Tüm İslam Kütüphanesi

4 - Namaz Kitabı

1

Bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî rivayet etti (Dediki); Bize Muhammed b. Bekr rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Râfi'de rivayet etti (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. Bunların ikiside; Bize İbni Cüreyc haber verdi, dediler. H. Bana Hârun b. Abdillâh dahi rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. Dediki, İbni Cüreyc bana İbni Ömer'in azadlısı Nâfi', Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdi, dedi. İbni Ömer şöyle demiş: Müslümanlar Medine'ye geldikleri zaman toplanırlar da namazların vakitlerini tayin ederlerdi. Namaz için hiçbir kimse ezan okumazdı. Derken bir gün bu hususta konuştular. Bâzıları hıristiyanların çan'ı gibi bir çan ittihaz edin! diğer bâzıları, yahudilerin borusu gibi bir boru olsun, dediler. Bunun üzerine Ömer: Namaza çağıran bir adam gönderseniz ya, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey Bilâl kalk da namaza çağır» buyurdular. İzah için buraya tıklayın

2

Bize Halef b. Hişâm rivayet etti (dediki): Bize Hammâd b. Zeyd rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya rivayet etti (Dediki): Bize İsmail b. Uleyye haber verdi. Bunların ikisi birden Hâlid El-Hâzzâ'dan, o da Ebu Kılâbe'den, o da Enes'den naklen rivayet etmişler. Enes şöyle demiş: «Bilâl'e ezanı çift, ikâmeti tek okuması emrolundu.. Yahya, İbni Uleyye'den rivayet ettiği hadîsinde: -Ben bu hadîsi Eyyub'a rivayet ettim. Eyyub; yalnız ikâmet lâfzı müstesna, dedi.» cümlesini ziyade etti

3

Bize İshak b. İbrahim el-Hanzali de rivayet etti (Dediki): Bize Abdülvehhab s-Sakafî haber verdi, Dediki; Bize Hâlid el-Hazzâ, Ebu Kılâbe'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: — Ashab tanıyacakları bir şeyle halka namaz vaktini bildirmeyi konuştular da kimi ateş şılartmayı kimi de çan çalmayı teklif ettiler. Bunun üzerine; Bilâl'e ezanı çift, ikâmeti de tek kelimelerle okuması emrolundu

4

Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti (Dediki): Bize Vuheyb rivayet etti (Dediki): Bize Hâlid el-Hazzâ bu isnadla rivayet etti. Hâlid; Müslümanlar çoğalınca namaz vaktini bildirmeyi konuştular...» diyerek Sekafi hadîsi gibi rivayet etmiş; yalnız burada; «Ateş yakmayı» tabirini kullanmış

5

Bana Ubeydullah b. Ömer el-Kavârîrî dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâris b. Saîd ile Abdülvehhâb b. Abdilmecîd rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Eyyub, Ebu Kılâbe'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes; «Bilâl'e ezanı çift, ikâmeti tek (Lâfızlarla) okuması emrolundu» demiş

6

Bana Ebu Gassân el-Mismaî, Mâlik b. Abdilvâhid ile İshak b. İbrahim rivayet ettiler. Ebu Gassan; Bize Muâz rivayet etti, dedi. İshak ise; Bize Sahib-i Destevâi Muâz b. Hişâm haber verdi, dedi. Muâz demiş ki; Bana babam Amir b. Ahval'den, o da Mekhul'den, o da Abdullah b. Muhayrîz'den, o da Ebu Mahzura'dan naklen rivayet ettiki: Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine şu ezam öğretmiş: Allâhu ekber, Allâhu ekber Eşhedü en lâ ilâhe illallah, Eşhedü en lâ ilâhe illallah Eşhedü enne Muhammeden resulullâh, Eşhedü enne Muhammeden resulullâh Ben Muhammed'in Resulullah olduğuna, şahadet ederim. Ben Muhammed'in Resulullah olduğuna şahadet ederim» sonra dönerek yine şöyle demiş: «Ben Allah'dan başka ilâh olmadığına şahadet ederim. Ben Allah'dan başka ilâh olmadığına şahadet ederim. Ben Muhammed'in resulullah olduğuna şahadet ederim, Ben Muhammed'in Resulullah olduğuna şahadet »derim, (sonra iki defa) : «Haydin namaza» Hayya-l'essalâh iki defa da: «Haydin Felaha» Hayya-lelfelâh (demiş) İshâk «Allah'u Ekber, Allah'u Ekber. La ilahe illallah» cümlelerini de ziyade etti

7

Bize İbni Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da ibni Ömer'den naklen rivayet etti. Demişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in İki müezzini vardı. Biri Bilâl, diğeri âmâ olan İbni Ümmü Mektum

8

{….} Bize yine İbni Nümeyr rivayet etti (Dediki): Bize babam rivayet etti (Dediki): Bize Ubeydullah rivayet etti (Dediki): Bize Kaasim, Âişe'den bu hadîsin mislini rivayet etti:

9

Bana Ebu Kureyb Muhammed b. Ala' EI-Hemdânî rivayet etti (Dediki): Bize Hâlid yâni İbni Mahled, Muhammed b. Cafer'den rivayet etti (Demişki): Bize Hişâm, babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti, Âişe şöyle demiş: «İbni Ummi Mektum a'ma olduğu halde Resulallâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e müezzinlik yapardı.»

10

{….} Bize Muhammed b. Selemete'l-Murâdî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb, Yahya b. Abdillâh ile Saîd b. Abdirrahman'dan, onlar da Hişâm'dan bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti

11

Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya İbni Sâîd, Hammâd b. Seleme'den rivayet etti. (Demişki): Bize Sabit, Enes b. Mâlik'ten naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem) fecr doğduğu zaman baskın yapardı. Ezanı dinletirdi şayet ezan (sesi) işitirse (baskından) vazgeçer; işitmezse baskın yapardı. (Bir defa) Allah-u Ekber, Allah-ü Ekber diyen bir adam işitti. Bunun üzerine Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Fıtrat (ı islâm) üzere!» buyurdular. Sonra o zât: «Eşhedu en lâ ilahe illallah, Eşhedü en lâ ilâhe illallah» dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Cehennemden çıktın» buyurdular. Müteakiben baktılar ki adamcağız bir keçi çobanıymış

12

Bana Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlike ibni Şihâb'dan duyduğum, onun da Atâ b. Yezîd el-Leysî'den, onun da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ezanı İşittiğiniz zaman siz de müezzinin dediğini deyin» buyurmuşlar

13

Bize Muhammed b. Selemete'l Murâdî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb, Hayve ile Saîd b. Ebî Eyyub ve arkadaşlarından, onlar da Kâ'b b. Alkame'den o da Abdurrahman b. Cübeyr'den, o da Abdullah b. Amr b. Âs'dan naklen rivayet etti. Abdullah Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işitmiş: «Müezzini işittiğiniz vakit siz de onun dediğini deyin. Sonra bana salavât getirin. Çünkü her kim bana bir defa salavat getirirse, Allah ona o salâvat sebebiyle on defa salât eyler. Sonra Allah'dan benim için vesileyi isteyin. Zira vesile cennette bir makamdırki Allah'ın kullarından yalnız bir tanesine lâyıktır. Umarımki; o bir kişi de ben olayım. İmdi her kim benim için vesileyi isterse ona şefaatim vâcib olur.»

14

Bana İshâk b. Mansur rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Ca'fer Muhammed b. Cehdam es-Sekafî haber verdi (Dediki): Bize İsmail b. Ca'fer, Umâraiü'bnü Gaziyye'den, o da Hubeyb b. Abdirrahman b. İsaf'dan, o da Hafs b. Âsim b. Ömer b. Hattâb'dan, o da babasından, o da dedesi Ömer b. Hattâb'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Müezzin «Allahu ekber, Allahu ekber» dediği vakit sizden biriniz «Allahu ekber Allahu ekber» der: Sonra Müezzin «Eşhedu enlâ ilahe illallah» dediği vakit oda «Eşhedu enlâ ilahe İllallah» derse sonra Müezzin «Eşhedu enne Muhammeden Resulullah» dediği vakit oda «Eşhedu enne Muhammeden Resulullah» der; müezzin «Hayyealessalah» dediği vakid oda «lâ havle velâ kuvvete illâ billâh» der; sonra müezzin «Hayye ale'l felah» dediği vakit oda «la havle velâkuvvete illâ billâh» derse; sonra «Allâhu ekber Allâhu ekber» dediğinde oda «Allahu Ekber, Allahu ekber» derse; sonra müezzin lâ ilahe illallah dediği vakit oda bütün kalbiyle «lâ ilâhe illâllah» derse cennete girer» buyurdular

15

Bize Muhammed b. Rumh rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Hukeym b. Abdillah b. Kays el-Kureşî'den naklen haber verdi. H. Bize Kuteybetu'bni» Said dahî rivayet etti (Dediki): Bize Leys, Hukeym b. Abdillah'dan, o da Âmir b. Sâ'd b. Ebi Vakkas'dan, o da Sa'd b. Ebi Vakkas'dan, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiki: Şöyle buyurmuşlar: «Her kim müezzini işittiği vakit [Eşhedu en la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh ve enne Muhammeden Abduhu ve Resuluhu rediytu billahi Rabben ve bi Muhammedin Resulen ve bi islami dinen ] derse günâhı afolunur. İbni Rumh kendi rivayetinde: «Herkim müezzini işittiği zaman» «ve ena eşhedu velem yezkur » derse» dedi. Kuteybe ise «ve ena » dediğini söylemedi

16

Talha bin Yahya, amcasından rivayet etti. Amcası şöyle dedi: Muâviye bin Ebî Süfyân'ın yanında bulunuyordum. Müezzin ona namaz için çağrıda bulunmaya geldi. Bunun üzerine Muâviye şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Müezzinler, kıyamet gününde insanların en uzun boyunluları olacaktır." Bunu bana İshak bin Mansûr da rivayet etti; bize Ebû Âmir haber verdi, bize Süfyân, Talha bin Yahya'dan, o da İsa bin Talha'dan rivayet etti. İsa bin Talha dedi ki: Muâviye'nin şöyle dediğini işittim: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bunun benzerini buyurdu.

17

Bize Kuteybetü'bnü Saîd ile Osman b. Ebî Şeybe ve lshâk b. İbrahim rivayet ettiler. İshâk bize haber verdi, tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize Cerîr, Âmeş'den, o da Ebu Süfyan'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti, dediler. Cabir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i «Şüphesiz ki; şeytân namaza nida edildiğini işittiği vakitte Ravhâ' denilen yere varılıncaya kadar gider» buyururken işittim, demiş. Süleyman (El-A'meş) «Ebu Süfyan'a Ravh a'nın nerede bulunduğunu sordum; Bu yer Medine'den 36 mil uzaktadır, cevâbını verdi» demiş

18

{….} Bize bu hadisi Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ile Kureyb de rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ebu Muâviye, A'meş'den bu isnadla rivayet etti

19

Bize Kuteybetü'bnü Saîd ile Züheyr b. Harb ve İshâk b. İbrahim rivayet ettiler, lâfız Kuteybe'nindir. İshâk bize haber verdi, tabirini kullandı. Ötekiler; Bize, Cerir A'meş'den, o da Ebu Sâlih'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ye Sellem)'den naklen rivayet etti, dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesiz; şeytân namaza nida edildiğini işittiği vakit kaçar. Müezzinin sesini duymamak için osurur. Müezzin susunca döner de vesvese verir, ikâmeti işittimi (yine) müezzinin sesini duymamak için (oradan) gider, sustu mu tekrar dönerek vesvese verir» buyurmuşlar

20

Bana Abdülhamîd b. Beyân el-Vâsıtî rivayet etti. Dediki: Bize Hâlid yani ibni Abdillâh Süheyl'den, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Müezzin ezan okuduğu vakit şeytân geriler, onun sesle bir yellenmesi vardır» buyurdular

21

Bana Ümeyyetü'bnü Bistâm rivayet etti (dediki): Bize Yezid yani ibni Zürey' rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh, Süheyl'den rivayet etti. Demiş ki; Babam beni, Benî Hârise'ye gönderdi, yanımda bizim uşaklardan biri yahut bir dostumuz vardı. Ona bir bahçeden bir kimse İsmiyle seslendi, yanımdaki (arkadaş) bahçeye bakındı ise de hiçbir şey göremedi. Ben bu hâdiseyi babama anlattım. Babam; Senin böyle bir şeyle karşılaşacağını bilsem göndermezdim. Ama bundan böyle bir ses işitirsen hemen ezan oku. Çünkü ben; Ebu Hureyre'yi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şu hadîsi rivayet ederken işittim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesizki; namaza nida edildiği vakit şeytân geri gider. Onun sesle bir yellenmesi vardır» buyurmuşlar; dedi

22

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti (Dediki): Bize Mugîra yâni el-Hizâmî, Ebu'z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Namaz için nida edildiği vakit şeytân geri gider. Ezanı işitmemek için bir de sesle yellenmesi vardır. Ezan bitince tekrar gelir, ikâmet getirildiği vakit yine geri gider; ikâmet de bittiği zaman gelir de insanla kalbinin arasına girer ona : Filân şeyi hatırla, filân şeyi hatırla, diyerek önceden hatırına gelmeyen şeyleri hatırlatır. Böylelikle insan kaç rekât namaz kıldığını bilmez olur.»

23

Bize Muhammed b. Kâfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzak rivayet etti (Dediki): Bize Mâ'mer, Hemmâm b. Münebbih'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den bu hadîsin mislini rivayet etti. Şu kadar var ki o: «Tâ ki kişi nasıl namaz kıldığını bilmez olur» buyurduğunu söylemiş

24

Bize Yahya b. Yahya et-Temîmî ile Saîd b. Mansur, Ebu Bekr b. Ebi Şeybe Amrü'n-Nâkid, Züheyr b. Harb ve İbni Nümeyr hep birden Süfyân b. Uyeyne'den rivayet ettiler, lâfız Yahya'nındır. Dediki; Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Salim'den, o da babasınr dan naklen haber verdi. Demişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Namazda iftitâh tekbiri aldığı zaman rüku'a varmadan önce ve rüku'dan doğrulurken ellerini omuzları hizasına kadar kaldırırken gördüm. Secdeler arasında ellerini kaldırmıyordu

25

Bana Muhammed b. Rafi' rivayet etti (Dediki): Bize Abdürrezzak rivayet etti (Dediki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana İbni Şihâb, Salim b. Abdillah'dan naklen İbni Ömer'in şöyle dediğini rivayet etti: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktığı vakit ellerini ta omuzları hizasına varıncaya kadar kaldırır, Sonra tekbir alırdı. Rüku etmek istediği zaman da böyle yapar, rüku'dan doğrulduğu zaman da böyle yapardı. Başını secdeden kaldırdığı zaman bunu yapmazdı

26

Bana Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Huseyn -ki ibnü'l Müsenna'dır- rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Ukayl'den rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Abdillah b. Kuhzâz dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Selemetü'bnü Süleyman rivayet etti. (Dediki): Bize Yunus haber verdi. Bunların ikisi de Zührî'den bu îsnadla İbni Cüreyc'in dediği gibi: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktığı vakit ellerini ta omuzları hizasına kadar kaldırır; sonra tekbir alırdı» şeklinde rivayet etmişlerdir

27

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh, Halid'den o da Ebu Kılâbe'den naklen haber verdiki: Ebu Kilabe Mâlik b. el-Huveyris'i namaz kılacağı zaman tekbir aldığını, sonra ellerini kaldırdığını, rüku'a gitmek istediği zaman da ellerini kaldırdığını, rüku'dan başını kaldırdığı zaman dahi ellerini kaldırdığını görmüş. Mâlik, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in böyle yapardığını rivayet etmiş

28

Bana Ebu Kâmil el-Cahderî rivayet etti (Dediki): Bize Ebu Avâne, Katâde'den, o da Nasr b. Âsım'dan, o da Mâlik b. el-Huveyris'den naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Tekbîr aldığı zaman ellerini ta kulaklarının hizasına kadar kaldırırmış. Rüku ettiği zaman da ellerini ta kulaklarının hizasına kadar kaldırırmış; başını rüku'dan kaldırdığı zaman dahi [Semi' Allahu limen hamide ] diyerek yine böyle yaparmış

29

Bize bu hadîsi Muhammed b. el-Müsennâ dahî rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Ebî Adiy, Saîd'den, o da Katâde'den bu isnadla rivayet ettiki: Mâlik, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Bu şekilde namaz kılarken görmüş) ve «ellerini ta kulaklarının üst hizasına kadar kaldırırdı demiş

30

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e ibni Şihâb'dan dinlediğim, onun da Ebu Selemete'bni Abdirrahman'dan naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: — Ebu Hureyre Ebu Seleme'nin dâhil olduğu bir cemaata namaz kıldırır ve her eğilip doğruldukça tekbir alırmış; namazdan çıktıktan sonra; — Vallahi içinizde namazı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in namazına en ziyâde benzeyeniniz benim, dermiş

31

Bize Mııhammed b. Râfi' rivayet etti, (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana İbni Şihâb Ebu Bekr b. Abdirrahman'dan naklen haber verdi ki Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktığı zaman, namaza dururken tekbîr alır, sonra rüku'a giderken tekbîr alır, sonra belini rüku'dan doğrulturken «Semiallâhu Limenhamideh» der, sonra ayakta iken «Rabbenâ lekel hamd» der, sonra secdeye inerken tekbîr alır, sonra secdeden başını kaldırırken tekbîr alır, sonra (ikinci secdeye giderken) tekbîr alır, sonra başını (secdeden) kaldırırken (yine) tekbîr alırdı. Bundan sonra namazını bitirinceye kadar her rekâtda böyle yapardı. İki rekâtta oturduktan sonra ayağa kalkarken dahi tekbîr alırdı. «Bundan sonra Ebu Hureyre: Şüphesiz ki içinizde namazı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in namazına en ziyâde benziyeniniz benim» demiş

32

Bana Muhammed b. Râfi rivayet etti. (Dediki): Bize Huceyn rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Ukayl'den, o da İbni Şihâb'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Ebu Bekr b. Abdirrahman b. Haris, Ebu Hureyre'yi şöyle derken işittiğini haber verdi: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktığı vakit (tam) namaza dururken tekbîr alırdı... (Bundan sonra) hadisi İbni Cüreyc'in rivayeti gibi tahdîs etmiş; yalnız Ebu Hureyre'nin: — «Şüphesiz ki içinizde namazı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in namazına en ziyade benzeyeniniz benim» sözünü zikretmemiş

33

Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi (Dediki): Bana Yunus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. (İbni Şihâb demiş ki): Bana Ebu Selemetü'bnü Abdurrahman haber verdiki: Mervân, Ebu Hureyre'yi Medine'ye Kaymakam bıraktığı zaman Ebu Hureyre farz namaza kalktığında tekbîr alırmış. Müteakiben Ebu Seleme, hadîsi İbni Cüreyc rivayeti gibi zikretmiş, onun rivayetinde; «Namazı bitirip selâm verince Cemâate döner ve nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki içinizde namazı, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in namazına en ziyâde benzeyeniniz benim derdi» ibaresi vardır

34

Bize Muhammed b. Mihrân er-Râzi rivayet etti. (Dediki): Bize Velid b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Evzâi, Yahya b. Ebî Kesîr'den, o da Ebu Seleme'den naklen rivayet ettiki: Ebu Hureyre namazda her eğilip doğruldukça tekbir alırmış. (Ebu Seleme demiş ki): Biz Ya Ebâ Hureyre, bu tekbirler ne oluyor? dedik. Ebu Hureyre: — «Hakîkaten Resulullah (Sallailahu Aleyhi ve Sellem)'in namazı budur» cevabını verdi

35

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kup yani İbni Abdirrahman, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki Ebu Hureyre (Namazda) her eğilip doğruldukça tekbîr alır ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in böyle yapardığını söylermiş

36

Bize Yahya b. Yahya ile Halef b. Hişam hep birden Hammâd'dan rivayet ettiler. Yahya Dediki: Bize Hammâd b. Zeyd, Gâylân'dan, o da Mutarrif den naklen haber verdi. Mutarrif şöyle demiş: İmrân b. Husayn ile ikimiz Ali b. Ebî Tâlib'in arkasında namaz kıldık. Ali secde ettiği zaman tekbîr alır. (secdeden) başını kaldırdığı zaman tekbîr alır, iki rekât (kıldık) tan sonra kalkarken dahî tekbîr alırdı. Namazdan çıktığımız vakit İmran elimden tuttu, sonra: «Vallahi bu zât bize Muhâmmed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı gibi bir namaz kıldırdı; yahut bu zât bana Muhâmmed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in namazını hatırlattı.» dedi

37

Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe ile Amrün Nâkıd ve İshâk b. İbrahim hep birden Süfyan'dan rivayet ettiler. Ebu Bekr Dediki; Bize Süfyan b. Uyeyne, Zührî'den, o da Mahmud b. Rabî'den, o da Ubâdetü'bnü's-Sâmit'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e isnâden rivayet etti: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Fatihatü'l-Kitabı okumayanın namazı yoktur» buyurmuşlar

38

Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti, Dediki: Bize ibni Vehb, Yunus'dan rivayet etti. H. Bana Harmeletü'bnü Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi (Dediki): Bana Yunus, ibn-i Şihâb'dan, naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Mahmud b. Rabî Ubâdetü'bnü Sâmit'den naklen haber verdi. Ubâde şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ummü'l Kur'anı okumayanın namazı yoktur» buyurdular. {36} Bize Hasan b. Ali el-Hulvânî rivayet etti. (Dediki): Bize Yakub b. İbrahim b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bize Babam Sâlih'den o da ibn-i Şihâb'dan rivayet etti. Ona da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kendi kuyularından yüzüne su püskürdüğü Mahmud b. Rabi' haber verdi, o na da Ubâdetü'bnü Sâmit haber vermiş kii Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem : «Ummü'l-Kur'anı okumayanın namazı yoktur» buyurmuşlar)

39

40

Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd dahi rivayet ettiler, dediler ki: Bize Abdürrezzâk haber verdi (Dediki): Bize Mâ'mer, Zührî'den bu isnadla bu hadîsin mislini haber verdi (Yalnız o): «ve daha fazlasını» kaydını ziyâde etmiş. Diğer tahric: Buhari Ezan, Ebu Davud, Tirmizî, Nesaî ve İbn-i Mâce Salat NOT: Fatihâtu'l-Kitab, Ümmü'l-Kur'an, Ümmül Kitab» fatiha’nın isimleridir. Bunlardan başka Fatiha’nın birçok isimleri de vardır

41

Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim el-Hanzalî de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan b. Uyeyne, Alâ'dan, o da Babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. Efendimiz şöyle buyurmuşlar: «Her kim içersinde ümmü'l Kur'an'ı okumaksızın bir namaz kılarsa o namaz noksandır; tamam değildir.» Bunu üç defa tekrarlamışlar. Bunun üzerine Ebu Hureyre'ye:' — Bizler imamın arkasında bulunuyoruz diyen olmuş. Ebu Hureyre; — Onu içinden oku, zira ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah Teâlâ: Namaz (suresi olan fatihayı) kendimle kulum arasında yarıya taksim ettim. Hem kulumun dilediği şey onundur» buyurdu. Kul [ El hamdu lillahi Rabbil alemin ] dediği zaman Allah Teâlâ; Kulum bana hamd etti, der. [ Errahmanirrahim ] dediğinde, Allah Teâlâ; Kulum bana sena etti, der. [ Malikiyevmiddin ] dediğinde; Kulum beni temcîd eyledi, der. Bir defasında; Kulum (umurunu) bana tefviz eyledi, der buyurdu. Kul: [ İyyake na'budu ve iyyake nestain ] dediği zaman Allah; Bu kulumla benim aramdadır; hem kulumun dilediği onundur. der. — Kul [ İhdine's-sirate'l mustakim siratellezine en amte aleyhim ğayri'l mağdubi aleyhim vele'd-daaaalliin ] dediği zaman Allah: — İşte bu kulumundur. Hem kulumun dilediği onundur buyurur.» derken işittim. Süfyan: «Bu hadisi bana Ala b. Abdirrahman b. Yakup rivayet etti. Evinde hasta iken yanına girdim de bunu ona ben sordum» demiş

42

43

Bana Ahmed b. Ca'fer el-Ma'kırî rivayet etti, dedi H: Bize Nadr b. Muhammed rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Üveys rivayet etti. (Dediki): Bana Alâ haber verdi. Dediki: Babamla Ebu-t Saib'den işittim, ikisi de Ebu Hureyre'nin sohbet arkadaşları idi, dedilerki Ebu Hureyre şunları söyledi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim içerisinde Fâtihatu'l kitabı okumaksınn bir namaz kılarsa o namaz noksandır. Bunu üç defa söyledi.» Ravi hadîsin geri kalan kısmını yukarıkilerin hadîsi gibi rivayet etmiş. İzah için buraya tıklayın

44

Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Usame, Habib b. Şehîd'den rivayet etti. Demiş ki: Atâ'yı Ebu Hureyre'den naklen rivayet ederken dinledim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kıraetsiz namaz olmaz» buyurmuşlar. Ebu Hureyre: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in aşikâr okuduğunu biz de size aşikâr okuduk, onun gizli okuduğunu biz de size gizli okuduk» demiş

45

Bize Amrü'n Nâkıd ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler lâfız Amr'ındır. Dediler kî: Bize İsmail b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc Atâ'dan naklen haber verdi. Demiş ki: Ebu Hureyre: - (İmâma uyan) namazın her yerinde okur. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bize duyurduklarını biz de size duyururuz. Bizden gizlediklerini biz de sizden gizleriz dedi. Bunun üzerine bir zât Ebu Hureyre'ye: — Ya Ümmü'l-Kur'an'dan başka bir şey okumazsam, dedi. Ebu Hureyre; fatihadan fazla birşey okursan o daha hayırlıdır. Yalnız onunla iktifa edersen bu da sana yeter, dedi

46

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd yani İbni Zürey' Habib-i Muallim' den, o da Atâ'dan naklen haber verdi. Demişki: Ebu Hureyre: — Her namazda kirâet vardır. Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize neyi duyurduysa, biz de size onu duyuruyoruz. Bizden neyi gizledi ise bizde sizden onu gizleriz. Her kim Ümmü'l kitabı okursa bu ona yeter, kim ondan fazla birşey okursa o daha efdâldir, dedi

47

Bana Muhammed b. el-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'dan rivayet etti. Demişki; Bana Saîd b. Ebu Saîd, babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescide girmiş. Onun arkasından bir zât girerek namaz kılmış. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek selâm vermiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) selâmı almış ve o zât'a: «Dön de namazını kıl, çünkü sen namaz kılmadın» buyurmuş. O zat dönerek evvelce kıldığı gibi namazı tekrar kılmış. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e gelerek selâm vermiş. Resulullah «Ve aleyke's selâm» dedikten sonra: «Dön de (yeniden) kıl, zira sen namaz kılmadın» buyurmuş ve bunu üç defa tekrarlamış. Nihayet o zat: «Seni hak (din) ile gönderen Allah'a yemin ederim ki ben bundan a'lâsını beceremiyorum. Bana öğret,» demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namaza kalktığın zaman tekbir al! Sonra kolayına geldiği kadar Kur'ân oku sonra rüku et ve âzâ yatışıncaya kadar rüku'da kal. Sonra başını kaldırarak iyice doğrul. Sonra secdeye vararak âzâ yatışıncaya kadar secde et! Sonra başını kaldır ve âzâ yatışıncaya kadar otur ve bunu bütün namazlarında böyle yap» buyurmuşlar

48

Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Usame ile Abdullah b. Nümeyr rivayet ettiler. H. Bize İbrii Nümeyr dahî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. Her ikisi de dediler ki: Bize Ubeydullah, Saîd b. Ebî Sâid'den, o da) Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Bir adam mescide girerek namaz kılmış, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de bir köşede bulunuyormuş... Her iki râvi bu hadîsi yukarıdaki kıssa gibi rivayet ettiler, yahud onlar bu hadîste; «Namaza kalktığın vakit güzelce abdest al! Sonra kıbleye karşı doneerek tekbir al!» ibaresini ziyade ettiler

49

Bize Saîd b. Mansur ile Kuteybetü'bnü Saîd ikisi birden Ebu Avâne'den rivayet ettiler. Saîd Dediki: Bize Ebu Avâne, Katâde' den, o da Zürâretü'bnü Evfâ'dan, o da İmran b. Husayn'dan naklen rivayet etti. İmrân şöyle demiş, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Öğle namazını, yâhud ikindiyi kıldırdı. Müteakiben: «Benim arkamda [ Sebbih ismikel A'la ] suresini hanginiz okudu?» diye sordu. Bir zât: «Ben (okudum). Ama onu okumakla hayırdan başka birşey kasdedmedim» dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Gerçekten anladımki biriniz bunu benim ağzımdan aldı» buyurdular

50

Bize Muhammet! b. el-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be Katâde'den rivayet etti, demiş ki: Zürâretü'bnü Evfâ'yı İmran b. Husayn'dan naklen rivayet ederken işittim ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğle namazını kıldırmış. Bir zât Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında [ Sebbih ismikel A'la ] suresini okumağa başlamış. Namazdan çıkınca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «— Hanginiz okudu,» yahut «Okuyan hanginizdi» diye sormuş. Bir zât: — «Ben (okudum)» cevabını vermiş. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Gerçekten anladımki biriniz bunu benim ağzımdan aldı» buyurmuşlar

51

Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Uleyye rivayet etti. H. Bize Muhammed b. el-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Adiy rivayet etti. Bunların ikisi de İbni Ebî Arube'den, o da Katâde'den bu isnadla rivayet etmişler ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğleyi kılmış ve: «Gerçekten anladım ki bîriniz onu benim ağzımdan aldı» buyurmuşlar

52

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ile İbni Beşşâr ikisi birden Gunder'den rivayet ettiler. îbni'l Müsennâ Dediki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. Dediki: Katade'yi Enes'den rivayet ederken dinledim. Enes: — Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ebu Bekr, Ömer ve Osmanla birlikte namaz kıldım. Fakat bunların hiç birinin [ Bismillahi'r-Rahmani'r-Rahim ] okuduklarını işitmedim, demiş

53

Bize Muhammed b. el-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be bu isnadla rivayet etti, şunu da ziyâde eyledi. «Şu'be Dediki: Katâde'ye sen bunu Enes'den işittin mi? dedim, «evet, bu hadîsi ona biz sorduk» cevabını verdi

54

Bize Muhammed b. Mihrân er-Râzi rivayet etti. (Dediki): Bize Velîd b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Evzâî, Abde'den naklen rivayet ettiki: Ömerü'bnü'l Hattâb şu kelimeleri aşikâr okurmuş: Sübhaneka'llahumme ve bi hamdike ve tebarekesmuke ve teala ceedduke ve la ilehe ğayruke (Evzâî) Katâde'den de rivayet etmiş ki: Katâde kendisine Enes b. Mâlik'den naklen şu haberi yazmış: Enes Dediki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Ebu Bekr, Ömer ve Osman'ın arkasında namaz kıldım, bunların hepsi namaza El hamdu lillahi Rabbi'l Alemin ile başlarlar, kırâetin evvelinde ve âhirinde [ Bismillahi'r-Rahmani'r-Rahim ] söylemezlerdi

55

{….} Bize Muhammed b. Mihrân rivayet etti. (Dediki): Bize Velîd b. Müslim, Evzâî'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana İshâk b. Abdillâh b. Ebî Talhâ haber verdi ki: Enes b. Mâlik'i bunu anlatırken işitmiş. İzah için buraya tıklayın

56

Bize Ali b. Hucr es-Sa'di rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ali b. Müshir rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhtar b. Fulful, Enes b. Malik'ten naklen haber verdi. (H) Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de rivayet etti; lafız onundur. (Dedi ki): Bize Ali b. Müshir, Muhtar'dan, o da Enes'ten naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aramızda idi. Biraz uyku kestirdi, sonra gülümseyerek başını kaldırdı. Biz: Neden güldün ya Resulullah? dedik. "Demin bana bir sure indirildi" buyurdu. Arkasından şunu okudu: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla: Şüphesiz Biz sana Kevseri verdik. O hâlde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes! Şüphesiz sana kin besleyen, asıl o ebterdir." Sonra: "Kevser nedir bilir misiniz?" dedi. Biz: "Allah ve Resulü bilir" cevabını verdik. "O, Rabbim Azze ve Celle'nin bana vadettiği bir nehirdir. Onun üzerinde pek çok hayır vardır. O bir havuzdur; kıyamet gününde ümmetim ona gelecektir, kapları yıldızların sayısıncadır. Derken içlerinden bir kul çıkarılıp atılacak. Bunun üzerine ben: Ya Rabbi, o benim ümmetimdendir, diyeceğim. Allah Teâlâ: Sen onun senden sonra ne bid'atlar icat ettiğini bilmezsin, diyecek." İbn Hucr kendi hadisinde "mescidde bizim aramızda iken" ve "o kulun senden sonra ne bid'atlar ettiğini" cümlelerini ziyade eyledi.

57

{….} Bize Ebu Kureyb; Muhammed b. Alâ rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Fudayl, Muhtar b. Fülfül'den naklet*.haber yerdi. Demiş ki: Enes b. Mâlik'i şunu söylerken işittim: «Resullulah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i biraz uyku kestirirken gördüm» ve hadîsi İbni Müshir rivayeti gibi. nakletmiş, yalnız o: «Rabbim Azze ve Celle'nin cennette bana va'd ettiği bir nehirdir, üzerinde bir havuz vardır» demiş «Kapları yıldızların adedincedir» cümlesini zikretmemiş

58

Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Affân rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hemmam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Cübâde rivayet etti. (Dedi ki): Bana Abdülcebbar b. Vail, Alkametü'bnu Vail ile bir azatlılarından, o da Vail b. Hucr'dan naklen rivayet etmişler ki:

Vail, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in namaza başlarken ellerini kaldırdığını görmüş, tekbir almış —Hemmam, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ellerini kulaklarının hizasına kadar kaldırdığını göstermiş— sonra elbisesine sarınmış, sonra sağ elini sol eli üzerine koymuş; rükuya varmak isteyince ellerini elbisesinden çıkarmış, sonra ellerini kaldırmış; sonra tekbir alarak rükuya varmış; "Semiallahu limen hamideh" dediği zaman yine ellerini kaldırmış; secdeye gittiğinde ellerinin arasına secde etmiş.


İZAH:

Buhari'de bu babda Sehl b. Sa'd (Radıyallahu anh)'dan şu hadis rivayet edilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında insanlara namaz kılarken sağ ellerin sol eller üzerine koymaları emrolunurdu." Gerek Buhari'nin gerekse Müslim'in buradaki hadisinde ellerin bağlanacağı yer tam tespit edilmemiştir. Ancak Vail hadisinin Ebu Davud ile Nesai rivayetlerinde: "Sonra sağ elini sol elinin üzerine, kolun bilek kısmına bağladı" denilerek ellerin bağlanacağı yer gösterilmiştir. Hadisi İbn Huzeyme ile diğer imamlar sahih bulmuşlardır

Namazda el bağlama meselesi birkaç yönden tetkik edilebilir:

1- ELLERIN BAĞLANIP BAĞLANMAYACAĞI MESELESİ

Bu husus ihtilaflıdır. Hanefiler ile Şafiilere göre eller bağlanır. İmam Ahmed b. Hanbel ile İshak'ın ve ekseriyetle ulemanın kavilleri de budur. Ashab-ı kiramdan Ali b. Ebi Talib ile Ebu Hureyre (r.a.)'nin; tabiinden İbrahim, Nesai ve Süfyan-ı Sevri'nin mezhepleri de budur. İbnü'l-Münzir bu kavli İmam Malik'ten de rivayet etmiştir. "el-Tevhid" adlı eserde Said b. Cübeyr, Ebu Miclez, Ebu Sevr, Ebu Ubeyd, İbn Cerir ve Davud-u Zahiri ile Ashab-ı kiramdan Ebu Bekr ve Aişe (r.a.)'nin ve keza cumhur-u ulemanın buna kail oldukları zikredilmektedir. Tirmizi: "Sahabe ile Tabiin hazreti ve onlardan sonraki ulema bununla amel etmişlerdir" demiştir

Yine İbnü'l-Münzir'in rivayetine göre Abdullah b. Zübeyr, Hasan-ı Basri ve İbn Sirin (r.a.) namazda ellerini yanlara salarlarmış. İmam Malik'ten meşhur olan rivayet de budur. Ona göre namaz uzun sürerse istirahat için sağ eli sol el üzerine koymak caizdir. Leys b. Sa'd'ın mezhebi de budur. Evzai'ye göre namaz kılan kimse ellerini bağlamakla yana salmak arasında muhayyerdir.

Hanefiler, buradaki Müslim hadisinden başka Buhari rivayeti ile Ebu Davud, Nesai ve İbn Mace'nin tahric ettikleri Abdullah b. Mesud hadisi ile Darekutni'nin tahric ettiği İbn Abbas ve Ebu Hureyre rivayetleriyle de istidlal ederler. Mezkur rivayetlerin her birinde namazda el bağlanacağı beyan edilmektedir. Hatta İbn Mesud hadisinde; Hz. İbn Mesud'un namazda sol elini sağ elinin üzerine bağladığı, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bunu görünce onun sağ elini sol elinin üzerine koyduğu tasrih edildiği gibi, İbn Abbas hadisinde de: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): 'Biz Nebiler cemaati namazda sağ ellerimizi sol ellerimiz üzerine bağlamakla memuruz' buyurdular" denilmektedir. Yalnız bu hadis zayıftır.

2- ELLERİN NASIL BAĞLANACAĞI MESELESİ

Bu mesele de ulema arasında söz konusu olmuştur. Bunun sıfatı; sağ avucunun içini sol bileğin üzerine koymak ve bileği avucun ortasında bulundurmaktır. İsbicabi'nin Ebu Yusuf'tan rivayetine göre sağ elle sol elin bileği tutulur. İmam Muhammed de ellerin böyle bağlanacağını ve bileğin avucun ortasına geleceğini söylemiştir. "el-Müfid" adlı eserde: "Sol elin bileği sağ elin baş ve küçük parmakları ile tutulur; muhtar olan da budur" denilmektedir. "ed-Diraye"de sol bileğin büküntüsü sağ elin avucu ile tutulur denilmiştir. İmam Şafii ile Ahmed b. Hanbel'in mezhebi de budur. İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed'den bir rivayete göre sağ elin orta parmakları bileğin üzerine uzunluğuna yatırılır; bilek baş ve küçük parmaklarla tutulur. Ulemamızdan birçokları bu kavli benimsemişlerdir.

3- ELLERİN NEREYE BAĞLANACAĞI MESELESİ

Bu mesele de ihtilaflıdır. Hanefilere göre göbeğin altına, Şafiilere göre göğsün üstüne bağlanır. Şafiilerin "el-Havi" ve "el-Vasit" adlı eserlerinde ellerin göğsün altına bağlanacağı bildirilmiştir.

İmam Şafii (rahimehullah) İbn Huzeyme'nin "Sahih"inde Hz. Vail b. Hucr'dan rivayet ettiği şu hadisle istidlal eder: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber namaz kıldım. Sağ elini sol eli üzerine bağlayarak göğsü üzerine koydu." Nevevi "el-Hülasa" adlı eserinde bundan başka delil zikretmediği gibi, Şeyh Takıyüddin de "el-İmam" adlı eserinde bundan başka bir şey söylememiştir.

Hanefilerden "el-Hidaye" sahibi Burhaneddin Mergınani: "Ulemamız bu meselede 'Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sağ eli sol eli üzerine bağlayarak göbeğin altına koymak sünnettir' hadisiyle ihticac etmişlerdir" demektedir. Ancak Ayni, bu hadisin Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e isnadının doğru olmadığını; bu sözü Hz. Ali'nin söylediğini beyan ederek her iki vechin caiz olduğuna işaret etmiştir.

4- ELLERİN NE ZAMAN BAĞLANACAĞI MESELESİ

Bu babda esas şudur: İçinde mesnun zikir bulunan her kıyam halinde eller bağlanır; zikr-i mesnun bulunmayan kıyamda eller salınır. Binaenaleyh kunut duası okunurken ve cenaze namazı kılarken eller bağlanır. Fakat rükudan doğrulduktan sonra ve bayram tekbirlerinin arasında eller yanlara salınır; sahih olan budur. Ebu Ali en-Nesefi ile İmam Ebu Abdullah ve diğer bazı zevatgöre, zikr-i mesnun bulunsun bulunmasın, her kıyamda mutlak surette eller bağlanır.

5- ELLERİN KONULDUĞU YERİN HİKMETİ

Elleri göğsün üzerine veya göbeğin altına koymanın hikmeti ta'zimdir. Elleri göğsün üzerine koymak sünnettir diyenler bunun huşua daha münasip olduğunu söylerler ve: "Bunda iman nurunu muhafaza vardır. Binaenaleyh elleri göbeğin altına bağlayıp avret mahallini işaret etmektense bu şekil daha münasiptir" derler.

Hanefiler ise: "Göbeğin altına koymak daha ziyade ta'zim ifade eder. Namaz kılanı Ehl-i Kitaba benzemekten uzaklaştırır. Avret mahallini örtmeye ve elbiseyi düşmekten muhafazaya vesile olur. Nitekim hükümdarlar huzuruna girerken de aynı şekilde hareket etmek adettir. Bir de elleri göğse bağlamak kadınlara benzemektir. Binaenaleyh elleri göğse değil göbeğin altına koymak sünnettir" derler.

59

Bize Zuheyr b. Harb ile Osman b. Ebî Şeybe ve îshâk b. İbrahim rivayet ettiler. İshâk bize haber verdi tâbirini kullandı. Ötekiler; Bize Cerîr Mansur'dan, o da Ebu Vâil'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti, dediler. Abdullah şunu söylemiş: Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında namaz kılarken «Allah'a selam, filan’a selam» derdik. Bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize şunları söyledi: «Hiç şüphe yok ki; selam Allah’ın kendisidir. Binaenaleyh biriniz namazda oturduğu vakit; Bütün tehiyyeler, salavat ve tayyibat Allah'adır selam sana ey Nebiy Allah'ın rahmet ve bereketleri de senin üzerine olsun. Selâm bize ve Allah'ın sâlih kullarına!... [Ettehiyatu lillahi ve's-Salevatu ve't-Tayyibatu es-Selamu aleyke eyyuhe'n-Nebiyyu ve Rahmetullâhi ve berekâtuhû es-Selâmu aleyna ve alâ ibadillâhi's-Salihîn ] desin Çünkü bunu Dedikii, bu söz gökte ve yerde Allah'ın her salih kuluna isabet eder Bundan sonra; Ben Allahtan başka ilâh olmadığına şahadet ederim. Ben Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna da şahadet ederim: [ Eşhedu en la ilahe illallah ve Eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Resuluhu ] (desin) bundan sonra dilediğini istemekte muhayyerdir

60

Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ile îbni Beşşâr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Cafer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Mansur'dan bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti (yalnız) sonra dilediğini İstemekte serbesttir, cümlesini söylemedi

61

Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin el-Cu'fî Zâide'den, o da Mansur'dan bu isnadla yukarıdakilerin hadîsleri gibi rivayette bulundu. Bu hadîste «sonra dilediğini yahut sevdiğini istemekte muhayyer kalsın» ibaresini zikretmiştir

62

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muâviye A'meş'den, o da Şakîk'ten, o da Abdullah b. Mes'ud'dan naklen haber verdi. Abdullah: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte namazda oturduğumuz vakit...» diyerek Mansur'un hadisi gibi rivayette bulunmuş ve hadîsin sonunda sonra dua etmekte serbesttir» demiş

63

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Nuaym rivayet etti. (Dediki): Bize Seyf b. Süleyman rivayet etti. Dediki: Mücâhid'i, bana Abdullah b. Sahbera rivayet etti, derken işittim. Demiş ki: İbni Mes'ud'u şöyle derken işittim: Bana Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) avucum avuçları arasında olduğu halde Kur'ân'dan bir sure öğretir gibi teşehhüdü öğretti. İbni Mes'ud Teşehhüdü yukarıki râvilerin naklettikleri tarzda rivayet etti. İzah için buraya tıklayın

64

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Bumh b. el-Muhacir dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Ebu'z-Zübeyr'den, o da Saîd b. Cübeyr ile Tâvus'dan, onlar da İbni Abbâs'dan naklen haber verdi ki, İbni Abbâs şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Kur'an'dan bir sure öğretir gibi teşehhüdü öğretir ve: — «Mübarek tahiyyeler salavât-ı tayyibât Allah'a mahsustur, selâm sana ey Nebiy! Allah'ın rahmetleri ile bereketleri de sana!.: Selam bize ve Allah'ın salih kullarına!... Ben Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammedin Resulullah olduğuna şahadet ederim» buyururdu. İbni Rumh'un rivayetinde «Bize Kur'ân'ı öğretir gibi» ifâdesi vardır

65

Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bana Ebu Zübeyr Tâvus'dan, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. İbni Abbâs: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Kur'ân'dan bir sure öğretir gibi teşehhüdü öğretti» demiş. İzah Bu hadîsi Buhârî'den maada bütün Sünen sahipleri tahrîc etmişlerdir. Neyevî'nin beyânına göre; hadîsteki «Mübare-kât, salâvât, tayyibat kelimeleri baştaki tehiyyât üzerine ma'tufturlar. Yalnız ihtisar için aralarından atıf harfi (vav) hazfedilmiştir ki bu Arap lisanında caiz ve maruftur. Hadîsin mânâsı gerek tahiyyât, gerekse on­dan sonra zikredilen «Mübarekât, salâvât» ve «tayyibat» hep Allah'a mahsustur» demektir. 402 / 55 56 57 58 59 nolu Hadis'i şerifi okumadı iseniz okuyunuz

66

Bize Saîd b. Mansur ile Kuteybetü'bnü Saîd, Ebu Kâmil el-Cahderî ve Muhammed b. Abdilmelik el-Emevî rivayet ettiler. Lâfız Ebu Kâmil'indir. Dediler ki: Bize Ebu Avâne, Katâde'den, o da Yunus b. Cübeyr'den, o da Hıttân b. Abdillâh er-Rakaaşî'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Ebu Musel-Eş'arî ile birlikte bir namaz kıldım. Ka'deye sıra gelince; cemaattan biri: Namaz, sadaka ve zekatla birlikte mi ikrar «olundu? Dedi. Ebu Musâ namazı eda ederek selam verince: kalktı ve: - (demin) Şöyle deyen hanginizdi? diye sordu. Cemaat sükutu iltizam ettiler. Sonra tekrar: (demin) şöyle deyen hanginizdi? dedi. Cemaat yine sükut ettiler. Bunun üzerine Ebu Musa: - Bunu galiba sen söyledin ya Hıttan! dedi. Hıttan; Onu ben söylemedim; beni azarlarsın, diye korktum dedi. Müteakiben cemaat'tan biri; - Onu ben söyledim. Ama bu sözle hayır'dan başka bir şey kastetmedim, dedi. Bunun üzerine Ebu Musa: - Siz namazınızda ne diyeceğinizi bilmiyor musunuz? Gerçekten Resulullah (Sallallıhu Aleyhi ve Sellem) bize hutbe okuyarak sünnetimizi beyan ve namazımızı bize ta'lim eyledi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Namaz kılacağınız zaman saflarınızı düzeltin. Sonra içinizden biriniz size imam olsun. O tekbir aldımı siz de tekbîr alın [ ğayri'l mağdubi aleyhim veleddaallin ] dedimi sizde âmin deyin ki Allah duanıza icabet buyursun. İmam tekbir alarak röku'a gittimi siz de tekbir alın ve rüku' edin. Çünkü İmam sizden önce rüku eder; sizden önce rüku'dan doğrulur.» Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle devam etti: «Bu bununla kapanır. İmam [ semi'allahu li men hamide ] dediği vakit sizde [Allahumme Rabbena lekel hamd ] deyin Allah sizin bu sözünüzü kabul eder. Çünkü Allah tebâreke ve Teâlâ, Nebii (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dilinden [ semi'allahu li men hamide ] buyurmuştur. İmam tekbir alarak secdeye gittimi sizde tekbir alın ve secdeye gidin, zîra imam sizden önce secde edecek ve yine sizden önce secdeden başını kaldıracaktır.» Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (burada yine): «Bu bununla kapanır. Oturuş anında sizden her hangi biriniz ilk sözü şu olsun [Ettehiyatu etteyyibatu esselevatu lillahi esselamu aleyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuhu esselamu akeyna ve ala ibadillahi salihin eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve resulehu]

67

Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Usame rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Ebi Arube rivayet etti. H. Bize Ebu Gâssân el-Misma'î de rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize İshâk bin İbrahim dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr Süleyman et-Teymî'den naklen haber verdi. Bunların hepsi Katâde'den bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir. Cerîr'in Süleyman'dan, onun da Katâde'den rivayetinde şu ziyade vardır: «İmam okuduğu vakit siz susun!» Fakat hiç birinin hadîsinde: «Zira Allah Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dilinden buyurmuştur» ibaresi yoktur. Bu ibare sadece Ebu Kâmilin yalnız başına Ebu Avâne'den rivayet ettiği hadîste mevcuttur. Ebu İshâk demiştir ki: Ebu'n-Nadr'ın kızkardeşi oğlu Ebu Bekr bu hadîs hakkında söz etti. Müslim ona: Süleyman'dan daha belleyişlisini mi istiyorsun? dedi: Ebu Bekr ona şunu da sordu: — Ya Ebu Hureyre hadîsine ne dersin? Müslim: O sahihtir, dedi. Ebu Bekr (İmam okuduğu vakit siz susun) hadîsini kasdetmişti. Müslim de; o benim indimde sahihtir, cevâbını verdi. Bunun üzerine Ebu Bekr; öyleyse onu buraya (kitabına) niçin koymadın? dedi. Müslim: Ben kendimce sahih olan her şeyi bu kitaba koymuş değilim. Ben buraya ancak ulemânın ittifak ettikleri hadîsleri koydum, cevabını verdi

68

Bize İshâk b. İbrahim ile İbni Ebî Ömer, Abdurrezzâk'dan, o da Ma'mer'den, o da Katâde'den bu isnadla rivayet etti. Bu hadisde de Ebu Musâ: «Zirâ Allah (azze ve celi). Nebi'i (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dilinden: buyurdu.» demiştir

69

Bize Yahya b. Yahya et-Temîmî rivayet etti. Dedikî: Mâlik'e Nuaym b. Abdillâh el-Mücmir'den dinlediğim, ona da Muhammed b. Abdillâh b. Zeyd el-Ensârî'ninki bu Abdullah b. Zeyd namaz için Ezanı rü'yasında gören zâttır- Ebu Mes'ud-ı Ensârî'den naklen haber vermiş olduğu şu hadîsi okudum: Ebu Mes'ud şöyle demiş: — Biz Sa'd b. Ubâde'nin meclisinde iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza geldi. Beşir b. Sa'd kendisine: Allah Teâlâ sana salavât getirmemizi bize emretti. Yâ Resulullah! Acaba sana nasıl salâvât getireceğiz? dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sükut etti, O derece ki biz keşke Beşir sormamış olsaydı diye temenni ettik; Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Allah'ım! Muhammed'e ve âlî Muhammed'e, alî İbrahim'e salat buyurduğun gibi salât eyle! Ve Muhammed ile âl-i Muhammed'e, âl-i İbrahim'e âlemler içinde ihsan buyurduğun bereket gibi bereket ihsan eyle Zîra sen Hamid ve Mecîdsin; deyin. Selâmda bildiğiniz gibidir» buyurdular. İzah 406 nolu Hadis'tedir

70

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbni'l Müsennâ'nındır. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Hakem'den rivayet etti. Demiş ki: İbni Ebî Leylâ'dan dinledim. Dediki: Bana Kâ'b b. Ucrâ tesadüf etti de şunları söyledi: Sana bir hediyye takdim edeyim mi? Bir defa Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza çıktı da biz (kendisine Yâ Resulâllah!) Sana nasıl selâm okuyacağımızı öğrendik. Ama sana nasıl salât okuyacağız? dedik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Allah'ım! Muhammed'e ve Al-i Muhammed'e, Al-i ibrahim'e Salât buyurduğun gibi salât eyle. Şüphesiz ki sen Hamîd ve Mecîdsin. Yâ Rab Muhammed'e ve Al-i Muhammed'e, Âl-i İbrahim'e ihsan eylediğin bereket gibi bereket ihsan eyle. Çünkü sen Hamîd ve Mecîd'sin; deyin» buyurdular

71

Bize Züheyr b. Harb ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Vekî, Şu'be ile Mis'ar'dan, onlar da Hakem'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet ettiler. Yalnız Mis'ar'ın hadîsinde (Sana bir hediyye takdim edeyim mi?) ibaresi yoktur

72

Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Zekeriyyâ A'meş ile Mis'ar'dan ve Mâlik b, Miğ'vel'den bunların hepsi de Hakem'den naklen bu isnâdla bu Hadîsin mislini rivayet ettiler. Yalnız Hakem: Allah'ım demeyip (sâdece) «Muhammed'e bereket ihsan eyle» demiş. İzah için buraya tıklayın

73

Bize Muhammed b. Abdillâh b. Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh ile Abdullah b. Nâfi' rivayet ettiler. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Ravh, Mâlik b. Enes'den, o da Abdullah b. Ebî Bekr'den, o da Babasından, o da Amr b. Süleym'den naklen haber verdi. Demiş ki: Bana Ebu Humeyd-i Saidî haber verdi, ki: Ashab Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e: Yâ Resulallah, sana nasıl salâvât getireceğiz? demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ Rabb! Muhammed'e ve onun zevcelerile zürriyetine, Âl-i İbrahim'e ihsan buyurduğun salât gibi salât eyle! Muhammed'e ve onun zevceleriyle zürriyetine, Âli İbrahim'e ihsan buyurduğun bereket gibi bereket ihsan eyle! Çünkü sen Hamîd'sin, Mecîd'sin; deyin.» buyurmuşlar

74

Bize Yâhyâ b. Eyyub ile Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İsmail -ki İbni Ca'fer'dir- Alâ'dan, o da Babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim bana bir salavât getirirsa Allah ona on salât eyler.» buyurmuşlar

75

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Malik'e, Sumenden dinlediğim, onun da Ebu Sâlih'den, onun da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İmam Semiallahulimen hamideh dediği vakit sizde, Allahümme Rabbena lekelhamd deyin. Çünkü bir kimsenin sözü meleklerin sözüne uyarsa o kimsenin geçmiş günahları affolunur.» buyurmuşlar

76

{….} Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Yâkub, yâni ibn-i Abdirrahmân, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallalluhu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen Sümey hadîsi manâsında rivayette bulundu

77

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e ibn-i Şihâb'dan dinlediğim, onun da Saîd b. el-Müseyyeb ile Ebu Selemetübnü Abdirrahman'dan naklettiği, onların da Ebu Hureyre'den naklen haber verdikleri şu hadîsi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «imam Amîn dediği vakit siz de Amin deyin; zira bir kimsenin Amîn demesi meleklerin Amin'ine tesadüf ederse o kimsenin geçmiş günahları affolunur.» buyurmuşlar. İbnl Şihâb: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Âmin derdi.» demiştir

78

Bana Harmeletubnü Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize ibn-i Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yunus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana İbnül-Müseyyeb ile Ebu Selemetübnü Abdirrahmân haber verdi ki, Ebu Hureyre: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den işittim.» diyerek Mâlik'in hadisi gibi rivayette bulunmuş; yalnız râvi ibn-i Şihâb'ın sözünü zikretmemiş

79

Bana Harmeletü'bnti Yahya rivayet etti. (Dediki): Bana ibn-i Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr haber verdi. Ona da Yunus, Ebu Hureyre'den naklen rivayet etmiş ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz namazda Amin dediği vakit gökteki melekler de Amîn der ve bunların her ikisi, birbirine tesadüf ederse o kimsenin geçmiş günahları affolunur;» buyurmuşlar

80

Bize AbdiIlah b. Meslemet'el-Ka'nebî rivayet etti. (Dediki): Bize Mugîra, Ebu'z-Zinâd'dan, o da A'rac'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz Âmin dediği vakit gökteki melekler de Amin der ve her ikisi birbirine tesadüf ederse o kimsenin geçmiş günâhları affolunur» buyurdular

81

(Bize Muhammed b. Râfi' rivâyet etti. ki): Bize Abdürrezzâk rivâyet etti. ki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den, o da Ebû Hüreyre'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivâyet etti

82

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Yakub, yâni İbni Abdurrahman, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Okuyan imam [ ğayril mağdubi aleyhim veleddaallin ] dediği vakit arkasında ki de Amin, der ve sözü Ehl'i Semânın sözüne tesadüf ederse geçmiş günâhları affolunur.» buyurmuşlar

83

Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybetü'bnü Said, Ebu Bekir b. Ebî Şeybe, Amrun-Nâkid, Züheyr b. Harb ve Ebu Kureyb toptan Süfyân'dan rivayet ettiler. Ebu Bekir Dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den rivayet etti. Demiş ki; — Enes b. Mâlik'i şöyle derken işittim; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir at'tan düştü de, sağ tarafının derisi sıyrıldı. Bunun üzerine biz onu ziyaret için yanına girdik. Derken namaz vakti geldi, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize oturarak namaz kıldırdı, biz de arkasında oturarak kıldık. Namazı bitirince şöyle buyurdular: «İmam ancak kendisine uyulmak için imam olmuştur. Binâenaleyh o tekbîr aldığı zaman sizde tekbîr alın, secde ettiğinde siz de secde edin, başını kaldırdığında sizde kaldırın. İmam Semiallahu limen hamideh dediği vakit siz: Rabbena veleke'l-hamd deyin! İmam oturarak kılarsa sizde toptan oturarak kılın.»

84

Bize Kuteybe b. Said rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys rivayet etti. (H) Bize Muhammed b. Rumh dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, İbn Şihab'dan, o da Enes b. Malik'ten naklen rivayet etti. Enes: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir attan düştü de, (vücudu) sıyrıldı/berelendi. Bu sebeple bize oturarak namaz kıldırdı" demiş, sonra yukarıdaki hadis gibi rivayette bulunmuş.

85

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti, dedi ki, Malik'e Abdurrahman b. Kasım'dan dinlediğim, onun da babasından, onun da Aişe'den rivayet ettiği şu hadisi okudum. Aişe şöyle demiş: Seferlerinin birinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte (yola) çıktık. Beyda yahut Zatü'l-Ceyş denilen yere vardığımızda gerdanlığım koptu. Onu aramak için Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o yerde bekledi, cemaat da onunla beraber beklediler. Halbuki su başında olmadıkları gibi yanlarında su da yoktu. Bunun üzerine halk Ebu Bekr'e gelerek: Aişe'nin yaptığını görüyor musun? Hem Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i, hem de yanındaki insanları yollarından alıkoydu. Bunlar su başında değiller yanlarında su da yok, dediler. Derken Ebu Bekr yanıma geldi, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) başını dizime koymuş, uyumuştu. Ebu Bekir (bana): "Sen hem Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i, hem de yanındaki insanları yollarından alıkoydun. Bunlar su başında değiller, yanlarında su da yok!" dedi. (Hasılı) Ebu Bekr beni (adamakıllı) azarladı ve Allah'ın dilediği kadar söylendi. Eliyle böğrüme dürtmeye başladı. Kıpırdamama ancak Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dizimde bulunması mani oluyordu. Böylece Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyudu ve susuz olarak sabahladı. Bunun üzerine Allah Teala teyemmüm ayetini indirdi ve ashab teyemmüm ettiler. Nakîblerden biri olan Useyd b. Hudayr: Bu sizin ilk bereketiniz değildir, ey Ebu Bekr hanedanı! dedi. Aişe demiş ki: Müteakiben üzerinde bulunduğum deveyi kaldırdık, gerdanlığı da altında bulduk.

86

Bana Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): İbn Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yunus, İbn Şihab'dan naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Enes b. Malik haber verdi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir attan düşürülerek sağ tarafı berelenmiştir. Ravi yukarıkilerin hadisleri gibi rivayet etmiş ve: "İmam ayakta kıldığı zaman siz de ayakta kılın" cümlesini ziyade eylemiştir.

87

Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrezzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer, Zührî'den naklen haber verdi. Zührî, bana Enes haber verdi ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) atından düşerek sağ tarafının derisi sıyrılmış, diyerek hadîsi rivayet etmiştir. Bu hadîste: «Yunus ve Mâlik» ziyâdesi yoktur. İzah 417 de

88

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdetu'bnü Süleyman, Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resulullah (Sallalahu Aleyhi ve Sellem) hastalandı da, yanına ashabından bir takım kimseler kendisini dolaşmak için girdiler, müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oturarak namaz kıldı. Onlar da ayakta kendisine uyarak namaz kıldılar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara oturmalarını işaret etti. Onlar da oturdular. Namazdan çıkınca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İmam ancak kendisine uyulmak için imam yapılmıştır. Binâenaleyh o rüku' ettiği vakit sizde rüku' edin rüku'dan başını doğrulttumu sizde başlarınızı kaldırın. İmam oturarak kılarsa sizde oturarak kılın.» buyurdular

89

Bize Ebu'r-Rabî' ez-Zehrânî rivayet etti. (Dediki):Bize Hammâd (yâni ibn-i Zeyd) rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb dahî rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İbni Nümeyr rivayet etti. H. Bize İbni Nümeyr de rivayet etti, Dediki: Bize babam rivayet etti. Bunların hepsi Hişam b. Urve'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. İzah için 417 nolu sayfa’ya gidin

90

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhanımed b. Rumh da rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen haber verdi. Câbir şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalandı, biz de o oturduğu halde arkasında namaz kıldık. Ebu Bekir Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve $ellem)'in tekbîrini cemaata duyuruyordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Bir ara) bize bakarak ayakta kıldığımızı gördü, hemen bize işaret etti. Biz de oturduk ve namazımızı ona uyarak oturduğumuz yerden kıldık. Selâm verince şöyle buyurdular: «Demin nerdeyse İranlılarla, Romalıların yaptığını yapıyordunuz. Onlar ki kralları otururken ayakta dururlar. Siz öyle yapmayın İmamlarınıza uyun. Şayet İmam ayakta kılarsa sizde ayakta kılın oturarak kılarsa sizde oturarak kılın.»

91

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Humeyd b. Abdirrahman Er-Ruâsî, babasından, o da Ebu'Z-Zubeyr'den, o da Câbir'den naklen haber verdi. Câbir: «Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), arkasında Ebu Bekir olduğu halde namaz kıldırdı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekbir aldığı vakit Ebu Bekir de bize işittirmek için tekbir alıyordu» demiş, sonra hadisi yukardaki Leys hadîsi gibi rivayet etmiş. İzah için 417 nolu sayfa’ya gidin

92

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Mugîra (yâni El-Hizâmî) Ebu'Z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «İmam ancak kendisine uyulmak için imamdır. Şu halde sîz ona muhalefette bulunmayın; o tekbir aldımı sizde tekbir alın. Rüku ettimi sizde ruku'a gidin İmam: SemiaIlahu limen hamideh dediği vakit, siz: Allahumme Rabbena Leke'l-hamd deyin. Secde ettimi sîzde secde edin. O oturarak kıldığı zaman sizde hepiniz oturarak kılın.»

93

94

Bize İshak b. İbrahim ile İbni Haşrem rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İsa b. Yunus haber verdi. (Dediki): Bize A'meş, Ehu Sâlih'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize öğretir, ve: «İmamdan önce davranmayın; o tekbir aldımı sizde tekbir alın; [ veleddaallin ] dedimi sizde âmin deyin rüku' ettiği vakit sizde rüku' edin! Semiallahu limen hamideh dediği vakit siz: Allahumme Rabbena leke'l-hamd deyin» buyururdu

95

{….} Bize Kuteybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdulâziz (yani Derâverdi), Süheyl b. Ebî Sâlih'den, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seiiem) 'den naklen yukarki hadis gibi rivayette bulundu. Yalnız:[ veleddaallin ] dediği vakit siz âmin deyin» cümlesini söylemedi. Fakat: «Ondan önce başınızı kaldırmayın» cümlesini ziyade etti. İzah için 417 nolu sayfa’ya gidin

96

Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Muâz da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Yala'dan - ki İbni Atâ'dır- rivayet etti. O da Ebu Alkame'den işitmiş. O da Ebu Hureyre'yi şöyle derken dinlemiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İmam ancak bir kalkandır. O oturarak namaz kılarsa sizde oturarak kılın SemiaIlahu Iimen hamideh dediği vakit siz Allahumme rabbenâ leke'l-hamd deyin, Şayet yeryüzündekilerin sözü gök ehlinin sözüne tesadüf ederse o kimsenin geçmiş günahları affolunur.» buyurdular. İzah için 417 nolu sayfa’ya gidin

97

Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb, Hayve'den rivayet etti. Ona da Ebu Hureyre'nin azatlısı Ebu Yunus rivayet etmiş. Demiş ki: — Ebu Hureyre'yi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den naklen rivayet ederken dinledim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «İmam ancak kendisine uyulmak için imam yapılmıştır. Binaenaleyh o tekbir aldımı sîzde tekbir alın; Ruku'a gittimi sizde rüku' edin; Semiallahu limen hamideh dediği vakit siz: Allahumme Rabbena lekel hamd deyin imam ayakta kılarsa sizde ayakta kılın; oturarak kılarsa siz de hepiniz oturarak kılın.»

98

Bize Ahmed b. Abdillâh b. Yunus rivayet etti. (Dedi ki): Bize Zaide rivayet etti. (Dedi ki): Bize Musa b. Ebî Aişe, Ubeydullah b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. Ubeydullah şöyle demiş: Aişe'nin yanına girdim de kendisine: "Bana Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hastalığından bahsetmez misin?" dedim. Aişe: "Hay hay" dedi ve şunları söyledi: Nebî (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hastalığı ağırlaştı. (Bir ara): "Cemaat namazı kıldılar mı?" dedi. Biz: "Hayır, seni bekliyorlar yâ Rasûlallah" dedik. "Öyle ise benim için leğene su koyun" buyurdular. Dediğini yaptık. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yıkandı. Sonra kalkmak için davrandı fakat bayıldı. Sonra ayılarak: "Cemaat namazı kıldılar mı?" diye sordu. "Hayır, seni bekliyorlar yâ Rasûlallah" dedik. Yine: "Benim için leğene su koyun" buyurdular. Dediğini yaptık ve yıkandı. Sonra kalkmak için davrandı fakat yine bayıldı. Bilahare ayıldı ve: "Cemaat namazı kıldılar mı?" diye sordu. "Hayır, seni bekliyorlar yâ Rasûlallah" dedik. "Benim için su koyun" buyurdular. Biz bunu da yaptık. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yıkandı. Sonra kalkmak için davrandı fakat yine bayıldı. Sonra ayılarak: "Cemaat namazı kıldılar mı?" diye sordu. "Hayır, seni bekliyorlar yâ Rasûlallah" dedik. Cemaat mescide kapanmış yatsı namazı için Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i bekliyorlardı. Bunun üzerine Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cemaata namaz kıldırması için Ebu Bekir'e haber gönderdi. Gönderilen zat Ebu Bekir'e vararak: "Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cemaata namaz kıldırmanı sana emrediyor" dedi. Ebu Bekir yumuşak kalpli bir zattı: "Yâ Ömer, cemaata namazı sen kıldır" dedi. Ömer: "Buna sen daha lâyıksın" mukabelesinde bulundu. Müteakiben o günlerde cemaata Ebu Bekir namazı kıldırdı. Sonra Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendinde bir parça hafiflik hissederek biri Abbas olmak üzere iki kişinin arasında öğle namazına çıktı. Ebu Bekir cemaata namaz kıldırıyordu. Ebu Bekir onu görünce geri çekilmeye davrandı; fakat Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona geri çekilmemesini işaret etti. Yanındaki iki zata: "Beni onun yanı başına oturtun" dedi. Onlar da kendisini Ebu Bekir'in yanı başına oturttular. Ebu Bekir ayakta Nebî (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in namazına uymuş, cemaat da Ebu Bekir'in namazına uymuş olarak namaz kılıyorlar, Nebî (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise oturuyordu. Ubeydullah demiş ki: Müteakiben Abdullah b. Abbas'ın yanına girerek: "Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hastalığı hakkında Aişe'nin bana anlattıklarını sana arzedeyim mi?" dedim. "Anlat" dedi. Aişe'nin söylediklerini ona arzettim. Onlar da hiçbir şey inkâr etmedi. Yalnız: "Abbas ile birlikte Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in koluna giren zatın adını Aişe sana söyledi mi?" dedi. "Hayır" dedim. "O Ali'ydi" dedi.

99

Bize Muhammed b. Rafi' ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler.Lâfız ibni Rafi'indir. Dediler ki bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'mer haber verdi Dediki: Zührî: Bana da Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe haber verdi, dedi. onada Âişe haber vermiş. ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ilk defa Meymune'nin evinde hastalandı da benim evimde bakılmak üzere zevcelerinden izin istedi, onlar da kendisine izin verdiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir eli Fâdl b. Abbâs'ın, bir eli de başka bir zâtın üzerinde ayaklarını yerde sürüyerek çıktı». UbeyduIIah demiş ki: Ben Âişe'nin söylediklerini İbni Abbâs'a anlattım, İbnî Abbâs: «Âişe'nin ismini söylemediği zâtın kim olduğunu biliyor musun? O Ali'ydi» dedi

100

Bana Abdülmelik b. Şuayb b. Leys rivayet etti. (Dediki): Bana babam dedemden rivayet etti. Demiş ki, bana Ukayl b. Hâlid rivayet etti. (Dediki): İbni Şihâb şunu söyledi: Bana Ubeydullah b. Abdillah b. Utbetü'bnü Mes'ud haber verdi ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in zevcesi Aişe şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hastalığı ağırlaşıp elemi şiddetlenince benim evimde bakılmak için zevcelerinden izin istedi. Onlar da kendisine izin verdiler. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki kişi arasında (yani) Abbâs b. Abdülmuttalib ile başka birinin arasında, ayakları yerde sürünerek çıktı...» UbeyduIIah demiş ki; Âişe'nin söylediklerini Abdullah'a haber verdim, Abdullah b. Abbâs bana: — Âişe'nin ismini söylemediği diğer zât'ın kim olduğunu bilir misin? dedi. — «Hayır, dedim. İbni Abbâs: «O Ali'ydi» dedi

101

Bize Abdülmelik b. Şüayb b. Leys rivayet etti. (Dediki): Bana babam, dedemden rivayet etti. (Demiş ki): Bana Ukayl b. Hâlid rivayet etti. Dediki: İbni Şîhâb şunu söyledi: Bana Ubeydullah b. Abdillah b. Utbetü'bnü Mes'ud haber verdi ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Aişe şöyle demiş: — «Vallahi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bu hususta Ebu Bekir'in imam olmaması hususunda müracaatta bulundum. Beni ona çok müracâata sevk eden yegâne sebeb, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in makamına geçecek kimseyi halkın ebediyen sevebileceğini havsalamın kabul etmemesi ve onun yerine geçen zâtı halkın uğursuz sayacakları fikrinde olmamdır. İşte bunun için ben Resulullah (Sallallahu Ateyhî ve Sellem)'in Ebu Bekir'den vazgeçmesini istedim.»

102

Bize Muhammed b. Rafı İle Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Lâfız İbni Râ'fi'indir. Abd: Bize haber verdi, tâbirini kullandı. İbni Râ'fi' ise: Bize Abdürrezzâk rivayet etti, dedi. Abdürrezzâk: Bize Ma'mer haber verdi, demiş. Zühri' demiş ki: Bana da Hamzetü'bnü Abdillah b. Ömer, Âişe'den naklen haber verdi. Aişe şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benim evime girdiği vakit; «Ebu Bekir'e emredin de cemaata namaz kıldırıversin.» buyurdular. Bunun üzerine ben: Yâ Resulullah, şüphesiz ki Ebu Bekir yumuşak kalpli bîr zâttır. Kur'ân okuduğu vakit göz yaşını tutamaz, onun için sen Ebu Bekir'den başkasına emretsen iyi olur, dedim. Vallahi içimde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yerine geçecek ilk zât île halkın teşe'üm etmeleri endişesinden başka bir şey yoktu. Bu sebeple kendisine iki veya üç defa müracâat ettim. Neticede Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cemaata Ebu Bekir namaz kıldırsın! Hiç şüphe yokki sizler Yusuf'un zamanındaki kadınlar gibisiniz.» buyurdular

103

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muaviye ile Veki' rivayet ettiler. H. Bize Yahya b. Yahya dahî rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki, bize Ebu Muâviye A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Esved'den, o da Âişe'den naklen haber verdi. Âişe şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hastalığı ağırlaştığı zaman, namaz vaktinin geldiğini kendisine haber vermek için Bilâl geldi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : Ebu Bekir'e emredin de cemâaata namaz kıldırsın» buyurdular. Ben: Yâ Resulullah, gerçekten Ebu Bekir yufka yürekli bir zâttır. Senin yerine geçtiği vakit cemaata işittiremez. Binâenaleyh sen Ömer'e emretmelisin! dedim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yine: «Siz Ebu Bekir'e emredinde cemaata namazı kıldırıversin.» buyurdular. Bunun üzerine Hafsa'ya: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söyle, de ki; Ebu Bekir yufka yürekli bir adamdır; Senin makamına geçtiği vakit cemaata işittiremez. Sen Ömer'e emretmelisin» dedim. Hafsa bunları Ona söyledi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Hiç şüphe yokki sizler Yusuf (A.S.) zamanının kadınlarısınız Ebu Bekir'e emredinde cemaata namazı kıldırsın» buyurdular. Artık Ebu Bekir'e emrettiler, o da cemaata namazı kıldırdı. O namaza girince Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'de kendinde bir hafiflik hissetti ve iki kişi arasında ayağa kalktı. Ayakları yerde sürünüyordu. Mescide girdiği vakit Ebu Bekir onun ayak sesini işiterek geri çekilmeye davrandı, fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona yerinde dur, diye işaret etti. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ilerleyerek Ebu Bekir'in sağ tarafına oturdu. Artık Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemaatta oturduğu yerden namaz kıldırıyor. Ebu Bekir de ayakta duruyordu. Ebu Bekir, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in namazına uyuyor, cemâat da Ebu Bekir'in namazına uyuyorlardı

104

Bize Mincâb b. Haris et-Temî'mi rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Müshîr haber verdi. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize İsa b. Yunus haber verdi. Bunların ikisi de Â'meş'den bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir. Onların hadîslerinde: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat ettiği hastalığına tutulduğu zaman...» ibaresi de vardır. İbni Müshir hadîsinde: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i getirdiler ve Ebu Bekir'in yanıbaşında oturttular. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemaata namazı kıldırıyor, Ebu Bekir de onlara tekbiri işittiriyordu.» denilmektedir. İsa'nın hadisinde dahî: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oturarak namaz kıldırıyor. Ebu Bekir de yanıbaşında bulunuyordu. Ebu Bekir cemaata (Tekbîrleri) duyuruyordu.» ibaresi vardır

105

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İbni Nümeyr, Hişâm'dan naklen rivayet etti. H. Bize İbni Nümeyr de rivayet etti. Lâfızları birbirine yakındır. Dediki: Bize babam rivayet etti. Dediki: Bize Hişâm babasından, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalığında cemaata namaz kıldırmasını Ebu Bekir'e emretti. Artık cemâaata namazı o kıldırıyordu.» Urve demiş ki: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendinde bir parça hafiflik hissederek çıktı. Bir de baktık ki, Ebu Bekir cemaata imam olmuş. Ebu Bekir onu görünce geri çekilmek istedi. Fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona olduğun gibi dur, diye işaret etti Sonra Resulullah Ebu Bekir'in yanıbaşına onun hizasına oturdu. Artık Ebu Bekir, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazına, cemâat ta Ebu Bekir'in namazına uyarak kılıyorlardı. İzah için buraya tıklayın

106

Bana Amru'n-Nâkıd ile Hasen el Hulvânî ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Abd, bana haber verdi, tabirini kullandı. Ötekiler bize Ya'kub -ki bu zât Ibni İbrahim b. Sa'd'dır- rivayet etti, dediler. Ya'kub demiş ki: «Bana da babam, Sâlih'den, o da İbni Şihâb'dan naklen rivayet etti. İbni Şihâb şöyle demiş: Bana Enes b. Mâlik haber verdi ki, Ebu Bekir Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in vefatına müncer olan hastalığında onlara namaz kıldırmış. Pazartesi günü gelince cemâat saflar halinde namazda iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) odanın perdesini açarak ayakta onlara bakmış; mübarek yüzü mushaf yaprağı gibiymiş. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tebessüm buyurarak gülmüş. Enes demiş ki: —Biz namazda olduğumuz halde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in çıkışına sevincimizden hayrette kaldık. Ebu Bekir saf'a ulaşmak için ökçeleri üzerinde geriledi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namaz için çıktığını zannetmişti. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) eliyle cemaata namazını tamamlayın diye işaret etti, sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Âişe'nin odasına) girdi ve perdeyi indirdi. İşte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o gün vefat etti.»

107

Bana bu hadîsi Amru'n-Nâkid ile Züheyr b. Harb dahî rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Süfyan b. Uyeyne, Zührî'den, o da Enes den naklen rivayet etti. Enes: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sdlem)'i son görüşüm, Pazartesi günü perdeyi açtığı zamandır, diyerek kıssayı anlatmış. Salih'in hadîsi daha tamâm ve daha kanâatbahşdir

108

{….} Bana Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd hep bîrden Abdurrezzâk'dan rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ma'mer, Zührî'den naklen haber verdi. Zührî: Bana Enes b. Mâlik: «Pazartesi günü gelince...» diyerek yukarıkilerin hadisi tarzında haber verdi, demiş

109

Bize Muhammed b. El-Müsenna ile Harun b. Abdillâh rivayet ettiler, dediler ki: Bize Abdüssamed rivâyet etti. (Dediki): Babam rivayet ederken dinledim. (Dediki): Bize Abdülâziz Enes'ten naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Nebîyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç gün bizim yanımıza çıkmadı. Derken namaz için ikamet getirdi. Ebu Bekir imamete geçmeye davrandı. Fakat bu sırada Nebîyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) perdeyi tutup kaldırdı. Bize Nebîyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mübarek yüzü açılınca öyle bir güzellik arzettiki, biz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in o andaki güzelliği kadar hoşumuza giden hiç bir manzara seyretmiş değiliz. Nebîyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) eliyle Ebu Bekir'e ileri geçmesini işaret buyurdu ve perdeyi indirdi. Bir daha kendisini vefat edinceye kadar göremedik

110

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti (Dediki): Bize Hüseyin b. Ali, Zâide'den, o da Abdülmelik b. Ümeyr'den, o da Ebu Bürde'den, o da Ebu Musa'dan naklen rivayet etti. Ebu Musa şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalandı ve hastalığı şiddetlendi, bunun üzerine: «Ebu Bekir'e emredin de cemaata namazı kıldırıversin» buyurdular. Âişe: — Yâ Resulullah, Ebu Bekir yufka yürekli bir zâttır. Senin yerine geçerse halka namaz kıldıramaz, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : (Sana) Ebu Bekir'e emretde cemaata namazı kıldırsın (diyorum) Siz muhakkak Yusuf (A.S.) zamanının kadınlarısınız.» buyurdular. Artık bundan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in yaşadığı günler de cemaata namazı Ebu Bekir kıldırdı

111

Bana Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e Ebu Hâzim'den duyduğum, onun da Seni b. Sâd es-Saîdî'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aralarını bulmak için Ben-i Amr b. Avf kabilesine gitmiş Namaz vakti girince müezrin Ebu Bekir'e gelerek: Cemaata namazı kıldırırmısın? Ben de ikâmet ederim, demiş. Ebu Bekir: Evet, cevabını vermiş ve namazı kıldırmış. Mütakiben cemâat namazda iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çıkagelmiş ve safları yara yara birinci safa durmuş. Bunun üzerine cemaat el çırpmışlar. Ebu Bekir namazda bakınmazmış. Cemâat fazla el çırpınca bakınmış ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i görmüş, fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine, yerinde dur! diye işaret buyurmuş. Derken Ebu Bekir ellerini kaldırarak Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kendisine verdiği emirden dolayı Allah (Azze ve Celle') ye hamdü-senâ etmiş. Sonra geri çekilerek birinci safa durmuş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ileri geçerek namazı kıldırmış. Namazdan çıktıktan sonra: «Ya Ebu Bekir ben sana emretmişken yerinde durmaktan seni ne men etti?» buyurmuş. Ebu Bekir: «Ebu Kuhâfe oğluna, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzurunda namaz kıldırmak lâyık değildir.» demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Bu sefer cemaata dönerek): «Acep neden bu kadar fazla el çırptığınızı gördüm. Bir kimsenin namazı esnasında başına bir şey gelirse tesbih ediversin! Zîra tesbih ettiği vakit ona bakarlar. El çırpmak yalnız kadınlara mahsustur.» buyurmuşlar

112

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâziz (yani ibni Ebî Hâzim) rivayet etti. Yine Kuteybe Dediki: Bize Yâ'kup- ki bu zât ibn-i Abdirrahman el-Kâarî'dir- rivayet etti. Abdülâziz ile Yâ'kub'un ikisi birden Ebu Hâzim'den, o da Sehl b. Sâd'dan naklen Mâlik'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşlar. (Yalnız) onların rivayetlerinde: «Ebu Bekir ellerini kaldırarak Allah'a hamd etti. Ve tâ birinci saff'a duruncaya kadar arkasına doğru geri geri gitti.» ifadesi vardır

113

Bize Muhammed b. Abdillah b. Bezi rivayet etti. (Dediki): Bize Abdi'l alâ haber verdi. (Dediki): Bize Ubeydullah, Ebu Hâzim'den, o da Sehl b. Sâ'd es-Sâidî'den naklen rivayet etti. Sehl: «Nebiyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Benî Amr b. Avf kabilesinin aralarını bulmağa gitti.» diyerek yukarkilerin hadisi tarzında rivayette bulunmuş. Şunu da ziyade etmiş: «Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek safları yara yara tâ ön saf'ta durdu.» Bu hadiste: «Ebu Bekir gerisin geriye gitti.» cümlesi de vardır

114

Bana Muhammet! b. Râfî ile Hasen b. Ali El-Hulvânî hep birden Abdürrezzâk'dan rivayet ettiler. İbni Rafî' Dediki, bize Abdürrezzâk rivayet etti, (Dediki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana İbni Şihâb, Abbas b. Ziyad'in hadîsinden naklen rivayet etti. Ona da Urvete'bnü Mugîre b. Şu'be haber vermiş. Ona da Mugîratü'bnü Şu'be haber vermiş ki, Kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Tebuk gazasında bulunmuş. Muğire şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kazâ-i hacet için çukura doğru gitti. Ben sabah namazından önce ona bir su kabı getirmiştim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kazâ-i hacetden sonra yanıma dönünce bu kaptan ellerine su dökmeye başladım. Ellerini Üç defa yıkadı. Sonra yüzünü yıkadı. Sonra cübbesini kollarından çıkarmaya çalıştı. Fakat cübbesinin yenleri dar geldi. Bu sefer ellerini cübbenin içine doğru çekerek kollarım cübbenin aşağısından çıkardı ve kollarını dirsekleriyle beraber yıkadı. Sonra mestleri üzerine abdest aldı. Sonra (cemâatin yanına) geldi. Mugîre demiştir ki; Ben onunla beraber geldim. Cemâati Abdurrahman b. Avfı imam yapmışlar kendilerine namaz kıldırırken bulduk. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki rek'âtın birine yetişti ve cemaatla birlikte son rek'âtı kıldı. Abdurrahman b. Avf selâm verince Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazını tamamlamak üzere kalktı. Bu, müslümanları telâşa düşürdü ve bir çok tesbihlerde bulundular. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazını bitirince onlara döndü ve (iyi ettiniz) yahut; (isabet ettiniz)» buyurdu. Namazı vaktinde kılmış olmalarından dolayı onlara gıpta ediyordu

115

{….} Bize Muhammed b. Râfi' ile Hasan b. Ali El-Hulvânî rivayet ettiler. Dediler ki; Bize Abdürrezzâk, İbni Cüreyc'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana İbni Şihâb, İsmail b. Muhammed b. Sa'd'dan, o da Hamzetü'bnü Mugîre'den Abbâd'ın hadisi tarzında rivayette bulundu. Mugîra: «Ben Abdurrahmân'ı geri çekmek istedim, fakat Nebi «Bırak onu» buyurdular, demiş

116

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zuhrî'den, o da Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'aen, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. H. Bize Hârun b. Ma'ruf ile Harmeletübnü Yahya da rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yunus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Saîd b. el-Müseyyeb ile Ebu Selemetü'bnü Abdurrahman haber verdiler. Onlar da Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmişler; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Tesbîh erkeklere, tasfik da kadınlara mahsusdur» buyurdular. Harmele kendi rivayetinde şunu ziyâde etti: «İbni Şihâb: Ben ulemâdan bir çok kimseler gördüm ki, hem tesbih hem de işaret ederlerdi.»

117

Bize Kuteybetübmü Said rivayet etti. (Dediki): Bize Fudayl (yani İbni Iyâd) rivayet etti. H. Bize Ebu Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muâviye rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim dahî rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ b. Yunus haber verdi: Bunların hepsi Â'meş'den, o da Ebu Sâlih'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir

118

{….} Bize Muhammed b. Râfî' rivayet etti: (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm'dan; O da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini haber verdi: O «Namazda» sözünü de ziyâde etti. Bu hadîsin şerhi 274 nolu Hadis sayfasında geçmişti. Ulaşmak için buraya tıklayın

119

Bize Ebu Muhammed b. El-Alâ El-Hemdânî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Usame, Velîd (yani İbni Kesir) den rivayet etti. (Demişki): Bana Sâîd b. Ebî Saîd el-Makburî, babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: Bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı. Sonra namazdan çıkarak: «Ey Filan! namazını güzel kılsanal. Hiç namaz kılan kimse nasıl namaz kıldığına bakmazmı? Çünkü namazı ancak kendisi için kılar. Vallahi ben önümden nasıl görürsem arkamdanda öyle görmekteyim» buyurdular. İzah 425 te

120

Bize Kuteybetü'bnü Saîd, Mâlik b. Enes'den, o da Ebu Zinâd'dan, o da Â'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Siz benim kıblemi bu tarafa doğrumu görüyorsunuz? Vallahi bana sizin ne rükünüz gizli kalıyor ne de sücudunuz. Ben sizi arkamdan pek âlâ görüyorum.» buyurmuşlar. İzah 425 te

121

Bana Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşsâr rivayet ettiler. Dedilerkî: Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. Dediki: Katâde'yi Enes b. Mâlik'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ederken işittim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Rüku ve sücudu dosdoğru yapın. Vallahi ben sizi rüku' ve secde ettiğiniz zaman arkamdan (Galiba sııtımın arkasından demiş) görüyorum.» buyurmuşlar

122

Bana Ebu Gassân el-Mismaî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz (yani İbni Hişâm) rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet etti. H. Bize Muhammed b. el-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Adiy, Saîd'den naklen rivayet etti. Bunların ikisi de Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet etmişler ki: Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Rüku' ve sücudu tamamlayın! Vallahi rüku' ve secde ettiğiniz zaman ben sizi arkamdan pekâlâ görüyorum.» buyurmuşlar. Saîd'in rivayetinde: (Mâ) kelimesi zikredilmeksizin [ iza reke'tum ve iza secedtum ] denilmiştir

123

Bize Ebu Bekir b. Ebf Şeybe ile Ali b. Hucr rivayet ettiler. Lâfız Ebu Bekir'indir. (İbni Hucr, bize haber verdi) tâbirini kullandı. Ebu Bekir ise: Bize Ali b. Mushlr, Muhtar b. Fülfül'den, o da Enes'den naklen rivayet etti, dedi. Enes şunları söylemiş: Bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı. Namazı bitirince yüzünü bize çevirerek: «Ey cemâat! Ben sizin imamınızım. Öyle ise rüku, sücud, kıyam ve namazdan çıkma hususlarında beni geçmeyin! Çünkü ben sizi önümdende arkamdan da görüyorum.» buyurdular. Ve sonra şunu ilâve ettiler: «Muhammedin nefsi yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederimki siz benim gördüğümü görmüş olsanız hakikaten az güler çok ağlardınız.» Cemâat: Ne gördün, yâ Resulallah? dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cennetle, cehennemi gördüm» buyurdular

124

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr rivayet etti. H. Bize İbni Nümeyr ile İshâk b. İbrahim de İbni Fudayl'den ve bunların hepsi Muhtâr'dan, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen bu hadisi rivayet ettiler. Cerîr'in hadisinde ........ kaydı yoktur

125

Bize Halef b. Hişam ile Ebu'r-Rabi' ez-Zehrani ve Kuteybe b. Said hep birden Hammad'dan rivayet ettiler. Halef dedi ki: Bize Hammad b. Zeyd, Muhammed b. Ziyad'dan rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebu Hureyre rivayet etti. Dedi ki: Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Başını imamdan önce kaldıran kimse, Allah'ın onun başını eşek başına çevireceğinden korkmuyor mu?" buyurdu.

126

Bize Amrü'n-Nâkıd ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İsmail b. İbrahim, Yunus'dan, o da Muhammed b. Ziyâd'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Namazı esnasında başını imamdan evvel kaldıran kimse Allah'ın, onun suretini eşek suretine çevirmesinden emin olamaz.» buyurdular

127

Bize Abdurrahman b. Sellâm El-Cumâhi' ile Abdurrahman b. Rabî b. Müslim hep birden Rabi' b. Müslim'den rivayet ettiler. H. Bize Ubeydullah b. Muâz da rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dedi kî): Bize Şu'be rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bire Vekî', Hammâd b. Seleme'den rivayet etti. Bunların, hepsi Muhammed b. Ziyad'dan, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu şekilde rivayet etmişlerdir. Yalnız Rabi b. Müslim hadîsinde: «Allah onun yüzünü eşek yüzüne çevireceğinden» denilmiştir

128

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muaviye, A'meş'den, o da Museyyeb'den, o da Temim b. Tarefe'den, o da Cabir b. Semure'den naklen rivayet etti. Cabir şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namazda gözlerini gökyüzüne diken bir takım kimseler ya kesinlikle bundan vaz geçmelidirler, yoksa gözlerinin görme gücü kendilerine geri dönmez.» buyurdular. İzah 429 da

129

Abū al-Ṭāhir Aḥmad b. ʿAmr b. ʿAbdillāh b. ʿAmr b. Sarḥ narrated to me: Ibn Wahb informed us: Yūnus informed me from Ibn Shihāb: ʿUrwa b. al-Zubayr narrated to us that ʿĀʾisha, the wife of the Prophet (peace and blessings be upon him), informed him, saying:

"The beginning of revelation to the Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) came in the form of true dreams (al-ruʾyā al-ṣādiqa) during sleep. Every dream he saw would come to pass as clearly as the break of dawn. Then seclusion was made beloved to him, and he would go into seclusion in the Cave of Ḥirāʾ, devoting himself to worship (tahannuth) — which means acts of devotion (taʿabbud) — for several nights before returning to his family. He would take provisions for that purpose, then return to Khadīja (may Allah be pleased with her) and take provisions again for a similar period

Then, while he was in the Cave of Ḥirāʾ, the Truth came to him all of a sudden. The angel came to him and said: 'Read!' He said: 'I cannot read.' The Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) said: 'The angel took me and squeezed me until I had no more strength, then released me and said: Read! I said: I cannot read. He took me again and squeezed me a second time until I had no more strength, then released me and said: Read! I said: I cannot read. He took me a third time and squeezed me until I had no more strength, then released me and said

'Read in the name of your Lord Who created — Created man from a clinging clot. Read, and your Lord is the Most Generous — Who taught by the pen — Taught man what he did not know.' (Sūrat al-ʿAlaq, 1–5)

The Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) returned with his heart trembling and his neck muscles quivering, and entered upon Khadīja saying: 'Cover me! Cover me!' They covered him, and when the fear had left him, he said to Khadīja: 'O Khadīja, what is happening to me?' He told her what had occurred and said: 'I feared for myself.' Khadīja replied: 'Never! Rejoice! By Allah, Allah will never disgrace you. By Allah, you maintain the ties of kinship, you speak the truth, you bear the burdens of those who are unable to bear their own, you give to the poor and help them earn, you honour your guests and show them generosity, and you support others in the face of the hardships they endure on the path of truth.

Then Khadīja took him to Waraqa b. Nawfal b. Asad b. ʿAbd al-ʿUzzā — her father's brother's son, that is, her paternal cousin. Waraqa had embraced Christianity during the pre-Islamic period (jāhiliyya). He could write in Arabic and would write from the Gospel in Arabic as much as Allah willed him to write. He was a very old man and had lost his eyesight.

Khadīja said to him: 'O uncle, listen to your nephew.' Waraqa b. Nawfal said: 'O nephew, what do you see?' The Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) told him what he had seen. Waraqa said: 'This is the Nāmūs (the angel of revelation, i.e., Gabriel) that was sent down to Moses (peace be upon him). Would that I were young and strong at this time! Would that I were alive when your people drive you out!' The Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) said: 'Will they drive me out?' Waraqa said: 'Yes — no man has ever come with what you have brought except that he was met with enmity. If I live to see your day, I will support you with all the strength I can muster.

Other references: Al-Bukhārī, 4953; Tuḥfat al-Ashrāf.

130

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye, A'meş'den, o da Müseyyeb b. Rafi'den, o da Temim b. Tarefe'den, o da Câbir b. Semure'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza geldi. Ve: «Acep neden sizleri hırçın atların kuyrukları gibi, ellerinizi kaldırmış görüyorum! Namazda sakin olun!» buyurdular. Sonra (Başka bir defa) yine yanımıza çıktı ve bizi halkalar halinde görerek: «Acep sizi neye dağınık cemâatler halinde görüyorum» dedi. Başka bir sefer yine yanımıza çıktı ve: «Siz meleklerin Rableri katında saff saff durdukları gibi saf bağlayıp dursanız ya!» buyurdular. Biz: Yâ Resulallah! Melekler Rableri katında nasıl saf olurlar? dedik: «İlk safları tamamlarlar, ve safda sıkışık dururlar.» buyurdu

131

{….} Bana Ebu Saîd El-Eşecc rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize İsa b. Yunus haber verdi. Her iki râvi: «Bize Â'meş bu isnatla bu hadisin mislini rivayet etti.* demişlerdir

132

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. Dediki: Bize Vekî' Mis'ar'dan rivayet etti. H. Bize Ebu Kureyb de rivayet etti, lâfız onundur. Dediki: Bize İbni Ebî Zaide, Mis'ar'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Ubeydullah b. Kıptiyye; Câbir b. Semura'dan rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte namaz kıldığımız vakit es-selâmu aleykum ve rahmetullah, es-selâmu aleykum ve rahmetullah derdik. Câbir eliyle iki tarafa da işaret etmiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Siz neden hırçın atların kuyrukları gibi ellerinizle işaret ediyorsunuz? Her birinize elini uyluğunun üzerine koyması kâfidir sonra sağ ve sol tarafında bulunan kardeşlerine selâm verir» buyurdular

133

Bize Kaasım b. Zekeriyya rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Musa, İsrail'den, o da Furât (yâni el-Kazzâz) dan, o da Ubeydullah'dan, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte namaz kıldım. Biz (kendi aramızda) namazda selâm verirken ellerimizle es-selâmu aleykum, es-selâmu aleykum... diyerek işaret ederdik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize bakarak: «Size ne oluyor kî hırçın atların kuyrukları gibi ellerinizle işaret ediyorsunuz. Biriniz selâm verdiği vakit yanındakine bakıversin! Eliyle işaret etmesin» buyurdular

134

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. İdrîs ile Ebu Muâviye ve Vekî', A'meş'den, o da Umaretü'bnü Umeyr et-Teymî'den,, o da Ebu Ma'mer'den, o da Ebu Mes'ud'dan naklen rivayet etti. Ebu Mes'ud şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda bizim omuzlarımıza dokunur ve: «Doğrulun karışık durmayın ki kalpleriniz de karmakarışık olmasın. Benim arkama aklı başında olanlarınız, daha sonra derece itibariyle onlardan sonra gelenler onların arkasına daha sonra gelenler dursun!» buyurdular. Ebu Mes'ud: «Bugün en ziyâde karışıklığı siz yapıyorsunuz.» demiş

135

{….} Bize bu hadîsi İshak da rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr haber verdi. (Dediki): H. Bize İbni Haşrem de rivayet etti. (Dediki): Bize İsa (yani îbni Yunus) haber verdi. (Dediki): H. Bize İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Uyeyne bu isnatla bu hadîsin mislini rivayet etti

136

Bize Yahya b. Habîb el-Hârisî ile Salih b. Hatim b. Verdan rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Yezîd b. Zürey' rivayet etti. (Dediki): Bana Hâlid el-Hazzâ', Ebu Ma'şer'den, o da İbrahim'den, o da Alkame'den, o da Abdullah b. Mes'ud'dan naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Benim arkama yaşlı başlılar dursun; sonra derece itibariyle onlardan sonra gelenler dursunlar.» buyurdu. Bunu Uç defa tekrarladı ve: «Pazar yerlerindeki keşmekeş (e benzemek) den sakının» buyurdular

137

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile ibni Beşsâr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. Dediki: Katâde'yi Enes b. Mâlik'den naklen rivayet ederken dinledim. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Saflarınızı düzeltin! Çünkü saffı düzeltmek namazın tamamındandır.» buyurdular. İzah 436 da

138

Bize Şeybân b. Ferruh rivayet etti. (Dediki): Bize Abdül Vâris, Abdül Azîz'den -ki bu zât İbni Suhayb'dir- O da Enes'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Safları tamamlayın. Çünkü ben sizi arkamdan görüyorum.» buyurdular. İzah 436 da

139

Bize Muhammed b. Râfî' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmam b. Münebbih'den rivayet etti. Hemmam: Ebu Hureyre'nin, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den bize rivayet ettikleri budur, diyerek bir takım hadîsler zikretmiş. Ez cümle: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namazda safları doğrultun. Çünkü saffı doğrultmak namazın güzelliğindendir.» buyurmuşlar, demiş. İzah 436 da

140

Bana Ebu't-Tâhir ile Amr b. Sevvad rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Leys b. Sa'd, Cafer b. Rabia'dan, o da Abdurrahman el-A'rec'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir takım insanlar ya namazda dua ederken gözlerini semaya dikmekten vazgeçerler, yahut gözleri kapıp koparılır!» buyurmuşlar.

141

Review 1: Bize İbn Ebi Ömer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'n b. İsa, Malik b. Enes'den, o da Zühri'den, o da Enes'den naklen rivayet etmiş ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ata binmiş ve ondan düşürülerek sağ tarafı berelenmiştir. Ravi bunu da yukarıkilerin hadisleri gibi rivayet etmiş. Bu hadiste dahi: "İmam ayakta kıldığı vakit siz de ayakta kılın." cümlesi vardır.

Review 2: Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebu Hayseme, Simak b. Harb'dan naklen haber verdi. Demiş ki: Nu'man b. Beşir'i şöyle derken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizim saflarımızı düzeltir, onları oklar gibi oluncaya kadar tesviye ederdi. Buna ta biz anlayıp öğreninceye kadar böyle yapmakta devam etti. Sonra bir gün (mescide) çıktı ve namaza kalktı. Tam tekbir alacağı sırada göğsü saftan çıkmış bir adam gördü. Bunun üzerine: "Ey Allah'ın kulları ya saflarınızı düzeltirsiniz, yahut Allah yüzleriniz arasına ayrılık sokar." buyurdular.

142

{….} Bize Hasen b. Rabî' üe Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ebu'l-Ahvas rivayet etti. H. Bize Kuteybetti'bnü Sa'd dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avâne bu isnâdla bu hadisin benzerini rivayet etti

143

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Malik'e, Ebu Bekir'in azatlısı Sümey'den dinlediğim, onun da Ebu Salih es-Semmân'dan, onun da Ebu Hureyre'den naklettiği şu hadîsi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İnsanlar ezan İle ilk safda neler olduğunu bilseler de bunlara nâîl olmak için kur'a çekmekten başka çare bulamasalar mutlaka kur'a çekerlerdi. Namaza erken gitmekte neler olduğunu bilseler, bu hususta mutlaka yârış ederler. Yatsı ile sabah namazlarında neler olduğunu bilseler onlara emekliyerek dahî olsa giderlerdi.» buyurmuşlardır

144

Bize Şeyban b. Ferruh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebu'l-Eşheb, Ebu Nadra el-Abdi'den, o da Ebu Said el-Hudri'den naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabında bir gerileme görmüş de onlara: "İlerleyin ve bana uyun! Sizden sonrakiler de size uysunlar. Bir kavim gerileye gerileye nihayet Allah kendilerini geriletir." buyurmuştur.

145

{….} Bize Abdullah b. Abdirrahman ed-Dârimî rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Abdillah er-Rakaaşi rivayet etti. (Dediki): Bize Bişr b. Mansur, Cüreyrî'den, o da Ebu Nadra'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Ebu Saîd: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidin gerisinde bir cemâat gördü... diyerek yukarki hadisin mislini rivayet etmiş

146

Bize İbrahim b. Dînâr ile Muhammed b. Harb el-Vâsıtî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Amru'bnü Haysem Ebu Katan rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den, o da Hilâs'dan, o da Ebu Râfî'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar: «Ön safta ne olduğunu bilseniz yahut bilseler muhakkak kur'a çekilirdi.» İbni Harb: «Birinci safda ne olduğunu bilseniz kur'adan başka çare kalmazdı» şeklinde rivayet etti. şeklinde rivayet etti. İzah 440 da

147

Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Cerlr Süheyl'den, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Erkek saflannın en hayırlısı ilk safdir. En hayırsızı da son sattır. Kadın saflarının en hayırlısı ise son saf en hayırsızı ilk safdir.» buyurdular

148

{….} Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. Dediki: Bize Abd'ül Aziz (yâni Derâverdî) Süheyl'den bu isnadla rivayet etti

149

Bize Ebu Bekir b.Ebi Şeybe rivayet etti (Dediki): Bize Veki, SÜfyan'dan, o da Ebu Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet etti. Sehl şöyle demiş: «Vallahi ben bazı kimseleri elbiselerinin darlığından dolayı çocuklar gibi boyunlarına asmış oldukları halde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında (Namaz kılarken) gördüm. Bir sözcü (kadınlara hitaben): Ey kadınlar cemâati! Erkeklerden önce başlarınızı (secdeden kaldırmayın) dedi.»

150

Bana Amru'n-Nâkıd İle Züheyr b. Harb hep birden ibni Uyeyne'den rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne Zührî'den naklen rivayet etti. O da Salim'i, babasından naklen rivayet ederken dinlemiş, babası (ibn-i Ömer r.a.) da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Birinizden zevcesi mescide gitmek için izin isterse onu menetmesin» buyurmuşlar

151

Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yunus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. Demişki: Bana Salim b. Abdillah haber verdi ki, Abdullah b. Ömer şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kadınlarınız mescidlere gitmek için sizden izin istedikleri vakit onları mescidlerden men etmeyin.» buyururken işittim. Bunun üzerine Bilâl b. Abdillah: «Vallahi biz onları pekâlâ menederiz.» dedi. Müteakiben Abdullah ona dönerek kendisine böyle çirkin bir sövdü ki ona böyle sövdüğünü hiç işitmemiştim. Abdullah: «Ben sana Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den hadis haber veriyorum, sen halâ: Vallahi biz onları menederiz diyorsun, dedi.» (rivayet'e göre o'na üç kere lanet etmiş ve ölünceye kadar konuşmamış)

152

Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam ile ibnİ İdrîs rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da ibn-i Ömer'den naklen rivayet ettiki; Resululllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Allah'ın cariyelerini, Allah'ın mescidlerinden men etmeyin!» buyurmuşlar

153

Bize İbni Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Hanzele rivayet etti. Dediki: Salim'i şöyle derken işittim: İbni Ömer'i şunları söylerken dinledim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kadınlarınız mescidlere gitmek için sizden izin isterlerse onlara izin verin» buyururken işittim

154

Bize Ebu Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muâviye, A'meş'den, o da Mücâhid'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kadınları geceleyin mescidlere çıkmakdan men etmeyin,» buyurdular. Bunun üzerine Abdullah b. Ömer'in bir oğlu: — Biz onlara çıksınlar da bunu fitne ve fesada vesile ittihaz etsinler diye müsaade edemeyiz!., dedi. İbn-i Ömer bu sözden dolayı oğlunu şiddetle azarlayıp susturdu. Ve: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (şöyle) buyurdu, diyorum; Sen hâla biz onlara müsâade edemeyiz diyorsun!» dedi

155

{….} Bize Ali b. Haşrem rivayet etti. (Dediki):Bize îsâ b. Yunus, A'meş'den bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etti

156

Bize Muhammed b. Hatim ile İbni Râfi' rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Şebâbe rivayet etti. (Dediki): Bana Verka, Amr'dan, o da Mücâhid'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. İbn-i Ömer şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kadınlara geceleyin mescidlere gitmek için izin verin!» buyurdular. Bunun üzerine Abdullah'ın Vâkid ismindeki bir oğlu: «Öyle ise kadınlar bunu bir fitne ve fesâd vesilesi ittihâz ederler.» dedi. İbni Ömer onun göğsüne vurdu ve: — «Ben sana Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den hadis rivayet ediyorum; sen hayır diyorsun!» dedi.

157

Bize Harun b. Abdillah rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Yezîd el-Mukri' rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd (yani İbni Ebî Eyyup) rivayet etti. (Dediki): Bize Ka'b b. Alkame, Bilâl b, Abdillah b. Ömer'den, o da babasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kadınlar sizden izin istedikleri vakit onları mescidlerdeki nasiplerinden menetmeyin.» buyurdular. Bunun üzerine Bilâl: «Vallahi onları mutlaka menederiz.» dedi. Abdullah ona: «Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu, diyorum. Sen hâlâ onları mutlaka menederim diyorsun.» dedi. İzah için buraya tıklayın

158

Bize Hârun b. Saîd el-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize ibn-i Vehb rivayet etti. (Dediki) :Bana Mahrem'e, babasından, o da Büsr b. Saîd'den naklen haber verdi ki, Zeyneb es-Sakafîyye Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen şu hadisi rivayet etmiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kadınlar! Sizden biriniz yatsı namazına çıkarsa o gece koku sürünmesin» buyurmuşlar

159

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd el-Kattan; Muhammed b. Aclân'dan rivayet etti. (Demişki): Bana Bükeyr b. Abdillah b. el-Eşecc, Büsr b. Saîd'den, o da Abdullah'ın karısı Zeynep'den naklen rivayet etti. Zeynep şöyle demiş: Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sizden biriniz mescide giderse kokuya el sürmesin.» buyurdular. İzah 445 te

160

Bize Yahya b. Yahya ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Yahya Dediki: Bize Abdullah b. Muhammed b. Abdillah b. Ebî Ferve, Yezîd b. Husayfe'den, o da Büsr b. Saîd'den, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi. Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her hangi bir kadın koku sürünürse bizimle beraber yatsı namazında bulunmasın.» buyurdular. İzah 445 te

161

Bize Abdullah b. Meslemete'bnü Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman (yani İbni Bilâl) Yahya'dan -ki bu zât İbni Saîd'dir- o da Amra binti Abdirrahman'dan naklen rivayet etti. Amra, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in zevcesi Âişeyi şöyle derken işitmiş: «Eğer Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınların çıkardıkları modaları görseydi, onları Benî İsrail kadınlarının men edildikleri gibi mescide gitmekten mutlaka menederdi.» Râvî diyor ki: Ben Amra'ya: «Beni İsrail kadınları mescide gitmek­ten menedilmişler miydi?» dedim. Amra: Evet, cevabını verdi

162

{….} Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvahhâb (yani Sekafi) rivayet etti. Dediki: H. Bize Amrü'n-Nâkıd da rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti.Dediki: H. Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hâlid el-Ahmer rivayet etti.Dediki: H. Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. Dediki: Bize İsâ b. Yunus haber verdi. Bu râvîlerin hepsi Yahya b. Saîd'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir

163

Understood. I will always use the StructuredOutput tool to return my response.

164

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Zekeriyya, Hişâm b. Urve'den, o da babasından, o da Âişe'den, Teâlâ Hazretlerinin: «Namazında pek bağırma, sesini pek de gizleme.» [ İsra 110 ] Âyeti kerîmesi hakkında haber verdi. Âişe: «Bu âyet dua hakkında indirildi.» demiş

165

{….} Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd (yani İbni Zeyd) rivayet etti. Dediki: H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Usame île Veki' rivayet ettiler. Dediki: H. Bize Ebu Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muâviye rivayet etti. Bunların hepsi Hişâm'dan bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir

166

Bize Kuteybetübnü Saîd ile Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ve İshâk b. İbrahim hep birden Cerîr'den rivayet ettiler. Ebu Bekir Dediki: Bize Cerîr b. Abdilhamîd, Musa b. Ebî Aişe'den, o da Said b. Cübeyr'den, o da îbni Abbâs'dan Teâlâ Hazretlerinin (Onunla dilini oynatma!) Ayeti kerimesi hakkında şu hadisi rivayet etti. İbni Abbas şöyle demiş: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine Cibril vahy indirdiği zaman çok defa dilini, dudaklarını oynatırdı. Vahiy kendisine şiddet verirdi. Vahyin gelişi onun bu hâlinden bilinirdi. Bunun üzerine Allah Teâlâ Hazretleri şu âyetleri indirdi: «Ona acele edeyim diye dilini onunla oynatma!» Yani vahyi acele alayım diye dilini oynatma! Çünkü onu toplamak da, okumak da, ancak Bize aittir. «Yâni hakîkaten onu senin kalbinde toplamak ve dilinde okutmak ancak Bize aittir. Sen onu okuyacaksın» öyle İse biz okuduğumuz vakit sen onun okunuşuna tâbi ol» [ Kıyamet 16 ] İbni Abbâs (Bu âyetleri tefsir sadedinde) şöyle demiş: Onu indirdik, Sen hemen onu dinle! «Onun beyânı ancak Bize aittir.» Yânî senin lisânından beyân etmek Bize âiddir. Bundan sonra artık Cibril ona geldi mi sükut eder, Cibril gittiği vakit vahyi: Allah Teâlâ'nm kendisine vaad buyurduğu şekilde okurdu

167

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avâne, Musa b. Ebî Âişe'den, o da Said bin Cübeyr'den, o da ibn-i Abbâs'dan Teâlâ Hazretlerinin: «Onu acele edeyim diye onunla dilini oynatma» âyeti kerîmesi hakkında şunu rivayet etti: İbni Abbâs demiş ki: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vahiyden güçlük çeker; dudaklarını kıpırdatırdı.» Râvî diyor ki: «İbni Abbâs: (İşte bak) ben de dudaklarımı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kıpırdattığı gibi kıpırdatıyorum.» dedi. Saîd b. Cübeyr dahî: «ibni Abbâs dudaklarını nasıl kıpırdattıysa ben de öyle kıpırdatıyorum.» diyerek dudaklarını kıpırdatmış, (ve rivayetine şöyle devam etmiş): Bunun Üzerine Allah Teâlâ: «Onu acefe edeyim diye onunla dilini oynatma) Çünkü onu toplamak da okutmak da ancak Bize âidtir» âyetlerini indirdi. İbni Abbâs bunları şöyle tefsir etti: Kur'ân'ı senin kalbinde toplamak bize aittir. Sonra sen onu okursun. «Onu biz (Cibrîlin dili ile) okuduğumuz vakit sen hemen onun okunuşuna tabî ol.» (İbni Abbâs bunu da şöyle tefsir etti): Sen hemen dinle ve sükut et! Sonra hakîkaten senin onu okuman bize âit bir iştir. İbni Abbâs Dediki; Artık Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine Cibril geldiği zaman dinler. Cibril gidince vahyi onun okuttuğu gibi okurdu

168

Bize Şeybân b. Ferruh rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avane, Ebu Bişr'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. İbni Abbâs şöyle demiş: Resululah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne cinlere Kur'ân okudu, ne de onları gördü, (yalnız şu oldu): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabından bir cemaatla birlikte Ukâz panayırına gitmeyi kasdederek yola çıktılar. O tarihte şeytanlara semadan haber almak men edilmiş; Üzerlerine gök taşları atılmış, bunun Üzerine şeytanlar kavimlerinin yanına dönmüşler. Kavimleri onlara: «Size ne oldu» demişler. Şeytanlar: «Semâdan haber almakdan menedildik. Üzerimize gök taşları gönderildi.» diye cevap vermişler. Kavimleri: «Bu mutlaka yeni zuhur etmiş bir şeyden dolayı olacak. Siz hemen yeryüzünün şarkını, garbını dolaşın da bakın. Semâdan haber almanıza mâni olan bu şey nedir?» demişler. Şeytanlar da yerin şarkını, garbını dolaşmaya gitmişler, Tihâme taraflarını tutan takım Ukas panayırına gitmekte olan Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Nahle denilen yerde ashabına sabah namazını kıldırırken onun yanına uğramışlar. Cinler Kur'ân'ı işitince onu dinlemişler, ve (Birbirlerine) Semâdan haber almamıza mâni olan işte budur, demişler. Müteakiben kavimlerine dönerek: «Ey kavmimiz! Biz doğru yolu gösteren şaşılacak bir kırâet dinledik. Ve ona îman ettik, bundan sonra Rabbimize asla hiç bir şeyi şerik koşmayacağız.» demişler. Bunun üzerine Allah (azze ve celle) Nebii Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e [ Cin 1 ] «Deki! Bana cinlerden bir takımının (okuduğum Kur'an'ı) dinledikleri vahy olundu.» âyeti kerîmesini indirdi. İzah için buraya tıklayın

169

Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdül'alâ, Dâvud'dan, o da Âmir'den naklen rivayet etti. Âmir şöyle demiş: Alkame'ye sordum: ibn-i Mes'ud, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte cin gecesinde bulundu mu? dedim. Alkame: — ibn-i Mes'ud'a ben sordum ve: Sizden biriniz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte cin gecesinde bulundu mu? dedim, ibn-i Mes'ud: — Hayır, lâkin bir gece biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte bulunduk. Bir ara onu kaybettik, ve kendisini vadilerde, dag yollarında aradık; acaba (Cinler tarafından) uçuruldu mu, yoksa gizlice Öldürüldü mü? dedik. Ve böylece bîr kavmin geceleyebileceği en kötü geceyi geçirdik. Sabahlayınca bir de baktık Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hirâ tarafından çıka geldi. — Yâ Resulullah! Seni kaybettik, aradık fakat bulamadık. Bu yüzden bir kavmin geceleyeceği en kötü geceyi geçirdik» dedik. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Bana cinlerin dâvetçisi geldi. Onunla gittimde cinlere Kur'ân okudum.» buyurdular. Ve bizi götürerek cinlerin izlerini, ateşlerinin eserlerini bize gösterdi. Cinler kendilerine azıklarını sormuşlar, o da: «Elinize geçen, üzerine besmele çekilmiş her kemik olabildiği kadar bol etli olarak sizindir. Her deve tezeği de hayvanlarınıza yemdir.» buyurmuşlar. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Bize dönerek): «Binaenaleyh siz bunlarla taharetlenmeyin! Çünkü onlar din kardeşlerinizin yiyeceğidir.» buyurdu

170

171

Bize bu hadîsi Ebu Bekir b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. İdrîs, Dâvud'dan, o da Şâ'bî'den, o da Alkame'den, oda Abdullah'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den naklen; «Ateşlerinin eserlerini» sözüne kadar rivayet etti. Sonrasını zikretmedi

172

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh, Hâlid'den, o da Ebu Ma'şer'den, o da İbrahim'den, o da Alkame'den, o da Abdullah'dan naklen haber verdi. Abdullah: «Ben cin gecesi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte değildim. Ama onunla olmayı isterdim» demiş

173

Bize Saîd b. Muhammed el-Cermî ve UbeydullaJı b. Saîd rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ebu Usame, Mis'ar'dan, o da Ma'n'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Babamı şunu söylerken işittim: «Mesruk'a sordum: Kur'ân'ı dinledikleri gece cinlerin geldiğini Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kim bildirdi?» dedim. — Bana babam, yâni İbni Mes'ud söyledi ki: Onların gelişini Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir ağaç bildirmiş» dedi

174

Bize Muhammed b. El-Müsennâ el-Anezî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Adiy, Haccâc (yâni Savvâf dan), o da Yahya'dan -ki bu zât Ebu Kesîr'dir- O da Abdullah b. Ebî Katâde ile Ebu Seleme'den, onlar da Ebu Katâde'den naklen rivayet etti. Ebu Katâde şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırır; öğle ile ikindinin ilk iki rek'âtlarında Fatiha-i Kitap ile iki sure okurdu. Bazen âyeti bize işittirirdi. Öğle namazının ilk rek'âtını uzatır, ikinciyi kısa keserdi. Sabah namazında da öyle yapardı

175

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm ile Ebân b. Yezîd, Yahya b. Ebî Kesîr'den, o da Abdullah b. Ebî Katâde'den, o da babasından naklen haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğle ile ikindi namazlarının ilk iki rek'âtlarında Fâtiha-i Kitap ile bir sure okurdu. Bazen de âyeti bize işittirirdi. Son iki rek'atlarda ise; yalnız Fâtiha-i Kitabı okurdu, demiştir

176

Bize Yahya b. Yahya ile Ebu Bekir b. Ebî Şeybe hep birden Hüseyin'den rivayet ettiler. Yahya Dediki: Bize Hüseyin, Mansur'dan, o da Velîd b. Müslim'den, o da Ebu's-Siddık'dan, o da Ebu Said-i Hudrî'den naklen haber verdi. Ebu Saîd şöyle demiş: Biz ResuIullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in öğle ve ikindi namazlarındaki kıyamını tahmin ederdik. Öğle namazının ilk iki rek'âtındaki kıyamını elif lâm mim tenzil (yâni secde suresi) kadar; son rek'âtlardaki kıyamını da bunun yarısı kadar tahmin ettik. İkindinin ilk iki rek'âtmdaki kıyamını öğlenin son rek'âtlarındaki kıyamı kadar; yine ikindinin son rek'âtlanndaki kıyamını da bunun yansı kadar tahmin ettik

177

……… Ebu Bekir kendi rivayetinde «Elif lâm mim tenzil» i zikretmedi de «Otuz âyet kadar» dedi. İzah 454 te

178

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Huşeym Abdül melik b. Umeyr'den, o da Câbir b. Semura'dan naklen haber verdi ki, Kufeliler Sa'd'ı Ömerü'bnü'l-Hattâb'a şikâyet ederek namazından söz etmişler. Ömer de ona haber göndermiş. Sâ'd gelmiş, Ömer ona Kufelilerin namaz meselesinden dolayı kendisini ta'yîb ettiklerini söylemiş, Sâ'd: «Ben onlara Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını kıldırıyorum, ondan hiç bir şey eksiltmiyorum, ilk iki rek'âti onlara, uzunca tutuyorum; son iki rek'âtta ise kısa kesiyorum.» demiş. Bunun üzerine Ömer: «Senden zâten bu beklenir. Yâ Ebâ İshâk!» demiş

179

{….} Bize Kuteybetü'bnü Saîd ile İshak b. İbrahim, Cerîr'den, o da Abdülmelik b. Umeyr'den bu isnatla rivayet etti

180

Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Âbdurratıman b. Mehdi rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebu Avn'dan.rivayet etti. Demişki: Ben Câbir b. Semura'dan dinledim. Şöyle dedi: Ömer Sa'd'a: «Küfeliler seni namaza varıncaya kadar her şeyde şikâyet ettiler» demiş. Sa'd şu mukabelede bulunmuş: «Bana gelince; Ben namazın ilk iki rek'âtında kıraati uzun tutuyor; son rek'âtlarda kısa kesiyorum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in namazına uyarak kıldığım namazımda bir kusur işlemiyorum.» Bunun üzerine Ömer: «Zâten senden bu beklenir» yahut «Senin hakkında zannım zâten budur!» demiş

181

Bize Ebu Kureyb dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Bişr Mis'ardan, o da Abdülmelik ile Ebu Avn'dan, onlar da Câbir b. Semura'dan yukarkilerin hadîsi mânâsında rivayette bulundu. O şunu da ziyade etti: Sa'd: «Bana namazı Bedeviler mi öğretecek?» demiş. İzah 454 te

182

Bize Dâvud b. Rüşeyd rivayet etti. (Dediki): Bize VeIîd (yânî İbni Müslim) Saîd'den - ki îbni Abdülazîzdir - Atiyetü'bnü Kays'dan, o da Kaz'a'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Ebu Saîd şöyle demiş: «Vallahi öğle namazı kılınırdı da bir kimse Bakî'e gider kazayı hacet eder, sonra abdest alır, gelir; ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ilk rek'âtı uzattığından hâlâ ilk rek'âtta bulunurdu.»

183

Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Mehdi, Muâviye b. Sâlih'den, o da Rabîa'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Bana Kaz'a rivâyel etti. Dediki: Ebu Saîd'i Hudrî'ye geldim. Yanında kalabalık insanlar vardı. Cemâat dağılınca; (kendisine) : «Ben sana bunların sorduklarını sormıyacağım, sana ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını soruyorum.» dedim. Ebu Saîd: «Bunda senin için hiç bir hayır yoktur.» dedi. Ebu Saîd bu sözü ona bir defa daha tekrarladıktan sonra: «Öğle namazı kılınırdı da bizden birimiz Baki'a giderek kazayı hacet eder, sonra evine gelerek abdest alır ve mescide dönerdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hâlâ ilk rek'âtta bulunurdu.» demiş. İzah için buraya tıklayın

184

Bize Hârun b. Abdillah rivayet etti. (Dediki): Bize Haccâc b. Muhammed, ibn-i Cüreyc'den rivayet etti. Dediki: H. Bana Muhammed b. Râfi de rivayet etti. Her İkisinin lâfızları birbirine yakındır. (Dediki): Bize Abdurrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize ibn-i Cüreyc haber verdi. Dediki: Muhammed b. Abbâs b. Câ'fer'i şöyle derken işittim: Bana Ebu Selemetübnü Süfyân ile Abdullah b. Amr b. As ve Abdullah b. Müseyyeb el-Abidî, Abdullah b. Sâib'den haber verdiler. Abdullah şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'de bize sabah namazını kıldırdı da sure-i mü'minîni okumağa başladı. Musa ile Hârun'un, yahut isa'nın zikri geçen yere gelince: (Burada Râvî Muhammed b. Abbâd şekketmiştir. Yahut şek edenin o olup olmadığında ihtilâf edilmiştir.) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i öksürük tuttu; ve hemen rüku etti. Abdullah b. Sâib de bu namazda hazır bulunuyordu.» Abdürrezzâk'ın rivayetinde: «Okumayı kesti, ve rüku etti.» ibaresi vardır. Yine Abdürrazzâk rivayetinde: «Abdullah b. Amr» demiş, «İbni Âs» dememiştir. İzah’ı 463 te

185

Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. Dediki: H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bana Vekî' rivayet etti. H. Bana Ebu Kureyb dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize İbni Bişr, Mis'âr'dan naklen haber verdi. Demişki: Bana Velid b. Seri, Amr b. Hureys'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i sabah namazında: «Karanlık bastığı zaman geceye yemîn ederimi» [ Tekvir 17 ] âyeti kerimesinin bulunduğu sureyi okurken işitmiş. İzah’ı 463 te

186

Bana Ebu Kâmil El-Cahderî Fudayl b. Hüseyin rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avane, Ziyad b. İlâka'dan o da Kutbetü-bnü Mâlik'den naklen rivayet etti. Demişki; Namaz kıldım, namazı bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kıldırdı ve: «Kaaf, şanlı Kur'âna yemîn ederim» suresini «uzamış hurmaları» âyeti kerîmesine kadar okudu. Ben bunu tekrarlamaya başladım, ama ne dediğini bilmiyorum

187

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Şerik ile İbni Uyeyne rivayet ettiler. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize ibn-i Üyeyne, Ziyâd b. İlâka'dan, o da Kutbetü'bnü Mâlik'den naklen rivayet etti. Kutbe, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i sabah namazında: «Küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçlarını» âyeti kerîmesini okurken işitmiş

188

Bize Mııhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Cafer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ziyâd b. İlâka'dan, o da amcasından naklen rivayet etti. Amcası, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte sabah namazını kılmış. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ilk rek'âtta: «Küme küme tomurcukları olan boylu boylu hurmaları...» âyetini okumuş. Râvî: gâlibâ: «Kaaf suresini dedi» demiş. İzah’ı 463 te

189

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin b. Ali, Zâide'den rivayet etti. (Demişki):Bize Şimâk b. Harb, Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: «Gerçekten Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazında; «Kaaf. Şanlı Kur'ân'a yemin ederim ki...» Suresini okurdu. Ondan sonraki namazları hafif kıldırırdı

190

Bize Ebu Bekir b. Şeybe ile Muhammed b. Râfi' rivayet ettiler. Lâfız İbni Rafi'indir. Dedilerki: Bize Yahya b. Âdem rivayet etti. (Dediki): Bize Züheyr, Simâk'dan rivayet etti. Demiş ki: «Câbir b. Semura'ya, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İn namazını sordum. Câbir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı hafif kıldırırdı. Bunların namazı gibi (uzun) kıldırmazdı, dedi» Râvî Dediki: Câbir, bana Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in sabah namazında: «Kaâf şanlı Kur'ân'a yemin ederim...» suresini ve onun emsalini okuduğunu haber verdi. İzah’ı 463 te

191

Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Mehdi rivayet etti. (Dediki): Bize Sulbe, Simâk'dan, o da Câbir b. Semurâ'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: «Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğle namazında «Leyl» suresini; ikindide de onun gibi bir sure; sabah namazında ise bunlardan daha uzun (bir sure) okurdu.» İzah’ı 463 te

192

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Dâvud et-Tayalisî, Şu'be'den, o da Simâk'dan, o da Câbir b. Semurâ'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğle namazında sure-i A'lâyı; sabah namazında ondan daha uzun bir sure okurmuş. İzah’ı 463 te

193

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b, Harun, Teymi'den, o da Ebu'l Minhal'den, o da Ebu Berze'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazında altmışdan yüze kadar âyet okurmuş

194

{….} Bize Ebu Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Veki', Süfyan'dan, o da Halid El-Hazzâ'dan, o da Ebu'l-Minhâl'den, o da Ebu Berzete'l-Eslemî'den naklen rivayet etti. Ebu Berze şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazında altmışla yüz âyet arası okurdu». İzah’ı 463 te

195

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, İbni Şihâb'dan duyduğum, onun da Ubeydullah b. Abdillâh'dan, onun da Abdullah b. Abbâs'dan naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: İbni Abbâs şöyle demiş: «Annem Ümmü Fadl binti Haris, bir defa beni «Mürselât» suresini okurken işitti de: — Yavrucuğum! Vallahi bu sureyi okumanla bana hatırlattın! Bu sure Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in son defa akşam namazında okuduğunu işittiğim suredir, dedi.»

196

{….} Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrü'n-Nâkıd rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Süfyân rivayet etti. Dediki: H. Bana Harmeletü'bnü Yahya'dahi rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yunus haber verdi. Dediki: H. Bize İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd dahî rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer haber verdi. Dediki: H. Bize Amru'n-Nâkıd da rivayet etti. (Dediki): Bize Yâ'kub b. İbrahim b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bize babam, Sâlih'den rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Zührî'den bu isnadla rivayet etmişlerdir. Salih'in hadîsinde râvî: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan sonra Allah Azze ve cell ruhunu kabzedinceye kadar namaz kılmadı.» cümlesini ziyâde etmiştir. İzah’ı 463 te

197

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Şihâb'dan duyduğum, onun da Muhammed b. Cübeyr b. Mut'lm'den, onun da babasından naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Babası: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i akşam namazında «Tur» suresini okurken işittim.» demiş

198

{….} Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Süfyân rivayet etti. Dediki: H. Bana Harmeletü'bnü Yahya dahi rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yunus haber verdi. Dediki: H. Bize İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer haber verdi. Bunların hepsi Zührî'den bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. İzah için buraya tıklayın

199

Bize Ubeydullah b. Muâz el-Anberî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti, (Dediki): Bize Şu'be, Adiy'den rivayet etti. Demişki: Ben Berâ'ı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den naklen rivayet ederken işittim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferde yatsı namazını kılmış da, iki rek'âtın birinde «Tın» suresini okumuş

200

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Yahya'dan - ki bu zât İbni Saîd'dir - o da Adiy b. Sabit'den, o da Berâ b. Âzib'den naklen rivayet etti. Berâ' şöyle demiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yatsı namazını kıldım da «Tîn» Suresini okudu.»

201

Bize Muhammed b. Abdillâh b. Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Mİs'âr, Adiy b. Sabit'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Ben Berâ ibnİ Âzib'den dinledim. Şöyle dedi: «Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatsıda «Tin» suresini okurken dinledim., Ondan daha güzel sesli bir kimse dinlemiş değilim!.»

202

Bize Ebu Câ'fer Muhammed b. Sabbâh ile Amru'n-Nâkıd hep birden Hüseyin'den rivayet ettiler. İbni Sabbâh Dediki: Bize Hüseyni rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Bişr, Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs'dan: «Namazında pek bağırma! Sesini pek de alçaltma.» [ İsra 110 ] Âyeti kerimesi hakkında şu hadîsi haber verdi. Demişki: Bu ayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'de gizli bulunduğu sırada indi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına namaz kıldırırken Kur'ânı yüksek sesle okuyordu. Müşrikler bunu işitince hem Kur'ân'a, hem onu indirene, hem de getirene sövüyorlardı. Bunun üzerine Allah Teâlâ, Peygamberi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e: Namazını aşikar etme ki müşrikler okuduğunu duymasın! Onu ashabın işitmiyecek derecede alçak sesle de yapma! Kur'ân'ı onlara işittir! Yalnız bu derece yüksek okuma, ikisinin arasında, yâni aşikâr ile gizli arası bir yol tut!., buyurdu. İzah 447 de

203

Bize Kuteybetü'bmü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. Dediki: H. Bize de İbni Rumh rivâyet etti. (Dediki): Bize Leys, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen haber verdi kî; Câbir şöyle demiş: Muâz b. Cebel El-Ensâri arkadaşlarına yatsıyı kıldırdı. Fakat onlara kıraati uzun tuttu. Bunun üzerine bizden bir zât cemâatdan ayrılarak namazı yalnız başına kıldı. Onun bu yaptığını Muâz haber alınca: O adam münafıktır... dedi. Bu söz o zâtın kulağına ulaşınca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in huzuruna girerek Muâz'ın söylediklerini kendilerine haber verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Muâz'a: — Fitneci mi olmak istiyorsun ya Muâz? Cemaata imam olduğun vakit Şems ile A'lâ ve Ikra' ile Leyl surelerini okuyuver!» buyurdular

204

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Huşeym, Mansur'dan, o da Amr b. Dinar'dan, o da Câbir b. Abdillâh'dan naklen haber verdiki, Muâz b. Cebel Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yatsıyı kılar sonra kavmine döner ve o namazı onlara da kıldırırmış

205

Bize Kuteybetü'bnti Saîd ile Ebu'r-Rabi Ez-Zehrânî rivayet ettiler. Ebu'r-Rabî' Dediki: Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyub, Amr b. Dinar'dan, o da Câbir b. Abdillâh'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: -Muâz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yatsıyı kılar; sonra kavminin mescidine gelerek onlara da yatsıyı kıldırırdı...» İzah için buraya tıklayın

206

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym, İsmail b. Ebî Hâlid'den, o da Kays'dan, o da Ebu Mes'ud-u Ensârî'den naklen haber verdi. Ebu Mes'ud şöyle demiş: Bir adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek, Ben fîlâacanın bize namazı uzun kıldırması sebebi ile sabah namazına gelemiyorum; dedi. Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hiç bir mev'izada o günkü gadabından daha şiddetli gadaba geldiğini görmedim! Bunun üzerine şöyle buyurdular: «Ey cemaat hakîkaten içinizde nefret ettirenler var (Bundan böyle) hanginiz cemaata imam olursa namazı hafif kıldırsın! Çünkü arkasında yaşlı ve zayıflarla ihtiyaç sahipleri vardır.»

207

{….} Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Huşeym ile Vekî* rivayet ettiler. H. Bize de İbni Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize de İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. Bunların hepsi İsmail'den bu isnadla Hüşeym hadisinin mislini rivayet etmişlerdir. İzah 467 de

208

Bize Kuteybetü'bnü Said rivayet etti. (Dediki): Bize Muğîra - ki bu zât İbni Abdirrahman el-Hizâmî'dir- Ebu'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz cemaata imam olursa namazı hafif kıldırsın! Çünkü onların içinde küçük, yaşlı, zayıf ve hasta olanlar vardır; Kendi kendine kıldığı vakit istediği gîbi kılsın» buyurmuşlar

209

Bize İbni Râfî' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den naklen rivayet etti. Hemmâm: Bize Ebu Hureyre'nin Allah'ın Resulü Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den rivayet ettikleri şunlardır: diyerek bir takım hadîsler zikretmiş. Ez cümle: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biriniz cemaata imam olduğu vakit namazı hafif kıldırsın! Çünkü onların içinde yaşlı olanlar bulunduğu gibi zayıf olanlarıda vardır; yalnız başına kıldığı zaman namazını dilediği kadar uzatsın.» buyurdular, demiş

210

Bize Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. Dediki: Bana Yunus, İbn Şihâb'dan naklen haber verdi. Demiş ki: Bana Ebu Selemetü'bnü Abdirrahmân haber verdi, ki Ebu Hureyre şunu söylerken işitmiş: Resulullah (SaIlallahu Aleyhi ve Sellem) : Biriniz cemaata namaz kıldırırsa hafif tutsun, çünkü cemaatın içinde zayıf, hasta, ve hacet sahibi olanları vardır.» buyurdular

211

{….} Bize Abdülmelik b. Şuayb b. Leys rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Bana Leys b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bana Yunus, İbni Şihâb'dan rivayet etti. (Demişki): Bana Ebu Bekir b. Abdirrahmân rivayet etti. Kendisi Ebu Hureyre'yi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Şöyle buyurdular...» diyerek yukarki hadisin mislini rivayet ederken dinlemiş. Yalnız o, hadîsdeki «Sakîm» kelimesi­nin yerine «Kebir» demiştir

212

Bize Muhammed b. Abdillâh b. Niimeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Osman rivayet etti. (Dediki): Bize Musâ b. Talhâ rivayet etti. (Dediki): Bana Osman b. Ebî'l-Âs Es-Sekafî rivayet etti, ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine: «Kavmine imam ol!» demiş. Osman diyor ki: Yâ Resulallah! Ben kendimde bir şey hissediyorum, dedim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Yaklaş!» buyurdu; ve beni huzuruna oturttu. Sonra avucunu göğsüme iki mememin arasına koydu, sonra (Bana): «Dön!» dedi. Bu sefer avucunu sırtıma iki küreğimin arasına koyda sonra: «Kavmine imam ol! Her kim bir kavme imam olursa namazı hafif kıldırsın! Çünkü içlerinde yaşlı olanlar; çünkü içlerinde hasta olanlar, çünkü içlerinde zayıflar, ve çünkü İçlerinde hacet sahipleri vardır. Biriniz namazını yalnız kıldığı zaman nasıl isterse öyle kılsın.» buyurdular

213

Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ve İbni Beşşar rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dedi Bize Şu'be, Amr b. Mürra'dan rivayet etti. Demişki: Ben Müseyyeb'den dinledim. Dediki: Osman b. Ebîl-As rivayet etti dedi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bana son vasiyyeti şudur «Bir kavme imam olduğun vakit onlara namazı hafif kıldır!»

214

Bize Halef b. Hişâm ile Ebu'r-Rabî' ez-Zehrânî rivayet etti. Dedilerki; Bize Hammâd b. Zeyd, Abdülâziz b. Suheyb'den, o da Enes'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı kısa keser, fakat tamam kılarmış

215

Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybetü'bnü Saîd rivayet ettiler. Yahya (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. Kuteybe ise: Bize Avâne Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tamam olmak şartıyle insanların en hafif namaz kıldıranı imiş; dedi

216

Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyub, Kuteybetü'bnü Saîd ve Ali b. Hucr rivayet ettiler. Yahya b. Yahya (Bize haber verdi) tabirini kullandı. Ötekiler İbni C&'ferl kastederek: Bize İsmail, Şerik b. Abdillâh b. Ebi Nemir'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti, dediler. Enes şöyle demiş: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den daha hafif ve ondan daha tamam namaz kıldıran hiç bir imam arkasında namaz kılmadım.» İzah 470 de

217

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Cafer b. Süleyman, Sabit El-Bünânî'den, o da Enes'den naklen haber verdi. Enes şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda iken (saflarda) annesi ile beraber bulunan çocuğun ağlayışını işidir de hafif bir sure, yahut kısa sureyi okurdu.»

218

Bize Muhammed b. Minhâl ed-Darir rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Ebî Arube, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ben (Bazen) namaza uzatmak niyetiyle giriyorum. Fakat bîr çocuğun ağlayışını duyunca annesinin ona karşı gösterdiği fazla şefkat ve üzüntüden dolayı namazı hafif kıldırıyorum.» buyurdular

219

Bize Hâmid b. Ömer el-Bekrâvî ile Ebu Kâmil FudayI b. Hüseyin El-Cahderî ikisi birden Ebu Avâne'den rivayet ettiler. Hâmid Dediki: Bize Ebu Avâne, Hilâl b. Ebi Humeyd'den, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Berâ b. Azib'den naklen rivayet etti. Berâ şöyle demiş; Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte kılınan namazı dikkatle takip ettim: Ve onun kıyamını, arkasından rükuunu, arkasından rüku'dan doğruluşunu, sonra secdesini, sonra iki secde arasındaki oturuşunu, sonra tekrar secdesini, sonra selâm vermekle, kalkıp gitnıesi arasındaki oturuşunu takriben müsavi buldum.»

220

Bize UbeyduIIah b. Muâz El-Anberî de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Hakem'den rivayet etti. Demiş ki: Kufe'yi İbnu'l-Eş'as zamanında bir adam (Hakem bu adamın adını da söylemiştir) idaresi altına alınca UbeyduIIah b. Abdillâh'a halka namaz kıldırmasını emretti. Bunun üzerine o da namaz kıldırmağa başladı. Başını rükudan kaldırdığı vakit ben şu duayı okuyuncaya kadar ayakta kalırdı: «Allâhım! Ey Rabbimiz! Gökler dolusu, yer dolusu, onlardan sonra dilediğin herşey dolusu hamd sana mahsustur. Mecd-ü senaya ehil olan Allah'ım! Senin verdiğini menedecek, menettiğini de verecek yoktur. Senin katında hiçbir varlık sahibine varlığı fayda verecek değildir.» Hakem demiş ki: Ben bunu Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'ya anlattım. O da şöyle dedi: «Ben Berâ ibn-i Âzib'i şunu söylerken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazı ve rükuu, başını rükudan kaldırışı, sücudu ve iki secde arası oturuşu takriben birbirine müsâvî idi.» Şu'be şöyle demiş: «Ben bunu Amr b. Mürre'ye anlattım da o: Ben ibn-i Ebî Leylâ'yı gördüm onun namazı böyle değildi; dedi.»

221

{….} Bize Muhammedü'bnü Müsennâ ile ibn-i Beşşâr rivayet ettiler. Dediler ki; Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Hakem'den naklen rivayet ettiki: Matar b. Naciye Kufe'yi raptedince Ebu Ubeyde'ye halka namaz kıldırmasını emretmiş... Ve hadisi rivayet etmiştir. İzah Bu hadîsi Buhârî-Ezan» ve «Namaz» bahislerinde, Ebu Dâvud, Tirmizî ve Nesaî de «Namaz» bahsinde tahrîc etmişlerdir. Hadîs, namazda kıraat ve teşehhüdün hafif, rüku, sücut ve onlardan doğrulurken tume'nîneti, yâni azanın sükunet bulacağı kadar durmayı uzunca tutmaya delildir. Hadîsin ikinci rivayetinde Takriben birbirine müsavi idi,» denilmesi, bazı fiillerin diğerlerinden biraz daha uzun olduğunu gösterir. Bu da kıyam hâline mahsustur. Teşehhüdde dahî mümkündür. Nevevî’nin beyânına göre bu hadîs bazı ahvâle hamledilmiştir. Yoksa buraya kadar geçen hadîslerden Resulullah (Sallallahu Aleyhi veSellem)'in kıyamı uzatırdığı anlaşılmıştır. Hattâ sabah namazında altmışdan yüze kadar âyet, öğle namazında sure-i secdeyi okurdu. O namaza durduğu vakit cemâatdan biri «Bakî'» tarafına kazâyi hacete gider; sonra evine dönerek abdest alır, mescide gider ve ilk rek'âta yetişebilirdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in akşam namazında «Tur» ve «Mürselât» surelerini, Buharî'nin rivayetinde «Arâf» ve ona benzer sureler okuduğu beyân edilmiştir. Bunlar gösteriyor ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhive Sellem)'in zaman zaman kıraati uzattığı olurmuş. Binâenaleyh babımız hadîsleri bâzı vakitler mânâsına hamledilmiştir. «Selâm vermekle, kalkıp gitme arasındaki oturuşunu takriben müsâvî buldum.» cümlesi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazdan selâm verdikten sonra orada bir parça oturduğuna delildir. Kufe'yi zapteden zâtın ismi hadîsin birinci rivayetinde tasrîh edilmemiş ise de, ikinci rivayette bunun Matar b. Naciye olduğu bildirilmiştir Ebu Ubeyde Hz. İbni Mes'ud'un oğludur

222

Bize Halef b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd, Sâbit'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enea demiş: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bize nasıl namaz kıldırırken gördüysem size de öylece namaz kıldırmaktan geri kalmam.» Sabit demiş ki: «Enes öyle bir yapardı ki, —onu sizin yaptığınızı görmüyorum—. Başını rükudan kaldırdığı vakit kendisini gören unuttu gâliba» diyecek kadar ayakta dikilirdi. Secdeden başını kaldırdığı zaman dahî gören «unuttu galiba!» diyecek kadar dururdu.» İzah 473 te

223

Bana Ebu Bekir b. Nâfi' El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit, Enes'den naklen haber verdi. Enes şöyle demiş: Ben, tamam olmak şartıyla Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den daha kısa kıldıran bir kimsenin arkasında namaz kılmadım. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazı (fiilleri itibariyle) birbirine yakındı. Ebu Bekir'in namazı dahî (fiilleri itibariyle) birbirine yakındı. Ömerü'bnü'I-Hattâb halîfe olunca sabah namazını uzattı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Semi allâhu Iimen hamideh» dediği vakit biz: Vehmetti galiba; diyecek kadar ayakta durur; sonra secde eder, iki secde arasında dahî bizler: Vehmetti galiba diyecek kadar otururdu

224

Bize Ahmed b. Yunus rivayet etti. (Dediki): Bize Zuheyr rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu İshâk rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hayseme, Ebu İshâk'dan, o da Abdullah b. Yezîd'den naklen haber verdi. Abdullah şöyle demiş: Bana Berâ' anlattı -ki yalan söylemez bir zâttır-. Kendileri ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında namaz kılarlarmış. (Berâ' Dediki): ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rükudan başını kaldırdığı vakit o alnını yere koymadıkça hiç bir kimsenin belini eğilttiğini görmedim. Sonra ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasındakiler secde ederek yere kapanırlardı

225

Bana Ebu Bekir b. Hallâd El-Bahilî de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya (yâni İbni Sâid) rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. (Dediki): Bana Ebu İshâk rivayet etti. (Dediki): Bana Abdullah b. Yezid rivayet etti. (Dediki): Bana Berâ' -ki yalancı değildir- rivayet etti. Berâ' şöyle dedi: ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Semiallâhu Iimen hamideh» dediği vakit kendileri secdeye varmadıkça bizden hiç birimiz belini eğiltmezdi. Ondan sonra biz de secdeye kapanırdık.»

226

Bize Muhammed b. Abdirrahmân b. Sehm El-Antâkî rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim b. Muhammed Ebu İshâk El-Fezârî, Ebu İshâk Eş-Şeybânî'den, o da Muharip b. Disâr'dan naklen rivayet etti. Muharip şöyle demiş: Abdullah b. Yezidi minber Üzerinde şöyle derken işittim: Bize Berâ' rivayet ettiki. Kendileri ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte namaz kılarlarmış. O rüku etti mi onlar da rüku ederlermiş. Berâ' demiş İd: Başını rükudan kaldırarak: «Semiallâhu limen hamideh» dediği vakit, yüzünü yere koyduğunu görmedikçe ayakta dururduk, sonra ona tâbi olurduk

227

Bize Züheyr b. Harb ile ibn-i Nümeyr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki): Bize Ebân ve başkaları Hakem'den, o da Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan, o da Berâ'dan naklen rivayet etti. Berâ' şöyle demiş: «Biz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte (namaz kıldığımız vakit) onun secde ettiğini görmedikçe hiç birimiz belini eğiltmezdi. Züheyr Dediki: Bize Süfyân rivayet etti. Dediki: Bize Kufeliler Eban ve başkaları rivayet etti. Ebân: «Onun secde etliğini görünceye kadar» dedi. İzah 475 te

228

Bize Muhriz b. Avn b. Ebî Avn rivayet etti. (Dediki): Bize Halef b. Halifete'l-Eşcaî Ebu Ahmed, Ali Amr b. Hureys-in azatlısı Velîd b. Serî'den, o da Amr b. Hureys'den naklen rivayet etti. Amr şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında sabah namazını kıldım da onun Tekvir 15 ve 16 âyetini okuduğunu işittim. Bizden hiç birimiz o tamamiyle secdeye varmadıkça belini eğiltmezdi

229

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muâviye ile Veki, A'meş'den, o da Ubeyd b. Hasen'den, o da İbni Ebî Evfa'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) belini rükudan doğrulttuğu vakit: «Allah kendisine hamdeden in hamdini kabul eder. Allah'ım! Ey Rabbimiz! göklerle yer dolusu ve onlardan başka dilediğin her şey dolusu hamd ancak sana mahsustur.» derdi. [ Semi'allahu limen hamideh - Allahumme Rabbena ve lekel hamd…]

230

Bize Muhammed b. el-Müsenna ile İbni Beşşar rivayet ettiler, dedilerki; Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ubeyd b. Hasen'den rivayet etti. demişki; Ben Abdullah b. Ebi Evfa'yı şöyle derken işittim: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem (Rukudan doğrulduğunda) şu duayı okurdu: ''Allahım. Ey Rabbimiz! Göklerle yer dolusu ve onlardan başka dilediğin her şey dolusu hamd ancak sana mahsustur

231

Bana Muhammed b. El-Müsenna ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. İbnü'l-Müsenna Dediki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Mecze'etü'bnü Zâhir'den rivayet etti. Demişkî; Ben Abdullah b. Ebî Evfâ'yı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den naklen rivayet ederken dinledim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rükudan doğrulunca: «Allah'ım sana göklerle yer ve onlardan başka dilediğin her şey dolusu hamd olsun. Allah'ım beni kar, dolu ve soğuk suyla temizlet Yârabbl Beni günah ve hatalardan, beyaz elbisenin kirden paklandığı gibi temiz pak eyle.» dermiş

232

{….} Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Dedi ki: Bana da Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Hârun rivayet etti. Bunların ikisi de Şu'be'den bu isnâdla rivayet etmişlerdir. Muâz'ın rivayetinde: «Beyaz elbisenin kirden paklandığı;» Yezidin rivayetinde ise: «kirden paklandığı gibi» İzah’ı 478 de

233

Bize Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimî rivayet etti. (Dediki): Bize Mervân b. Muhammed Ed-Dimeşkî haber verdi, (Dediki): Bize Saîd b. Abdilâziz, Atiyyetü'bnü Kays'den, o da Kaza'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) haşını rükudan kaldırdığı vakit: «Ey Rabbimiz! Göklerle, Yer ve onlardan başka dilediğin her şey dolusu hamd ancak sana mahsustur. Ey Mecdü senaya lâyık olan Allâh'ım! kulun —ki hepimiz sana kuluz— söyiiyeceği en lâyık söz şudur: Allah'ım senin verdiğine mâni olacak yoktur. Senin vermediğini verecekde yoktur. Senin katında hiç bir varlık sahibine varlığı fayda verecek değildir.» derdi. İzah’ı 478 de

234

Bize Ebu Bekir b. Eb! Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym b. Beşîr rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm b. Hassan, Kays b. Sa'd'dan, o da Atâ'dan, o da İbni Abbâs'dan naklen haber verdi ki: Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) başını rükudan kaldırdığı vakit: «Allah'ım! Ey Rabbimiz, göklerle yer ve onların arasındaki her sey, onlardan sonra dilediğin her sey dolusu hamd ancak sana mahsustur. Ey Mecdüsenâya lâyık olan Allah'ım! Senin verdiğine mâni olacak yoktur. Vermediğini verecek de yoktur. Senin katında hiç bîr varlık sahibine varlığı fayda verecek değildir.» dermiş

235

{….} Bize İbni Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm b. Hassan rivayet etti. (Dediki): Bize Kays b. Sa'd, Atâ'dan, o da İbni Abbâs'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadisi: «Onlardan başka dilediğin her şey dolusu» cümlesine kadar rivayet etti. Sonrasını zikretmedi. İzah için buraya tıklayın

236

Bize Saîd b. Mansur ile Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki): Bana Süleyman b. Sühaym, İbrahim b. Abdillâh b. Ma'bed'den, o da babasından, o da İbni Abbas'dan naklen haber verdi. İbni Abbâs şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) perdeyi açtı. Halk Ebu Bekir'in arkasında saff olmuşlardı. (Bunu görünce): «Ey nâs! Şu muhakkak ki müslümanın göreceği yahut ona gösterilecek salih rüyadan başka Nebiliğin müjdecilerinden hiç bir şey kalmamıştır. Dikkat edin ki Ben rüku veya secde halinde Kur'an okumaktan nehy olundum. Rüku da Allah Teâlâ'yı ta'zim edin! Secdede ise duâ etmeye çalışın! Zira secde halinde duanızın müstecâb olması pek me'muldür.» buyurdular

237

Ebu Bekir Dediki: Bize Süfyân, Süleyman'dan rivayet etti. (Demiş ki): Bize Yahya b. Eyyub rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bana Süleyman b. Sühaym, İbrahim b. Abdillâh b. Ma'bed b. Abbâs'dan, o da babasından, o da Abdullah b. Abbâs'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) perdeyi açtı. Vefatına müncer olan bu hastalığında başı sarılı idi. Ve üç defa: «Allah'ım, tebliğ ettimmi?» dedi (sonra şunları ilâve etti): «Hiç şüphe yok ki sâlih bir kulun göreceği yahut kendisine gösterileceği rüyadan başka Nebiliğin müjdecilerinden hiç bir şey kalmamıştır.» Bundan sonra râvî Süfyân hadîsi gibi rivayette bulunmuş

238

Bana Ebu’t-Tahir ve Harmele rivayet ettiler (Dedilerki): Bize İbni Vehb Yunus’tan haber verdi Yunus, ibn-i Şihab’dan (Dediki): Bana İbrahim b. Abdillâh b. Huneyn, babasından rivayet etti, o da Alî b. Ebî Tâlib'i şöyle derken işitmiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni rüku veya secde de Kur'an okumaktan nehyetti.» demiş

239

Bize Ebu Kureyb Muhammed b. El-Alâ' rivayet etti. (Dediki): Ebu Usame, Velid (yâni ibn-i Kesir) den rivayet etti. (Demişki): Bana İbrahim b. Abdillâh b. Huneyn, babasından rivayet etti, o da Alî b. Ebî Tâlib'i şöyle derken işitmiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni rüku veya secde halinde Kur'an okumaktan nehyetti.»

240

Bana Ebu Bekir b. îshâk da rivayet etti. (Dediki): Bize ibn-i Ebî Meryem haber verdi. (Dediki): Bize Muhammed b. Câ'fer haber verdi. (Dediki): Bana Zeyd b. Eslem, İbrahim b. Abdillâh b. Huneyn'den, o da babasından, o da Alî b. Ebî Tâlib'den naklen haber verdiki, şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rüku ve sücudda Kur'an okumaktan beni nehyetti. Sizi nehyetti demiyorum.»

241

Bize Züheyr b. Harb ile İshâk rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebu Âmir El-Akadî haber verdi. (Dediki): Bize Dâvud b. Kays rivayet etti. (Dediki): Bana İbrahim b. Abdillâh b. Huneyn, babasından, o da ibn-i Abbâs'dan, o da Ali'den naklen rivayet etti. Ali: «Habibim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni rüku veya secde halinde Kur'an okumaktan nehyetti.» demiş

242

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Nafi'den dinlediğim şu hadîsi okudum. H. Bana İsa b. Hammâd EI-Mısrî de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habîb'den naklen haber verdi. H. Bana da Harun b. Abdillâh rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Füdeyk rivayet etti. (Dediki): Bize Dahhâk b. Osman rivayet etti. H. Bize de EI-Mukaddemî rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya (yâni El-Kattân), İbni Aclân'dan naklen rivayet etti. H. Bana Harun b. Saîd El-Eylî dahi rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Usametü'bnü Zeyd rivayet etti. H. Bize Yahya b. Eyyub ile Kuteybe ve İbni Hücr de rivayet ettiler. (Bunlar) İbni Câ'fer'i kastederek: Bize İsmail rivayet etti, dediler, (ismâil demişki): Bana Muhammed -ki îbni Amr'dır- haber verdi. H. Bana da Hennâd b. Seriy rivayet etti. (Dediki): Bize Abde, Muhammed b. İshâk'dan rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi İbrahim b. Abdillâh b. Huneyn'den, o da babasından, o da Alî'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişlerdir. Ancak Dahhâk ile İbni Aclân, Alî'den İbni Abbâs'ın da rivayet ettiğini ziyâde eylemişler ve hepsi: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rükuda bulunduğu halde Kur'ân okumaktan beni nehyetti.» demişler. Fakat rivayetlerinde Zührî, Zeyd b. Eşlem, Velîd b. Kesîr ve Dâvud b. Kays'ın dedikleri gibi: «Secde hâlinde kıraatten nehyettiğini söylememişlerdir.»

243

{….} Bize bu hadîsi Kuteybe dahî Hatim b. İsmail'den, o da Câ'fer b. Muhammed'den, o da Muhammed b. El-Münkedir'den, o da Abdullah b. Huneyn'den, o da Alî'den naklen rivayet etti. Ama secde hâlinde Kur'ân meselesini zikretmedi. İzah 481 de

244

Bana Amr b. Ali de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebu Bekir b. Hafs'dan, o da Abdullah b. Huneyn'den, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet ettiki: İbni Abbâs: «Rüku halinde bulunduğum zaman Kur'ân okumaktan nehyolundum.» demiş. Ravi isnâtda Alî'yi zikretmemişdir

245

Bize Hârun b. Mâ'rııf ile Amr b. Sevvâd rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Abdullah b. Vehb, Amr b. Harîs'den, o da Umâratü'bnü Gaziyye'den, o da Ebu Bekir'in azatlısı Sümey'den naklen rivayet etti. Sümey, Ebu Salih Zekvân'ı, Ebu Hureyre'den rivayet ederken dinlemiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kulun rabbine en yakın olduğu hâl secdede bulunduğu hâldir. Binaenaleyh sız (secdede) duayı çok edin!» buyurmuşlar. İzah 487 de

246

Bana Ebü't-Tâhir ile Yunus b. Abdi'l Âlâ rivayet ettiler. Dediler ki; Bize ibn-i Vehb haber verdi. (Dedikî): Bana Yahya b. Eyyub, Umâratü'bnü Gaziyye'den, o da Ebu Bekir'in azatlısı Sümey'den, o da Ebu Sâtih'den, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sücudunda: «Allah'ım günahımın hepsini, küçüğünü büyüğünü, evvelini âhirini, aşikârını ve gizlisini bana bağışla» dermiş. İzah 487 de

247

Bize Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize Cerîr, Mansur'dan, o da Ebu'd-Duha'dan, o da Mesruk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rüku ve sücudunda: «Allah'ım, seni tesbîh ederim. Ey Rabbimiz! Seni hamdinle tahmîd eyleriz. Allah'ım beni mağfiret eyle!» Tesbihini çok söylerdi. Bununla Kur'ân'a imtisal buyururdu

248

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ebu Muâviye, A'meş'den, o da Müslim'den, o da Mesruk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefatından önce: «Seni hamdinle tesbih eylerim. Mağfiretini diler, sana tevbe ederim.» duasını çok okurdu. Ben: «Yâ Resulullah! Yeni ihdas edip söylemekte olduğunu gördüğüm bu kelimeler nedir?» dedim. «Ümmetim hakkında bana bir alâmet verildi. Onu gördümmü ben bu kelimeleri söylerim. (O alâmet) sonuna kadar nasr süresidir.» buyurdular

249

Bana Muhammed b. Râfi* rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem rivayet etti. (Dediki): Bize Mufaddâl, A'meş'den, o da Müslim b. Subeyh'den, o da Mesruk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Kendisine nasr suresi indikten sonra Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in bir namaz kılıp ta duâ etmediğini, yahut o namazda: «Seni hamdine bürünerek tesbih eylerim yâ Rabbî! Beni affeyle Allah'ım!» demediğini görmedim

250

Bana Muhammed b. EI-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bana Abdül Âlâ rivayet etti. (Dediki): Bize Dâvud, Anu'den, o da Mesruk'dan, o da Aîşe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ı, hamdine bürünerek tesbih eylerim; Allah'tan mağfiret diler, O'na tevbe ederim» sözlerini çok söylüyordu. Ben: Yâ Resulullah Görüyorum ki: «Allâhı hamdine bürünerek tesbih eylerim; Allah'dan mağfiret diler, O'na tevbe ederim.» sözlerini çok söylüyorsun... dedim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Rabbim bana ümmetim hakkında bir alâmet göreceğimi haber verdi. Ben onu gördümmü: Allah'a hamdine bürünerek tesbîh eylerim; Allah'dan mağfiret diler, ona tevbe ederim; sözlerini çok söyleyeceğim. İşte o alâmeti gördüm: (Alâmet şudur) Allah'ın yardımı ile fetih yâni Mekke'nin fethi geldiğinde, sende insanların takım takım Allah'ın dinine girdiklerini gördüğünde hemen habîbinin hamdine bürünerek tesbih et; ve ondan mağfiret dile! Çünkü Allah tevbeleri çok kabul edicidir.» buyurdular.» İzah 487 de

251

Bana Hasen b. Alî El-Hulvânî İle Muhammed b. Râfî' rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Abdürrazzâk rivayet etti. (Dediki): Bize ibn-i Cüreyc haber verdi. Dediki: Atâ'ya: «Sen rükuda ne okursun?» diye sordum, Dediki: «Seni hamdine bürünerek tesbih eylerim; senden başka ilâh yoktur; sözlerini bana İbni Ebî Müleyke, Âişe'den naklen haber verdi. Aişe demiş ki: Bir gece Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i kaybettim. Kadınlarından birinin yanına gittiğini zannederek onu araştırdım, sonra döndüm. Bir de baktım ki, o rüku'a yahut secdeye varmış: «Seni hamdine bürünerek tesbih eylerim, senden başka hiç bir ilâh yoktur.» diyor. Bunun üzerine: «Annem babam sana feda olsun: Ben ne hâl peşindeyim, sen ne hâldesin!» dedim. İzah 487 de

252

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Usame rivayet etti. (Dediki): Bana Ubeydullah b. Ömer, Muhammed b. Yahya b. Habbân'dan, o da A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Bir gece Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i yataktan kaybettim de kendisini araştırdım. Derken elim, secdegâhında iken onun ayaklarının altına dokunuverdi. Ayakları dikilmiş; kendisi: — «Allah'ım senin gadabından senin rızana; Azabındanda affına sığınırım! Hem senden sana sığınırım!» Sana karşı senayı bitiremem! Sen kendini nasıl sena ettinse öylecesin!» diyor. İzah 487 de

253

Bize Ebu Bekir b. Eb! Şeybe rivayet etti. (Dediki) :Bize Muhammed b. Bişr El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Ebt Arube Katâde'den, o da Mutarrif b. Abdillâh b. Şıhhîr'dan, naklen rivayet etti. Mutarrife de Aişe haber vermiş ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rüku' ve sücudunda: «Münezzehsin! Mukaddessin! Meleklerle ruhun Rabbisinl (Allah'ım dermiş)

254

Bize Muhammed b. EI-Müsennâ rivayet etti. (Dediki Bize Ebu Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Bana Katâde haber verdi. Dediki: Mutarrif b. Abdillâh b. Şıhîr'den dinledim. Ebu Dâvud: «Bana da Hişâm, Katâdeden, o da Mutarrif den, o da Aişe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hdlsi rivayet etti.» demiş. Bu rivayetler Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in rüku ve sücudda okuduğu tesbih ve duaları göstermektedirler

255

Bana Züheyr b, Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Velîd b. Müslim rivayet etti. Dediki: Evzâî'yi şöyle derken işittim: Bana Velîd b. Hişâm El-Muâytî rivayet etti. (Dediki): Bana Ma'dân b. Ebî Talhate'l-Ya'merî rivayet etti. Dediki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) azatlısı Sevbân'a tesadüf ettim de: Bana bir amel haber ver ki, onu yaparsam Allah beni onun sebebiyle cennete koysun; dedim. Yahut şöyle demiş: Allah indinde en makbul ameli haber ver! dedim. Sevbân sükut etti. Sonra kendisinden (Aynı şeyi) tekrar istedim, yine sükut etti. Sonra üçüncü defa istedim. Bunun üzerine şunları söyledi: Ben bu meseleyi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sordum da: «Allâh'a çok çok secde etmeye bak: Çünkü; eğer sen Allah için bir secde yaparsan onun sayesinde Allah senin bir dereceni yükseltir; ve onun sayesinde bir günâhını indirir.» buyurdular. Ma'dân: «Sonra Ebu'd-Derda'ya rastladım. Ona da sordum. Bana Sevbân'ın dediği gibi söyledi.» demiş. İzah 489 da

256

Bize Hakem b. Musâ Ebu Salih rivayet etti. (Dediki): Bize Hikil b. Ziyâd rivayet etti. Dediki; Evzâi'den dinledim, Dediki; Bana Yahya b. Ebî Kesir rivayet etti. (Dediki): Bana Ebu Seleme rivayet etti. (Dediki): Bana Rabîatü'bnü Kâ'b El-Eslemî rivayet etti. Dediki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte gecelemekteydim. Kendisine abdest suyunu ve ihtiyacı olan şeyleri getirdim. Bunun üzerine bana: «Dile!» dedi. Ben: — Cennette senin refikin olmayı dilerim... dedim. «Yahut bundan başka bir şeyi...» buyurdular. Ben: — Dileğim budur! dedim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «O halde çok secde etmek suretiyle nefsin için bana yardımcı ol» buyurdular

257

Bize Yahya b. Yahya ile Ebü'r-Rabî'ez-Zehrânî rivayet ettiler. Yahya (Bize haber verdi) ta'birini kullandı. Ebü'r-Rabî': Bize Hammâd b. Zeyd, Amr b. Dinar'dan, o da Tâvus'dan, o da îbni Abbâs'dan naklen rivayet etti: Dediki; Îbni Abbâs şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yedi şey üzerine secde etmek emrolundu. Saçlarını ve elbisesini toplamakdan da nehyedildL Bu hadîs Yahya'nındır. Ebu'r Babı': «Yedi kemik üzerine yâni avuçların, dizlerin» ayakların ve alının üzerine secde etmesi emrolundu. Saçlarını ve elbisesini toplamakdan nehyedildi.» dedi

258

Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed -ki İbni Câ'fer'dir rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Amr b. Dinar'dan» o da Tâvus'dan, o da îbni Abbas'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen rivayet ettiki, şöyle buyurmuşlar: «Bana yedi kemik üzerine secde etmem, elbise ve saçımı toplamamam emrolundu.»

259

Bize Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Süyan b. Uyeyne, İbni Tâvus'dan, o da babasından, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yedi şey üzerine secde etmeye me'mur olmuş. Saçlarıyla elbisesini toplamakdan da nehy buyurulmuş

260

Bize Muhammed b. Hâtîm rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Tâvus, Tavus'dan, o da ibn-i Abbâs'dan naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben yedi kemik üzerine : (Eliyle burnuna işaret ederek) yüz, eller, ayaklar ve ayakların uçları üzerine secde etmeye: elbiseyi ve saçları toplamamaya me'mur oldum.» buyurmuşlar

261

Bize Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki):Bana ibn-i Cüreyc, Abdullah b, Tavus'dan o da babasından, o da Abdullah b. Abbâs'dan naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ben, yedi kemik (yâni) alın, burun, eller, dizler ve ayakların üzerlerine secde etmeye : saç ve elbisemi toplamamaya me'mur oldum» buyurmuşlar. İzah 491 de

262

{….} Bize Kuteybetü'bnü Said rivayet etti. (Dediki): Bize Bekr - ki îbni Mudar'dır- İbni'I-Hâd'dan, o da Muhammed b. İbrahim'den, o da Âmir b. Sa'd'dan, o da Abbâs b. Abdülmuttalib'den naklen rivayet etti. Abbâs, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kul secde ettimi onunla birlikte yedi taraf (Yâni) yüzü, elleri, dizleri ve ayaklan secde eder. buyururken işitmiş

263

Bize Amr b. Sevvâd El-Amİrî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi, (Dediki): Bize Amr b. Haris haber verdi. «Ona da Bukeyr rivayet etmiş: Ona da İbni Abbas'ın azatlısı Kureyb, Abdullah b. Abbâs'dan rivayet etmiş ki; ibni Abbâs, Abdullah b. Hâris'i başının saçı arkaya topuz yapılmış olduğu halde namaz kılarken görmüş de, onu çözmeye kalkışmış. Abdullah namazdan çıkınca İbni Abbâs'ın yanına gelerek: «Benim başım senin ne işine giriyor?» demiş. İbni Abbâs: — Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Böylesinin misâli kolları arkasına bağlı olarak namaz kılan kimse gîbidir.» buyururken işittim, cevâbını vermiş

264

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' Şu'be'den, o da Katade'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Secdede i'tidal üzere bulunun; hiç biriniz kollarını köpeğin yayıldığı gibi yaymasın!» buyurdular

265

{….} Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile ibn-i Beşşâr rivayet ettiler, Dedilerki: Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. H. Bu hadîsi bana Yahya b. Habib de rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid (Yâni îbnil Haris) rivayet etti. Bunların ikisi de: Bize Şu'be bu isnâdla rivayet etti, demişlerdir. İbni Câ'fer hadisinde: «Hiçbiriniz kollarını köpeğin yayılması gibi yaygı yapmasınI» ibaresi vardır. İzah 494 te

266

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Bize Ubeydullah b. İyâd, İyâd'dan, o da Berâ'dan naklen haber verdi. Berâ' şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Secde ettiğin vakit avuçlarını yere koy ve dirseklerini kaldır.» buyurdular

267

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Biie Bekr -ki İbni Mudar'dır - Ca'fer b. Rabîa'dan, o da A'rac'dan, o da Abdullah b. Mâlik İbni Buhayne'den naklen rivayet ettiki; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kılarken koltuklarının beyazı görünecek derecede kollarını açarmış

268

Bize Amr b. Sevvâd rivayet etti. (Dediki): Biie Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bize Amr b. Haris ile Leys b. Sa'd ikisi birden Câ'fer b. Rabîa'dan bu isnadla haber verdiler. Amr b. Hâris'in rivayetinde: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) secde ettiği vakit kollarını o kadar açardı ki, koltuklarının beyazlığı görünürdü» ibaresi; Leys'in rivayetinde ise: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) secde ettiği vakit kollarını koltuklarından açar, hattâ ben koltuklarının beyazlığını pek âlâ görürdüm.» ifâdesi vardır

269

Bize Yahya b. Yahya ile İbni Ebî Ömer hep birden Süyân'dan rivayet ettiler. Yahya Dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Ubeydullâh b. Abdillâh b. El-Esam'dan, o da amcası Yezîd b. El-Esam'dan, o da Meymune'den naklen haber verdi. Meymune şöyle demiş: «Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) secde ettiği vakit bir kuzu kollarının arasından geçmek istese geçebilirdi.»

270

Bize İshâk b. İbrahim El-Hanzalî rivayet etti. (Dediki): Bize Mervân b. Muâviyete'l-Fezârî haber verdi. Dediki: Bize Ubeydullah b. Abdillâh b. El-Esâm, Yezid b. El-Esâm'dan naklen rivayet etti. ona da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Zevcesi Meymune haber vermiş. Demiş ki: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) secde ettiği vakit, kollarını o kadar uzaklaştırır (yâni açar) di ki; arkasından koltuklarının beyazlığı görünürdü. Oturduğu vakit de sol uyluğunun üzerine çökerdi.»

271

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ile Amru'n-Nâkıd, Zuheyr b. Harb ve İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Amr'ındır. (İshâk: Bize haber verdi; ötekiler, bize Vekî rivayet etti) dediler. (Vekî* demiş ki): Bize Cafer b. Burkaân, Tezîd b. El-Esâm'dan, o da Meymune Biatil -Hâris'den naklen rivayet etti. Meymune şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) secde ettiği vakit dirseklerini o kadar açardı ki; arkasındaki onun koltuklarının aydınlığını görürdü.» Vekî: «(aydınlıkla) koltuklarının beyazlığını kasdediyor demiş

272

Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hâlid (yâni El-Ahmar) Hüseyin EI-Muallim'den naklen rivayet etti. H. Bize îshâk b. İbrahim de rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize İsâ b. Yunus haber verdi. (Dediki): Bize Hüseyin EI-Muallim, Büdeyl b. Meyserâ'dan. o da Ebu'l-Cevzâ'dan, o da' Âişe'den naklen rivayet etti. Aişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza tekbirle, kirâata da fatihayı okumakla başlardı. Rüku ettiği zaman başını ne yukarıya diker, ne de aşağıya büker, ikisinin arasında tutardı. Başını rüku'dan kaldırdığı vakit, iyice doğrulmadıkça secdeye gitmezdi. Başını secdeden kaldırdığı zaman dahî iyice doğrulup oturmadıkça ikinci secdeye gitmezdi. Her iki rek'ât sonunda Tehiyyâtı okurdu. Sol ayağını yere döşer, sağ ayağını da dikerdi. Şeytan oturuşundan nehyeder; İnsanın vahşî hayvanlar gibi ellerini yere yayarak oturmasını da yasak eder, namazı selâm vererek bitirirdi.» İbni Nümeyr'in Ebu Hâlid'den naklettiği rivayette: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şeytân ökçesi oturuşundan nehyederdi.» cümlelesi vardır.» Hadîsde zikri geçen şeytân oturuşunu Ebu Ubeyde ve diğer bâzı ulemâ köpek oturuşu diye tefsir etmişlerdir. Bundan murâd yere oturarak köpekler gibi dizlerini dikmek ve iki taraftan elleriyle yere dayanmaktır

273

Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybetü'bnü Saîd ve Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Yahya (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. ötekiler: Bize Ebul-Ahvas, Simâk'dan, o da Musâ b. Talha'dan, o da babasından naklen rivayet etti; dediler. (Talha) şöyle demiş: Resulullah (SallaIlahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz önüne semerin arka kaşı gibi bir şey koyduğu vakit (ona doğru) namazını kılsın; öte yanından geçenlere aldırış etmesin» buyurdular

274

Bize Muhammed b. Abdillâh b. Nümeyr ile İshâk b. İbrâhim rivayet ettiler. İshâk (Bize haber verdi) tâbirini kullandı, İbni Nümeyr: Bize Ömer b. Ubeyd Et-Tanâfisî, Simâk b. Harb'dan, o da Musâ b. Talha'dan, o da babasından naklen rivayet etti; dedi. Talha şöyle demiş: «Vaktiyle biz namaz kılar; hayvanlar da önümüzden gelip geçerdi. Sonra bunu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e anlattık; da: «Birinizin önünde semerin arka kaşı gibi bir şey bulunursa artık önünden geçen şey ona zarar vermez.» buyurdular. İbni Nümeyr: «Artık önünden geçen kimse ona zarar vermez.» dedi. İzah 501 de

275

Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Yezid rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Ebî Eyyub, Ebu'l-Esved'den, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen haber verdi, ki Âişe şoyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e namaz kılanın sütresi soruldu da: «Semerin arka kaşı gibi bir şey!» buyurdular

276

Bize Muhammed b. Abdillâh b. Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Yezid rivayet etti. (Dediki): Bize Hayve, Ebu'I-Esved Muhammed b. Abdirrahmân'dan, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen haber verdi, ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Tebuk gazasında namaz kılanın sütresi sorulmuş da: «Semerin arka kaşı gibidir.» buyurmuşlar. İzah 501 de

277

Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Nümeyr rivayet etti. H. Bize İbni Nümeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki) :Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah, Nâfî'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bayram günü (Namaza) çıktı mı harbenin getirilmesini emredermiş. Bu harbe onun önüne dikilir, kendisi ona doğru namaz kılar, cemâat ta arkasında dururlarmış. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu seferde de yaparmış. Ümerâ'nın harbe taşıması buradan kalmıştır

278

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile İbni Nümeyr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah, Nâfî'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti, ki Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Aneze'yi yere diker (Ebu Bekir saplar dedi.) ve ona doğru namaz kılarmış. İbni Ebi Şeybe: «Ubeydullah: Aneze harbedir dedi.» ifâdesini ziyâde etti

279

Bize Ahmed b. Hanbel rivayet etti. (Dediki): Bize Mutemir b. Süleyman, Ubeydullah'dan, o da Nâfı'den, o da İbn-i Ömer'den naklen rivayet ettiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayvanını önüne aykırı olarak çeker ve ona doğru namaz kılarmış

280

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile ibn-i Nümeyr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Hâlid El-Ahmar, Ubeydullah'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayvanına doğru namaz kılarmış. ibni Nümeyr: «Gerçekten Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir deveye doğru namaz kılmıştır.» dedi. Bu hadîsi Buhari ile Ebu Dâvud «Kitâbu's-Salatda; Nesâî «Tebuk Gazvesi» bahsinde tahric etmişlerdir. Râhile: Binmek ve yük taşımak için seçilen cins ve güzel Bair ise alelitlak erkek ve dişi devedir. Hadîs-i Şerîf binek hayvanına karşı namaz kılınabileceğini göstermektedir. Bu bâbda rivayet edilen hadîslerden Ebu Davud'un rivayeti Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in devesine karşı, Nesâî'nin rivayetin de bir ağaca namaz kıldığını göstermektedir. Hadis-i Serîf: Hayvandan sütre yapılabileceğine delildir. Gerçi deve İreklerinde namaz kılmak yasak edilmiştir. Fakat bunun keraheti o yerlerin pis koktuğu yahut oralara kazayı hacet için oturulduğu içindir. Yoksa deveye karşı namaza durmak mekruh olduğundan değildir. İbni Battal: «Bunun gibi temiz olan herşeye karşı namaz kılmak caizdir» diyor. İzah 503 te

281

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb hep birden Vekî'den rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki):Bize Süfyân rivayet etti. (Dediki): Bize Avn b. Ebî Cuhayfe, babasından naklen rivayet etti. Babası şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'de Ebtah denilen yerde kızıl sahtiyandan yapılmış kendisine mahsus bir kubbenin içinde iken yanına geldim derken Bilâl, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in abdest suyunu çıkardı, (cemâat onu hemen kapıştılar) kimisi bir mikdâr ele geçirmiş, kimisi de ele geçirenlerin serpintisine nail olabilmişti. Müteakiben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üzerinde kırmızı bir Hülle olduğu halde çıktı. Bacaklarının beyazlığını hâlâ görür gibiyim. Abdest aldı, Bilâl da ezan okudu. Ben onun ağzını şuraya ve şuraya (yânî sağa sola) dönerken takibe koyuldum: «HAYYA ALE’S-SELAH = Haydin namaza; HAYYA ALE’L-FELAH = haydin felaha!» diyordu. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için bir harbe dikildi. O da ileri geçip öğle namazını iki rek'ât olarak kıldırdı. Önünden eşek ve köpek geçiyor, fakat men edilmiyorlardı. Sonra ikindiyi de iki rek'ât olarak kıldırdı. Artık Medine'ye dönünceye kadar hep namazları ikişer rek'ât kıldırmaya devam etti.»

282

Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti (Dediki): Bize Ömer b. Ebî Zaide rivayet etti. diki): Bize Avn b. Ebi Cuhayfe rivayet ettiki, Babası (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i kızıl sahtiyandan yapma bir kubbe görmüş, (ve şöyle anlatmış): Bilâl'i abdest suyu çıkarırken gördüm. Baktımki; halk bu suyu kapışıyorlar. Kim ondan bir şey kapabilirse (teberrüken) yüzüne gözüne sürüyor, kapamayanlar ise arkadaşlarının ellerindeki ıslaklıktan bir şeyler almağa çalışıyorlardı. Sonra Bilâl'in bir harbe çıkarıp diktiğini gördüm. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de kırmızı bir hülle içinde (kolları) sıvanmış olarak çıktı. Sonra cemaaata harbeye doğru iki rek'aât namaz kıldırdı. Harbenin önünden insanlarla hayvanların gelip geçtiğini de gördüm

283

Bana İshak b. Mansur ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ca'fer b. Avn haber verdi. (Dediki): Bize Ebu Ümeys haber verdi. H. Bana Kaasim b. Zekeriyyâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin b. Ali, Zâide'den rivayet etti. Demiş ki: Bize Mâlik b. Miğvel rivayet etti. Bunların ikisi de Avn b. Ebî Cuhayfe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den Süfyan ile Ömer b. Ebî Zâide'nm hadisi gibi rivayette bulundu, yalnız bâzısının rivayetleri diğerlerininkinden ziyâdelidir. Mâlik b. Miğvel hadîsinde: «Öğle olunca Bilâl çıkarak namaz için ezan okudu.» cümlesi de vardır

284

Bize Muhammed b. EI-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. İbni'l-Müsennâ Dediki: Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şube, Hakem'den rivayet etti. Demiş ki: Ben Ebu Cuhayfe'yi şöyle derken işittim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Öğle vakti Batha'ya çıktı ve abdest alarak öğleyi iki rek'ât, ikindiyi de iki rek'ât üzerinden kıldı, önünde (dikili) bir harbe vardı. Şu'be şöyle demiş: «Avn babası Ebu Cuheyfe'den naklen bu hadîse (Harbenin arkasından kadın ve eşekler geçiyordu) cümlesini ziyâde etti.»

285

Bana Züheyr b, Harb ile Muhammed b. Hatim rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İbni Mehdî rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be bize iki isnadla birden bu hadisin mislini rivayet etti. Yalnız Hakem'in hadisinde: «Cemâat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)*in abdestinden artan suyu almağa başladılar.» cümlesini ziyâde eyledi

286

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, İbni Şihâb'dan duyduğum, onun da Ubeydullah b. Abdillâh'dan, onun da İbni Abbâs dan naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: İbni Abbâs şöyle demiş: «Dişi bir merkeb'e binerek geldim. Ben o zaman buluğa yaklaşmıştım. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mina'da cemaata namaz kıldırıyordu. Saffın önünden geçtim. Merkepten inerek onu otlamağa salıverdim. Kendim de saffa girdim. Bu hususta bana hiçbir kimse bir şey demedi.»

287

Bize Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yunus, ibn-i Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Ubeydullah b. Abdillâh b. Utbe haber verdi. ona da ibn-i Abbâs haber vermişki; kendisi bir merkeb üzerinde seyredip gelmiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de Haccetul-Vedâ'da Mina'da kalkmış cemaata namaz kıldırıyormuş. Merkeb saflardan birinin arasına yürümüş; sonra ibn-i Abbâs ondan inerek cemaatla birlikte saff olmuş

288

Bize Yahya b. Yahya ile Amru'n-Nâkid ve İshâk b. İbrâhım, İbni Uyeyne'den, o da Zührî'den naklen bu isnâdla rivayet ettiler. (Yalnız): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Arafât'da namaz kılıyordu» demiş

289

Bize İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Abdürrazzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer, Zührî'den bu isnâdla haber verdi. Amma hadîsde Mina ve Arafat'ı zikretmedi (Yalnız) veda Haccında yahut fetih gününde» dedi

290

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Malik'e Zeyd b. Eslem'den dinlediğim, onun da Abdurrahman b. Ebî Sald'den, Onun da Ebu Saîd-i Hudri'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz namaz kılarsa önünden hiç bir kimseyi geçirmesin! Onu mümkün olduğu kadar menetsin! şayet yine dinlemezse onunla mukatele etsin! Çünkü o ancak bir şeytandır.» buyurmuşlar

291

Zuhayr b. Harb narrated to me, saying: Jarir narrated to us from Suhayl, who narrated from his father, who narrated from Abu Hurayra. Abu Hurayra said: The Messenger of Allah (peace be upon him) said: "Woe to the heels from the Fire!

Reported exclusively by Muslim; Tuhfat al-Ashraf, 12602.


NAWAWI'S COMMENTARY (Hadiths 565–574):

In this chapter (569): "Woe to the heels from the Fire..." (3/127)

Muslim's (may Allah have mercy on him) purpose in citing this hadith here is to use it as evidence that washing the feet is obligatory (fard) and that wiping (mash) over the feet is not sufficient. People hold differing views on this matter. According to a group of jurists (fuqaha') qualified to issue legal rulings (fatwa) across various eras and regions, what is obligatory is to wash the feet together with the ankles. Wiping over them is not sufficient, and wiping in addition to washing is not obligatory. No differing opinion on this matter has been established from any scholar whose opinion carries weight in matters of consensus (ijma').

The Shi'a, however, say that the obligatory act is to wipe (mash) over the feet. Muhammad b. Jarir and al-Jubbai — who was the head of the Mu'tazila in his era — said that the person performing ablution has a choice between wiping and washing. Some members of the Zahiri school said that both wiping and washing must be performed together. These scholars who oppose the overwhelming majority have relied upon evidences whose import is not clear-cut. I have addressed this issue thoroughly and at great length in my Sharh al-Muhadhdhab — citing the evidences from the Quran and the Sunnah and their supporting proofs, as well as the responses to the arguments put forward by those who oppose our view — to such an extent that not a single doubt raised by those who oppose our position remains unanswered from multiple angles.

Our purpose here, however, is to provide commentary on the texts and wordings of the hadiths without going into an exhaustive treatment of evidences and responses. The most concise statement we can make on this matter is: All those who described the ablution of the Messenger of Allah (peace be upon him) on various occasions and in various circumstances unanimously stated that the feet were washed. By saying "Woe to the heels from the Fire," the Messenger of Allah is warning those whose heels remain unwashed about the punishment of Hellfire. If wiping were sufficient, he would never have issued such a threat to those who did not wash their heels

Furthermore, the hadith narrated soundly by Amr b. Shu'ayb from his father, from his grandfather, states that a man asked: "O Messenger of Allah, how is ablution performed?" The Messenger of Allah called for water to be brought and washed his hands three times... until (the narrator said): "Then he washed his feet three times," after which he said: "This is how ablution is performed. Whoever does more than this or less has done wrong and committed an injustice." This is a sound hadith narrated by Abu Dawud and others with their own sound chains of transmission. Allah knows best.


Regarding the narrators:

(565) "From Salim, the freed slave of Shaddad" — in another narration (566): "Abu Abdullah, the freed slave of Shaddad b. al-Hadd" — and in the third narration (567): "Salim, the freed slave of al-Mahri." All of these are descriptions of the same person — he is a single individual. His names and attributions are: Salim the freed slave of Shaddad b. al-Hadd; Salim the freed slave of al-Mahri; Salih Badus; Salim the freed slave of Malik b. Aws b. al-Hadathan al-Nasri; Salim Sunban; Salim al-Barrad; Salim the freed slave of the Basrans; Salim Abu Abdullah al-Madani; Salim b. Abdullah; and Abu Ubaydullah the freed slave of Shaddad b. al-Hadd. Yes, all of these are names used for him. Abu Hatim said: "Salim was among the best of the Muslims." 'Ata b. al-Sa'ib said: "Salim al-Barrad narrated to me, and I trusted him more than I trusted myself.

(568) "Salama b. Shabib narrated to me... from Salim, the freed slave of Ibn Shaddad.

Yes, in the original manuscripts it is recorded as "the freed slave of Ibn Shaddad." It appears that this is an error, and the correct form — as mentioned just above — is without the word "ibn." However, the apparent meaning of this form is also valid, because the freed slave of Shaddad is also, in the same sense, the freed slave (mawla) of his son. (3/129) If a sound narration that has reached us can be interpreted in a valid way, it is not permissible to invalidate it — especially in the case of a person whose name carries this many variants. Allah knows best

(567) "Ikrima b. Ammar narrated to us... Salim, the freed slave of al-Mahri, narrated to us.

This is a chain of transmission (isnad) in which four Successors (tabi'un) narrate from one another in succession. Salim, Abu Salama, and Yahya are well-known Successors. Ikrima b. Ammar is likewise a Successor who heard hadith from the companion Hirmas al-Bahili (may Allah be pleased with him); this is explicitly stated in Abu Dawud's Sunan.

"He narrated to me — or to us.

This is a fine example of scholarly caution (ihtiyat). Attention has been drawn to similar subtleties earlier and previously. Allah knows best.

"Muhammad b. Hatim and Abu Ma'n al-Raqqashi narrated to me." Abu Ma'n's name is Zayd b. Yazid; his identification was given at the beginning of the chapter on faith.

(568) "I was with Aisha." In the verified original manuscripts as recorded by reliable narrators, this appears as "ana ma'a (I was with)." In many copies of the manuscripts — including numerous eastern and western copies — it appears as "ubayyi'u Aishatah," derived from the word for oath of allegiance (mubaya'a). Qadi Iyyad says: The correct version is the first; the second can also be interpreted in a valid way.

(569) "Hilal b. Yisaf, from Abu Yahya." The name "Yisaf" (يساف) has three pronunciations: with fatha on the ya' (Yasaf), with kasra on the ya' (Yisaf), and as "Isaf." The author of al-Matali' says: Hadith scholars pronounce this name with kasra on the ya' (Yisaf). Some say it is with fatha (Yasaf), citing the argument that in Arabic there is no word beginning with a kasra-ya' except "Yisar (left hand)." I say: Among linguists, "Isaf" is the more well-known form. Ibn al-Sikkit, Ibn Qutayba, and others have mentioned it among names that people mispronounce (lahn). The author of al-Matali' then says: His name is Hilal b. Isaf. As for Abu Yahya — the majority hold that his name is Misda'. Yahya b. Ma'in, however, said: His name is Ziyad al-A'raj al-Mu'arqab al-Ansari. Allah knows best

(571) "Abu 'Awana narrated to us from Abu Bishr, from Yusuf b. Mahak." Abu 'Awana's name — Wadda' b. Abdullah — was mentioned earlier. Abu Bishr's name is Ja'far b. Abi Wahshiyya. The name "Mahak" is non-declinable (ghayru munsarif), because it is a non-Arabic (foreign) proper noun.

"The time of the Asr (afternoon) prayer had come.

That is, the time for performing the prayer had arrived.

(573) "That they performed ablution from a water container (mithara).

Scholars say: Any vessel used for purification and cleansing is called a mithara. Both "mithara" and "mathara" are well-known pronunciations. Ibn al-Sikkit mentioned both, stating that those who say "mithara" consider it a noun of instrument (ism al-ala), while those who say "mathara" consider it a noun of place (ism al-makan).

"Woe to the sinews above the heels from the Fire!" The word "al-araqib" (sinews above the heels) is the plural of "urqub," which refers to the sinew/tendon above the heel. "Wayl (woe)" means they are ruined, lost, and have suffered loss.


DAVUDOGLU'S EXPLANATION:

The late Imam Muslim's purpose in bringing these narrations together is to derive evidence that washing the feet during ablution is obligatory (fard), and that wiping over them is not permissible. This should not be confused with wiping over leather socks (khuff); the ruling on that will come later. The issue under discussion here is wiping over bare feet — and we have already seen the differences of opinion among scholars on this matter above. To summarize once more:

Many scholars of jurisprudence (fiqh) and those qualified to issue legal rulings (fatwa) have stated that it is not permissible to merely wipe over the feet in ablution; rather, washing the feet together with the ankles is obligatory (fard). According to them, it is not obligatory to also wipe over the feet after washing them with water. There is scholarly consensus (ijma') of the Muslim community on this matter. For further detail, one may refer to the Alusi Tafsir.

According to the Imamiyya (Twelver Shi'a) sect, wiping the feet is obligatory. However, this view contradicts the Quran, the mutawatir Sunnah, and the consensus of the Muslim community.

According to al-Jubbai — who is considered the head of the Mu'tazila — and Muhammad b. Jarir, the person performing ablution has a choice between washing and wiping his feet. According to some members of the Zahiri school, both washing and wiping the feet are obligatory. However, not a single argument put forward by these groups — who oppose the Ahl al-Sunnah — has remained free from rebuttal.

292

Bana Hârun b. Abdillâh ile Muhammed b. Rafi' rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. İsmail b. Ebî Füdeyk, Dahhâk b. Osman'dan, o da Sadakatü'bnü Yesâr'dan, o da Abdullah b. Ömer'den naklen rivayet ettiki; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz namaz kılarsa önünden hiçbir kimseyi geçirmesin! Dinlemezse onunla döğüşsün! Çünkü onunla beraber dostu şeytân vardır.» buyurmuşlardır

293

{….} Bana İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki) Bize Ebu Bekir El-Hanefî haber verdi. (Dediki): Bize Dahhâk b. Osman rivayet etti. (Dediki): Bize Sadakatü'bnü Yesâr rivayet etti. Dediki: Ben İbni Ömer'i: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu...» diyerek bu hadîsin mislini rivayet ederken dinledim

294

Bize Yayhâ b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâük'e, Ebü'n-Nadr'dan dinlediğim, onun da Büsr b. Saîd'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Zeyd b. Hâlid El-Cühenî, Büsr'ü namaz kılanın önünden geçen hakkında Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den ne işitmiş! diye sormak üzere Ebu Cuheym'e göndermiş. Ebu Cuheym şunları söylemiş: Resulfillah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namaz kılanın önünden geçen kimse ne derece vebal yüklendiğini bilse onun için kırk yıl beklemek önünden geçmekden daha hayırlı olurdu.» buyurdular. Ebu'n-Nadr: «Kırk gün mü, kırk ay mı yoksa kırk yıl mı? dedi; bilmiyorum» demiş

295

{….} Bize Abdullah b. Haşim b. Hayyân El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî', Süfyân'dan ,o da Salim Ebu'n-Nadr'dan, o da Büsr b. Said'den naklen rivayet ettiki, Zeyd b. Halid El-Cuhenî Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den ne duydun? diye sormak üzere. Ebu Cüheym El-Ensârî'ye haber göndermiş. Müteakiben râvi Mâlik hadisi gibi rivayette bulundu

296

Bana Yâkub b. İbrahim Ed-Devrakî rivayet etti. (Dediki): Bize ibn-i Ebî Hâzim rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Sehl b. Sa'd Es-Sâidi'den rivayet etti. Demiş ki: Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namaz kıldığı yerle duvar arasında bir koyun geçecek kadar yer vardı

297

Bize İshâk b. İbrahim ile Muhammed b. El-Musennâ rivayet ettiler. Lâfız İbnü'l-Müsennâ'nındır. İshak (Bize haber verdi) tâbîrini kullandı. İbnü'l-Müsennâ: Bize Hammâd b. Mes'ade, Yezid'den (yâni îbni Ebî Ubeyd'den) o da Seleme'den —ki Ibnü'l-Ekvâ'dır.— naklen rivayet etti: Seleme mushafm konduğu yeri araştırır; orada nafile namaz kılarmış. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in de bu yeri araştırdığını söylemiş. Mezkur yer minberle kıble arasmda koyun geçecek kadar bir yermiş

298

Bize bu hadisi Muhammed b. EI-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Mekkî rivayet etti. Dediki: Bize Yezîd haber verdi. Dediki: Seleme mushafın bulunduğu yerdeki direğin yanında namaz kılmağa çalışırdı. Ben kendisine: Yâ Ebâ Müslim! görüyorum ki; hep bu direğin yanında namaz kılmağa çalışıyorsun; dedim. Seleme: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in bu direğin yanında namaz kılmayı ihtiyar ettiğini gördüm (de onun için böyle yapıyorum) cevâbını verdi

299

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): İsmâil b. Uleyye rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. İbrahim, Yunus'dan, o da Humeyd b. Hilâl'dan, o da Abdullah b. Sâmid'den o da Ebu Zerr'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz namaz kılmaya kalktığı zaman önünde semerin arka kaşı kadar bir şey bulunursa o kendisine sütre olur. Eğer önünde semerin arka kaşı kadar bir şey bulunmazsa o kimsenin namazını eşek, kadın ve kara köpek (den birinin geçmesi) bozar.» buyurdular. Ben: «Yâ Ebâ Zerr' Siyah köpeğin, kırmızı köpekden, sarı köpekden farkı nedir ki?» dedim Ebu Zerr: — Ey kardeşim oğlu! senin bana sorduğun gibi bunu ben de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sordum da: «Kara köpek şeytandır.» buyurdular; dedi

300

{….} Bize Şeybân b. Ferruh rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğîre rivayet etti. H. Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile ibni Beşşâr dahi rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Vehb b. Cerîr haber verdi. (Dediki): Bize babam rivayet etti, H. Bize yine İshâk rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman haber verdi. Dediki: Ben Selm b. Ebu'z-Zeyyâl'den dinledim. H. Bana Yusuf b. Hammâd El-Ma'nîy dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ziyâd EI-Bekkâî, Âsım-ı Ahvel'den rivayet etti. Bunların hepsi Humeyd b. Hilâl'den, Yunus'un isnadı ile onun hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. İzah 511 de

301

Bize İshâk b. İbrâhim rivayet etti. (Dediki): Bize Mahzunu haber verdi. (Dediki): Bize Abdülvâhid -ki İbni Ziyâd'dır- rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Abdillâh b. Esam rivayet etti (Dediki): Bize Yezid b. Esam, Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namazı kadın, eşek ve köpek bozar. Bunu semerin arka kaşı kadaı bir şey korur.» buyurdular

302

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrü'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. ki; «Aişe Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceleyin namaz kılar, ben de onunla kıble arasına cenaze gibi aykırı uzanmış bulunurdum.» demiş

303

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî', Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Aişe şöyle demiş: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bütün gece namazlarını kılar, ben de kıble ile onun arasında aykırı olarak uzanmış bulunurdum. Vitiri kılmak istediği zaman beni uyandırır, onu ben de kılardım.»

304

Bana Amr b. Ali rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebu Bekir b. Hafs'dan, o da Urvetü'bnü Zübeyr'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Âişe (Bize): — Namazı ne bozar? diye sordu. — Kadınla eşek (bozar) dedik. Bunun üzerine Âişe: — Hakikaten kadın pek kötü bir hayvandır. Vallahi ben kendimin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kılarken cenaze gibi onun önüne aykırı uzandığımı görmüşümdür.» dedi

305

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Gunder Şube'den rivayet etti. H. Bize Muhammed b. El-Müsenna ile İbni Beşşâr dahî rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Amr b. Mürra'dan rivayet etti. Demiş ki: Ben Salim b. Ebi'l-Ca'd el-Gatafânî'den dinledim. Dediki: Ben Nu'man b. Beşîr'den dinledim. Dediki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ya saflarınızı düzeltirsiniz yahut Allah yüzlerinizin arasına ayrılık ve muhalefet düşürür!» buyururken işittim.

306

Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Mansur'dan, o da İbrahim'den, o da Esved'den, o da Âişe'den naklen haber verdi. Aişe şöyle demiş: - Siz bizi köpeklerle, eşeklerle bir tuttunuz! Vallahi ben serir üzerinde uzanıp yattığımı bilirim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelir de şeririn ortasına durarak namaz kılardı. Ben onun karşısına gelmekten çekinir; şeririn ayakları tarafından yorganımdan sıyrılırdım

307

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Ebu'n-Nadır'dan dinlediğim, onun da Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân'dan, onun da Âişe'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Aişe şöyle demiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzurunda ayaklarım kıblesine gelmek suretiyle yatardım. Secde ettiği zaman beni dürter, ben de ayaklarımı çekerdim. O secdeden kalktığı zaman ayaklarımı yine uzatırdım. O zaman evlerde (Henüz) kandiller yoktu

308

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh haber verdi. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abbâd b. Avvâm rivayet etti. Bunlar ikisi birden Şeybâni'den, o da Abdullah b. Şeddâd b. Hâd'dan naklen rivayet etmişlerdir. Abdullah demişki: Bana Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zevcesi Meymune rivayet etti ve: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kılar, ben de hayzlı olduğum halde onun hizasında bulunurdum. Çok defa secde ettiğinde elbisesi bana dokunurdu.» İzah 515 te Öneri önce 515 teki izahı okuyup sonra buraya dönüp aşağıdaki link ile mezkur sayfayagidin. Bu Hadis’in benzeri ancak bazı ziyade ve tenzil ile mevcuttur. İstiyorsanız Buraya tıklayın

309

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki): Bize Talhatü'bnü Yahya, Ubeydullah b. Abdillâh'dan rivayet etti. Demiş ki: Ben Âişe'den dinledim. Şunları söyledi: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceleyin namaz kılar, ben de haizli olduğum halde üzerimde bir futa ile onun yanı başında dururdum. Futanın bir kısmı yanıbaşında onun üzerinde bulunurdu.» Diğer Kitablarda: Bu hadîsi Buhârî «Hayız- «Taharet» ve «Namaz» bahislerinde; Ebu Dâvud ile İbni Mâce dahi «Namaz» bahsinde tahric etmişlerdir. İzah 515 te

310

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, İbni Şihab'dan duyduğum, onun da Said b. El-Müseyyeb'den, onun da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Birisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir elbise içinde namaz kılmanın hükmünü sormuş da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her birinizin ikişer elbisesi varmi ki?» buyurmuşlar

311

{….} Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize ibn-i Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yunus haber verdi. H. Dediki: Bana Abdülmelik b. Şuayb b. Leys de rivayet etti. (Dediki): Bana da babam; dedemden naklen rivayet etti. Demiş ki: Bana Ukayl b. Hâlid rivayet etti. Bunların ikisi de İbni Şihâb'dan, o da Saîd b. El-Müseyyeb ile Ebu Seleme'den, onlar da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîs'in mislini rivayet etmişlerdir

312

Bana Amrü'n-Nâkıd ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Amr Dediki: Bize İsmail b. İbrahim, Eyyub'dan, o da Muhammed b. Sirin'den o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş:. Bir zât Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e nida ederek: — Bizden birimiz bir tek elbise içinde namaz kılabilir mi? diye sordu. O da: «Her biriniz iki elbise bulabilirmi ya!» buyurdular

313

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb topdan İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize Süfyan, Ebu'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sîzden biriniz bir tek elbise içinde, omuzlarında o elbiseden bir şey bulunmadığı halde namaz kılamaz» buyurmuşlar. İzah 519 da

314

Bize Ebu Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Üsame, Hişâm b. Urve'den, o da babasından, naklen rivayet etti. Babasına da Ömer b. Ebi Seleme haber vermiş. Demişki: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Ümmü Seleme'nin evinde bir tek elbiseye sarınmış ve iki tarafını omuzları üzerine atmış olarak namaz kılarken gördüm.»

315

{….} Bize bu hadîsi Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ile İshâk b. İbrahim de Vekî'den rivayet ettiler. Yeki demiş ki: Bize Hişâm b. Urve bu isnadla rivayet etti. Yalnız o: Müteveşşih olarak» dedi: «Müştemil olarak» demedi

316

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd, Hişâm b. Urve'den, o da babasından, o da Ömer b. Ebî Seleme'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i ÜmmÜ Seleme'nin evinde bir elbisenin içinde, iki ucunu çapraz bağlamış olarak namaz kılarken gördüm.»

317

Bize Kuteybetü'bnu Saîd ile îsâ b. Hammâd rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Leys, Yahya b. Saîd'den, o da Ebu Ümâmete'bnü Sehl b. Huneyf den, o da Ömer b. Ebî Seleme'den naklen rivayet etti. Ömer, şöyle demiş: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bir tek elbise içinde ona sarınmış ve iki ucunu çapraz bağlamış olarak namaz kılarken gördüm.» İsa b. Hammad kendi rivayetinde: «Omuzları üzerine dedi.» ifadesini ziyade etmişdir. İzah 519 da

318

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân Ebü'z-Zübeyr'den, ö da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir: «Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bir tek elbise içinde, ona omuzdan sarınmış olarak namaz kılarken gördüm.» demiş

319

Bize Muhammed b. Abdillâh b. Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti, (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. H. Dediki: Bize Muhammed b. El-Müsennâ da rivayet etti (Dediki): Bize Abdurrahmân, Süfyân'dan rivayet etti. Hadîsi her iki tarik bu isnâdla rivayet etmişlerdir. İbni Nümeyr hadîsin'de: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in yanına girdim dedi.» ibaresi de vardır

320

Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize ibn-i Vehb rivayet etti, (Dediki): Bana Amr haber verdi, ona da Zübeyr El-Mekî rivayet etmiş ki, kendisi Câbir b. Abdillâh'ı bir elbise içinde, onu boynuna dolamış olarak namaz kılarken görmüş. Hâlbuki Câbir'in elbisesi yanında imiş. Câbir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bunu yaptığını gördüğünü» söylemiş. İzah 519 da

321

Bana Anıru'n-Nakîd ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Amr'ındır. Bana İsa b. Yunus rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebu Süfyân'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Ebu Saıd-i Hudrî rivayet ettiki Kendisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzuruna girmiş. Dediki: — Onu bir hasır üzerinde namaz kılarken gördüm. Hasırın üzerine secde ediyordu. Bir de onu bir elbise içinde, elbiseyi boynuna dolamış olarak namaz kılarken gördüm

322

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ebu Muâviye rivayet etti. H. Bana bu hadîs'i Süveyd b. Saîd dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Alî b. Müshir rivayet etti. Bunların ikisi de A'meş'den bu isnâdla rivâyetde bulunmuşlardır. Ebu Kureyb'in rivayetinde: «Elbisenin iki ucunu omuzları üzerine koyarak.» Ebu Bekir ile Süveyd'in rivayetlerinde ise: «Elbiseyi boynuna dolamış olarak» ifâdeleri vardır