aranızda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabı ile arkadaşlık yapanlara arkadaşlık yapan kimse var mı denilecek, evet diyecekler ve onlara fetih nasip olacak

2

İmran b. Husayn r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ümmetimin hayırlıları benim çağdaşlarımdır. Sonra onlardan sonra gelecekler, sonra onlardan sonra gelecekler. İmran dedi ki: Kendi çağdaşlarından sonra iki mi yoksa üç defa mı böyle zikrettiğini bilemiyorum. Daha sonra da sizin ardınızdan şahit!ik etmeleri istenmediği halde şahitlik edecek, emanete hainlik edecek, kendilerine güvenilmeyecek. Adaklarda bulunup, adaklarını yerine getirmeyecek kimseler gelecektir. Aralarında şişmanlık da baş gösterecektir

3

Abdullah r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İnsanların en hayırlıları benim çağdaşlarımdır. Sonra onlardan sonra gelenler, sonra onlardan sonra gelenler. Bundan sonra herhangi birisinin yeminden önce şahitlik edeceği, şahitliğinden önce yemin edeceği kimseler gelecektir." İbrahim dedi ki: "Bizler henüz küçükken şahitlik ve verilen sözler dolayısıyla bizi dövüyorlardı."

4

Bera' (b. Azib) dedi ki: "Ebu Bekir r.a. (babam) Azib'den onüç dirheme bir eğer aldı. Ebu Bekir, Azib'e: Bera'ya söyle de bu eğeri (takımını) benim için taşısın, dedi. Azib ise: Hayır, sen bize Mekke'den çıkıp da müşrikler arkanızdan sizi takip ettikleri vakit Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte neler yaptığınızı anlatmadıkça kabul etmem, dedi. Ebu Bekir dedi ki: Mekke'den yola çıktık. Gece boyunca ve ertesi gün öğle vaktine kadar yolumuza devam ettik. Etrafa sığınacağım bir gölge görür müyüm diye bir göz attım. Bir kaya görüverdim, yanına gittim. Onun gölgelendirdiği bölüme baktım ve orayı hazırlayıp düzenledim. Daha sonra orada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir yer açtım. Ona: Ey Allah'ın Nebii yat, dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yattı. Sonra etrafıma bakmaya gittim. Acaba takip eden birisini görür müyüm diye. Önündeki koyunları kayaya doğru süren bir çoban görüverdim. O da bizim kayadan yararlandığımız gibi yararlanmak istiyordu. Ona: Delikanlı, sen kimin için çalışıyorsun diye sordum, o da Kureyş'ten adını verdiği bir kişi için çalıştığını söyledi. O dediği kişiyi tanıdım. Koyunlarında süt var mı, diye sordum. Evet, dedi. Peki bizim için süt sağabilir misin, diye sordum. Yine: Evet dedi. Ona süt sağmasını söyleyince, koyunlarından birisini yakaladı. Daha sonra ona memesindeki tozları silkelemesini emrettim. Sonra da ellerini silkelemesini emrettim. -O da şöyle yaptı deyip, ellerinin birini diğerine vurdu.- Benim için bir miktar süt sağdı. Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ağzını bir bezle kapattığım bir matara ayırmıştım. Dibi ğu}lUl1taya kadar sütün üzerine (o mataradan su) döktüm. Onu alıp, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdüm. Uyanmış olduğunu gördüm. İç ey Allah'ın Reslilü dedim. Ben hoşnut olana kadar içti. Sonra da: Ey Allah'ın Reslilü, yola koyulma zamanı geldi mi, diye sordum. Evet, diye buyurdu. Bunun üzerine yola koyulduk. Onlar (Mekkeliler) de bizi takip ediyorlardı. Atı üzerinde (bizi takip eden) Süraka b. Malik b. Cu'şum dışında onlardan kimse bize yetişemedi. Ey Allah'ın Reslilü, işte bizi takip eden birisi bize yetişti, dedim. O: Üzülme, şüphesiz Allah bizimle beraberdir dedi." (Nahl, 6. ayet-i kerime'de geçen) "turihlin" akşam getirişiniz, "tesrahlin" sabahleyin salıverişiniz, demektir

5

Abu Bakr (may Allah be pleased with him) said: "While I was with the Prophet in the cave, I said to him: 'If one of them were to look down at his feet, he would certainly see us.' He replied: 'O Abu Bakr! What do you think of two whose third is Allah?'" Reference: Also narrated at 3922 and 4663. Fath al-Bari Explanation: "The virtues and merits of the Muhajirin." Here, the Muhajirin refers to those other than the Ansar, excluding those who accepted Islam on the day of the conquest of Mecca and those who came after. Accordingly, the Companions are of three types: the Ansar — comprising the Aws, the Khazraj, those who made alliances with them, and their freed slaves (mawali); the Muhajirin proper; and those who embraced Islam later. "Abu Bakr — Abdullah ibn Abi Quhafa al-Taymi — is among them." Abu Bakr was given the title al-Siddiq due to his precedence in affirming and believing the Prophet (peace and blessings of Allah be upon him). It has been said that this title was first given to him on the morning after the Night Journey. "The verse of Allah: 'If you do not aid him, Allah has already aided him...'" — By citing this verse, the author points out that the virtue of the Ansar is also established, for they fulfilled the command of aiding the Messenger of Allah. As for Allah's aid to His Prophet during the journey to Madinah, it was manifested through His protection of him against the persecution of the polytheists who pursued him. The verse likewise highlights the exclusive virtue of Abu Bakr al-Siddiq, as he accompanied the Messenger of Allah on that journey and shielded him with his own life. Allah bears witness in this verse to his companionship of the Prophet. Lessons Derived from the Hadith: First, a true follower guards and protects the one he follows, both while awake through direct service and while asleep by warding off harm. Second, Abu Bakr's profound love for the Prophet, his deep reverence for him, and his preference of the Prophet over himself. Third, the recommended nature of proper etiquette in eating and drinking, and the desirability of cleansing utensils used for food and drink. Fourth, the hadith serves as evidence that carrying provisions and supplies — such as a water skin and a food satchel — is permissible and does not contradict reliance upon Allah (tawakkul). The story of Suraqah will be narrated in full in the chapter on the Hijra (Hadith no. 3906), Allah willing. The Hadith of the Prophet (peace and blessings of Allah be upon him): "Close All Doors Except the Door of Abu Bakr" — narrated by Ibn Abbas from the Prophet (peace and blessings of Allah be upon him).

6

Abu Sa'id al-Khudri (may Allah be pleased with him) reported: "The Messenger of Allah (peace and blessings of Allah be upon him), while delivering a sermon to the people, said: 'Indeed, Allah gave a servant the choice between this world and what is with Him, and that servant chose what is with Allah.' Abu Sa'id said: Thereupon Abu Bakr wept. We were surprised at his weeping, wondering why he wept over the Messenger of Allah (peace and blessings of Allah be upon him) informing about a servant who had been given a choice. It later became clear that the servant who was given the choice was the Messenger of Allah (peace and blessings of Allah be upon him) himself, and that Abu Bakr was the most knowledgeable among us. The Messenger of Allah (peace and blessings of Allah be upon him) then said: 'Indeed, the person who has been most generous to me in his companionship and with his wealth is Abu Bakr. If I were to take a khalil (intimate friend) other than my Lord, I would surely have taken Abu Bakr. But the brotherhood and love of Islam already exists between us. Let no door remain open into the mosque except the door of Abu Bakr.'" Explanation from Fathu'l-Bari: "It later became clear that Abu Bakr was the most knowledgeable among us." In Malik's narration, it is stated: "It became clear that Abu Bakr was the one among us who knew him" — meaning the Prophet (peace and blessings of Allah be upon him) — or who best understood what was meant by those words. "The person who has been most generous to me in his companionship and wealth among the people is Abu Bakr." The word "aman" (translated as "most generous") is a superlative derived from the root "al-mann", meaning to give freely and unconditionally. It means: he is the one who has been most selfless and sacrificial toward me among all people, with his life and his wealth, asking nothing in return. It does not refer to the type of reminding of favors that nullifies a good deed. "But the brotherhood and love of Islam" — meaning it already exists and is an established reality. In Malik's narration, the word "hawkha" is used instead of "bab" (door), which refers to a small opening made in a wall to let in light. It does not have to be elevated from the ground; if it is low, one can enter through it to reach a desired place. This is the intended meaning here, which is why the word "bab" (door) is also used for it. However, such an opening is only called a door if it can be closed and locked. "Except the door of Abu Bakr" — meaning: close all other doors and leave the door of Abu Bakr open. Al-Khattabi, Ibn Battal, and others state: This hadith contains a clear distinction and virtue for Abu Bakr, and within it is also a strong indication that he was deserving of the caliphate. This was established particularly near the end of the Prophet's life (peace and blessings of Allah be upon him), specifically at the time when he commanded that no one other than Abu Bakr should lead the people in prayer. According to some scholars, the "door" here is a metaphor for the caliphate, and the command to close the others is a metaphor for discouraging others from seeking it — as if to say: let no one aspire to the caliphate except Abu Bakr, and there is no objection to his aspiring to it. Ibn Hibban, after recording this hadith, leans toward this view and states: "This hadith contains proof that the caliph after the Prophet (peace and blessings of Allah be upon him) would be Abu Bakr, because by saying 'Close all the openings leading into the mosque,' he effectively eliminated the hopes of all others for the caliphate after him." Lessons and Conclusions Derived from This Hadith: 1. Abu Bakr's clear virtue and superiority — He was the one whom the Prophet (peace and blessings of Allah be upon him) would have taken as a khalil (intimate friend), were it not for the barrier he mentioned. 2. The exclusive nature of "khulla" (intimate friendship) — It is a special quality that does not allow for partnership or sharing. 3. Mosques should be protected from being used as thoroughfares unless there is a genuine necessity. 4. It is permissible to hint at specific knowledge without explicit expression, in order to engage the understanding of listeners and due to differences in comprehension among scholars. 5. One who is superior in understanding may rightly be called more knowledgeable and learned. 6. Encouragement to prefer the good of the Hereafter over worldly benefits. 7. It is appropriate to thank a person who does good, to acknowledge his virtue, and to praise him. 8. Ibn Battal states: This also indicates that one who is a candidate for leadership (the caliphate) should possess a distinguished level of virtue that serves as proof of his eligibility — just as was evident in the case of Abu Bakr al-Siddiq in this narration. 4. The Virtue of Abu Bakr After the Prophet (peace and blessings of Allah be upon him).

7

İbn Ömer r.a. dedi ki: "Biz insanlar (ashab) arasında Nebi zamanında kimin hayırlı olduğunun sıralamasını yapar, önce Ebu Bekir'in sonra Ömer b. el-Hattab'ın, sonra Osman b. Affan r.a.'in hayırlı olduğunu söylerdik." Tekrar: 3697 Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi sallallahu aleyhi ve sellern'den sonra Ebu Bekir'in fazileti." Kasıt, faziletteki mertebesidir. Yoksa zaman itibariyle sonralık kastedilmemektedir. Ebu Bekir'in fazileti bu başlıktaki hadisin de gösterdiği gibi, Nebi sallallahu aleyhi ve sellern'in hayatında da sabit idi. "ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında insanlar (ashab) arasında hayırlı olanların sıralamasını yapardık." Yani filan kişi filandan hayırlıdır derdik. İleride Osman radıyallahuanh'ın Menkıbeleri başlığında gelecek olan UbeyduIlah b. Ömer'in Nafi'den yaptığı rivayette şöyle denilmektedir: "Kimseyi Ebu Bekir'e denk görmezdik. Ondan sonra Ömer, ondan sonra Osman gelir diyordu k. Sonra da ResuluIlah salı allah u aleyhi ve sellem'in (diğer) ashabını bırakır, aralarında fazilet sıralaması yapmazdık." Hadisteki: "Ebu Bekir'e kimseyi denk görmezdik" ifadesi kimsenin onun gibi olduğu kanaatini taşımazdık, demektir. Ebu Oavud'da Salim'in İbn Ömer yoluyla yaptığı rivayette şöyle denilmektedir: "ResuluIlah sallallahu aleyhi ve sellern hayatta iken Nebi sallallahu aleyhi ve sellern'in ümmeti arasında ondan sonra en faziletli kişi Ebu Bekir'dir, sonra Ömer'dir, sonra Osman'dır, derdik." Taberani bir rivayette şunu eklemektedir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu işitir fakat buna karşı çıkmaz, reddetmezdL" Hadisi şerifte Ebu Bekir ve Ömer'den sonra Osman'ın geldiği belirtilmektedir. Nitekim ehl-i sünnetin cumhurunun kabul ettiği meşhur görüş budur. Seleften bazı kimseler Osman'dan önce Ali'nin geldiği kanaatindedir. Bu kanaati kabul edenler arasında Süfyan es-Sevrı de vardır. Onun bu görüşünden döndüğü de söylenir. İbn Huzeyme ile ondan önce ve ondan sonra bir kesim de bu görüştedir. Onların biri diğerinden faziletli değildir de denilmiştir. Bununla birlikte bu başlıktaki hadis cumhurun lehine bir delildir. Beyhaki "el-İtikad" adlı eserinde Ebu Sevr'e kadar ulaşan senediyle Şafiı'den şöyle dediğini nakletmektedir: Ashab-ı kiram ve onlara tabi olanlar önce Ebu Bekir'in, sonra Ömer'in, sonra Osman'ın, sonra da Ali'nin daha faziletli olduğu hususu üzerinde icma' etmişlerdir. 5. Nebi S.A.V.'İN: "EĞER HALİL EDiNECEK OLSAYDıM ... " SÖZÜ -Kİ BUNU EBU SAİD (AZ ÖNCE GEÇEN 3654. HADİSTE) SÖYLEMİŞTİR

8

İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Eğer bir halil edinecek olsaydım, elbetteki Ebu Bekir'i edinirdim. Fakat (o) benim kardeşim ve benim ashabımdan birisidir

9

Ebu Eyyub'un rivayetiyle Nebi buyurdu ki: "Eğer ben bir halil edinecek olsaydım, elbetteki onu halil edinirdim. Fakat İslam kardeşliği daha faziletlidir

10

Abdullah b. Ebi Muleyke dedi ki: Kufe halkı İbnu'z-Zubeyr'e dede(nin mirası) hakkında mektup yazdılar (ve sordular). O da dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in buyurduğuna gelince: "Eğer ben bu ümmetten bir halil edinecek olsaydım, elbette ki onu edinirdim dediği zat, onu (yani dedeyi) baba gibi değerlendirmiştir. " Kastettiği kişi Ebu Bekir'dir

11

Muhammed b. Cubeyr b. Mut'im, dedi ki: "Bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi. Ona daha sonra yanına dönmesini emretti. Kadın -Sanki ölümü kastedercesine-: Ne dersin, gelir de seni bulamazsam (ne yapayım) dedi. Resulullah: Beni bulamazsan Ebu Bekir'e git, diye buyurdu." Tekrar: 7220 ve

12

Ammar'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i beraberinde sadece beş köle, iki kadın ve Ebu Bekir'den başka kimse yokken gördüm." Bu Hadis 3857 numara ile gelecektir

13

Ebu'd-Derda r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında oturuyordum, aniden Ebu Bekir'in -elbisesinin eteğini diz kapağı görününceye kadar toplamış olarak- geldiğini gördüm. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Sizin bu arkadaşınız tartışmış bulunuyor. Ebu Bekir selam vererek: Ey Allah'ın Resulü dedi. Benimle Hattab'ın oğlu arasında bir anlaşmazlık oldu. Ben de acelecilik ederek ona bir şeyler söyledikten sonra pişman oldum. Beni affetmesini istediğim halde kabul etmedi. Ben de senin yanına geldim. Allah Resulü: -Üç defa- Allah sana mağfiret etsin ey Ebu Bekir, dedi. Daha sonra Ömer pişman oldu, Ebu Bekir'in evine gitti ve: Ebu Bekir burada mıdır, diye sordu. Hayır, dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemin yanına gitti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (kızgınlığından) yüzünün rengi değişmeye başladı. Hatta Ebu Bekir korktu, bunun üzerine dizleri üzerine çökerek: Ey Allah'ın Resulü dedi. Allah'a yemin ederim ben daha çok haksızlık yaptım. Bu sözlerini iki defa tekrarlayınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Allah beni size (Nebi olarak) gönderdi. Sizler, yalan söylüyorsun dediniz. Ebu Bekir ise doğru söylüyor dedi, canıyla, malıyla beni koruyup gözetti. Benim arkadaşımı bana bırakmayacak mısınız (onu rahatsız edecek şeyler yapmaktan vazgeçmeyecek misiniz), sözünü iki defa tekradadı ve bundan sonra onu rahatsız edecek bir şey yapılmadı." Bu Hadis 4640 numara ile gelecektir

14

Amr b. eı-As r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini Zatu's-Selasil'e gönderdiği askeri birliğin kumandanı olarak tayin etmişti. Onun yanına vardım, en sevdiğin insan kimdir, diye sordum. O: Aişe'dir dedi. Erkeklerden (kimdir), dedim. Babasıdır dedi. Sonra kimdir, diye sordum. Sonra Ömer b. el-Hattab'dır dedi ve başka kimseleri saydı." Bu Hadis 4358 numara ile gelecektir

15

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Bir çoban koyunlarının yanıbaşında bulunuyor iken bir kurt üzerine saldırarak koyunlar arasından bir koyun aldı. Çoban onun arkasına takıldı. Kurt ona dönerek: Benden başka çobanının bulunmayacağı bir gün olan kıyamet gününde onu kim kurtaracak? Yine bir adam bir ineğin üzerine yük yüklemiş sürerken inek ona dönüp onunla konuştu ve dedi ki: Ben bunun için yaratılmadım, ben yeri sürmek için yaratıldım. İnsanlar: Subhanallah dediler (ve hayretlerini ifade ettiler.) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şüphesiz buna ben, Ebu Bekir ve Ömer b. el-Hattab r.a. iman ediyoruz, diye buyurdu

16

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: "Ben uyurken rüyada kendimi üzerinde kovası bulunan bir kuyunun başında gördüm. O kuyudan Allah'ın dilediği kadar su çektim. Daha sonra Ebu Kuhafe'nin oğlu (Ebu Bekir) kovayı benden aldı, o da onunla bir ya da iki kova çekti. Çekişinde bir parça zayıflık da vardı. Allah onun zayıflığını gidersin. Daha sonra bu büyükçe bir kovaya dönüştü. Onu İbnu'l-Hattab aldı. İnsanlar arasında Ömer'in çekişi gibi çeken bir dahi görmedim. Nihayet insanlar etrafında yerleştiler. " Bu Hadis 7021, 7022 ve 7475 numara ile gelecektir

17

Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim kibirlenerek elbisesini çekecek olursa kıyamet gününde Allah ona bakmayacaktır. Ebu Bekir dedi ki: Gereken dikkati göstermeyecek olursam elbisemin iki ucundan birisi gevşeyebiliyor. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Sen bu işi büyüklenmek için yapmazsın diye buyurdu." Musa dedi ki: Ben Salim'e: Abdullah: "Kim izarını çekerse" diye mi zikretti, diye sordum. O: Ben onun ancak "elbisesini" derken işitmişimdir, dedi. Bu Hadis 5783,5784,5791 ve 6062 numara ile gelecektir

18

Ebu Hureyre dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Her kim Allah yolunda herhangi bir şeyden iki avuç infak ederse cennetin kapılarından: Ey Allah'ın kulu bu (daha) hayırlıdır diye davet edilir. Namaz ehlinden olan kimse namaz kapısından davet olunur. Cihad ehlinden olan kimse cihad kapısından çağrılır. Sadaka ehlinden olan kimse sadaka kapısından davet edilir. Oruç ehlinden olan kimse oruç kapısından ve reyyan kapısından çağırılır: Ebu Bekir dedi ki: Bu kapılardan (herhangi birisinden) davet edilen için herhangi bir sıkıntı olmaz. Devamla dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, acaba bir kimse bütün bunlardan davet olunur mu? Şöyle buyurdu: Evet, umarım -ey Ebu Bekirsen de onlardan olursun

19

Narrated by 'Aisha (may Allah be pleased with her), the wife of the Prophet (ﷺ):

"When the Messenger of Allah (ﷺ) passed away, Abu Bakr was at a place called as-Sunh." — The narrator Ismail said: "He means al-'Aliya." — "Umar stood up and said: 'By Allah, the Messenger of Allah has not died!' 'Aisha said: And Umar said: 'By Allah, nothing else occurred to me at that time.' He continued: 'By Allah, He will send him and he will cut off the hands and feet of certain men.' Then Abu Bakr came and uncovered the face of the Messenger of Allah (ﷺ), kissed him and said: 'May my father and mother be sacrificed for you. You were pleasant in life and in death. By Him in Whose Hand my soul is, Allah will never cause you to taste death twice.' Then he went out and said: 'O you who are taking oaths, calm down.' When Abu Bakr began to speak, Umar sat down." [-3668-

"Then Abu Bakr praised and glorified Allah and said: 'Beware! Whoever worshipped Muhammad (ﷺ), then Muhammad has indeed died. But whoever worshipped Allah, then Allah is Ever-Living and never dies. Allah the Exalted has said: "Indeed, you are to die, and indeed, they are to die." [Az-Zumar, 30] "Muhammad is not but a messenger. Messengers have passed on before him. So if he were to die or be killed, would you turn back on your heels? And he who turns back on his heels will never harm Allah at all; but Allah will reward the grateful." [Aal-i 'Imran, 144]' Everyone present began to weep intensely. The Ansar gathered around Sa'd ibn 'Ubadah at the Saqifah of Bani Sa'idah and said: 'One leader from us, and one leader from you.' Abu Bakr, Umar ibn al-Khattab, and Abu 'Ubaydah ibn al-Jarrah went to them. Umar wanted to speak, but Abu Bakr silenced him. Umar would later say: 'By Allah, I only wanted to speak because I had prepared a speech that I thought was good, and I feared that Abu Bakr might not be able to express it. But when Abu Bakr spoke, he spoke as the most eloquent of people.' Among what Abu Bakr said was: 'We are the leaders (Amirs), and you are the ministers (Wazirs).' Al-Hubab ibn al-Mundhir said: 'No, by Allah, we will not do that. One leader from us and one leader from you.' Abu Bakr said: 'No, we are the leaders and you are the ministers, for the Quraysh are the noblest of the Arabs in lineage and status. So pledge allegiance to either Umar or Abu 'Ubaydah.' Umar then said: 'No, we will pledge allegiance to you, for you are our master, the best among us, and the most beloved of us to the Messenger of Allah (ﷺ).' Umar took his hand and pledged allegiance to him, and the people followed. Someone then said: 'You have killed Sa'd ibn 'Ubadah!' Umar replied: 'May Allah kill him!'" [-3669-

'Aisha (may Allah be pleased with her) said: "The eyes of the Prophet (ﷺ) looked upward, and then he said three times: 'Fi'r-Rafiq al-A'la (To the Highest Companion).' " — (The narrator al-Qasim ibn Muhammad ibn Abi Bakr as-Siddiq then narrated the rest of the hadith.) — She said: "On that day, every word spoken by either of them was made beneficial by Allah. Umar frightened the people, among whom were hypocrites, and through this Allah drove them back." [-3670-]

"Then surely Abu Bakr had guided the people and taught them what their duty was. So they went forth with him, reciting: 'Muhammad is not but a messenger. Messengers have passed on before him... And Allah will reward the grateful.' [Aal-i 'Imran, 144]"

20

21

Muhammed b. el-Hanefiyye dedi ki: "Ben babama sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra insanların hayırlısı kimdir? O: Ebu Bekir'dir dedi. Sonra kimdir, diye sordum, sonra Ömer'dir dedi. Daha sonra Osman'dır diyeceğinden korktuğum için: Sonra sen misin deyince: Ben ancak Müslümanlardan bir adamım, dedi

22

Aişe r.a. dedi ki: "Seferlerinden birisinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte çıktık. Nihayet biz Beyda'da ya da ordugahta iken bir gerdanlığım koptu. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu aramak üzere kaldı, onunla birlikte bulunanlar da kaldı. Bir suyun yanı başında da değillerdi. Beraberlerinde su da yoktu. Orduda bulunanlar Ebu Bekir'e gelerek: Aişe'nin yaptığını görmez misin, dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i de onunla beraber diğer insanları da alıkoydu. Üstelik su kenarında da değiller, beraberlerinde su da yok. Ebu Bekir geldi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de başını uyluğumun üzerine koymuş uyumuştu. Resulullahı da, diğer insanları da alıkoydun dedi. Üstelik suyun başında olmadıkları gibi beraberlerinde su da yok. Aişe dedi ki: (Babam) bana sitem etti ve Allah'ın söylemesini dilediği şeyleri söyleyip durdu. Eliyle böğrümden dürtmeye koyuldu. Hareket etmekten beni alıkoyan tek sebep de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in başını uyluğumun üzerine koymuş olması idi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanlar susuz olarak sabahı edinceye kadar uykusuna devam etti. Yüce Allah da teyemmüm ayetini: '...teyemmüm ediniz.' [Nisa, 4] diye buyurarak indirdi. Useyd b. el-Hudayr dedi ki: Ey Ebu Bekir hanedanı, bu sizin ilk bereketiniz değildir. Aişe dedi ki: Yolculukta üzerine bindiğim çökmüş deveyi kaldırınca gerdanlığı onun altında bulduk."

23

Ebu Said el-Hudrî r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: 'Ashabıma sövmeyiniz. Sizden herhangi bir kimse Uhud dağı kadar altın infak edecek olsa dahi onlardan herhangi birisinin bir mud veya onun yarısına ulaşamaz.'" Bu hadisi Cerir, Abdullah İbn Davud, Ebu Muaviye ve Muhadır da A'meş'ten rivayet etmiştir.

24

Narrated by Abu Musa al-Ash'ari: After performing ablution at his home, he went out and said to himself: "By Allah, I will not leave the side of the Messenger of Allah (ﷺ) today; I will remain with him for the entire day." He came to the mosque and asked about the Prophet (ﷺ). They said he had gone out and had headed in a certain direction. So Abu Musa followed him, asking about his whereabouts, until he eventually entered the garden where the well of Aris was located. Abu Musa sat by the door — which was made of palm branches — and waited.

The Messenger of Allah (ﷺ) relieved himself and then performed ablution. Abu Musa stood near him and saw him sitting at the edge of the well of Aris. He was sitting in the middle of the well's rim with his legs hanging down into it. Abu Musa greeted him with salam and then withdrew, sitting by the door, saying to himself: "By Allah, I will be the doorkeeper of the Messenger of Allah (ﷺ) today.

Then Abu Bakr came and pushed the door. "Who is that?" asked Abu Musa. "Abu Bakr," he replied. "Wait a moment," said Abu Musa. He then went to the Prophet (ﷺ) and said: "O Messenger of Allah, Abu Bakr is asking for permission to enter." The Prophet (ﷺ) said: "Grant him permission and give him glad tidings of Paradise." So Abu Musa went back and said to Abu Bakr: "Enter, and the Messenger of Allah (ﷺ) gives you glad tidings of Paradise." Abu Bakr entered and sat to the right of the Messenger of Allah (ﷺ) at the edge of the well, dangling his legs into it just as the Prophet (ﷺ) had done, and exposing his shins.

Abu Musa then returned to his post and sat down. He had left his brother at home to perform ablution and catch up with him, and he said to himself: "If Allah wills good for so-and-so" — meaning his brother — "He will bring him here.

Shortly after, someone began moving the door. "Who is that?" asked Abu Musa. "Umar ibn al-Khattab," he replied. "Wait a moment," said Abu Musa. He went to the Messenger of Allah (ﷺ), greeted him, and said: "Umar has come and is asking permission to enter." The Prophet (ﷺ) said: "Grant him permission and give him glad tidings of Paradise." Abu Musa returned and said to Umar: "Enter, for the Messenger of Allah (ﷺ) gives you glad tidings of Paradise." Umar entered and sat to the left of the Messenger of Allah (ﷺ) at the edge of the well, dangling his legs into it as well. Abu Musa again returned to sit by the door, saying to himself: "If Allah wills good for so-and-so, He will bring him here.

Then someone came and moved the door. "Who is that?" asked Abu Musa. "Uthman ibn Affan," he replied. "Wait a moment," said Abu Musa. He went to the Prophet (ﷺ) and informed him, whereupon the Prophet (ﷺ) said: "Grant him permission and give him glad tidings of Paradise, along with a trial that will befall him." Abu Musa went back and said to Uthman: "Enter, for the Messenger of Allah (ﷺ) gives you glad tidings of Paradise, along with a trial that will befall you." Uthman entered, and finding that the rim of the well was already occupied, he sat on the other side facing them

Sharik ibn Abdullah said: Sa'id ibn al-Musayyib said: "I interpreted this (the seating arrangement) as a symbol of their graves.

This hadith is also recorded under numbers 3693, 6216, 7079, and 7262. Other transmitters: Al-Tirmidhi (Manaqib); Muslim (Fada'il al-Sahabah). Al-Tirmidhi said: This hadith is hasan sahih (good and authentic). It has also been narrated in a different form by Abu Uthman al-Nahdi. Related narrations on this subject have also been reported from Jabir and Ibn Umar.

25

Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Bekir, Ömer ve Osman ile birlikte Uhud'a çıktılar. Onlar üzerinde iken Uhud sarsıldı. Sağlam dur Uhud! Çünkü senin üzerinde bir nebi, bir sıddik ve iki şehit vardır, diye buyurdu." Bu Hadis 3686 ve 3699 numara ile gelecektir

26

Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir kuyunun başında su çekiyor iken yanıma Ebu Bekir ve Ömer geldi. Ebu Bekir benden kovayı aldı. Su çekmesinde bir parça zayıflık olmakla birlikte bir ya da iki kova çekti. Allah ona mağfiret buyurasıca. Daha sonra Hattab'ın oğlu kovayı Ebu Bekir'in elinden aldı. Elinde büyük bir kovayla döndü. Ben insanlar arasında onun çekişi gibi çeken bir başkasını daha görmedim. O kadar su çekti ki nihayet insanlar etrafında yerleşti." Vehb dedi ki: (İnsanlar etrafına yerleşti anlamı verilen) el-atan kelimesi, develerin çöktükleri yer demektir. Nihayet develer suya kandı ve çöktü, demek istemektedir

27

İbn Abbas r.a. dedi ki: "Ben bir topluluk arasında ayakta duruyorken Ömer b. el-Hattab'a -teneşiri üzerine yerleştirilmiş iken- dua ettiler. Bir de ne göreyim, arkamdan bir adam dirseğini omzumun üzerine koymuş şöyle diyordu: Allah sana rahmet eylesin. Gerçekten ben Allah'ın seni iki arkadaşın ile birlikte kılacağını ümit ediyorum. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Ben, Ebu Bekir ve Ömer ile şöyle idik. Ben, Ebu Bekir ve Ömer şunu yaptık. Ben, Ebu Bekir ve Ömer gittik dediğini çokça işitirdim. Gerçekten ben Allah'ın seni onlarla birlikte bir araya getireceğini ümit ederim. Dönüp baktığımda onun Ali b. Ebi Talib olduğunu gördüm

28

Urve b. ez-Zübeyr dedi ki: "Ben Abdullah b. Amr'a müşriklerin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yaptıkları en ağır muamelenin ne olduğunu sordum. Dedi ki: Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kılarken Ukbe b. Ebî Muayt'ın yanına geldiğini gördüm. Ridasını onun boynuna doladı ve o ridayla onu şiddetle boğmaya başladı. Ebû Bekir geldi ve onu Allah Resulü'nün üzerinden itip uzaklaştırarak: 'Sizler —Rabbinizden size apaçık deliller getirmiş olduğu halde— Rabbim Allah'tır dediği için bir adamı mı öldüreceksiniz?' [Mü'min, 28] dedi."

29

Cabir b. Abdullah r.a.'dan dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "(Rüyamda) cennete girdiğimi gördüm. Karşımda Ebu Talha'nın hanım ı Rumeysa'yı görüyordum. Diğer taraftan bir hareket duydum. Bu kimdir dedim. Bu Bilal'dir dedi. Avlusunda bir cariyenin durduğu bir köşk gördüm. Bu köşk kimindir, dedim. Ömer'indir dedi. Köşkün içerisine girip, içine bakmak istedim, fakat (ey Ömer) senin kıskançlığını hatırladım. Ömer dedi ki: Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Resulü, senden mi kıskanacağım?" Bu Hadis 5226 ve 7024 numara ile gelecektir

30

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Bizler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bulunuyorken o şöyle deyiverdi: Ben uyurken kendimi cennette gördüm. Bir köşkün yanında abdest alan bir kadın gördüm. Bu köşk kimindir, dedim. Ömer'indir, dediler. Ben de onun kıskançlığını hatırlayınca geri dönüp gittim. Ömer ağladı ve: Ey Allah'ın Resulü, senden mi kıskanacağım, dedi

31

Hamza'nın, onun babasından rivayetine gör'e Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ben uyurken --sütü kastederek-- içtim. Nihayet süte kanmışlığımın tırnağımda -ya da tırnaklarımda- aktığını hissettim. Sonra Ömer'e verdim. Ey Allah'ın Resulü, ne diye yorumladın, diye sordular. O da: İlim, diye cevap verdi

32

Abdullah b. Ömer r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Rüyada kendimi bir kuyu başında, genç bir dişi devenin kovası ile su çektiğimi gördüm. Ebu Bekir geldi, nispeten zayıf bir şekilde bir ya da iki kova çekti. Allah onu mağfiret etsin. Daha sonra Ömer b. el-Hattab geldi. O kova büyükçe bir kovaya dönüştü. Onun çekişi gibi çeken bir dahi görmedim. Nihayet insanlar suya kandı ve etrafa konakladılar." İbn Cubeyr dedi ki: el-Abkarı (dahi anlamı verilen kelime aynı zamanda) oldukça güzel yaygı demektir. Yahya der ki: Zerabi: (Enli ve güzel yaygı) ince saçakları bulunan güzel yaygılar demektir. "Saçılmış" pek çok demektir. İbn Cubeyr'den nakledilen lafza dair açlklamaıar: er-Rahman 76 ile el-Gaşiye, 15 ayetlere dairdir

33

Muhammed b. Said b. Ebi Vakkas dedi ki: "Ömer b. el-Hattab r.a., Resulullah'ın huzuruna girmek üzere izin istedi. Yanında da onunla konuşan ve ondan kendilerine daha çok vermesini isteyen, seslerini onun sesinden yükselten Kureyşli kadınlar da vardı. Ömer b. el-Hattab girmek için izin isteyince hemen kalkıp perdenin arkasına çekildiler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de girmek üzere ona izin verdi. Ömer girdiğinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gülüyordu. Ey Allah'ın Resulü Allah dişlerini gösterireesine seni gülümsetsin, (gülümsemenizin sebebi ne olabilir)? dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Az önce yanımda bulunan şu kadınlara şaştım. Senin sesini işitir işitmez alelacele kalkıp perdenin (hicabın) arkasına çekildiler. Ömer dedi ki: Onların senden çekinmeleri daha uygundur, ey Allah'ın Resulü. Daha sonra Ömer (kadınlara hitaben) dedi ki: Ey kendi öz nefislerine düşman olan kadınlar, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den çekinmez de benden mi çekinirsiniz? Kadınlar: Evet diye cevap verdiler. Çünkü sen Resulullah'tan farklı olarak sert ve haşinsin. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Başka bir konuya geçelim ey Hattab'ın oğlu, nefsim elinde olana yemin ederim ki, şeytan bir yolda giderken seninle karşılaşacak olursa mutlaka o senin gittiğin yoldan bir başka yola geçer

34

Abdullah (r.a. dediki): "Ömer Müslüman olduğundan itibaren hep güçlü olduk" demiştir. Bu Hadis 3863 numara ile gelecektir

35

İbn Abbas dedi ki: "Ömer teneşiri üzerine konuldu. İnsanlar dört bir yandan onun etrafını sardılar. Daha (yerinden) kaldırılmadan ona dua etmeye, salat etmeye (namazını kılmaya) koyuldular. -Bende aralarında bulunuyordum.Bir de baktım ki arkamdan bir adam omzumu yakalamış. Ali b. Ebi Talib olduğunu gördüm. Ömer'e rahmetler okuyarak dedi ki: Ameline benzer bir amelle Allah'ın huzuruna çıkmayı senden daha çok sevdiğim bir kimseyi geri bırakmadın. Allah'a yemin ederim, Allah'ın seni iki arkadaşınla birlikte kılacağını hep zannetmişimdir. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Ben, Ebu Bekir ve Ömer gittim. Ben, Ebu Bekir ve Ömer girdim. Ben, Ebu Bekir ve Ömer çıktım derken çok işitmişimdir

36

Enes b. Malik r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, beraberinde Ebu Bekir, Ömer ve Osman olduğu halde Uhud'a çıktı. Onlar Uhud'un üzerinde iken sarsıldı. Ayağıyla onu vurarak: Sağlam dur Uhud! Senin üzerinde bir nebi, ya bir sıddık ya da iki şehitten başka kimse yoktur, diye buyurdu

37

Zeyd b. Eslem babasından şöyle dediğini rilayet etmektedir: "İbn Ömer bana onun -yani Ömer'in- bazı durumları hakkında soru sordu. Ben de ona anlattım. (İbn Ömer) bunun üzerine dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra, onun ruhunun kabzedilmesinden sonra Ömer b. el-Hattab'dan daha gayretle çalışan ve daha cömert bir kimseyi -ömrümün sona erdiği zamana kadar- görmedim

38

Enes r.a. dedi ki: "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kıyamete dair soru sordu. Kıyamet ne zaman kopacaktır, dedi. Allah Resulü: Onun için ne hazırladın, diye sordu. Adam hiçbir şey, dedi. Ancak ben Allah'ı ve Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i seviyorum. Allah Resulü: Sen sevdiğin kimselerle berabersin, diye buyurdu." Enes dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: Sen sevdiğin kimselerle berabersin sözüne sevindiğimiz kadar hiçbir şeyden dolayı sevinmedik. Enes dedi ki: İşte ben de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i, Ebu Bekir'i ve Ömer'i seviyorum. Onlara olan sevgim sebebiyle -onların amelleri gibi amelde bulunamamış olsam dahi onlarla birlikte olmayı ümit ediyorum." Bu Hadis 6167,6171,7153 numara ile gelecektir

39

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden önceki ümmetler arasında muhaddes insanlar vardı. Eğer benim ümmetim arasında (böyle) birisi olacaksa şüphesiz ki o Ömer'dir." Ebu Hureyre dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Andolsun sizden öncekiler arasında -yani İsrailoğulları arasında- nebi olmadıkları halde kendileri ile konuşulan adamlar vardı. Eğer benim ümmetim arasında onlardan birisi varsa o da Ömer'dir." İbn Abbas (el-Hac, 52. ayet-i kerimede geçen "ve la nebiyyin" buyruğunu): ...... bir Nebi ve bir muhaddes ... " diyerek ("bir muhaddes" lafzını ilave ederek) okumuştur

40

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Vaktiyle bir çoban koyunlarıyla beraber iken kurt saldırıp, sürüden bir koyun kaptı. Çoban koyunun arkasından gitti ve nihayet onu kurtardı. Kurt ona dönerek: Peki, arslan saldırdığı (veya kıyamet) gününde onun yardımına kim gelecek? O gün benden başka ona çobanlık edecek kimse de olmayacak, dedi. İnsanlar: Subhanallah, dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: Şüphesiz ki ben de buna iman ediyorum, Ebu Bekir'de, Ömer de, diye buyurdu. O sırada Ebu Bekir de, Ömer de yoktu

41

Ebu Said el-Hudr'ı' r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Ben uyurken (rüyamda) insanların, üzerlerinde gömlekler olduğu halde bana arzedildiklerini gördüm. Bunların kimisi memelerine ulaşıyordu, kimisi bundan daha aşağı idi. Bana Ömer de üzerinde sürüklediği bir gömleği bulunduğu halde arzedildi. Ey Allah'ın Resulü ne diye te'vil ettin (yorumladın), diye sordular. O da: Din! diye cevap verdi

42

Misver b. Mahreme dedi ki: "Ömer hançerlenince acı çekmeye başladı. İbn Abbas -onun acılarını hafifletmeye çalışmak ister gibi- ona dedi ki: Ey Mu'minlerin emiri, varsın böyle olsun. Andolsun sen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e arkadaşlık ettin. Hem de onunla güzel arkadaşlık yaptın. Sonra o senden razı olduğu halde ondan ayrıldın. Daha sonra Ebu Bekir ile arkadaşlık ettiğin. halde ondan ayrıldın. Arkasından onların (diğer) arkadaşlarıyla arkadaşlık ettin, onlarla da arkadaşlığın güzel oldu. Şayet kendilerinden ayrılacak olursan şüphesiz onlar senden razı oldukları halde onlardan ayrılmış olacaksın. (Ömer) dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkadaşlığı ve onun hoşnutluğu ile ilgili olarak söylediklerin, hiç şüphesiz yüce Allah'tan bana bir lutuftur. Ebu Bekir'in sözünü ettiğin arkadaşlığı ve hoşnutluğu da hiç şüphesiz o da Allah'ın bana ihsan ettiği bir lutfudur. Gördüğün şu acı ve ızdırabıma gelince, o senin için ve senin arkadaşların içindir. Allah'a yemin ederim, eğer yeryüzünü dolduracak kadar altınım olsa şüphesiz Allah'ın azabından kurtulmak için -daha onu görmeden önce- fidye olarak verirdim." Ebu Muleyke, İbn Abbas'tan "Ömer'in yanına girdim ... " diyerek bu hadisi (böylece) zikretmiştir

43

Ebu Musa r.a. dedi ki: "Medine'deki bahçelerden birisinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idim. Bir adam gelerek kapının açılmasını istedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ona kapıyı aç ve onu cennetle müjdele, diye buyurdu. Ben de ona kapıyı açtım. Gelenin Ebu Bekir olduğunu gördüm. Ona Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dediği müjdeyi verdim. Bunun üzerine Allah'a hamdetti. Daha sonra bir başka adam geldi. Kapının açılmasını istedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ona kapıyı aç ve onu cennetle müjdele, diye buyurdu. Ona kapıyı açtım, Ömer olduğunu gördüm. Ben de ona Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in söylediğini haber verdim. Bunun üzerine o da Allah'a hamdetti. Daha sonra bir adam daha kapının açılmasını istedi. Bana: Ona kapıyı aç ve kendisine isabet edecek bir bela ile birlikte onu cennetle müjdele, diye buyurdu. Gelenin Osman olduğunu gördüm. Ona da Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dediğini bildirdim. O da Allah'a hamdetti. Sonra da: Allah'tan yardım talep ederiz, diye ekledi

44

Please clarify your request. Would you like this text translated into English, or is there another action you'd like me to take with it?

45

Ebu Musa r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir bahçeye girdi ve bana bahçenin kapısında bekçilik yapmamı emretti. Bir adam geldi (içeri girmek üzere) izin istedi. Allah Resulü: Ona izin ver ve onu cennetle müjdele, dedi. Gelen Ebu Bekir idi. Daha sonra bir başkası gelip izin istedi. Ona izin ver ve onu cennetle müjdele, dedi. Gelen Ömer'di. Daha sonra bir diğeri gelip izin istedi. Bir süre sustuktan sonra şöyle buyurdu: Ona izin ver ve kendisine isabet edecek bir bela ile birlikte onu cennetle müjdele. Gelen Osman b. Affan idi." Yine Ebu Musa'dan buna yakın rivayet gelmiş olup, o rivayette (ravilerinden) Asım şunu eklemektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem içinde su bulunan bir yerde diz kapaklarının -yahut diz kapağının- üzerlerini açmış olduğu halde oturuyordu. Osman girince de onu örttü

46

(Ubeydullah b. Adiy b. el-Hiyar'ın ona — yani Urve'ye — haber verdiğine göre) Misver b. Mahreme ile Abdurrahman b. Esved b. Abdi Yeğus, (Ubeydullah'a) dediler ki: "Senin (Osman'ın anne bir) kardeşi Velid hakkında Osman ile konuşmana engel olan nedir? Çünkü insanlar onun hakkında çokça konuşmaya başladılar." Bunun üzerine ben de Osman'a gittim. Onun namaza çıkmasını bekledim. "Sana bir ihtiyacım var ve bu aynı zamanda senin için bir nasihattir" dedim. O: "Ey adam, senden Allah'a sığınırım" — Ma'mer dedi ki: "Zannederim öyle dedi" — dedi. Ben de geri dönüp ikisinin yanına gittim. Bu sırada Osman'ın elçisi geldi. Bunun üzerine onun yanına gidince, "Nasihatin nedir?" diye sordu. Dedim ki: "Şüphesiz şanı yüce Allah Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i hak ile göndermiştir. Ona kitabı indirmiştir. Sen de Allah'ın ve Resulünün davetini kabul edenlerden oldun, iki defa hicret ettin. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından oldun, onun hidayet usulünü gördün. İnsanlar ise Velid hakkında çokça konuşmaya başladılar." Dedi ki: "Sen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yetiştin mi?" Ben: "Hayır" dedim, "fakat bana, örtüsünün arkasındaki bakire kıza onun ilminden ulaştığı kadar bir şeyler ulaştı" dedim. Dedi ki: "Şüphesiz Allah Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i hak ile göndermiştir. Ben de Allah'ın ve Resulünün davetini kabul edenlerden oldum. Onunla gönderilenlere iman ettim. Dediğin gibi iki defa hicret ettim, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sohbetinde bulundum, ona biat ettim. Allah'a yemin olsun ki ona isyan etmedim, Allah onun ruhunu kabzedinceye kadar onu aldatmadım. Daha sonra Ebu Bekir'e karşı durumum da böyle idi. Sonra Ömer'e karşı durumum da bu oldu. Bundan sonra ben halifeliğe getirildim. Onların sahip oldukları hak kadar benim hakkım yok mu?" Ben: "Elbette vardır" dedim. Dedi ki: "O halde sizden bana kadar gelen bu konuşmalar ne oluyor? Velid ile ilgili söylediklerine gelince, inşallah bu hususta hakka uygun ne ise onu yapacağız." Sonra Ali'yi çağırdı, ona celde vurmasını emretti; o da ona seksen celde vurdu. Bu Hadis 3872 ve 3927 numara ile gelecektir.

47

İbn Ömer r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında kimseyi Ebu Bekir'e denk saymazdık. Ondan sonra Ömer, ondan sonra Osman gelir, diyorduk." Sonra da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabını aralarında fazilet farkı gözetmeksizin bırakırdık

48

Osman -ki İbn Mevheb'dir-'den dedi ki: "Mısır halkından bir adam geldi ve Beyt'i haccetti. Oturmaktlan bir topluluk gördü. Bunlar kimlerdir, diye sordu. Bunlar Kureyş'tir, dediler. Aralarındaki bu yaşlı adam kimdir, diye sordu. Abdullah b. Ömer'dir dediler. Adam: Ey İbn Ömer dedi, ben sana bir hususa dair soru soracağım, sen de bana onun hakkında (bildiklerini) anlat. Osman'ın Uhud günü kaçtığını biliyor musun? İbn Ömer: Evet dedi. Peki, Bedir'de bulunmadığını ve Bedir'e tanık olmadığını da biliyor musun? Evet, dedi. Adam: Peki, onun Rıdvan bey'atinde de bulunmadığını, orada hazır olmadığını da biliyor musun, diye sordu. İbn Ömer, evet dedi. Adam: Allahu ekber dedi. İbn Ömer dedi ki: Gel de sana açıklayayım: Onun Uhud günü kaçışını ele alalım. Şehadet ederim ki Allah onu affetmiş ve ona mağfiret etmiştir. Bedir'de bulunmayışına gelince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızı onun nikahı altında idi ve hastalanmıştı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Senin için de Bedir'de fiilen bulunan kimsenin ecri ve (ganimetten) payı vardır, diye buyurdu. Rıdvan bey'atinde bulunmayışına gelince, şayet Mekke vadisinde Osman'dan daha aziz birisi bulunsaydı onun yerine onu gönderirdi. Resulullah, Osman'ı gönderdi. Rıdvan bey'ati ise Osman'ın Mekke'ye gidişinden sonra olmuştu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sağ elini göstererek: Bu Osman'ın elidir dedi ve onu diğer eline vurarak, bu (bey'at) da Osman içindir, dedi. İbn Ömer adama: Şimdi bunları beraberinde al ve git, dedi

49

Please clarify your request regarding this text. Would you like a translation, a summary, an explanation of a specific topic, or something else?

50

Amr b. Maymun said: I saw Umar (may Allah be pleased with him) in Madinah a few days before he was killed. He was standing with Hudhayfah b. al-Yaman and Uthman b. Hunayr and saying: "What have you done? Are you not afraid of having overburdened the land with more than it can bear?" They said: "We have loaded it with only what it can carry. There is nothing too great in what we have loaded upon it." He said to them: "Think carefully, lest you have burdened that land with more than it can handle." They again said: "No." Umar then said: "If Allah grants me well-being, I will ensure that the widows of the people of Iraq will never need to depend on anyone after me."

Amr said: Exactly four days passed, and then he was struck. He continued: On the morning of the assassination, I was standing and between him and me there was only Abdullah b. Abbas. — Whenever he passed between the rows, he would say: "Straighten your rows." When he saw no gaps between the rows, he would step forward and say the takbir. Sometimes in the first rak'ah he would recite Surah Yusuf or Surah al-Nahl or a surah of similar length, so that the latecomers could join the congregation. — But as soon as he said the takbir, I heard him say: "That dog has killed me — or has devoured me." He said this when the dagger was plunged into him. The disbeliever fled with a double-edged knife, stabbing everyone he passed on his right and left, until he had stabbed thirteen people, seven of whom died. When a Muslim man saw what he was doing, he threw a hooded cloak over him. When the disbeliever realized he would be captured, he slit his own throat

Umar took hold of the hand of Abdurrahman b. Awf and put him forward to lead the prayer. Those standing behind Umar saw this. Those at the edges of the mosque had not noticed anything, except that they could no longer hear Umar's voice, and they were saying: "Subhanallah!" Abdurrahman led them in a short prayer. When the prayer was finished, Umar said: "O Ibn Abbas, find out who killed me." After searching for a while, he returned and said: "The slave of al-Mughirah." Umar asked: "Is it that skilled craftsman slave of his?" Ibn Abbas said: "Yes." Umar said: "May Allah destroy him. I had commanded good treatment for him. Praise be to Allah who has not made my death come at the hand of a man who claims to be a Muslim. You and your father liked the proliferation of these disbelievers in Madinah." — Al-Abbas was indeed one of those who had the most slaves among them. — Ibn Abbas said: "If you wish, I will do it — meaning we will kill them." Umar said: "You are not right. After they have begun speaking your religion, praying facing your qiblah, and performing hajj as you do — would you do such a thing?

Umar was then carried to his home, and we went with him. The people behaved as if they had never before encountered any calamity. Some said: "It is nothing serious," while others feared he would die. Some nabidh (a type of drink) was brought to him and he drank it, but it came out through his wound. Then milk was brought to him and he drank it, and it also came out through his wound. They then knew he would die.

We entered his presence, and the people came in and began praising him. A young man came and said: "Rejoice, O Commander of the Faithful, for Allah gives you glad tidings! You were a companion of the Messenger of Allah (peace and blessings be upon him), you embraced Islam early as you know, then you were appointed caliph and you ruled with justice, and now you have been martyred." Umar said: "I wish all of that would come out even — neither in my favor nor against me." When the young man turned to leave, his garment was dragging on the ground. Umar said: "Call that young man back to me." He said to him: "O nephew, lift your garment. For that preserves the garment longer and is more befitting of piety toward your Lord."

He then said: "O Abdullah b. Umar, look into the debts I owe." They calculated his debts and found them to be eighty-six thousand or thereabouts. He said: "If the wealth of Umar's family covers this debt, then pay it from their wealth. If not, then ask the Banu Adi b. Ka'b, and if their wealth is not enough, then ask the Quraysh — but do not ask anyone outside of Quraysh — and pay this debt on my behalf."

"Go to the Mother of the Believers, Aishah, and convey Umar's greetings to her — but do not say 'the Commander of the Faithful,' for I am no longer the Commander of the Faithful today — and add: Umar b. al-Khattab requests permission to be buried beside his two companions."

Ibn Umar went, gave the greeting, and sought permission to enter. He then entered the presence of Aishah and found her sitting and weeping. He said to her: "Umar b. al-Khattab sends his greetings and requests permission to be buried beside his two companions." Aishah said: "I had wished that place for myself. But today I will give preference to Umar over myself and accept that it be allocated to him.

When Ibn Umar returned, they said: "Here comes Abdullah b. Umar." Umar said: "Lift me up." A man supported him and raised him. He asked: "What news have you brought?" Ibn Umar said: "The news you love, O Commander of the Faithful — she has given permission." Umar said: "Praise be to Allah. There was nothing more important to me than this. After my affairs are concluded, carry me there. Then give the greeting and say: Umar b. al-Khattab requests permission. If permission is given, bring me in. If I am turned away, then take me back to the Muslim cemetery."

The Mother of the Believers, Hafsah, and other women came with him. When we saw them, we stood up. She entered and wept over him for a while. The men asked permission to enter, and Hafsah withdrew to an inner area on their account. We could hear her weeping from inside.

Those around him said: "O Commander of the Faithful, leave a will and appoint a caliph." Umar said: "I find no one more deserving of this matter than those with whom the Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) was pleased when he passed away," and he named Ali, Uthman, al-Zubayr, Talhah, Sa'd, and Abdurrahman, then added: "Abdullah b. Umar will be present among you, but he shall have no part in this matter." — Umar said this as a way of consoling him. — "If the leadership falls to Sa'd, he is capable of it. Otherwise, whoever is appointed as leader should seek his assistance. I did not remove him due to incapacity or treachery."

He also added: "I advise the caliph after me to recognize and fulfill the rights of the early Muhajirin and to preserve their honored status. I also advise him to treat the Ansar well — those who made Madinah their home before the Muhajirin and who embraced the faith. He should accept the good deeds of those among them who do good and pardon the faults of those who err. I also advise him to treat the people of other lands well, for they are the supporters of Islam, the collectors of wealth, and the source of fury in the hearts of the enemy. He should take from them only what is surplus to their needs and what they willingly give. I advise him to treat the Bedouin Arabs well, for they are the origin of the Arabs and the foundational element of Islam. He should take the moderate portion of their wealth and return what he takes to the poor among them. I also advise him regarding the covenant of Allah and the covenant of His Messenger (peace and blessings be upon him). He should fulfill the terms of their treaties completely and fight to protect them. They should not be burdened with more than they are able to bear.

After Umar passed away, we brought him out and began to walk. Abdullah b. Umar gave the greeting and said: "Umar b. al-Khattab requests permission." Aishah said: "Bring him in." Umar was brought in and laid beside his two companions.

When the burial was complete, those men gathered together. Abdurrahman (b. Awf) said: "Delegate your affairs to three men from among you." Al-Zubayr said: "I give my right to Ali." Talhah said: "I give my right to Uthman." Sa'd said: "I transfer my right to Abdurrahman b. Awf." Abdurrahman said to Ali and Uthman: "Whichever of you two relinquishes this matter, we will entrust it to him, and Allah and the Muslims will bear witness that he will choose the most virtuous among them." When both of them remained silent, Abdurrahman said: "Then will you both entrust this matter to me? By Allah, I will spare no effort in choosing the most virtuous among you." Both said: "Yes."

He took the hand of one of them and said: "You have kinship with the Messenger of Allah (peace and blessings be upon him), and as you know, you have a distinguished precedence in Islam. By Allah, if I appoint you as leader, you will surely act with justice, and if I appoint Uthman as leader, you will surely listen to him and obey him." Then he spoke privately with the other and said the same to him. After taking this pledge, he said: "O Uthman, raise your hand," and he pledged allegiance to him. Ali also pledged allegiance to him. Then the others present in the house pledged allegiance to him as well.

51

Sehl b. Sa'd r.a.'dan rivayete göre; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Andolsun yarın sancagı Allah'ın onun elleri ile fethi nasip edeceği bir adama vereceğim, diye buyurdu (Sehl) dedi ki: İnsanlar gecelerini, bu sancak hangilerine verilecek diye konuşarak geçirdiler. Herkes sabah olunca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti. Hepsi de sancağın kendilerine verileceğini ümit ediyordu. Ali b. Ebi Talib nerede, diye sordu. Onlar: Ey Allah'ın Resulü gözlerinden rahatsız, diye cevap verdiler. Ona haberci gönderin ve onu yanıma getirin, diye buyurdu. Ali yanına gelince, gözlerine tükürdü, ona dua etti. Hemen iyileşti. Hiç rahatsızlanmamış gibi oldu. Ona sancağı verdi. Ali: Ey Allah'ın Resulü, onlar da bizim gibi oluncaya kadar onlarla savaşayım mı, diye sordu. Allah Resulü şöyle buyurdu: Onların düzlüklerine ininceye kadar ağır ağır git. Sonra onları İslam'a davet et ve onlara bu hususta yerine getirmeleri gereken Allah'ın üzerlerindeki haklarını haber ver. Allah'a yemin ederim, Allah'ın senin vasıtan ile bir tek adama hidayet vermesi, senin için kırmızı develere sahip olmaktan daha hayırlıdır

52

Selerne dedi ki: "Ali r.a., Hayber'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den geri kalmıştı. Gözlerinden rahatsız idi. Ben mi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den geri kalacağım, dedi ve yola koyulup, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti. Yüce Allah'ın, ertesi sabahında fethi nasip kıldığı gecenin akşam ında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Andolsun yarın bu sancağı Allah'ın ve Resulünün kendisini sevdiği -yahut da Allah'ı ve Resulünü seven diye buyurdu- ve Allah'ın kendisine fethi nasip edeceği bir adama vereceğim -ya da bir adam alacaktır.- Bir de baktık ki -hiç o alacağını ümit etmediğimiz- Ali, işte Ali dediler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellern de sancağı ona verdi, Allah da ona fethi nasip erti

53

Ebu Hazim'in babasından rivayet ettiğine göre: "Bir adam Sehl b. Sa'd'ın yanına gelerek dedi ki: Bu --Medine emırini kastediyor-- filankes minberin yakınında Ali'yi (alışılmadık bir şekilde) çağırıyor. Sehl: Ne diyor diye sordu. Adam: Ona Ebu Turab diyor dedi. Sehl bundan dolayı güldü ve dedi ki: Allah'a yemin ederim bu adı ona Nebiden başkası vermedi. Onun da ondan daha çok sevdiği bir adı yoktu. Bunun üzerine ben de Sehl'den bana olayı anlatmasını isteyerek: Ey Abbas'ın babası bu nasılolmuştu, diye sordum. Dedi ki: Ali, Fatıma'nın yanına girip çıktı. Sonra da mescide gidip yattı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Amcanın oğlu nerededir, diye sordu. Fatıma: Mesciddedir dedi. Onun yanına çıkıp gidince üzerindeki ridasının sırtından düşmüş olduğunu ve sırtına da toprağın yapışmış olduğunu gördü. Sırtından toprakları silerken ona -iki defa-: Otur ey Ebu Turab, diyordu

54

Sa'd b. Ubeyde dedi ki: "Bir adam İbn Ömer'in yanına gelerek ona Osman hakkında sordu. O da yaptığı güzel işlerden söz etti. 'Muhtemelen bu senin hoşuna gitmez' dedi. O da 'Evet' deyince, İbn Ömer: 'Allah senin burnunu yere sürtsün!' dedi. Daha sonra adam ona Ali hakkında sordu. Onun da yaptığı güzel şeyleri söz konusu etti ve: 'İşte o böyle biriydi. Onun evi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in evlerinin tam ortasındaydı.' Daha sonra adama: 'Herhalde bu da senin hoşuna gitmez' deyince, adam yine 'Evet' dedi. İbn Ömer dedi ki: 'Allah senin burnunu yere sürtsün! Bana karşı elinden ne geliyorsa yapabilirsin.'"

55

İbn Ebi Leyla dedi ki: "Ali r.a.'ın bize anlattığına göre Fatıma aleyhesselam değirmen taşı ile öğütmenin (elinde) bıraktığı izlerden şikayette bulundu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e (bir gazveden) alınan esirler getirildi. Gitti, fakat onu bulamadı. Aişe'yi buldu, durumu ona haber verdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelince, Aişe ona Fatıma'nın geldiğini haber verdi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza geldi. --Bu sırada yatmış bulunuyorduk.-- Kalkmak istedim, olduğunuz yerde durunuz diye buyurdu. İkimizin arasında oturdu. O kadar ki ayaklarının serinliğini göğsümün üzerinde hissettim. Şöyle buyurdu: Size benden istediğinizden daha hayırlı olanını öğretmeyeyim mi? Yatacağınız vakit otuzdört defa tekbir getirirsiniz, otuzüç defa tesbih edersiniz, otuzüç defa da hamd edersiniz. Bu sizin için bir hizmetçiden daha hayırlıdır

56

Said dedi ki: Ben İbrahim b. Saidiı babasından şöyle dediğini nakIederken dinledim: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ali'ye dedi ki: Harun'un, Musa nezdindeki konumu ne ise sen de bana göre aynı konumda olmaya razı gelmez misin?" Bu hadis 4916 numara ile gelecektir

57

Please clarify your request. What would you like me to do with this text? Options include: translation (to which language?), summary, explanation of a specific topic, or another action.

58

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "İnsanlar: Ebu Hureyre çok hadis naklediyor diyorlardı. Ben ise karın tokluğuna Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanından ayrılmıyordum. Öyle ki mayalı ekmek yemez, yumuşak, güzel elbiseler giyinmezdim, ne filan adam, ne filan kadın da bana hizmet etmezdi. Açlıktan dolayı karnımı yerdeki çakıl taşlarına yapıştırıyordum ve ben --beni alır, bana yemek yedirmeye götürür ümidiyle-- bildiğim bir ayeti bir adama okumasını (ve bana öğretmesini) isterdim. İnsanlar arasında da yoksullara karşı en hayırlı olan kişi Cafer b. Ebi Talib idi. O bizi alır, götürür, evinde ne varsa bize yedirirdi. Hatta o bize içinde hiçbir şey kalmamış olan yağ tulumunu önümüze koyar, biz de bu kabı ortadan yarar, onun içindekileri yalardık

59

Şa'bi'den rivayete göre İbn Ömer r.a. Ca'fer'in oğluna selam verdi mi: "Ey Zülcenaheyn (iki kanatlı)in oğlu, es-selamu aleyke derdi." Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: İki cenah, her iki taraf demektir. Bu Hadis 401 4264 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cafer b. Ebi Talib el-Haşimı'nin menkıbeleri" Cafer, Ali r.a.'ın annebaba bir kardeşidir. Ondan on yaş daha büyüktü. İleride Meğazi (gazalar) bölümünde 4261 numaralı hadiste açıklaması geleceği üzere Mute'de kırk yaşını geçkin şehit düşmüştür. "el-Habır (güzel elbiseler) giymezdim." Kastedilen el-Habır, çizgili ve nakışlı olan güzel elbiseler demektir. "Yağ tulumu (el-ukke)" yağın konulduğu kap (tulum) demektir. "İbn Ömer, Cafer'in oğluna selam verdiğinde" kastedilen kişi ise Cafer b. Ebi Talib'in oğlu Abdullah'tır. el-İsmail1'nin rivayetinde Huşeym'in, şöyle dediği rivayet edilmektedir: Bizler eş-Şa'bl'ye: Cafer'in oğluna Zülcenaheyn'in oğlu da deniliyor mu idi, diye sorduk. O: Evet dedi. Ben İbn Ömer'in bir gün onun yanına gittiğini ya da onunla karşılaştığını ve ona Zulcenaheyn'in oğlu es-selam u aleyke, diye ona selam verdiğini gördüm. "Ey Zülcenaheyn'in oğlu es-selamu aleyk." Bu sözleriyle Abdullah b. Cafer'• in rivayet ettiği hadise işaret ediyor gibidir. O dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana dedi ki: Ne mutlu sana, senin baban semada meleklerle birlikte uçuyor." Hadisi Tabedmi hasen bir senedIe rivayet etmiştir

60

Enes r.a.'dan rivayete göre "Ömer b. el-Hattab kıtlık oldu mu Abbas b. Abdulmuttalib ile yağmur duasına çıkar ve şöyle derdi: Allah'ım, bizler, (hayatta iken) Nebimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i vesile ederek sana dua ediyor, sen de bize yağmur yağdırıyordun. Şimdi de Nebiimizin amcası vesilesi ile sana dua ediyoruz, bize yağmur yağdır." (Enes) dedi ki: Ve onlara yağmur yağdırılırdı. Bu Hadis 1010 numara ile geçmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Abbas b. Abdulmuttalib" Bu başlık altında Enes'in rivayet ettiği hadisi zikretmiş bulunmaktadır. el-Abbas, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den iki ya da üç yıl daha yaşlı idi. Meşhur olan görüşe göre o Mekke'nin fethinden önce Müslüman olmuştur. Bundan önce Müslüman olduğu da söylenmiştir. Bu da uzak bir ihtimal değildir. Ancak Mekke fethinden önce hicret etmediği için Ömer onun faziletini bilmekle onun vesilesi ile yağmur dilernek ile birlikte, (kendisinden sonraki halifeyi seçecek olan) şura ehli arasına almamıştır .. İleride Aişe radıyaHahu anh€ı'nın rivayet ettiği Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem'in amcası el-Abbasla gösterdiği saygı ve tazime dair hadis, Meğazi bölümünün sonlarında Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem'in vefatından sözederken zikredilecektir. el-Abbas'ın künyesi Ebu'l-Fadl olup, Osman radıyall€ıhu anh'ın halifeliği döneminde 32 yılında, seksen küsur yaşında olduğu halde vefat etmiştir;

61

Aişe r.anha dedi ki: "Fatıma (ona selam olsun) Ebu Bekir'e haber göndererek: Allah'ın, Resulüne fey' olarak verdiklerinden olan ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den kendisine miras olarak kalan, Medine ile Fedek'te bulunan Nebi'in sadaka olan malını ve Hayber'in beşte birinden kalanı istedi." [-3712-] Ebu Bekir dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bize mirasçı olunmaz. Biz geriye ne bırakırsak o bir sadakadır. Muhammed'in ailesi bu maldan -Allah'ın malını kastediyor- yiyebilirler fakat yediklerinden daha fazlasını almaya hakları yoktur. Bana gelince, Allah'a yemin ederim, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sadakalarından hiçbir şeyi değiştirmeksizin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde nasıl idiyse öyle bırakacağım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunlarda nasıl bir uygulama yaptıysa aynen öylesini yapacağım. Ali r.a. teşehhüd ettikten sonra dedi ki: Ey Ebu Bekir, biz senin faziletini biliyoruz -deyip sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e olan akrabalıklarını ve haklarını hatırlattı. Bunun üzerine Ebu Bekir konuşarak: Nefsim elinde olana yemin ederim ki, Restilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in akrabalarını gözetmeyi kendi akrabalarımı gözetmekten daha çok severim, dedi

62

İbn Ömer'in rivayetine göre "Ebu. Bekir r.a. dedi ki: Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hatırını, ehl-i beyti hususunda gözetiniz,'' Bu Hadis 3751 numara ile gelecektir

63

Misver b. Mahreme'den rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Fatıma benim bir parçamdır. Onu kızdıran beni de kızdırmış olur

64

Narrated from Aisha (may Allah be pleased with her), she said: "During the illness that led to his death, the Prophet (peace and blessings of Allah be upon him) called his daughter Fatimah and whispered something to her, whereupon she wept. Then he called her again and whispered something to her, and this time she laughed. Aisha said: I asked her about this. [-3716-] She said to me: 'When the Prophet (peace and blessings of Allah be upon him) whispered to me the first time, he informed me that he would pass away during this illness of his. So I wept. Then he whispered to me again and informed me that I would be the first of his household to follow him. So I laughed.'"


Fath al-Bari Commentary:

Regarding the chapter heading "Virtues of the Relatives of the Messenger of Allah (peace and blessings of Allah be upon him)," the phrase "relatives of the Prophet (peace and blessings of Allah be upon him)" refers to those of his relatives who kept his company and descended from his closest grandfather, Abdulmuttalib, or those — men and women — who saw him.

These include: Ali and his children from Fatimah (peace be upon her) — Hasan, Husayn, Muhsin, and Umm Kulthum — as well as Ja'far and his children: Abdullah, Awn, and Muhammad. It is also said that Ja'far ibn Abi Talib had a son named Ahmad. Another relative from this group is Aqil, another son of Abu Talib, and his son Muslim ibn Aqil.

Also included are Hamza ibn Abdulmuttalib and his children Ya'la, Umarah, and Umaymah; Abbas ibn Abdulmuttalib and his ten sons: al-Fadl, Abdullah, Qutham, Ubaydullah, al-Harith, Ma'bad, Abdurrahman, Kathir, Awn, and Tammam. Concerning them, al-Abbas said: "With Tammam they became complete, thus reaching ten. O my Lord, make them noble and among the righteous." It is also said that each of them narrated hadith. Among al-Abbas's daughters were Umm Hubayb, Aminah, and Safiyyah, most of whom were born from Umm al-Fadl (Lubabah)

Other relatives include Mu'attib ibn Abi Lahab, and al-Abbas ibn Utbah ibn Abi Lahab — the latter being the husband of Aminah, the daughter of al-Abbas. Also among them are: Abdullah ibn al-Zubayr ibn Abdulmuttalib; his sister Dubaa'ah, who was the wife of al-Miqdad ibn al-Aswad; Abu Sufyan ibn al-Harith ibn Abdulmuttalib and his son Ja'far; Nawfal ibn al-Harith ibn Abdulmuttalib and his two sons al-Mughirah and al-Harith; and the daughters of Abdulmuttalib: Umaymah, Arwa, Atikah, and Safiyyah. Safiyyah accepted Islam and became one of the Companions

With the words "Observe the rights of Muhammad regarding his household (Ahl al-Bayt)," he is addressing other people and advising them to honor and protect his household. "To observe (muraqabah)" something means to guard and preserve it — that is, protect his rights by watching over them, do not harm them, and do not wrong them.

Following this, the hadith of al-Miswar is cited: "Fatimah is a part of me. Whoever angers her angers me." This is part of the hadith narrating the story of Ali (may Allah be pleased with him) seeking to marry the daughter of Abu Jahl. It will be recorded in full detail later, in the biography of Abu'l-As ibn Rabi' (in hadith no. 3729).

As for the hadith narrated by Aisha (may Allah be pleased with her) — "The Prophet (peace and blessings of Allah be upon him) whispered something to her and she wept" — it will be explained along with its full commentary toward the end of the Maghazi (Military Campaigns) section, in the chapter on the passing of the Prophet (peace and blessings of Allah be upon him), in hadith no. 4433.

65

Mervan b. Hakem dedi ki: "Osman b. Affan r.a.'ın, رعاف Ruaf (burun kanaması) yılı diye bilinen yılda aşırı derecede burnu kanadı. O kadar ki hacca gitmesini engelledi ve vasiyetini yaptı. Kureyş'ten bir adam onun yanına girerek, yerine halife göster, dedi. Osman r.a.: Bu sözü söylediler mi, diye sordu. O: Evet dedi. Peki kimi, diye sorunca, sustu. Yanına bir başka adam -zannederim el-Haris- girdi. O da: Yerine halife göster dedi. Osman, kim olsun dediler mi, diye sordu. Evet, dedi. Peki, o dedikleri kimdir, diye sordu, fakat el-Haris sustu. Osman: Onların söyledikleri Zubeyr olmalıdır, dedi. O, evet dedi. Osman dedi ki: Nefsim elinde olana yemin ederim ki bildiğim kadarıyla o, onların en hayırlılarıdır ve şüphesiz o aralarında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in en çok sevdiği kişi idi." Bu Hadis 3718 numara ile gelecektir

66

Yine Mervan b. Hakem dedi ki: "Osman'ın yanında idim. Ona bir adam gelerek: Yerine halife göster dedi. O, bu söylendi mi, diye sordu. Evet, Zubeyr (olsun, diyorlar), dedi. Osman: Allah'a yemin ederim, siz de biliyorsunuz ki o sizin en hayırlılarınızdır, dedi ve bu sözlerini üç defa tekrarladı

67

Cabir r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz her bir nebinin bir havarisi vardır ve gerçekten benim havarim Zubeyr b. Awam'dır

68

Abdullah b. Zubeyr dedi ki: "Ahzab (Hendek gazvesi) günü ben ve Ömer b. Ebi Selerne kadınlar arasında kalmakla görevlendirilmiştik. Etrafıma bakınca ne göreyim (babam) Zubeyr atı üzerinde iki ya da üç defa Kureyza oğullarına gidip geliyordu. Evimize döndüğümde: babacığım, senin gidip geldiğini gördüm (sebebi nedir), dedim. O: Yavrucuğum gerçekten sen beni gördün mü diye sordu. Ben: Evet deyince, dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kureyza oğullarına kim gider de onların durumuna dair bana haber getirir, demişti. Bunun üzerine ben de yola koyuldum. Geri döndüğümde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hem annesini, hem de babasını bir arada zikrederek: Babam anam sana feda olsun, dedi

69

Urve'den, rivayete göre, "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabı Yermuk vakası günü Zubeyr'e dediler ki: Bizim de seninle hamle yapmamız için sen hamle yapmaz mısın? O da onlara bir hamle yapınca, omzuna iki darbe indirdiler. Bu iki darbe arasında da Bedir günü yemiş olduğu bir başka darbe vardı. Urve der ki: Ben küçükken parmaklarımı bu darbelerin bulunduğu yere sokar ve oynardım." Bu ileride 3973 ve 3875 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "ez-Zubeyr b. el-Awam" b. Huveylid b. Esed b. Abdu'l-Uzza b. Kusayy "ın menkıbeleri" Nesebi Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte Kusay'da birleşmektedir. Her ikisinin de Kusay ile aralarındaki ata sayısı aynıdır. Annesi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in halası Abdulmuttalib'in kızı Safiye'dir. Künyesi Ebu Abdullah'tır. Hakim sahih bir sened ile Urve'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: "ez-Zubeyr sekiz yaşında iken Müslüman oldu."

70

Ebu Osman dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in savaştığı o günlerden birisinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Talha ile Sa'd'den başkası sebat göstermemişti. (Ebu Osman bunu) ikisinden naklettiği hadislere dayanarak söylemiştir." Bu Hadis 4060 ve 4061 numara ile gelecektir

71

Kays b. Ebi Hazim dedi ki: "Talha'nın, kendisi ile Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i koruduğu elinin felç olmuş olduğunu gözlerimle gördüm."

72

Said b. el-Müseyyeb dedi kİ: Ben Sa'd'ı şöyle derken dinledim: "Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem benim için babasını ve annesini bir arada zikretti (ve babam anam sana feda olsun, dedi.)" Bu Hadis 4055,4056 ve 4057 numara ile gelecektir. Diğer tahric edenler: Tirmizi edeb; Müslim, Fedail-üs Sahabe Tirmizi rivayetinde: Bu hadis hasen sahihtir. Demiştir

73

Amir b. Sa'd, babasının şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Andolsun ben kendimi İslamın üçte biri olarak görmüşümdür." Bu Hadis 3727 ve 3858 numara ile gelecektir

74

Utbe b. Ebi Vakkas dedi ki: Ben Said b. el-Museyyeb'i şöyle derken dinledim: Ben Sad b. Ebi Vakkas'ı şöyle derken dinledim: "Benim İslam'a girdiğim gün, benden başka hiçbir kimse Müslüman olmuş değildir. Yedi gün süre ile ben İslamın üçte biri olarak kaldım

75

Please clarify your request. What would you like me to do with this text about Sa'd ibn Abi Waqqas r.a. and the explanations from Fath al-Bari? Options include: translation (to which language?), summary, explanation of a specific topic, or another action.

76

Misver b. Mahreme dedi ki: Ali, Ebu Cehil'in kızına talip oldu. Fatıma bunu işitti ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına giderek şöyle dedi: "Kavmin, kızların için kızıp öfkelenmediğini ileri sürüyor. İşte Ali, Ebu Cehil'in kızıyla evlenecek." Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ayağa kalktı. Teşehhüdünü getirdikten sonra şöyle dedi: "Ebu'l-As b. er-Rabi'e kızımı nikahladım. O bana ne söylediyse doğru söyledi, sözünde durdu. Şüphesiz Fatıma benim bir parçamdır. Onun hoşuna gitmeyen bir şeyden ben de hoşlanmam. Allah'a yemin ederim, Resulullah'ın kızı ile Allah'ın düşmanının kızı aynı adamın yanında bir arada bulunamaz." Bunun üzerine Ali, talip olmaktan vazgeçti. Misver'den şu rivayet de gelmiştir: "Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in, Abdüşems oğullarından olan bir damadını söz konusu ettiğini, bu akrabalığı hususunda ondan övgüyle ve güzel bir şekilde bahsettiğini, ardından şunları eklediğini işittim: 'O, konuştuğunda bana doğruyu söyledi; söz verdiğinde sözünde durdu.'"

77

Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir askeri birlik gönderdi ve Usame b. Zeyd'i onlara kumandan tayin etti. Bazı insanlar onun kumandanlığına dil uzattılar. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Siz (şu anda) onun kumandanlığına dil uzatıyorsanız gerçek şu ki, daha önce de babasının kumandanlığına dil uzatmış idiniz. Allah'a yemin ederim ki babası kumandanlığa layık birisi idi ve şüphesiz onun babası benim insanlar arasında en sevdiğim kişilerdendi. Şüphesiz bu da ondan sonra benim insanlar arasında en sevdiğim kişilerdendir."

78

Aisha (may Allah be pleased with her) said: "While the Prophet (peace and blessings be upon him) was with me, a physiognomist (qā'if) came in. At that time, Usama ibn Zayd and his father Zayd ibn Haritha were also lying down. The physiognomist said: 'These feet belong to one another (i.e., they are from the same lineage).'" The narrator said: "The Prophet (peace and blessings be upon him) was pleased by this and, out of joy at what had been said, informed Aisha of it.

Other references: Muslim, Radā' (breastfeeding); Tirmidhi, Walā'; Abu Dawud and Nasa'i, Talaq.

Fath al-Bari Commentary:

"The virtues of Zayd ibn Haritha, the freed slave of the Prophet (peace and blessings be upon him).

Zayd ibn Haritha was from the tribe of Banu Kalb. He had been taken captive during the pre-Islamic period (Jahiliyyah). Hakim ibn Hizam purchased him for his aunt Khadija. The Prophet (peace and blessings be upon him) asked Khadija (may Allah be pleased with her) to gift him to him. Muhammad ibn Ishaq mentioned his story in his work al-Sīra. According to this account, Zayd's father and uncle came to Mecca and found him, wishing to ransom and free him. The Prophet (peace and blessings be upon him) gave Zayd the freedom to choose between staying and leaving. Zayd chose to remain with the Prophet (peace and blessings be upon him). Zayd ibn Haritha was martyred at the Battle of Mu'ta. Usama ibn Zayd passed away in Medina, or according to some, in Wadi al-Qura, in the year 54 AH, though it has also been said he died earlier. He also resided for a period in the town of al-Mizza, near Damascus

"The Prophet (peace and blessings be upon him) sent a military expedition." This refers to the army whose preparation the Prophet had ordered during his final illness, saying: "Dispatch the army that is to march with Usama." Abu Bakr (may Allah be pleased with him) sent this army after the Prophet's passing. Further details on this matter will be provided, by the will of Allah, at the end of the discussions concerning the death of the Prophet (peace and blessings be upon him).

"Before this, you had also criticized his father's commandership." This statement refers to Zayd ibn Haritha's leadership at the Battle of Mu'ta. Aisha (may Allah be pleased with her) said: "Whenever the Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) sent Zayd ibn Haritha with an army, he always appointed him as their commander.

Lessons Derived from the Hadith:

As understood from this hadith, it is permissible for a freed slave (mawlā) to serve as commander, for young people to be appointed over older ones, and for someone of lesser virtue to be appointed as leader over someone of greater virtue. This is because among the army under Usama's command were Abu Bakr and Umar (may Allah be pleased with them both).

Following this, al-Bukhari mentions Aisha's hadith regarding the story of the physiognomist (qā'if), which will be explained in sufficient detail in the upcoming section on Inheritance (Farā'id), where the name of the physiognomist mentioned here will also be given.

79

Aişe r.anha'dan rivayete göre; "Kureyşiiler Mahzum oğullanna mensup kadının durumu dolayısıyla endişelendi ve: Buna (yani bu iş için iltimas etmeye) Reseılullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in çok sevdiği Usame b. Zeyd'den başkası kim cesaret edebilir, dediler

80

Süfyan dedi ki: "Zühri'ye, Mahzumoğullarına mensup kadın ile ilgili hadisi sormak üzere gittim. Bana bağırdı." (İbnu'l-Medini diye tanınan Ali b. Abdullah) dedi ki: "Süfyan'a: 'Sen bunu başka kimseden almadın mı?' dedim. O bana dedi ki: 'Ben bunu Eyyub b. Musa'nın, ez-Zühri'den, onun Urve'den, onun Aişe r.anha'dan diye yazmış olduğu bir kitapta buldum.' Buna göre Aişe şöyle demiştir: 'Mahzumoğullarından bir kadın hırsızlık yaptı. Ashab: Bu kadın hakkında Nebi ile kim konuşabilir? dedi. Kimse onunla konuşma cesaretini gösteremedi. Onunla Usame b. Zeyd konuştu. Bunun üzerine şöyle buyurdu: İsrailoğulları arasında soylu birisi hırsızlık yaptı mı ona ilişmezlerdi. Fakat güçsüz bir kimse hırsızlık yaptı mı elini keserlerdi. Eğer bu işi yapan Fatıma olsaydı onun dahi elini keserdim.'"

81

Abdullah b. Dinar dedi ki: "İbn Ömer bir gün -mescidde bulunuyorken- mescidin bir tarafında elbisesini sürükleyerek bir adam gördü. Bunun kim olduğuna bir bak, keşke bu adam yakınımda olsaydı, dedi. Bir kişi ona: Ey Ebu Abdurrahman sen bunu tanımıyor musun, diye sordu. Bu Muhammed b. Usame'dir. (Abdullah b. Dinar) dedi ki: İbn Ömer başını önüne eğdi ve ellerini yere (gagalar gibi) vurdu, sonra dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu görmüş olsaydı, andolsun onu sevecekti

82

Usame b. Zeyd r.a.'dan rivayete göre, o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu rivayet etmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini ve Hasen'i alır ve: Allah'ım, sen bu ikisini sev! Çünkü ben bu ikisini seviyorum, derdi." Bu Hadis 3747 ve 6003 numara ile gelecektir

83

Ve Nuaym ibn Hammâd, İbnu’l-Mubârek'ten söyledi; o şöyle demiştir: Bize Ma'mer ibn Râşid, ez-Zuhrî'den haber verdi (o, şöyle demiştir): Bana Usâme ibn Zeyd'in bir kölesi şöyle haber verdi: Ümmü Eymen'in oğlu olan Eymen'in oğlu Haccâc -Ümmü Eymen'in oğlu ve Haccâc'ın babası olan Eymen, Usâme ibn Zeyd'in ana-bir kardeşi idi ve bu Eymen, Ensâr'dan bir zâttır-(Mescide girip namaz kıldı). İbn Omer onun rukû'unu ve sucûdunu tamamlamadığını gördü de: Namazını yeniden kıl, dedi

84

Please clarify your request. What would you like me to do with this text? You have shared multiple hadith texts and Fath al-Bari explanations, but have not specified what action you need. Please indicate whether you want a translation, summary, explanation, or something else.

85

İbn Ömer r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken, bir kimse gördüğü bir rüyayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatırdı. Bu sebeple Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatacağım bir rüya görmeyi temenni ettim. Bekar bir delikanlı idim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde mescidde uyurdum. Rüyamda sanki iki meleğin beni alıp ateşe götürdüklerini gördüm. Bir de ne göreyim, tıpkı kurumuş kuyu gibi idi ve kuyuya benzer iki tarafının olduğunu gördüm. Orada kendilerini tanıdığım bir takım insanlar da vardı. Kendi kendime: Cehennem ateşinden Allah'a sığınırım, cehennem ateşinden Allah'a sığınırım, dedim. Beraberimdeki iki melek ile bir başka melek daha karşılaştı. O da bana: Korkma, dediler. Ben de bu rüyamı Hafsa'ya anlattım." [-3739-] "Hafsa da onu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattı, şöyle buyurdu: Abdullah ne iyi adamdır! Bir de geceleyin namaza kalksa." Salim dedi ki: Bu sebeple Abdullah geceleyin ancak çok az bir süre uyurdu

86

İbn Ömer'den, onun kızkardeşi Hafsa'dan rivayet ettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hafsa'ya: "Şüphesiz Abdullah salih bir adamdır ... " dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Abdullah b. Ömer b. el-Hattab'ın menkıbeleri" O Abadile'den (adı Abdullah olan ashabdan) biri ve ashab-ı kiramın fakihlerinden olup aralarında en çok hadis rivayet edenlerdendir. Annesi Maz'un'un oğulları Osman ile Kudame'nin kızkardeşleri Maz'un kızı Zeyneb -Raita da denilir-'dir. Hepsinin de sahabeliği vardır. Nebiliğin ikinci ya da üçüncü yılında doğmuştur. Çünkü onun Bedir günü 13 yaşında olduğu sabittir. Bedir gazvesi ise nübuvvetten onbeş yıl sonra cereyan etmiştir. Vefat tarihi ve onun, Haccac'ın bir adamı bu işle görevlendirilmesi üzerine zehirli bir harbenin ayağına temas etmesi sonucu gerçekleştiğine dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır. Bundan dolayı hastalanmış ve 74 yılının başlarında vefat ettiği zamana kadar bu hastalığı devam etmiştir

87

Alkame'den dedi ki: Şam'a geldim. İki rekat namaz kıldıktan sonra dedim ki: Allah'ım, bana yanımda oturacak salih bir kimseyi nasip et. Sonra bir topluluğun yanına gittim, onların yanında oturdum. Derken yaşlıca bir adam çıkageldi ve nihayet yanımda oturuverdi. Bu kimdir, diye sordum. Onlar: Ebu'd-Derda'dır dediler .. Ona: Ben yüce Allah'a salih bir insanın yanıma gelip oturması için dua etmiştim ve senin yanıma oturmanı nasip etti, dedim. Kimlerdensin dedi. Ben: Kufe ahalisindenim dedim. O,şöyle dedi: Yanınızda (Nebi efendimizin) nalınlarının, yastığının ve taharet suyunun görevlisi Ümmü Abd'in oğlu yok mu? Yüce Allah'ın şeytandan koruduğu -Nebiinin dili ile (ifade ettiği üzere) demek istemektedir- kişi aranızda yok mu? Aranızda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sır sahibi -ki o sırları ondan başkası bilmez- olan yok mu? (Devamla): Abdullah (b. Mes'ud), "Velleyli iza yağşa: Örtüp bürüdüğü zaman geceye andolsun" buyruğunu nasıl okur? Diye sordu. Ben de ona: "Ve'l-leyli iza yağşa, ve'n-nehari iza tecella, vezzekeri ve'l-unsa: Örtüp bürüdüğü zaman geceye, aydınlandığı zaman gündüze, erkeğe ve dişiye andalsun" diye okudum. Dedi ki: Allah'a yemin ederim Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu bana kendi ağzından, benim ağzıma (vasıtasız olarak) okutmuştur

88

Your request remains unclear. You have shared multiple hadith texts from Sahih al-Bukhari along with Fath al-Bari commentary covering companions such as Umar ibn al-Khattab, Uthman ibn Affan, Ali ibn Abi Talib, Sa'd ibn Abi Waqqas, Usama ibn Zayd, Ammar ibn Yasir, and Hudhayfah ibn al-Yaman. Please specify what you would like me to do: translate, summarize, explain, or another action.

89

Enes b. Malik r.a.'den rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz her ümmetin bir emini vardır ve elbette bizim eminimiz de -ey ümmet- Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'tır." Bu Hadis 4282 ve 7255 numara ile gelecektir

90

Hudhayfah (may Allah be pleased with him) said: "The Prophet (peace and blessings of Allah be upon him) said to the people of Najran: 'I will certainly send to you someone who is truly trustworthy, truly trustworthy.' His companions each hoped it would be themselves. He then sent Abu Ubaidah (may Allah be pleased with him)." This hadith will also appear under numbers 4380, 4381, and 7254. Fath al-Bari Explanation: "The Virtues of Abu Ubaidah ibn al-Jarrah." Abu Ubaidah's full name is Amir ibn Abdullah ibn al-Jarrah ibn Hilal ibn Uhayb ibn Dabbah ibn al-Harith ibn Fihr ibn Malik. His lineage meets that of the Prophet (peace and blessings of Allah be upon him) at Fihr ibn Malik, with a difference of five ancestral degrees between them. Abu Ubaidah is thus at the level of Abd Manaf in terms of generational count. "Verily, every nation has its trustworthy one, and indeed our trustworthy one — O nation —" The word amin means one who is reliable, accepted, and held in high regard. Although this quality is shared to some degree with others, the flow of the statement conveys that he surpassed all others in this regard. However, the Prophet (peace and blessings of Allah be upon him) designated a particular virtue for each of the great Companions and described each one by it, thereby indicating that person's superiority in that specific quality — just as he described Uthman by his modesty and Ali by his judicial excellence, and so on. "The people of Najran" refers to the inhabitants of a town near Yemen. Ibn Sad mentions that they came to the Prophet in a delegation in the ninth year of Hijra and records the names of those in the delegation. Further details on this will be provided, Allah willing, toward the end of the Maghazi section where the author mentions it. In the narration reported through Anas in Sahih Muslim, the following wording appears: "The people of Yemen came to the Prophet and said: 'Send with us a man who will teach us the Sunnah and Islam.' He took Abu Ubaidah by the hand and said: 'This is the trustworthy one of this nation.'" The phrase "his companions each hoped it would be themselves" appears in the narrations of Muslim and al-Ismaili as: "The companions of the Messenger of Allah each hoped that he would be the one." That is, they hoped for the appointment and desired to attain the quality of trustworthiness mentioned — not for the sake of the governorship itself. Allah knows best. Regarding Musab ibn Umayr: (This chapter has no number.) "Regarding Musab ibn Umayr ibn Hashim ibn Abd al-Dar ibn Abd Manaf." This is the text as it stands except in the narration of Abu Dharr al-Harawi, where it appears differently, leaving what seems like a gap. Some aspects of his virtues were already mentioned in the chapter on funerals, where it was noted that when he was martyred, there was not enough shroud found to wrap him.

91

Hasen'den rivayete göre o Ebu Bekire'yi şöyle derken dinlemiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i --Hasen yanında iken bir insanlara, bir kendi. sine bakınırken-- minber üzerinde şunları söylerken dinledim: Benim bu oğlum seyyiddir. Ümit ederim ki Allah onun vasıtası ile Müslümanlardan iki kesim arasını ıslah edip düzeltecektir

92

Usame b. Zeyd r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini ve Hasen'i alır ve, Allah'ım, ben bu ikisini seviyorum. Sen de bu ikisini sev, diye buyururdu veya bunun gibi dua ederdi

93

Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre: "Hüseyn b. Ali'nin başı Ubeydullah b. Ziyad'a getirilince bir leğene konuldu. O da başı dürtüp vurmaya koyuldu ve güzelliği hakkında bir şeyler söyledi. Enes dedi ki: 'Aralarında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e en çok benzeyenleri o idi. Hüseyn'in saçları el-vesme denilen bitki ile boyalı idi.'"

94

Bera r.a.'dan dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i Hasen b. Ali omuzları üzerinde iken: Allah'ım, ben bunu seviyorum, sen de bunu sev, derken gördüm." Diğer tahric edenler: Tirmizî, Menakîb; Müslim, Fezail Tirmizî rivayet etti ve dediki: Bu hadis hasen sahihtir

95

Ukbe b. el-Haris dedi ki: "Ben Ebu Bekir r.a.'l Hasen'i taşımış olduğu halde şöyle derken gördüm: Yemin ederim ki Nebi'e çok benziyor. Ali'ye hiç benzemiyor. O sırada Ali de gülüyordu

96

İbn Ömer r.a. dedi ki: "Ebu Bekir dedi ki: Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hatırını Ehl-i Beyti hususunda gözetiniz

97

Enes r.a. dedi ki: "Hasen b. Ali'den daha çok Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e benzeyen hiçbir kimse yoktu." Diğer tahric eden: Tirmizî, Menakîb Tirmizî rivayetinden sonra dediki: Bu hadis hasen sahihtir

98

Abdullah b. Ömer'den rivayetle — ki bir kimse ona ihramlı hakkında sormuştu — Şu'be dedi ki: "Zannederim sineği öldürmesi hakkında sormuştu." (İbn Ömer) dedi ki: "Iraklılar sinek hakkında soruyorlar öyle mi? Halbuki onlar Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızının oğlunu öldürmüşlerdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise: 'Bu ikisi dünyadan benim iki reyhanımdır' diye buyurmuştu." Bu Hadis 5994 numara ile gelecektir.

99

Cabir b. Abdullah r.a. dedi ki: "Ömer şöyle derdi: Ebu Bekir bizim seyyidimizdir ve bizim seyyidimizi kölelikten kurtarmıştır." Bu: sözleriyle de Bilal'i kastediyordu

100

Kays'dan rivayete göre; "Bilal, Ebu Bekir'e dedi ki: Eğer beni kendin için satın almış idiysen beni burada tut ve eğer beni ancak Allah için satın aldı isen beni Allah için yapmak istediklerimle baş başa bırak." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bilal b. Rebah'ın menkıbeleri" İbn Sa"d"ın naklettiğine göre o eşraftan birisinin cariyesinden doğma idi. Annesinin adı Hamame"dir. Cumah oğullarından birisine aitti. Taberani ve başkalarında yer alan Enes"den gelen rivayete göre aslen Habeşli idi. Meşhur olan da odur. Nube"li olduğu da söylenmiştir. "Ebu Bekir'in mevlası (azatlısı)" Ebu Bekir b. Ebi Şeybe sahih bir sened ile Kays b. Ebi Hazim'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Bilal taşlar altına gömülmüş iken Ebu Bekir onu beş ukiyye karşılığında satın aldı." "Ömer derdi ki: Ebu Bekir bizim seyyidimizdir ve -Bilal'i kastederek- seyyidimizi azad etmiştir." İbnu't-TIn der ki: Bununla Bilal'in seyyidlerden (efendilerden) olduğunu kastetmektedir. Yoksa Ömer'den daha faziletli olduğunu kastetmek istememiştir. Başkası da birinci seyyid'i hakikat anlamında, ikincisini ise mecaz yollu ve tevazu olsun diye söylemiştir. Yahut da seyyidlik daha efdal olmayı gerektirmeyebilir. İbn Ömer der ki: "Ben Muaviye'den daha seyyidini görmedim." Halbuki o Ebu Bekir ve Ömer'i de görmüştür. "Bilal, Ebu Bekir'e dedi ki" O bu sözlerini Ebu Bekir'e halifeliği sırasında söylemiştir. "Beni Allah için yapmak istediklerimle baş başa bırak" ibaresi el-Kuşmthent rivayetinde "Allah için amelimle baş başa bırak" şeklinde, Ebu Usame'nin rivayetinde: "Beni bırak da Allah için am el edeyim" anlamındadır. İbn Sa'd da Tabakat'ta bu olayı naklederken şu fazlalığı zikretmektedir: "Ben gördüğüm kadarıyla mu'minin en faziletli ameli cihad etmektir. Bu sebeple Allah yolunda ribat yapmak istedim. Ebu Bekir ise Bilal'e: Allah için ve benim üzerindeki hakkım dolayısıyla, deyince Bilal, (Ebu Bekir) vefat edene kadar onunla birlikte kaldı. Fakat Ebu Bekir vefat ettikten sonra Ömer ona izin verdi. O da cihad etmek üzere Şam'a gitti. Orada Amevas taununda 18 yılında orada vefat etti. 20 yılında vefat ettiği de söylenmiştir." Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

101

İbn Abbas'tan dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni bağrına basarak: Allah'ım ona hikmeti öğret, diye buyurdu." Bize Ebu Ma'mer anlattı, bize Abdu'l-Varis anlattı: "Ve Allah'ım, ona kitabı öğret, diye buyurdu." Bize Musa anlattı, bize Vuheyb, Halid'den anlattı, deyip onun (Ebu Ma'mer) gibi hadisi zikretti. "Hikmet" ise nübuvvetin dışındaki hususlarda isabet etmek demektir. Diğer tahric edenler: Tirmizî, Menakîb; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "İbn Abbas" yani Abdullah b. el-Abbas b. Abdulmuttalib b. Haşim olup, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in amcasının oğludur. Künyesi, Ebu'I-Abbas'dır. Hicretten üç yıl önce doğmuş, 68 yılında Taif'te vefat etmiştir. Ashab-ı kiram'ın alimlerinden idi. Öyle ki, Ömer genç olduğu halde onu yaşlılar ile birlikte öne geçirirdi. Buhari onun hakkında kendisinin rivayet ettiği şu hadisi zikretmektedir: "Nebi sallallahu aleyhi ve sellem beni bağrına bastı ve: Allah'ım, ona hikmeti öğret, diye buyurdu." Bir başka lafızda "ona kitabı öğret" şeklindedir. Burada "hikmet" ile neyin kastedildiği hususunda görüş ayrılığı vardır. Söylenen sözde isabetli olmak diye açıklandığı gibi, Allah'tan geleni iyice kavramak, aklın, doğruluğuna tanıklık ettiği husus, ilham ile vesvesenin kendisi vasıtası ile ayırt edilebileceği bir nur, doğru bir şekilde çabucak cevap vermek ve daha başka şekillerde açıklanmıştır. İbn Abbas ashab-ı kiram arasında Kur'an tefsirini en iyi bilen kişilerden idi. Yakup b. Süfyan da Tarih'inde sahih bir senedIe İbn Mes'ud'un şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Eğer İbn Abbas bizim yaşımıza gelmiş olsaydı, bizden hiçbir kimse onunla boy ölçüşemezdi." Yine İbn Mes'ud şöyle derdi: "İbn Abbas Kur'an'ın ne güzel bir tercümanıdır." Bu fazlalığı İbn Sa'd da bir başka yoldan Abdullah b. Mes'ud'dan diye rivayet etmiş bulunmaktadır

102

103

Enes r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Zeyd'in, Cafer'in ve İbn Revaha'nın şehit düştüklerini, şehadet haberleri kendilerine gelmeden önce Müslümanlara duyurdu ve şöyle dedi: Sancağı Zeyd aldı ve isabet aldı. Sonra onu Cafer aldı, o da isabet aldı. Sonra onu İbn Revaha aldı ve isabet aldı. --Gözlerinden de yaş akıyordu.-- Nihayet sancağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı ve nihayet Allah onlara zafer nasip etti." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Halid b. el-Velid" b. el-Muğire b. Abdullah b. Ömer b. Mahzum. b. Yakaza b. Murre b. Ka'b "ın Menkıbeleri" Nesebi Nebi sallallfıhu aleyhi ve sellem ile, aynı zamanda Ebu Bekir ile Murre b. Ka'b'da birleşmektedir. Künyesi Ebu Süleyman'dır. Ashab-ı kiramın ileri gelen suvarilerinden idi. Hudeybiye ile Mekke'nin fethi arasındaki dönemde Müslüman olmuştur. Mute gazvesinden iki ay önce Müslüman olduğu da söylenmiştir. Bu gazve ise 8 h. yılında Cumada ayında olmuştur

104

Mesruk dedi ki: Abdullah b. Amr'ın huzurunda Abdullah (b. Mes'ud)'un adı geçince dedi ki: "Bu, benim Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Kur'an'ı şu dört kişiden öğreniniz, deyip önce Abdullah b. Mes'ud --diyerek saymaya başladığından beri-- sevdiğim ve sevmeye devam edeceğim kişidir." (Sonra saymaya şöyle devam etti): "Ebu Huzeyfe'nin mevlası Salim, Ubeyy b. Ka'b ve Muaz b. CebeL" (Abdullah b. Amr): Önce Ubeyy'i mi yoksa Muaz'ı mı saydı bilemiyorum, dedi. Bu Hadis 3760, 3806, 3808, 3999 numara ile gelecektir. Diğer tahric edenler: Tirmizî, menakÎb; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ebu Huzeyfe" b. Utbe b. Rabia b. Abdi Şems"in mevlası (azatlısı) Salim'in menkıbeleri" Salim'in mevlası Ebu Huzeyfe b. Utbe, ashab-ı kiram'ın büyüklerinden idi. Nebi sallallfıhu aleyhi ve sellem ile Bedir'de bulunmuş, o günde babası kafir olarak öldürüldüğüne üzülmüş ve: "Ben onun akıllı birisi olduğunu gördüğümden dolayı Müslüman olacağını ümit ederdim, demiştir." Ebu Huzeyfe Yemame'de şehit düşmüştür. Salim de ilk Müslüman olanlardand!. Bu hadis ile onun Kur'an-ı Kerim'i bilen birisi olduğuna işaret edilmektedir. Daha önce Namaz bölümünde Mekke'den geldikleri sırada Kuba'da muhacirlere imamlık ettiği kaydedilmiş bulunmaktadır. Salim Bedir'e ve ondan sonraki gazvelere katılmıştır. Babasının adının Ma'kil olduğu söylenir. O ensardan bir kadının kölesi iken Ebu. Huzeyfe o kadın ile evlendikten sonra onu evlatlık edindiğinden ötürü Ebu. Huzeyfe'ye nispet edilmiştir. Buna dair açıklamalar da ileride Rada' (süt emme) bahsinde gelecektir. Salim de Yemame'de şehit düşmüştür

105

Ebu. Vail dedi ki: Mesruk'u şöyle derken dinledim: "Abdullah b. Amr dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne çirkin konuşur, ne de çirkin konuşmaya gayret gösterirdi. Yine şöyle buyurmuştur: Aranızda en sevdiklerim ahlakı en güzel olanlarınızdır." [-3760-] Ayrıca şöyle buyurmuştur: "Kur'an okumayı şu dört kişiden öğreniniz: Abdullah b. Mes'ud'dan, Ebu. Huzeyfe'nin mevlası Salim'den, Ubey b. Ka'b'dan ve Muaz b. Cebel'den

106

Alkame'nin (şöyle dediği rivayet edilmiştir): "Şam'a girdim. İki rekat namaz kıldıktan sonra: Allah'ım, bana yanıma oturacak (Salih) birisini nasip et, dedim. Yaşlıca bir adamın gelmekte olduğunu gördüm. Yaklaşınca: Umarım Allah duamı kabul etmiştir, dedim. Sen nerelisin dedi. Ben KUfelilerdenim dedim. Peki aranızda nalınların, yastığın ve abdest suyu taşınan mataranın görevlisi yok mu? Yahut aranızda şeytandan korunan kimse yok mu? Yine aranızda ondan başka kimsenin bilmediği sırrın sahibi yok mu? Ya Ümmü Abd'in oğlu (Abdullah b. Mes'ud) "Ve'l-leyli (suresin)"i nasıl okur, dedi. Ben de: "Ve'l-leyli iza yağşa, ve'nnehari iza tecella, ve'z-zekeri ve'l-unsa: Örtüp bürüdüğü zaman geceye, aydınlandığı zaman gündüze, erkeğe ve dişiye andolsun" diye okudum. O da bana dedi ki: Bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana ağzından (arada kimse olmaksızın) ağzıma (böylece) okuttu. Fakat bunlar neredeyse beni geri döndürecekler. " Burada zikredilen son ayetin "ve ma halaka'z•zekera ve'l-unsa" şeklindeki okuyuşa döndürülmek istendiğini kast etmektedir. (Aynı, XVI)

107

Abdurrahman b. Yezid dedi ki: "Biz, Huzeyfe'ye, (ashab arasında) güzel görünüşü ve gidişi itibariyle Nebie en yakın kişinin kim olduğunu -onu bilip öğrenelim diye- sorduk. Dedi ki: Ben güzel görünüşü, gidişi, şekli ve şemaili itibariyle İbn Ümmü Abd'den daha çok Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e 'yakın (benzer) kimse bilmiyorum." Bu Hadis 6097 numara ile gelecektir

108

Esved b. Yezid'den dedi ki: Ebu Musa el-Eş'ari r.a.'i şöyle derken dinledim: "Kardeşim ile birlikte Yemen'den geldik. Belli bir süre hep Abdullah b. Mes'ud'u -kendisinin ve annesinin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girdiklerini (çokça) gördüğümüz için- ancak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ehl-i Beyt'inden bir adam olarak düşünürdük." Bu Hadis 3484 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Abdullah b. Mes'ud" b. Gafil b. Hubeyb b. Şemah b. Huzeyl b. Mudrike b. İlyas b. Mudar "ın menkıbeleri" Babası cahiliye döneminde ölmüş, annesi Müslüman olmuş ve sahabeler arasına katılmıştır. Bundan dolayı bazı hallerde ona nispet edilmiştir. Kendisi erken Müslüman olanlardandır. İbn Hibban'ın onun yoluyla rivayet ettiğine göre İslama giren altıncı kişidir. Her iki hicrete de katılmıştır. İleride Bedir gazvesinde bulunduğu da kaydedilecektir. Kufe'de Ömer ve Osman tarafından Beytu'l-Mal'ın başına getirilmiştir. Ömrünün sonlarına doğru Medine'ye gelmiştir. Osman radıyAllahu anh'ın halifeliği döneminde 32 yılında altmışı aşkın yaşında iken vefat etmiştir. Ashab-ı kiram'ın alimlerinden olup, arkadaşlarının çokluğu ve ondan ilim öğrenenlerin fazlalığı dolayısıyla ilmi yaygınlaşanlardandır. Daha sonra musanmf (Buhari) bu başlık altında Huzeyfe'nin şu sözlerini nakletmektedir: "Görünüşü" yani huşOu "gidişi" yol alışı, tutumu "şekli, şemaili" yani yaşayışı, hali "(Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem'e Abdullah b. Mes'ud'dan daha yakın) hiçbir kimse bilmiyorum" sözlerini zikretmektedir. Bu rivayet onun dışa yansıyan halinin güzel işlerine delil teşkil eden hususlardan birisidir, diye zikrediimiş gibidir. "Ümmü Abd'in oğlu" ile kast edilen Abdullah b. Mes'ud'dur. Onun annesinin künyesi Ümmü Abd idi. Hakim ve başkaları, Ebu Vail yolu ile Huzeyfe'den şöyle dediğini rivayet etIT!ektedir: "Muhammed sallall€ıhu aieyhi ve sellem'in ashabından mahfilz olanlar da andalsun biliyorlardı ki, Ümmü Abd'in oğlu Kıyamet gününde vesile itibariyle onların (Allah'a) en yakınları olacaktır

109

İbn Ebi Muleyke dedi ki: "Muaviye yanında İbn Abbas'ın bir mevlası (azatlısı) bulunduğu halde yatsı namazından sonra vitiri bir rekat olarak kıldı. Mevlası İbn Abbas'a gidince dedi ki: Ona ilişme! Çünkü o, Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sahabelik yapmıştır." Bu Hadis 3765 numara ile gelecektir

110

İbn Ebi Muleyke'den rivayete göre "İbn Abbas'a denildi ki: Mu'minlerin emiri Muaviye hakkında ne dersin? O vitiri ancak bir reat olarak kıldı. İbn Abbas: O bir fakihtir, diye cevap verdi

111

Muaviye r.a. dedi ki: "Sizler bir namaz kılıyorsunuz. Andolsun biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile sohbet ettiğimiz halde onun böyle bir namaz kıldığını görmedik. Andolsun o bu ikisini --ikindiden sonra iki rekat namaz kılmayı kastetmektedir-- yasaklamıştı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Muaviye" b. Ebi Süfyan b. Harb b. Umeyye b. Abdi Şems olup, asıl adı Sahr'dır. Ebu Hanzala diye de künyelenir. Mekke fethedilmeden Önce Müslüman olmuştur. Annesi ve babası ise ondan sonra İslama girmiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikteliği (sahabeliği) olmuş ve ona katiplik yapmıştır. Kardeşi Yezid b. Ebi Süfyan'ın ölümünden sonra 19 h. yılında Ömer r.a. tarafından Dımaşk valiliğine atanmış ve bundan sonra Osman r.a.'ın halifeliği dönemine kadar bu görevi sürmüştür. Daha sonra Ali ve Hasen ile savaştığı döneme kadar da bu devam etmiştir. Daha sonra 41 h. yılında Müslümanlar ona itaat.üzere birleşmiş ve bu durum 60 yılında vefat ettiği zamana kadar böylece sürmüştür. Onun valiliği emirlik, savaş ve hükümdarlık dahil kesintisiz kırk yıldan fazla sürmüştür. "Yanında İbn Abbas'ın mevlası (azatlısı)" Kureyb "bulunduğu halde" "Ona ilişme, dedi" Yani onun hakkında bir şey söylemeyi ve onun yaptığına tepki göstermeyi bırak. "Çünküonun sahabeliği vardır." Yani o dayanaksız bir iş yapmaz. Bir Uyarı Buhari bu başlığı zikrederken fazilet ve menkıbe kelimesini kullanmayarak "zikru ذكر zikredilmesi" tabirini kullanmıştır. Çünkü fazilet bu başlıkta zikredilen hadisten anlaşılmamaktadır. Zira İbn Abbas'ın onun hakkında fakih ve sahabe oluşuna dair tanıklıkta bulunmasının zahiri ifadesi, pek çok fazilete delil teşkil etmektedir

112

113

Aişe r.anha dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün şöyle buyurdu: "Ey Aiş(e)! İşte bu Cibril'dir, sana selam söylüyor. Ben de: Ve aleyhisselamu ve rahmetullahi ve berekatuhu dedim. Sen benim görmediğimi görürsün. --Bununla Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kastetmektedir

114

Ebu Musa el-Eş'ari r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Erkeklerden pek çok kişi kemale ermiştir. Kadınlardan ise İmran kızı Meryem ile Fir'avun'un hanımı Asiye'nin dışında kimse kemale ermemiştir. Aişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü de tiridin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir

115

Abdullah b. Abdurrahman'dan rivayete göre o Enes b. Malik r.a.'i şöyle derken dinlemiştir: ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: "Aişe'nin kadınlara üstünlüğü tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir

116

Kasım b. Muhammed'den rivayete göre Aişe'nin rahatsız olduğu bir sırada İbn Abbas gelerek dedi ki: "Ey mu'minlerin annesi, senden önce gitmiş bulunan sadık kimselerin, ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ve Ebu Bekir'in yanına' gidiyorsun. " Bu Hadis 4753 ve 4754 numara ile gelecektir

117

Ebu Vail dedi ki: Ali, Ammar ve Hasen'i Kufe'ye. Kufelileri savaşa katılmaya çağırmak üzere gönderdi. Ammar bir hutbe irad ederek dedi ki: "Gerçekten ben çok iyi biliyorum ki o, onun dünyada da, ahirette de zevcesidir, fakat Allah, ona mı (Ali'ye mi) yoksa ona mı (Aişe'ye mi) uyacaksınız diye sizi sınamaktadır." Bu Hadis 7100 ve 7101 numara ile gelecektir

118

Aişe r.anha'dan rivayete göre o Esma'dan iğreti bir gerdanlık aldı. Bu gerdanlığı kaybol lu. Bu sebeple Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ashabından bazılarını onu aramak üzere gönderdi. Namaz vakti girince abdest almadan namaz kıldılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geri geldiklerinde bu durumu ona şikayet ettiler. Bunun üzerine teyemmüm ayeti nazil oldu. Bu sebeple de Useyd b. Hudayr dedi ki: Allah sana hayırlı mükafat versin. Allah'a yemin ederim ki senin başına bir iş geldi mi mutlaka Allah senin için ondan bir çıkış yolu takdir etmiş ve o işi de Müslümanlara mübare"k kılmıştır

119

Hişam'in, rivayetine göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hastalığında hanımlarının evlerini dolaşıyor ve Aişe'nin evine (bir an önce) sıra gelmesi arzusu ile: Yarın neredeyim, diye soruyordu. Aişe, benim günümün sırası gelince rahat etti, dedL

120

Hisham narrated from his father that he said: "Whenever people wanted to give a gift, they would watch for Aisha's day (i.e., the day the Prophet ﷺ spent with her). Aisha said: My companions — the other wives — gathered at the home of Umm Salama and said: 'O Umm Salama! By Allah, whenever people want to give a gift, they seek out Aisha's day. We desire good just as Aisha does. So speak to the Messenger of Allah (ﷺ) and tell him to instruct people to give their gifts to him wherever he may be, or in whichever wife's home he happens to be staying.' Aisha said: Umm Salama mentioned this matter to the Prophet (ﷺ). However, he turned away from her. When he came back to her, she brought it up again, and he turned away once more. When she raised it a third time, he said: 'O Umm Salama! Do not trouble me regarding Aisha. For by Allah, the revelation has never come to me while I was under the same blanket with any woman among you except her (Aisha).'"


Fath al-Bari Commentary: "On the Virtue of Aisha (may Allah be pleased with her)"

She is al-Siddiqah (the Truthful), the daughter of al-Siddiq Abu Bakr, and her mother is Umm Ruman. She was mentioned previously in the chapter on the signs of prophethood. She was born after the advent of Islam and approximately eight years or close to that before the Hijrah. When the Prophet (ﷺ) passed away, she was approximately 18 years of age. She memorized a great deal from the Prophet (ﷺ), and after his passing she lived for approximately another fifty years. For this reason, people learned much knowledge from her and transmitted many rulings and etiquettes on her authority — to the extent that it has been said that one quarter of the Islamic legal rulings were transmitted through her. She passed away in the year 58 AH during the caliphate of Muawiyah, though some say it was the following year. According to the most correct opinion, she had no children from the Prophet (ﷺ). When she asked him to give her a kunya (honorific name), he replied: "Use the name of your sister's son as your kunya," and thus she took the kunya Umm Abdullah. Ibn Hibban narrated in his Sahih from Aisha that the Prophet (ﷺ) gave her this kunya on the day Abdullah ibn al-Zubayr was brought to him for tahnik (the practice of placing chewed date in a newborn's mouth), saying: "This is Abdullah, and you are Umm Abdullah." Aisha said: "That has remained my kunya from that day to this.

"Aisha became ill" — meaning she became weak.

"Those who have gone before you" — the word farat is used for whatever precedes all else.

Ibn al-Tin said: This hadith indicates that he was explicitly affirming her entry into Paradise. He could only have said such a thing based on revelation from the Prophet (ﷺ). As stated in the eighth hadith (no. 3775) that she herself narrated: whenever people wanted to give a gift, they would seek out Aisha's day. In that hadith appears the statement: "By Allah, the revelation has never come to me while I was under the same blanket with any woman among you — other than her." Sufficient explanation of this has already been given in the chapter on gifts. This hadith has been cited as evidence that Aisha was more virtuous than Khadijah. However, reaching such a conclusion is not necessary for two reasons:

The first reason is that it is possible he did not intend to include Khadijah within this scope, since the phrase "among you" refers to those being directly addressed — namely Umm Salama and those who sent her, or the other wives present at that time.

The second reason is that even if Khadijah were assumed to be included, the establishment of a specific virtue does not necessarily entail the establishment of absolute superiority, just as in the hadith: "The best of you in recitation of the Quran is Ubayy, and the most knowledgeable in matters of inheritance is Zayd," and similar narrations.

Regarding the wisdom behind Aisha's having this particular distinction, it has been said: it is due to the status and position of her father, for he was rarely separated from the Prophet (ﷺ) in most circumstances, and this quality transferred to his daughter. In addition, the Prophet (ﷺ) loved her deeply. Further elaboration on this will come, Allah willing, in the biography of Khadijah.

Al-Subki al-Kabir said: What we accept in our religion for the sake of Allah is that Fatimah is most virtuous, followed by Khadijah, and then Aisha. The disagreement on this matter is well known, but following the truth is more correct.

Ibn Taymiyyah said: The aspects of virtue between Khadijah and Aisha are close to one another. It is as though he preferred not to issue a definitive ruling.

Ibn al-Qayyim said: If the intended meaning of virtue is abundance of reward with Allah, then this is something that cannot be known, for the deeds of the heart are superior to the deeds of the limbs. If the intention is abundance of knowledge, then Aisha is unquestionably superior. If the honor of origin is intended, then Fatimah is necessarily superior, as this is a distinction no one shares with her except her sisters. If the honor of sayyidship (leadership) is intended, then the explicit texts single out Fatimah in this regard.

I (Ibn Hajar) say: What distinguishes Fatimah from her sisters is that the others passed away during the lifetime of the Prophet (ﷺ), as mentioned previously. As for the special and exceptional knowledge that Aisha possessed, Khadijah undoubtedly had qualities that could serve as a counterbalance, for Khadijah was the first to accept Islam, the first to invite others to it, and the one who supported and strengthened the call through her soul, her wealth, and her total devotion. She therefore carries a share of the reward of all those who came after her who embraced Islam, and none can estimate that measure except Allah the Almighty. It has also been said that there is consensus that Fatimah is the most virtuous of all, while the disagreement continues between (the relative virtue of) Aisha and Khadijah.