Tüm İslam Kütüphanesi

5 - Mescitler ve Namaz Yerleri Kitabı

1

Bana Ebu Kâmil El-Cahderî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâhid rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye, A'meş'den, o da İbrahim Et-Teymiden, o da babasından, o da Ebu Zerr'den naklen rivayet etti. Ebu Zerr şöyle demiş: Ben: — Ya Resulullah! Yer yüzünde ilk kurulan mescid hangisidir? dedim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) — «Mescid-i Haram'dır.» buyurdular. — Sonra hangisidir? dedim. — «Mescid-i Aksâ'dtr.» buyurdular. — Bunların arasında ne. kadar zaman vardır? dedim. — «Kırk senedir. Sonra nerede namaz vakti gelirse namazını orada kıl. Orasıda bir mescid'dir.» buyurdular. Ebu Kamil'in hadîs'inde; «Sonra sana namaz vakti nerede gelirse namazı hemen kıl, çunku orası da bir mescid'dir.» ibaresi vardır

2

Bana Alî b. Hucr Es-Sa'di rivayet etti. (Dediki): Bize Ali b. Mushir haber verdi. (Dediki): Bize A'meş, İbrahim b. Yezid Et-Teymi'den rivayet etti. Demiş ki: Ben mescid avlusunun kenarında babamdan Kur'ân okuyordum. Ben secde âyetini okursam, o secde ederdi. Kendisine: «Babacığım, yolda secde mi ediyorsun?» dedim. Babam: «Ben Ebu Zerr'i şöyle derken işittim, dedi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yer yüzüne kurulan ilk mescidin hangi mescid olduğunu sordum. — «Mescid-i Horam'dır» buyurdu. — Sonra hangisidir? dedim. — «Mescid-i Aksa'dır» buyurdu. — Aralarında ne kadar zaman vardır? dedim. — «Kırk yıldır. Sonra (Şunu bil kî) yeryüzü senin için mescid'dir. Binâenaleyh sana namaz vakti nerede gelirse hemen (orada) namazı kıl.» buyurdular

3

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin, Seyyar'dan, o da Yezid El-Fakîr'den, o da Câbir b. Abdillâh El-Ensâri'den naklen haber verdi. Câbir şöyle demiş; Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Benden önce hiç bir kimseye verilmeyen beş şey bana verildi. 1) «(Eskiden) Her Nebi hassaten kendi kavmine gönderiliyordu. Ben ise kızıl ve siyah bütün insanlara gönderildim. 2) Bana ganimetler helâl kılındı. Hâlbuki benden önce hiç bir kimseye helâl edilmemişlerdi. 3) Benim İçin yer tertemiz ve mescid kılındı. Binâenaleyh her kime namaz vakti gelirse bulunduğu yerde namazını kılar. 4) Bir aylık yol kadar yerden (Düşmanımın kalbine) korku salınmakla mansûr oldum. 5) Bir de bana şefaat verildi.» buyurdular

4

{….} Bize Ebu Bekir b. Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym rivayet etti. (Dediki): Bize Seyyar haber verdi. (Dediki): Bize Yezidi El-Fakir rivayet etti: Yezîd: Bize Câbir b. Abdillâh haber verdiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuş... diyerek yukarki hadîs'in mislini rivayet etmiş. İzah için buraya tıklayın

5

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Fudayl, Ebu Mâlik El-Eşcaî'den, o da Rib'î'den, o da Huzeyfe'den naklen rivayet etti. Huzeyfe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Biz (sâir) insanlar üzerine üç şey ile üstün kılındık: 1) Saflarımız meleklerin safları gibi yapıldı. 2) Yeryüzünün her tarafı bizim için mescid; 3) Su bulamadığımız zaman toprakda bize temizleyici bir vâsıta kılındı.» buyurdu ve bir haslet daha söyledi

6

{….} Bize Ebu Kureyb Muhammed b. El-Alâ' rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Zaide, Sa'd b. Târik'den naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Rib'î b. Hirâş, Huzeyfe'den rivayet etti. Huzeyfe: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu...» diyerek yukarki hadîsin mislini rivayet etmiş

7

Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybetü'bnü Saîd ve Alî b. Hucr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İsmail —ki İbni Câ'fer'dir— A'lâ'-dan, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Ben diğer Nebiler üzerine altı şeyle taziletli kılındım : 1) Bana Cevâmiü'l-Kelim verildi. 2) (Düşmanlarımın kalplerine) korku sindirilmekle mansûr kılındım. 3) Bana ganimetler helâl kılındı. 4) Yeryüzü bana temizlik vâsıtası ve secdegâh kılındı. 5) Ben bütün insanlara Nebi gönderildim. 6) Benimle Nebiler sona erdirildi.» buyurdular

8

Bana Ebu't-Tâhir ile Harmele rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, ibni Şihâb'dan, o da Said b. El-Müseyyeb'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ben Cevâmiü'l-Kelim ile gönderildim. (Düşmanlarıma) korku (verilmek) ile mansur oldum. Bir defa ben uyurken bana yer hazînelerinin anahtarları getirilerek önüme konuldu.» buyurdular. Ebu Hureyre: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dünyâdan gitti (şimdi) o hazîneleri siz çıkarıyorsunuz.» demiş

9

{….} Bize Hâcib b. Velid rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Harb, ZUbeydî'den, o da Zührî'den naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Saîd b. El-Müseyyeb ile Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân haber verdiler ki Ebu Hureyre: «Ben Resulullah (Sallallahu Aieyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken îşittim...» diyerek Yûnus hadîs'inde olduğu gibi rivayette bulunmuş

10

{….} Bize Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Abdürrazzak rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Zührî'den, o da İbnü'I-Müseyyeb ile Ebu Seleme'den, onlar da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîs'in mislini haber verdi

11

Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb, Amr b. El-Hâris'den, o da Ebu Hureyre'nin azatlısı Ebu Yûnus'dan naklen haber verdi. Ona da Ebu Hureyre, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen rivayet etmişki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben düşmanım üzerine korku verilmekle mansûr kılındım. Bana Cevâmiü'l-Kelîm'de verildi. Bir defa ben uyurken yer hazinelerinin anahtarları bana getirilerek ellerime konuldu.» buyurmuşlar

12

Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'-den rivayet etti. Hemmâm: — Ebu Hureyre'nin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ten bize rivayet ettikleri şunlardır, diyerek bir takım hadisler zikretmiş; ez cümle: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ben Korku ile mansûr oldum; Bana Cevâmiü'l-Kelim'de verildi.» buyurmuşlardır; demiş

13

Bize Yahya b. Yahya ile Şeybân b. Ferruh ikisi birden Abdül Vâris'den rivayet ettiler. Yahya Dediki: Bize Abdül-Vâris b. Saîd, Ebu't-Teyyâh Ed-Dubaî'den naklen haber verdi. (Demiş ki): Bize Enes b. Mâlik rivayet etti ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'ye gelerek Medine'nin yukarısında Benî Amr b. Avf denilen bir kabileye misafir olmuş. Onların arasında ondört gece kalmış. Sonra (dayıları olan) Benî Neccâr kabilesi ileri gelenlerine haber göndermiş. Onlar da kılçlarını kuşanarak gelmişler. Enes demiş kî: — Devesinin üzerinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)*i terkisinde Ebu Bekir'i ve etrafında Beni Neccâr ileri gelenlerini hâlâ görür gibiyim. Nihayet yükünü Ebu Eyyûb'un avlusuna indirdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nerede namaz vakti gelirse oracıkta namazını kılardı. Koyun ağıllarında dahî namaz kıldığı olurdu. Sonra mescidin yapılmasını emir buyurdu. Benî Neccâr ileri gelenlerine haber gönderdi. Derhâl geldiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara: — «Ey Benî Neccâr! Şu bahçenizin kıymetini bana söyleyin!» buyurdu. Onlar: — Vallahi olmaz! Biz onun kıymetini ancak Allah'dan isteriz.» dediler. Enes demiş ki bu bahçede şu söyliyeceklerim bulunuyordu: İçinde bir hurmalık ile, müşriklere âid kabirler ve bir harabezâr vardı. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) emir buyurarak hurmalar kesildi. Müşriklerin kabirleri başka yere naklolundu. Harabezâr da tesviye edildi. Sonra hurmaları Kıble tarafa (Direkler hâlinde) dizdiler. ve kapının iki tarafını taşdan ördüler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte ashâb neşideler söyliyerek taş taşıyor ve: «AlIahım ahîret hayırından başka hiç bir hayır yokdur. İmdi sen Ensâr ile Muhacirlere yardım eyle!..» diyorlardı

14

Bize Ubeydullah b. Muâz EI-Anberî rivayet etti. (Dediki): Bize Babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şube rivayet etti. (Dediki): Bana Ebu't-Teyyâh, Enes'den naklen rivayet etti ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescid yapılmazdan önce koyun ağıllarında namaz kılarmış

15

{….} Bize bu hadîsi Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid (yâni ibnil-Hâris) rivayet etti. (Dediki) Bize Şu'be, Ebu't-Teyyâh'dan rivayet etti. Ebu't-Teyyâh: «Enes'i Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle yapardı diyerek yukarki hadîsin mislini söylerken işitdim» demiş. İzah için buraya tıklayın

16

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'l-Ahvas, Ebu İshâk'dan, o da Berâ' b. Âzib'den naklen rivayet etti. Bera' şöyle demiş: «Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber onaltı ay Beyt-i Makdis'e doğru namaz kıldım. Nihayet Bakara suresindeki şu âyet nazil oldu: «Nerede bulunursanız yüzünüzü Kabe'ye doğru çevirin!» [ Bakara 144 ] Bu âyet Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı kıldıktan sonra nazil oldu. Bunun üzerine cemâatdan biri oradan gitti (bu zât) namaz kılmakda olan Ensârdan bâzı kimselerin yanına uğramış ve onlara kıblenin değiştiğini söylemiş. Onlar da yüzlerini Ka'be tarafına çevirivermişler

17

(Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile Ebû Bekir b. hep birden Yahya'dan rivâyet ettiler. İbnül-Müsennâ dedi ki: Btae Yahya b. Saîd, Süfyân'dan rivâyet etti. ki): Bana Ebû İshale rivâyet etti. Dedi ki Berâ'ı şöyle derken işitdim: (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikde on altı yahut on yedi ay Beyt-i Makdis'e doğru namaz kıldık sonra Kabe'ye doğru döndürüldük

18

Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâziz b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Dinar, İbni Ömer'den rivayet etti. H. Bize Kuteybetü'bnü Saîd de rivayet etti. Lâfız onundur. Kuteybe, Mâlik b. Enes'den, o da Abdullah b. Dinar'dan, o da ibni Ömer'den naklen rivayet etti. ibni Ömer şöyle demiş: Cemâat Kuba'da sabah namazını kılarken anîden kendilerine biri gelerek: — Gerçekden bu gece Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Kur'ân indirildi ve Kabe'ye doğru dönmesi emrolundu. Binâenaleyh siz de Ka'be'ye dönün! dedi. Kubalıların yüzleri Şam'a doğru bulunuyordu. Hemen Kabe'ye döndüler

19

Bana Süveyd b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bana Hafs b. Meysera, Mûsâ b. Ukbe'den, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den, bir de Mûsâ b. Ukbe Abdullah b. Dinar'dan, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti ki İbni Ömer: Cemâat sabah namazında iken anîden kendilerine bir adam geldi.»» diyerek Mâlik hadîsi gibi rivayette bulunmuş. İzah 527 de

20

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki) : Bize Hammâd b. Seleme Sabit'den o da Enes'den naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Beyt-i Makdis'e doğru namaz kılıyormuş. Sonra: «Biz senin yüzünü semâya doğru çevirdiğini elbet görüyoruz. Seni, razı olacağın bir kıbleye mutlaka çevireceğiz! Şu hâlde artık yüzünü mescid-i Horam'a doğru çevir!» [ Bakara 144 ] âyeti kerimesi nazil olmuş. Beni Seleme'den bir zât, kabilesi sabah namazında rükû' hâlinde iken yanlarına uğramış. Henüz bir rekât kılmışlarmış. Uğrayan zât: Dikkat edin! Kıble çevirilmişdir, diye nida etmiş; onlar da oldukları vaziyette kıble tarafına dönmüşler

21

Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Aişe'den naklen haber verdiki: Ümmü Habîbe ile Ünmü Seleme Habeşistan'da gördükleri, içinde suretler bulanan bir kiliseyi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) anlatmışlar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hakikaten onlar, içlerinde iyi bir kimse bulunurda vefat ederse, onun kabri üzerine bir mescid yaparlar. O suretleri bu mescide asarlar. Onlar kıyamet gününde Allah indinde mahlukâtın en kötüleri olacaklardır.» buyurmuşlar

22

Bize Ebu Bekir b. Şeybe ile Amrü'n-Nâkıd rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm b. Urve, babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti ki: Asbâb Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hastalığında onun yanında konuşmuşlar da Ümmü Seleme ile Ümmü Habîbe bir kiliseden bahsetmişler sonra râvî hadîs'i yukarıdaki hadîs gibi zikretmiştir

23

Bize Ebu Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muâviye rivayet etti, (Dediki): Bize Hişâm, babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti: Âişe: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevceleri Habeşistan'da bîr kilise gördüklerini, bu kiliseye Mariya denildiğini anlattılar.» diyerek yukarıdakilerin hadîsi gibi rivâyetde bulunmuş

24

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ile Amru'n-Nakid rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Haşim b. Kasim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şeyban, Hilal b. Ebi Humeyd'den, o da Urve b. ez-Zübeyr'den, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Aişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şifa bulmadığı hastalığında: "Allah yahudilere ve hristiyanlara lanet etsin! Nebilerinin kabirlerini mescid yaptılar." buyurdu. Aişe: "Eğer bu endişe olmasaydı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kabri açıkta bulundurulacaktı. Lakin onun da mescid ittihaz edilmesinden korkuldu." demiş. İbn Ebi Şeybe'nin rivayetinde "Eğer bu olmasa" ibaresi vardır; fakat "Aişe demiş" sözünü zikretmemiştir.

25

Bize Harun b. Saîd El-Eyli rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Yûnus ile Mâlik, İbni Şihâb'dan naklen haber verdiler. (Demişki): Bana Saîd b. El-Müseyyeb rivayet ettiki: Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah Yahudileri kahretsin! Nebilerinin kabirlerini mescid yaptılar» buyurdular.

26

Bana Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize El-Fezârî, Ubeydullah b. Esam'dan rivayet etti. (Demişki): Bize Yezid b. Esam, Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah yahudîlerle, hıristiyanlara lanet etsin! Nebilerinin kabirlerini mescid ittihâz ettiler.» buyurmuşlar. 528'in izahına ek olarak izah için 532 ye gidin

27

Bana Hârun b. Saîd El-Eylî ile Harmeletü'bnü Yahya rivayet ettiler. Harmele (Bize haber verdi): tâbirini kullandı. Harun: Bize İbni Vehb rivayet etti, dedi. İbni Vehb: Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi, demiş, İbni Şihâb: Bana Ubeydullah b. Abdillah haber verdi ki Âişe ile Abdullah b. Abbâs şunları söylemişler, demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) son deminde kendisine âit bir elbiseyi yüzüne örtmeye başladı. Bunaldıkça onu yüzünden açıyordu. Bu hâlde iken yahudilerle, hıristiyanların yaptıklarından ümmetini sakındırmak için: «Allâhın laneti yahudilerle, Hıristiyanlara olsun! Nebilerinin kabirlerini mescid ittihâz ettiler.» buyurdular.» 528'in izahına ek olarak izah için 532'ye gidin

28

Bana Muhammed b. Abbâd rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Amr'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: — Muaz, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte namazı kılar, sonra kavmine gelerek onlara imam olurdu. Bir gece Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yatsıyı kıldıktan sonra kavmine gelerek onlara imam oldu ve «Bakara» suresini okumağa başladı. Derken bir adam selâm vererek namazdan ayrıldı. Sonra yalnız başına kıldı ve çıktı gitti. Ashâb o zâta: Sen münafık mı oldun yâ fiilân? dediler. — «Hayır Vallahi (münafık değilim; hele sabah olsun) ben bunu mutlaka gider Resulullah (Sallallahı Aleyhi ve Sellem)'e haber veririm!.» cevâbını verdi, ve (ertesi günü) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: «Yâ Resulâllah, biz develerle su taşıyan insanlarız, gündüzleyin çalışırız, Muâz seninle birlikte yatsıyı kılmış; sonra (Bize) gelerek Sure-i Bakara'yı tutturdu.» dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Muâz'a dönerek: «Yâ Muâz, sen bir fitneci misin? Filân ve filân sureleri oku!» buyurdular. Süfyân şöyle demiş: «Ben Amr'a: Ebu Zübeyr bize Câbir'den naklen Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: Şems, Duha, Leyl ve A'lâ surelerini oku!» buyurduğunu rivayet etti, dedim. Amr da bunun gibi bir şey, dedi.»

29

Bana Hârûn b. Saîd El-Eylî ile Ahmed b. İsa rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr haber verdi. Ona da Bükeyr, Bükeyr'e de Âsim b. Ömer b. Katâde rivayet etmişki Âsim; Ubeydullah El-Havlâni'yi dinlemiş. Osman b. Affan'ın, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mescidini yaparken halkın onun hakkında dedikodu çıkarması üzerine şöyle dediğini söylüyormuş: «Siz çok konuştunuz. Halbuki ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işitdim: «Her kim Allah için bir mescid bina ederse (Bükeyr demiş ki): (Zannederim bununla Allah'ın rızâsını dilerse dedi) Allah da ona cennetde bir ev yapar.» İbni İsa kendi rivayetinde: «Cennetde onun mislini...» ifâdesini kullanmış

30

Bize Züheyr b. Harb ile Muhammed b. El-Müsennâ rivâyet ettiler. Lâfız Îbni'l-Müsennâ'nındır. Dedilerki: Bize Dahhâk b. Mahled rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülhamid b. Ca'fer haber verdi. (Dediki) : Bana babam, Mahmûd b. Lebîd'den naklen rivayet ettiki: Osman b. Affân mescidi (yeniden) bina etmek istemiş fakat halk bunu hoş karşılamayarak onu olduğu şekilde bırakmasını istemişler, Bunun üzerine Osman: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Her kim Allah için bir mescid bina ederse, Allah da ona cennetde onun mislini bina eder.» buyururken işitdim... demiş. İzah için buraya tıklayın

31

Bize Muhammed b. Ala' El-Hemdanî Ebu Kureyb rivayet etti. Dediki: Bize Ebu Muâviye, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Esved ile Alkâme'den naklen rivayet etti. Demişlerki: Abdullah b. Mes'ûd'u evinde ziyarete gittik. Bize: «Şu arkanızdakiler namaz kıldı mı?» dedi. — Hayır! dedik. — Öyle ise kalkın namazı kılın! dedi. Ama bize ezan ve ikaameti emretmedi. Biz de onun arkasında namaza durmak için gittik. Hemen bizim ellerimizden tutarak birimizi sağına, diğerimizi soluna durdurdu. O rükû' ettiği vakit biz ellerimizi dizlerimizin üzerine koyduk. Fakat o bizim ellerimize vurarak avuçlarını birbiri üzerine kapadı; sonra ellerini uylukları arasına soktu. Namazı bitirince şunları söyledi: — «Şu muhakkak ki ileride size bir takım emirler gelecek, namazı vaktinden geriye bırakacak ve onu vaktin sonuna sıkıştıracaklar. İşte onların böyle yaptıklarını gördüğünüz vakit siz hemen namazı vaktinde kılın! Onlarla kıldığınız namaz nafile namaz olsun! Üç kişi olursanız namazı beraber kılın! Bundan daha çok olursanız (yine öyle yapın) İçinizden biriniz size imam olsun. Biriniz rükû'a vardı mı kollarını uylukları üzerine döşeyerek eğilsin! Avuçlarının da birbiri üzerine kapasın. Gerçekten Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in parmaklarının hareketi halâ gözümün önündedir. Onları görür gibiyim; dedi.»

32

Bize Mincâb b. El-Hâris El-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Müshir haber verdi. H. Bize Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Râfi' dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem rivayet etti. (Dediki): Bize Mufaddâl rivayet etti. Bunların hepsi A'meş'den, o ı!a İbrahim'den, o da Âlkame ile Esved'den naklen onların Abdullah'ın yanına girdiklerini Ebu Muâviye hadisi ma'nâsında rivayet etmişlerdir. İbni Müshîr ile Cerîr'in hadislerinde: «Doğrusu rükû' hâlinde iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in parmaklarının hareketlerini hâlâ görür gibiyim.» ibaresi vardır

33

Bize Abdullah b. Abdirrahman ed-Darimi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah b. Musa, İsrail'den, o da Mansur'dan, o da İbrahim'den, o da Alkame ile Esved'den naklen haber verdi ki (Alkame ile Esved) Abdullah'ın yanına girmişler. Abdullah (onlara): "Arkanızdakiler namaz kıldı mı?" diye sormuş. Onlar: "Evet" demişler. Bunun üzerine Abdullah, Alkame ile Esved'in aralarına durmuş. Onların birini sağına, ötekini de soluna almış. (Kendileri diyorlar ki) sonra rükua vardık ve ellerimizi dizlerimizin üzerine koyduk. Abdullah bizim ellerimize vurdu. Sonra ellerini birbiri üzerine kapadı ve onları uyluklarının arasına soktu. Namazı kıldıktan sonra: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) işte böyle yaptı." dedi.

34

Bize Kuteybetü'bnü Saîd ile Ebu Kâmil El-Cahderî rivayet ettiler. Lâfız Kuteybe'nindir. Dedilerki: Bize Ebu Avâne, Ebu Ya'fûr'dan, o da Mus'ab b. Sa'd'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Babamın yanı başında namaza durdum (rükû'da) ellerimi dizlerimin arasına koydum. Bunun üzerine babam bana: Avuçlarını dizkapaklarının üzerine koy, dedi. Sonra başka bir defa ben bunu yine yaptım. Bu sefer babam ellerime vurdu ve: «Biz bundan nehy olunduk. Ve elleri dizlerin üzerine koymaya me'mûr olduk.» dedi

35

{….} Bize Halef b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bize Ebul-Ahvas rivayet etti. H. Bize ibni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. Bunların ikisi de Ebu Ya'fûr'dan bu isnâdla «Biz bundan nehy olunduk» cümlesine kadar rivayet etmiş. Sonrasını söylememişlerdir

36

{….} Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî', İsmâİI b. Ebî Hâlid'den, o da Zübeyr b. Adiy'den, o da Mus'ab b. Sa'd'dan naklen rivayet etti. Mus'ab şöyle demiş: Rükû' ettim de ellerimi şöyle yaptım. (Yâni avuçlarını birbiri üzerine kapayarak uyluklarının arasına koymuş). Bunun üzerine babam: Evvelce biz bunu yapardık, ama sonradan ellerimizi diz kapaklarımızın üzerine koymaya me'mûr olduk; dedi

37

Bana Hakem b. Mûsâ rivayet etti. (Dediki): Bize Isa b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Ebî Hâlid, Zübeyr b. Adiy'den, o da Mus'ab b. Sa'd b. Ebî Vakkâs'dan naklen rivayet etti. Mus'ab şöyle demiş: Babamın yanıyaşında namaz kıldım. Rükû'a vardığımda (iki elimin) parmaklarını birbirlerine geçirerek ellerimi dizlerimin arasına koydum. Bunun üzerine babam ellerime vurdu. Namazdan sonra: «Evvelce biz bunu yapardık; ama sonradan ellerimizi, dizlerimize kaldırmağa me'mûr olduk.» dedi

38

Bİze İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki) : Bize Muhammed b. Bekr haber verdi. H. Bize Hasanü'l-Hulvânî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. İkisinin lâfızları da biribirine yakındır. Demişler ki: Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana Ebu'z-Zübeyr haber verdiki Tâvûs'u şöyle derken işitmiş: «İbni Abbâs'a ayakların üzerine çömelme hakkında söz etdik. İbni Abbâs: «O sünnetdir.» dedi. Biz kendisine: «Ama biz onu insana cefâ görüyoruz.» dedik. Bunun üzerine İbni Abbâs: — «Bilâkis o senin Nebiin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sünnetidir. dedi

39

Bize Ahmed b. Abdillâh b. Yunus rivayet etti. (Dedi ki): Bize Zaide rivayet etti. (Dedi ki): Bize Musa b. Ebî Aişe, Ubeydullah b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. Ubeydullah şöyle demiş: Aişe'nin yanına girdim de kendisine: "Bana Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hastalığından bahsetmez misin?" dedim. Aişe: "Hay hay" dedi ve şunları söyledi: Nebî (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hastalığı ağırlaştı. (Bir ara): "Cemaat namazı kıldılar mı?" dedi. Biz: "Hayır, seni bekliyorlar yâ Rasûlallah" dedik. "Öyle ise benim için leğene su koyun" buyurdular. Dediğini yaptık. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yıkandı. Sonra kalkmak için davrandı fakat bayıldı. Sonra ayılarak: "Cemaat namazı kıldılar mı?" diye sordu. "Hayır, seni bekliyorlar yâ Rasûlallah" dedik. Yine: "Benim için leğene su koyun" buyurdular. Dediğini yaptık ve yıkandı. Sonra kalkmak için davrandı fakat yine bayıldı. Bilahare ayıldı ve: "Cemaat namazı kıldılar mı?" diye sordu. "Hayır, seni bekliyorlar yâ Rasûlallah" dedik. "Benim için su koyun" buyurdular. Biz bunu da yaptık. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yıkandı. Sonra kalkmak için davrandı fakat yine bayıldı. Sonra ayılarak: "Cemaat namazı kıldılar mı?" diye sordu. "Hayır, seni bekliyorlar yâ Rasûlallah" dedik. Cemaat mescide kapanmış yatsı namazı için Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i bekliyorlardı. Bunun üzerine Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cemaata namaz kıldırması için Ebu Bekir'e haber gönderdi. Gönderilen zat Ebu Bekir'e vararak: "Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cemaata namaz kıldırmanı sana emrediyor" dedi. Ebu Bekir yumuşak kalpli bir zattı: "Yâ Ömer, cemaata namazı sen kıldır" dedi. Ömer: "Buna sen daha lâyıksın" mukabelesinde bulundu. Müteakiben o günlerde cemaata Ebu Bekir namazı kıldırdı. Sonra Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendinde bir parça hafiflik hissederek biri Abbas olmak üzere iki kişinin arasında öğle namazına çıktı. Ebu Bekir cemaata namaz kıldırıyordu. Ebu Bekir onu görünce geri çekilmeye davrandı; fakat Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona geri çekilmemesini işaret etti. Yanındaki iki zata: "Beni onun yanı başına oturtun" dedi. Onlar da kendisini Ebu Bekir'in yanı başına oturttular. Ebu Bekir ayakta Nebî (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in namazına uymuş, cemaat da Ebu Bekir'in namazına uymuş olarak namaz kılıyorlar, Nebî (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise oturuyordu. Ubeydullah demiş ki: Müteakiben Abdullah b. Abbas'ın yanına girerek: "Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hastalığı hakkında Aişe'nin bana anlattıklarını sana arzedeyim mi?" dedim. "Anlat" dedi. Aişe'nin söylediklerini ona arzettim. Onlar da hiçbir şey inkâr etmedi. Yalnız: "Abbas ile birlikte Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in koluna giren zatın adını Aişe sana söyledi mi?" dedi. "Hayır" dedim. "O Ali'ydi" dedi.

40

{….} Bize İshak b. İbrâhîm rivayet etti. (Dediki). Bize îsa b. Yûnus haber verdi. (Dediki): Bize Evzai, Yahya b. Ebî Kesir’den bu isnadla bu hadîs’in benzerini rivayet etti. İzah için buraya tıklayın Tavsiye’dir ki bu sayfanın devamı niteliğindeki Selem babında geçen sayfayı ve izahını da okuyun! İstiyorsanız buraya tıklayın

41

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb, İbni Nûmeyr ve Ebu Saîd El-Eşecc rivayet ettiler. Lâfızları biribirlerine yakındır. Dedilerki: Bize İbnî Fudayl rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, ibrahim'den, o da Âlkame'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda iken kendisine selâm verirdik. O da bizim selâmımızı alırdı. Vaktâ ki Necâşî'nin yanından döndük. (Bir daha) selâm verdiğimizde selâmımızı almadı. Bunun üzerine biz: — Yâ Resulullah evvelce sana namazda selâm veriyorduk, sen de alıyordun; dedik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesizki namazda meşguliyet vardır.» buyurdular

42

{….} Bana İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki) : Bana İshâk b. Mansûr Es-Selûlî rivayet etti. (Dediki): Bize Hüreym b. Süfyân, A'meş'den bu isnâdla bu hadîs'in benzerini rivayet etti

43

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Huşeym, İsmail b. Ebi Hâlid'den, o da Haris b. Süheyl'den, o da Ebu Amr-ı Şeybânî'den, o da Zeyd b. Erkam'dan naklen haber verdi. Zeyd şöyle demiş: (Vaktiyle) namazda konuşurduk, insan yanı başında namazda duran arkadaşı ile laf ederdi. Nihayet: «Allah'a huşu' ve tâ'atla divan durun.» âyeti kerimesi indi. Biz de sükûta me'mûr olduk ve konuşmakdan nehy edildik

44

{….} Bize Ebu Bekir b. Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Nûmeyr ile Vekî' rivayet ettiler. H. Dediki: Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki) : Bize îsâ b. Yûnus haber verdi. Bunların hepsi İsmail b. Ebî Hâlid'den bu isnâdla bu hadîsin benzerini rivayet etmişlerdir

45

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki) Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dediki) Bize Leys, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen haber verdiki, Câbir şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni bir hacet için gönderdi. Sonra ona yolda giderken yetiştim (Kuteybe; namaz kılarken yetişdim; dedi) ve kendisine selâm verdim. Bana işaret etti. Namazdan çıktıkdan sonra beni çağırarak: «Sen demin ben namaz kılarken selâm verdin.» buyurdu. O zaman kendisi şark'a doğru dönmüş bulunuyordu

46

Bize Ahmed b. Yûnus rivayet etti. (Dediki) Bize Züheyr rivayet etti. (Dediki) Bana Ebu'z-Zübeyr, Cabir'den rivayet etti. Demiş ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Benî Mustalik kabilesine giderken beni bir iş peşinde gönderdi. Geldiğim zaman kendisi devesinin üzerinde namaz kılıyordu. Ben kendisine söz söyledim, fakat o eliyle şöyle yaptı. (Züheyr eliyle işaret ederek göstermiş) sonra kendisine söz söyledim yine şöyle yaptı. (Züheyr yine eliyle yere doğru işaret etmiş.) Ben kendisini işitiyordum. Okuyor; başı ile işaret ediyordu. Namazı bitirdikten sonra: «Gönderdiğim iş hususunda ne yaptın? Şüphesizki seninle konuşmama namazda bulunmamdan başka bir ma'nî yoktu.» buyurdular. Züheyr, demiş ki: Ebu'z-Zübeyr'de kıbleye doğru dönmüş oturuyordu. Ebu'z-Zübeyr eliyle Benî Mustalîk kabilesini işaret etti ve eliyle Kâbeden başka tarafa işaretde bulundu

47

Bize Ebu Kâmil El-Cahderî rivayet etti. (Dediki) Bize Hammâd b. Zeyd, Kesîr'den, o da Atâ'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber idik. Derken beni bir hacet peşinde gönderdi. Döndüğümde kendisi hayvanının üzerinde namaz kılıyordu. Yüzü'de kıbleden başka tarafa doğru idi. Ben kendisine selâm verdim. Fakat Selâmımı almadı. Namazdan çıktıkdan sonra: «Sen’in selamını almaya ma'nî yokdu, ancak ben namaz kılıyordum» buyurdu

48

{….} Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki) Bize Mûallâ b. Mansûr rivayet etti. (Dediki) Bize Abdiil Vâris b. Saîd rivayet etti. (Dediki) Bize Kesir b. Şinzir, Atâ'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir: «Beni Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir hacet peşinde gönderdi.» diyerek Hammâd hadisi ma'nâsında rivâyetde bulunmuş

49

Bize İshâk b. İbrahim ile İshâk b. Mansûr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Nadr b. Şümeyl haber verdi. (Dediki) Bize Şu'be haber verdi. (Dediki) Bize Muhammed —ki İbni Ziyâd'dır — rivayet etti. Dediki: Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitdim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cinlerden bir ifrit namazımı bozdurmak için dün akşam anîden bana bir oyun oynamağa kalkıştı. Ama Allah beni ona kaptırmadı. Ben de onu boğdum. Vallahi onu şu mescidin direklerinden birinin yanı başına bağlamayı çok isterdim. Bu suretle sabahladığınızda sîzlerde topdan (yahut hepiniz) onu görürdünüz; fakat sonradan kardeşim Süleyman'ın sözünü hatırladım: (Yârâbbî beni affet; ve bana öyle bîr mülk verkî benden sonra hiçbir kimseye lâyık olmasın!) demişti. Allah da onu köpek kovar gibi kovdu.» buyurdular. İbni Mansûr: «Şu'be, Muhammed b. Ziyâd'dan rivayet etti.» dedîl

50

{….} Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dediki) Bize Muhammed — ki İbni Cafer'dir— rivayet etti. H. (Dediki) : Bize bu hadîsi Ebu Bekir b. Eb! Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki) Bize Şebâbe rivayet etti. Bunların ikiside Şu'be'den bu isnâdla rivâyetde bulunmuşlardır, ibni Ca'fer'in hadisinde «Ben onu boğdum.» sözü yokdur. ibni Ebl Şeybe ise kendi rivayetinde: «Ben onu koğdum.» dedi. İzah 542 de

51

Bize Amru'n-Nâkıd ile Ebu Saîd El-Eşecc rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Hafs b. Gıyâs rivayet etti. H. Dediki: Bize Ömer b. Hafs b. Gıyâs da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş rivayet etti. (Dediki): Bana İbrahim, Esved'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. A'meş demiş ki: Bana Müslim de, Mesruk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe'nin yanında namazı bozan şeyler(den) köpek, eşek ve kadın zikredilmiş de şöyle demiş: «Bizi eşeklerle köpeklere benzettiniz. Vallahi ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i namaz kılarken gördüm; halbuki kendim serîr üzerinde onunla kıble arasına uzanmış vaziyette idim. Bu halde iken hacetim gelir; fakat ben oturup da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e eziyet vermekten çekindiğim için seririn ayakları tarafından sıyırılıp çıkardım.»

52

Bize Abdullah b. Meslemete'bnü Ka'neb ile Kuteybetü'bnü Saîd rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Malik, Âmir b. Abdillâh b. Zübeyr'den rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. Dediki: Mâlik'e Sana Âmir b. Abdillâh b. Zübeyr, Amr b. Süleym Ez-Zürakî'den, o da Ebu Katâde'den naklen: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebu'I-As b. Rabî'in ve Zeyneb binti Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kızı Ümâme kucağında olduğu hâlde namaz kılardı. Ayağa kalktığı vakit onu kucağına alır; secdeye varınca bırakırdı.» Hadîsini rivayet ettimi? dedim. Yahya: «Malik evet» cevâbını verdi., dedi

53

Bize Muhammed b. Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki) Bize Süfyan, Osman b. Ebî Süleyman ile îbn Aclân'dan rivayet etti. Onlar da Âmir b. AbdiIIâh b. Zübeyr'i; Amr b. Süleym Ez-Zürakî'den, o da Ebu Katâdete'l -Ensarî'den naklen rivayet ederken işitmişler, Ebû Katâde şöyle demiş: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Umâme binti Ebîl-As — ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kerîmesi Zeyneb'in de kızıdır.— Omuzunda olduğu hâlde cemaata imam olurken gördüm. Rükû'a vardığı vakit o'nu bırakıyor; secdeden başını kaldırdığı zaman tekrar alıyordu

54

Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dediki) Bize İbni Vehb, Mahramatti'bnü Bükeyr'den naklen haber verdi. H. Bize Hârûn b. Saîd El-Eylî'de rivayet etti. (Dediki) Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki) Bana Mahrame, babasından, o da Amr b. Süleym EzZürakî'den naklen haber verdi. Amr, şöyle demiş: «Ben Ebu Katâdetel-Ensâriyi şöyle derken işitdim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i halk'a namaz kıldırırken gördüm. Ümâme binti Ebîl-Âs'da boynunda idi. Secdeye gittimi onu bırakıyordu.»

55

{….} Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki) Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. El-Müsennâ'da rivayet etti. (Dediki) Bize Ebî Bekir El-Hanefî rivayet etti. (Dediki) Bize Abdülhamîd b. Ca'fer rivayet etti. Bunlar topdan Sâîd-i Makburî'den, o da Amr b. Süleym Ez-Zürakî'den naklen rivayet etmişlerdir. Amr, Ebu Katâde'yi: «Bir defa biz mescidde oturuyorken yaımıza Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çıkageldi.- diyerek yukarkilerin badîs'i tarzında rivayet ederken işitmiş. Yalnız o namazda Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in imam olduğunu söylememiştir. İzah için buraya tıklayın

56

Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybetü'bnü Saîd ikisi birden Abdülâzîz'den rivayet ettiler. Yahya Dediki: Bize Abdülâziz b. Ebî Hazim, babasından naklen haber verdiki: Minberin hangi ağacdan yapıldığında ihtilâf eden bâzı kimseler Sehl b. Sa'd'a gelerek sormuşlar. Sehl: «Vallahi ben onun neden yapıldığını ve kimin yaptığını bilirim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in onun üzerine oturduğu ilk günüde gördüm. (Râvî denmiş ki) Ben kendisine: Ya Ebâ Abbas Bize anlatsana! dedim. Şunları söyledi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kadına haber gönderdi (Ebu Hazim demişki: Sehl o zaman bu kadının ismini söylemişti) (Buyurdu ki) : «Marangoz olan kölene bak da benim için basamaklar yapsın; onların üzerinde halka hitâb edeyim!» Bunun üzerine o köle şu üç basamağı yaptı. Sonra ResûlulIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların nereye konacağını emretti ve şu yere kondular. Bunlar ılgın ağacından yapılmışlardı. Yemîn ederimki ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in minber üzerinde iken ayağa kalkarak tekbîr aldığını, arkasından cemaatın da tekbîr getirdiğini görmüşümdür. Sonra rüku'dan doğruldu ve minberden inerek gerisin geriye gitti ve minberin dibine secde etti. Sonra tekrar minber üzerine avdet etti. Namazını bitirinceye kadar böyle yaptı. Sonra halk'a dönüp: «Ey Nâs! Ben bunu bana uyasınız ve benim namazımı öğrenesiniz diye yaptım.» buyurdular

57

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki) Bize Yakûb b. Abdirrahmân b. Muhammed b. Abdillâh b. Abdilkaarî El-Kureşi rivayet etti. (Dediki) Bana Ebu Hâzim rivayet ettiki: Bir takım adamlar Sehl b. Sa'd'a gelmişler. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve İbni Ebî Ömer'de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Ebu Hâzim'-den naklen rivayet etti. Ebu Hâzim şöyle demiş. (Bir takım adamlar) Sehl b. Sa'd'a gelerek Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in minberinin neden yapıldığını ona sordular... ve Râviler hadîsi İbni Ebî Hâzim hadîs'i gibi rivayet etmişlerdir. İzah için buraya tıklayın

58

Bana Hakem b. Mûsâ el - Kantarı rivayet etti. (Dediki) Bize Abdullah b. Mübarek rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe'de rivayet etti. (Dediki) Bize Ebu Hâlid ile Ebu Usame hep birden Hişâm'dan, o da Muhammed'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiler ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kimsenin elleri böğründe namaz kılmasını nehy etmişdir. Ebu Bekir'in rivayetinde ise: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nehiy buyurdu.» ibaresi vardır

59

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki) Bize Hişâm-i Destevâî, Yahya b. Ebî Kesîr'-den, o da Ebu Seleme'den, o da Muaykîb'den naklen rivayet etti. Muaykîb şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidde mesh'i yani çakıl taşlarını gidermeyi zikretdi de: «Eğer mutlaka yapacaksan bari bir defa yap!» buyurdular

60

Muaykıb şöyle dedi:

Sahabe, namaz esnasında (çakıl taşlarını) düzlemeyi Peygamber'e (ﷺ) sordular; bunun üzerine O (ﷺ) şöyle buyurdu: "Eğer yapacaksan, yalnızca bir kez yap."

61

Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Nâfi'den dinlediğim, onun da Abdullah b. Ömer'den naklettiği şu hadîs'i okudum: — Resûluilah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (mescidin) kıble duvarında bir tükürük görmüş ve onu kazımış, sonra cemaata dönerek: — «Bîriniz namaz kılarken yüzünün olduğu tarafa tükürmesin. Çünkü Allah (ın kıblesi) namaz kıldığı zaman onun yüzünün döndüğü taraftadır.» buyurmuşlar

62

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Abdullah b. Numeyr ile Ebu Usâme rivayet ettiler. H. Bize ibni Numeyr de rivayet etti. (Dediki) Bize babam rivayet etti. Bunların ikisi de Ubeydullah'dan rivayet etmişlerdir. H. Bize Kuteybe ile Muhammed b. Rumh'da Leys b. Sa'd'dan rivayet ettiler. H. Bana Züheyr b. Harb dahî rivayet etti. (Dediki) Bize İsmail (yanî îbni Uleyye) Eyyûb'dan rivayet etti. H. Bize Îbni Râfi' dahî rivayet etti. (Dediki) Bize ibni Ebi Fudeyk rivayet etti. (Dediki) Bize Dahhâk (Ya'nî Îbni Osman) haber verdi. H. Bana Hârûn b. Abdillâh da rivayet etti. (Dediki) Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. Dediki: Îbni Cüreyc: Bana Mûsâ b. Ukbe haber verdi; dedi. Bu râviîlerin hepsi Nâfi'den, o da Îbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen rivayet etmişler ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescid'in kıblesinde bir tükürük görmüş. Yalnız Dahhâk müstesna! Çünkü onun hadîsinde: «Kıblede bir tükürük gördü.» denilmiş ve Mâlik hadîs'i ma'nasında rivayet edilmişdir. İzah 554 te

63

Bize Yahya b. Yahya ile Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ve Amru'n-Nâkid hep beraber Süfyân'dan rivayet ettiler. Yahya dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Humeyd b. Abdirrahmân'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'deıı, naklen haber verdi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mescid'in kıblesinde tükürük görmüş de o'nu çakıL taşı ile ovalamış, sonra bir kimsenin sağına yahut önüne tükürmesini yasak etmiş. Lâkin soluna yahut sol ayağının altına tükürmeyi emir buyurmuş

64

{….} Bana Ebu't - Tâhir ile Harmele rivayet ettiler. Dedilerki: Bize' ibni Vehb, Yûnus'dan rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb'da rivayet etti. (Dediki) Bize Ya'kûb b. İbrahim rivayet etti. (Dediki) Bize babam rivayet etti. Bunların ikisi de İbni Şihâb'dan, o da Humeyd b. Abdirrahmân'dan naklen rivayet etmişler. Ona da Ebu Hureyre ile Ebu Saîd haber vermişler ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir tükürük görmüş...» ve hadîs'i îbni Uyeyne hadîs'i gibi rivayet etmişler. İzah 554 te

65

{….} Bize Kuteybetü'bnü Saîd, Mâlik b. Enes'den kendisine okunanlar meyanında olmak üzere duyduğu» onun da Hişâm b. Urve'den, onun da babasından, onun da Âişe'den naklen rivayet ettiği şu hadîs'i tahdîs eyledi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (mescidin) kıble duvarında bir sümük veya tükürük görerek, onu kazımış. İzah 554 te

66

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Hart» hep birden İbni Uleyye'den rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize îbni Uleyye, Kaasim b. Mihrân'dan, o da Ebu Râfi'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidin kıblesinde bir balgam görmüş ve cemaata dönerek: «Sizin birinize ne oluyor ki Rabbinin kıblesine dönüyor da önüne tükürüyor?!.. Hiç sizden biriniz kendisine doğru dönülüpde yüzüne tükûrülmesini ister mi? O hâlde biriniz tüküreceği zaman sol tarafına, ayağının altına tükürsün! Buna imkân bulamazsa şöyle yapsın!» buyurmuşlar. Kaasim elbisesine tükürmüş, sonra elbisenin iki tarafına birbiri üzerine oğuşturmuş

67

{….} Bize Şeybân b. Ferrûh da rivayet etti. (Dediki) Bize Abdülvâris rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki) Bize Hüseyni haber verdi. H. Bize Muhammed b. El-Müsennâ dahî rivayet etti. (Dediki) Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki) Bize Şu'be rivayet etti. Bu râvüerin hepsi Kaasim b. Mhrân'dan, o da Ebu Râfi'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den ibni Uleyye hadîs'i gibi rivâyetde bulunmuşlardır. Hüseyni, hadîsinde: «Ebu Hureyre: Sanki ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i elbisesini birbiri üzerine katlarken görür gibiyim dedi. cümlesini ziyade etmiştir. İzah 554 te

68

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. İbnü'l-Müsennâ Dediki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki) Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki) Katâde'yi, Enes b. Mâlik'den rivayet ederken dinledim. Dediki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biriniz namazda bulunursa muhakkak Rabbi ile münâcaat eder. O hâlde sakın önüne ve sağ tarafına tükürmesin! Lâkin sol tarafına ayağının altına tükürsün!» buyurdular. İzah 554 te

69

Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybetü'bnü Saîd rivayet ettiler. Yahya (Bize haber verdi.) tâbirini kullandı. Kuteybe ise: Bize Ebu Avâne, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti; dedi. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Mescidde tükürmek günahdır. Keffâreti'de onu gömmekdir.» buyurdular

70

Bize Yahya b. Habîb El-Hârisî rivayet etti. (Dediki) Bize Hâlid (yâni İbnu'l - Haris) rivayet etti. (Dediki) Bize Şu'be rivayet etti. Dediki; Katâde'ye mescidde tükürmenin hükmünü sordum, şu cevâbı verdi: Ben Enes b. Mâlik'i şöyle derken işittim: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Mescidde tükürmek günahdır. Keffâreti'de onu gömmekdir.» buyururken işittim. İzah 554 te

71

Bize Abdullah b. Muhammed b. Esma' Ed-Dubaî ile Şeybân b. Ferrûh rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Mehdi b. Meymûn rivayet etti. (Dediki) Bize Ebu Uyeyne'nin azatlısı Vâsıl, Yahya b. Ukayl'den o da Yahya b. Ya'mer'den, o da Ebu'l-Esved Ed-Dili'den, o da Ebu Zerr'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Efendimiz «Ümmetimin bütün âmelleri — iyisi, kötüsü — bana arzolundu. İyi amellerinin içinde yoldan atılan eziyet verici şeyleri gördüm. Kotü amellerinin içinde ise mescidde tükürülüp de gömülmeyen balgamı gördüm.» buyurmuşlar. İzah 554 te

72

Bize Ubeydullâh b. Muâz El-Anberi rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki) : Bize Kehmes, Yezîd b. Abdillâh b. Sıhhîr'den, o da babasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde namaz kıldım. Onun tükürdüğünü, arkasından tükürüğü ayakkabı ile ovaladığını gördüm.»

73

Bana Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) : Bize Yezid b. Zürey', Cüreyrî'den o da Ebu'l - Ala' Yezîd b. Abdillâh b. Sıhhîr'den, o da babasından naklen haber verdi ki; babası Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde namaz kılmış; «Tükürdü ve arkasından onu sol ayakkabı ile ovaladı.» demiş. İzah için buraya tıklayın

74

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize Bişr b. El-Mufaddal, Ebu Mesleme Saîd b. Yezîd'den naklen haber verdi. Demiş ki: Enes b. Mâlik'e: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayakkabıları İle namaz kılarmıydı?» dedim. — Evet! cevâbmı verdi

75

{….} Bize Ebu'r-Rabî' Ez-Zehrânî rivayet etti. (Dediki) Bize Abbad b. Avvâm rivayet etti. (Dediki) Bize Saîd b. Yezîd Ebu Mesleme rivayet etti: «Ben Enes'e sordum» dedi ve yukarki hadis gibi rivâyetde bulundu

76

Bana Amru'n-Nâkıd ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. H. Bana Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. Lâfız Züheyr'indir. (Bunların hepsi) Dedilerki: Bize Sûfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen rivayet ettiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çizgili bir elbise içinde namaz kılmış ve: «Bunun çizgileri beni meşgul etti. Siz bunu Ebu Cehm'e götürün de bana onun enbicânîsini getirin!» buyurmuşlar

77

Bize Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki) Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. Demişki: Bana Urvetü'bnü'z-Zübeyr, Âişe'den naklen haber verdi. Âişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çizgili bir elbisenin içinde namaz kılmaya kalktı ve onun çizgilerine baktı. Namazını bitirince: «Bu hamisayi Ebu Cehm b. Huzeyfe'ye götürün de bana onun enbîcânîsini getirin! Çünkü bu hamîsa demin beni namazımdan alıkoydu.» buyurdular

78

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Vekî', Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet ettiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in çizgili bir hamîsası varmış. Namazda bununla meşgul oluyormuş. Bu sebeple onu Ebu Cehm'e vererek onun bir enbicânî elbisesini almış

79

Bana Amrü'n-Nâkıd ile Züheyr b. Harb ve Ebu Bekir b. Ebî Şeybe haber verdiler. Dedilerki: Bize Sûfyân b. Uyeyne Zühri'den o da Enes b. Mâlik'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Efendimiz şöyle buyurmuşlar: «Akşam yemeği hazır olurda namaza da ikaamet getirilirse evvelâ yemeği yiyiniz!»

80

{….} Bize Hârûn b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki) : Bana: Amr, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi Demişki: Bana Enes b. Mâlik rivayet etti ki; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Akşam yemeği takdim edilir de namaz vakti de gelirse akşam namazını kılmazdan önce (işe) o yem«kden başlayın. Acele edip yemeğinizi terk etmeyin !» buyurmuşlar. İzah 560 ta

81

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize İbni Nûmeyr ile Hafs ve Vekî', Hişâm'dan, o da babasından, o da Aişe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den îbni Uyeyne'nin, Zührî'den onun da Enes'den rivayet ettiği hadis gibi de rivayette bulundu. Ki o Hadis 557 / 64 tür ve şöyledir: Efendimiz şöyle buyurmuşlar: «Akşam yemeği hazır olurda namaza da ikaamet getirilirse evvelâ yemeği yiyiniz!» İzah 560 ta

82

Bize îbni Numeyr rivayet etti. (Dediki) : Bize Babam rivâyet etti. H- Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe'de rivayet etti. Lâfız onundur (Dediki) : Bize Usâme rivayet etti. İkisi de Dedilerki: Bize Ubeydullah Nafi'den, o da îbni Ömer'den naklen rivayet etti. îbni Ömer şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu A leyhi ve Sellem) : «Birinizin akşam yemeği konduğu vakit namaza da ikaamet olunur» akşam yemeğinden işe başlayın! Onu bitirmedikçe sakın acele etmesin! buyurdular

83

{….} Bize Muhammed b. İshâk El-Müseyyeb rivâye etti. (Dediki) Bana Enes (yâni Îbni İyâz), Mûsâ b. Ukbe'den naklen rivayet etti. H. Bize Hârûn b. Abdillâh da rivayet etti. (Dediki) : Bize Hammâd I Mes'ade, îbni Cüreyc'den rivayet etti. H. Bize Salt b. Mes'ûd dahî rivayet etti. (Dediki) : Bize Süfyân b. Mûsâ Eyyûb'dan rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Nâfi'den o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîs'in benzerini rivayet etmişlerdir. İzah 560 ta

84

Bize Muhammed b. Abbâd rivayet etti. (Dediki): Bize Hatim — ki İbni İsmail'dir — Ya'kûb b. Mücâhid'den, o da İbni Ebî Atik'den naklen rivayet etti. İbni Ebî Atik şöyle demiş: — Ben ve Kaasim, Âişe (Radiyallahû anha)'nın yanında bir şeyler konuşduk. Kaasim konuşmalarında çok hatâ eden bir kimseydi. Kendisi bir ümmüveled'in çocuğu idi. Âişe ona: — «Sana ne oluyor ki şu kardeşim oğlu gibi konuşmuyorsun? Ama bu konuşmanın sana nereden geldiğini ben bilirim. Bunu annesi terbiye etti, seni de annen terbiye etti.» dedi. Bunun üzerine Kaasim kızıl ve Âişe'ye kin bağladı. Âişe'nin sofrası getirildiğini görünce ayağa kalktı. Âişe: — Nereye? dedi. Kaasim: — Namaz kılacağım. Cevâbını verdi. Aişe: — Otur (Oraya) dedi. Kaasim: — Ben hakîkaten namaz kılacağım!.. dedi. Aişe: — Otur (Oraya!) ey hain! Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Yemek hazır olunca bir de büyük ve küçük abdest bozacağı geldiğinde namaz kılınmaz.» buyururken işittim; dedi.

85

{….} Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybetü'bnü Saîd ve îbni Hucr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İsmail —ki İbni Ca'fer'dir— rivayet etti. (Dediki) Bana Ebu Hazrete'l - Kaass Abdullah b. Ebî Atîk'den, o da Aişe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadis'in mislini haber verdi. Yalnız bu hadîsde Kaasim kıssasını zikretmedi

86

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Yahya (yâni El-Kattan), Ubeydullah'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Bana Nâfi', İbni Ömer'den naklen haber verdi ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber gazasında: «Her kim şu nebâtdan yâni sarımsakdan yerse sakın mescidlere gelmesin!» buyurmuşlar. Züheyr: «Bir gazâ'da- dedi. Hayber'i zikretmedi

87

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Numeyr rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki) : Bize babam rivayet etti. Dediki: Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da îbni Ömer'den naklen rivayet etti kî, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Herkim, bu sebzeden yerse kokusu gidinceye kadar sakın bizim mescidirimize yaklaşmasın!» buyurmuşlar. Ve bununla sarımsağı kasdetmişler. İzah 566 da Bu sayfanın devamında Ehl-i eşek etinin tahirimine dair rivayetler var, istiyorsan o sayfa için buraya tıkla

88

Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki) : Bize İsmail (yâni İbni Uleyye) Abdûlâzîz'den— ki İbni Sühayb'dır — naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Enes'e sarımsağın hükmünü sordular da şunu söyledi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim şu sebzeden yerse bize yaklaşmasın ve bizimle namaz kılmasın!» buyurdular. İzah 566 da

89

Bana Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Abd (ahberana) tâbirini kullandı. İbni Râfi' ise: (Haddesena Abdürrezzak) dedi. Abdürrezzâk: Bize Ma'mer, Zührî'den, o da İbnü'l-Müseyyeb'den, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi; demiş. Ebu Hureyre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Herkim şu sebzeden yerse sakın bizim mescidimize yaklaşmasın ve sarımsak kokusu ile bize eziyyet vermesin!» buyurdular; demiş. İzah 566 da

90

(Bana Ebü't - Tâhir ile Harmele rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize İbn Vehb haber verdi. ki): Bana Yûnus, İbn Şihâb'dan naklen haber verdi. ki: Bana Ata' b. Ebî Rebâh rivâyet etti ki Câbir b. Abdillâh Şöyle dedi: (Harmele'nin rivâyetinde: Zü'metti.) tâbiri vardır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): kim sarımsak veya soğan yediyse bizden yahut bizim mescidimizden ırak olsun! Evinde otursun!» buyurdular. da varki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e içinde bakla nev'inden sebzeler bulunan bir tabak getirildi. Efendimiz sebzelerin kokusunu duyarak (Bunların ne olduğunu) sordu. Müteakiben sebzelerin içinde bakla nevileri olduğunu kendisine haber verdiler. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onları ashabından birine, yaklaştırmalarını söyledi. Fakat o da tabağı görünce sebzeleri yemek istemedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): ye! Çünkü ben senin münâcaat etmediğinle munâcaatda bulunurum.» buyurdular

91

Bana Ebü't-Tâhir ile Harmele rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki) : Bana Yûnus, îbni Şihâb'dan naklen haber verdi. Demişki: Bana Ata' b. Ebî Rebâh rivayet ettiki Câbir b. Abdillâh şöyle demiş: (Harmele'nin rivayetinde: Zü'metti.) tâbiri vardır. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem} : «Her kim sarımsak veya soğan yediyse bizden yahut bizim mescidimizden ırak olsun! Evinde otursun!» buyurdular. Şu da varki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e içinde bakla nev'inden sebzeler bulunan bir tabak getirildi. Efendimiz sebzelerin kokusunu duyarak (Bunların ne olduğunu) sordu. Müteakiben sebzelerin içinde bakla nevileri olduğunu kendisine haber verdiler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları ashabından birine, yaklaştırmalarını söyledi. Fakat o da tabağı görünce sebzeleri yemek istemedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sen ye! Çünkü ben senin münâcaat etmediğinle munâcaatda bulunurum.» buyurdular

92

Muhammed b. Hâtim bana rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Yahyâ b. Saîd, İbn Cüreyc'den rivayet etti. (Dedi ki:) Bana Atâ, Câbir b. Abdullah'tan, o da Nebi (ﷺ)'den naklen haber verdi. Şöyle buyurmuştur:

"Her kim şu sarımsak bitkisinden yerse —bir defasında soğan, sarımsak ve pırasadan yiyen kimse dedi— mescidimize yaklaşmasın. Zira melekler, Âdemoğullarını rahatsız eden şeylerden onlar da rahatsız olurlar."

93

Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki) : Bize Muhammed b. Bekr haber verdi. H. Bana Muhammed b. Râfi'de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. Muhammed b. Bekir'le Abdürrezzak hep birden demişlerki: Bize İbni Güreye şu isnâdla haber verdi: «Her kim şu sebzeden -yâni sarımsakdan- yerse mescidimizde bizim yanımıza gelmesin!» İbni Cüreyc soğanla pırasayı zikretmemişdir. İzah 566 da

94

Bana Amrü'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize b. Uleyye, Cüreyrî'den, o da Ebu Nadre'den, o da Ebu Said'den naklen rivayet etti. Ebu Said şöyle demiş: Hayber'in fethinden henüz dönmemişdik Bizler, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ashabı, bu sebzenin —sarımsağın— tarlalarına rastladık. Halk açdı. Bu sebeple sarımsağı patlayasıya yedik; sonra mescide gittik. Resulullah kokuyu duyarak: «Her kim bu pis sebzeden bırşey yerse sakın mescidde bize yaklaşmasın!» buyurdular. Bunun üzerine halk: «Sarımsak haram kılındı..., sarımsak haram kıIindı...» dediler. Bu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kulağına vardı da: «Ey cemaat! Allah'ın bana helâl kıldığı bir şey'i haram etmek benim elimde değildir. Şu var ki ben bu sebzenin kokusundan hoşlanmıyorum.» buyurdular. İzah 566 da

95

Bize Hârun b. Saîd El-Eylî ile Ahmed b. Isâ rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni.Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr, Bukeyr b. Eşecc'den, o da İbni Habbab'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen haber verdi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabı ile birlikde bir soğan tarlasına uğramışlar. içlerinden bâzıları inerek soğandan yemişler. Diğerleri yememişler. (Râvî diyor ki) : Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gittik. O, soğan yemeyenleri çağırdı; diğerlerini ise soğanın kokusu gidinceye kadar yanına yaklaştırmadı

96

Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hişâm rivayet etti. (Dedi ki): Bize Katâde, Salim b. Ebî'l-Ca'd'dan, o da Ma'dân b. Ebu Talha'dan naklen rivayet etti ki: Ömerü'bnü'l-Hattâb cum'â günü hutbe okuyarak Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Ebu Bekir'i anmış. (Sonra) şöyle demiş: Ben rü'yâmda bir horozun bana üç gaga vurduğunu gördüm. Ben bunu ancak ecelimin gelmesiyle te'vîl ediyorum. Bâzı kimseler bana halîfe bırakmamı emrediyorlar. Ama hiç şüphe yoktur ki Allah ne dînini, ne hilâfetini, ne de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile gönderdiğini zayi' edecek değildir. Şayet bana acele bir hâl vâki olursa hilâfet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kendilerinden razı olarak dünyâ'dan gittiği şu altı zât arasında şûra olacakdır. Ben pek âlâ biliyorum ki bâzı kimseler bu işe dil uzatacaklardır. Bunlar benim şu elimle İslâm'a kattığım kimselerdir. Eğer bunu yaparlarsa bunlar ancak Allah'ın düşmanlarıdır; kâfirlerdir; sapıklardır. Sonra (şunu bilmiş olun ki) Ben öldükten sonra kendimce kelâle mes'elesinden daha mühim bir şey bırakmıyorum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kelâle mes'elesinde olduğu kadar hiç bir şeyde müracaat etmemişimdir. O da bana bu bâbda, olduğu kadar hiçbir şeyde haşîn davranmamışdır. Hattâ parmağıyla göğsüme şiddetle dürtüp: «Yâ Ömer, sana Nisa sûresinin sonundaki sayf âyeti yetmiyor mu?» buyurdu. Gerçekten eğer yaşarsam kelâle hususunda öyle bir hüküm vereceğim ki o hükmü Kur'ân'ı okuyanlar da, okumayanlar da verecek!.. Ömer sonra şunları söylemiş: «Allahım! seni şehirlerin valileri üzerine şahit kılıyorum. Ben onları o yerler halkı üzerine ancak adalet göstersinler, halka dinlerini ve Peygamberleri (Sallallahu Aleyhive Sellem)'in sünnetini öğretsinler; aralarında ganimetlerini taksim etsinler; müşkil işlerini bana arzetsinler diye göndermişimdir! Sonra, siz ey cemaat! Benim ancak habis gördüğüm iki sebzeyi yiyorsunuz. Şu soğanla sarımsağı... Vallahi ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i mescidde bir kimsede bunların kokusunu duyduğu vakit emrederek o kimseyi bakîa çıkarttığını görmüşümdür. Binaenaleyh eğer bir kimse bunları yiyecekse (hiç olmazsa) pişirmek suretiyle onların (kokularını) öldürsün!»

97

{….} Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize İsmail b. Uleyye, Saîd b. Ebî Arûbe'den naklen rivayet etti. H. Bize Ziiheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim de ikisi birden Şebâbe'tü'bnü Sevvâr'dan rivayet ettiler. Demişki: Bize Şu'be rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi Katâde'den bu isnâdla bu hadîs'in mislini rivayet etmişlerdir. İzah için buraya tıklayın

98

Bize Ebu't-Tâhir Ahnıed b. Amr rivayet etti. (Dediki) Bize İbni Vehb, Hayve'den, o da Muhammed b. Abdirrahmân'dan. o da Şeddâd b. Hâd'ın azatlısı Ebu Abdillâh'dan naklen rivayet etti. Ebu Abdillâh, Ebu Hureyre'yî şöyle derken işitmiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim bîr kimseyi mescidde kayıp ararken işitirse, Allah onu sana geri vermesin; desin! Çünkü mescidler bu gibi işler için bina edilmemişlerdir.» buyurdular

99

{….} Bu hadîsi bana Züheyr b. Harb'da rivayet etti. (Dediki) : Bize Mukrî rivayet etti. (Dediki) : Bize Hayve rivayet etti. (Dediki) :Ben Ebu'l-Esved'i şöyle derken işitdim. Bana Şeddâd'ın azatlısı Ebu Abdillâh rivayet ettiki kendisi Ebu Hureyre'yî: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işitdim.» diyerek hadisin mislini rivayet ederken dinlemiş. İzah 569 da

100

Bana Haccâc b. Şâir rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Sevrî, Alkametü'bnü Mersed'den, o da Süleyman b. Bûreyde'den, o da babasından naklen haber verdi ki: — Bir adam mescidde kayıp aramış ve: «Kırmızı deveyi güren yok mu?» demiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Bulamayasın! Çünkü bu mescidler neye yarayacaksa ancak onun için yapılmışlardır!» buyurmuşlar

101

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Veki', Ebu Sinan'dan, o da Alkametü'bnü Mersed'den, o da Süleyman b. Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kıldırdığı vakit bir adam ayağa kalkarak: «Kırmızı deveyi bulan yok mu?» demiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bulamayasın! Çünkü bu mescidler neye yarayacaksa ancak onun için yapılmışlardır.» buyurmuş

102

{….} Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki) : Bize Cerîr, Muhammed b. Şeybe'den, o da Alkametü'bnü Mersed'den, o da ibni Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti. Babası şöyle demiş: — Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazını kıldıkdan sonra bir bedevi gelerek başını mescidin kapısından içeri soktu...» Ravi hadisin bundan sonraki kısmını yukarkilerin hadîs'i gibi rivayet etti. Müslim der ki; O zât Ebu Neame Şebîbetü'bnü Neâme'dir. Ondan Mis'ar, Huseym, Cüreyr ve diğer Küfeliler rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA : Bu hadîsler camilerde mescidlerde kayıp eşya aramanın mekruh olduğunu göstermektedirler. Mesele ihtilaflıdır. Bâzılarına göre camilerde kayıp eşya veya hayvan soruşturmak mekruhdur. Haramdır deyenler de vardır

103

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) : Mâlik'e ibni Şihâb'dan duyduğum, onun da Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân'dan, onun da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi \e Sellem) : «Şüphesiz ki biriniz namaz kılmağa kalktığı zaman şeytan ona gelir de zihnini karıştırır, hattâ kaç rek'ât kıldığını bilemez. Bu hâl birinizin başına gelirse oturduğu yerden iki secde ediversin.» buyurmuşlar

104

{….} Bana Amrü'n - Nâkıd ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Süfyân (yâni İbni Uyeyne) rivayet cttî. H. Bize Kuteybetu'bnü Said ile Muhammed b. Rumh dahî Leys b. Sa'd'dan rivayet ettiler. Süfyânla, Leys'in ikisi birden Zührî'den bu isnâdla bu hadîs'in benzerini rivayet etmişlerdir

105

Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki) : Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki) : Bana, babam, Yahya b. Ebi Kesîr'den rivayet etti. (Demiş ki) : Bize Ebu Selemete'bnü Abdirrahman rivayet etti ki, kendilerine Ebu Hureyre şunu rivayet etmiş: ResuIullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ezan okunduğu vakit şeytan geri geri gider. Ezan'ı işitmemek için bir de zarta atması vardır. Ezan bittîmi dönüp gelir. Namaz İçin İkaamet getirilince yine geriler ikaamet bittimi dönüp gelir; kişi ile nefsinin arasına girer; filan şey'i hatırla, filân şey'i hatırla diyerek hatırına gelmeyecek şeyleri hatırlatır. Tâ'ki insan kaç rek'ât kıldığını bilmez oluncaya kadar (onunla uğraşır.) Binaenaleyh biriniz kaç rek'ât kıldığını bilemediği vakit oturduğu yerden iki secde yapıversin!» buyurmuşlar

106

Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dedi kj) : İbni Vehb rivayet etti. (Dediki) : Bana Amr, Abdürabbih b. Saîd'den, o da Abdürrahmân El-A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Hakîkaten namaz için tesvîb yapıldığı zaman şeytan geri kaçar. Onun bir zartlatması da vardır.» buyurmuşlar. Müteakiben râvî hadîsi yukarıki hadîs gibi rivayet etmiş; bir de: «Şeytan, onu hayâl ve kuruntulara daldırır; hatırına gelmeyecek ihtiyâçlarını da hatırına getirir.» ibaresini ziyâde eylemişdir. İzah için buraya tıklayın

107

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) : Mâlik'e, ibni Şihâb'dan duyduğum, onun da Abdurrahman El-A'rac'dan, onun da Abdullah b. Buhayne'den rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Abdullah demi) ki: «Bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazlardan birinde iki rek'at kıldırdı. Sonra oturmadan ayağa kalktı. Onunla beraber cemaat da kalktılar. Namazını bitirince, biz selâm vermesini gözlerken tekbîr aldı ve selâm vermezden önce oturduğu yerden iki secde yaptı sonra selâm verdi

108

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki) : Bize Leys rivayet etti. H. Bize ibni Rumh dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, ibni Şihâb'dan, o da A'rac'dan, o da Benî Abdilmuttalib'in müttefiki Abdullah b. Buhaynete'l-Esdî'den naklen haber verdi ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğlen namazında birinci oturuşu îfâ etmeden ayağa kalkmış. Sonra namazını tamamlayınca her secdede tekbir almak sureti ile selâm vermezden önce unuttuğu oturuşun yerine oturduğu yerden iki secde yapmış. Bu secdeleri onunla birlikde cemaat da yapmışlar

109

Bize Ebu'r-Rabî Ez-Zehrânî rivayet etti. (Dediki) : Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki) : Bize Yahya b. Saîd, Abdurrahman b. El-A'râc'dan, o da Abdullah b. Mâlik İbni Buhaynete'l-Ezd'den naklen rivayet etti. ki: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kılarken oturmak istediği çift rek'âtda ayağa kalkmış ve namazına devam etmiş. Namazın sonu gelince selâm vermeden secde etmiş: sonra selâm vermiş. İzah Bu hadîsi bütün Kütüb-i Sitte sahipleri «Namaz» bahsinde tahrîc etmişlerdir. Buharî onu bir iki yerde rivayet eder. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ilk oturuşu unutarak kıldığı bu namaz bâzılarına göre öğle bir takımlarına göre ise ikindi idi

110

Bana Muhammed b. Ahmed b. Ebî Halef rivayet etti. (Dediki): Bize Mûsâ b. Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilal, Zeyd b. Eslem'den, o da Âta' b. Yesar'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Ebu Said şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz namazında şekk eder de üç mü, dört mü kaç rek'ât kıldığını bilemezse şekk'i atıversin de yakînen bildiğinin Üzerine bina etsin. Sonra selam vermezden önce iki secde etsin! Şayet beş rek'ât kılmışsa bu iki secde onun namazını çift yapar. Eğer dördü tamamlamak için kıldıysa bu iki secde şeytanı çatlatmak için yapılmış olurlar.» buyurdular

111

{….} Bana Ahmed b. Abdirrahman b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana amcam Abdullah rivayet etti. (Dediki): Bana Dâvûd b. Kays, Zeyd b. Eslem'den hu isnâdla rivayet etti. Bu hadîsin mânâsında olmak üzere Süleyman b. Bilâl'ın dediği gibi: «Selam vermezden önce iki secde eder.» dedi

112

Bize Ebu Şeybe'nin iki oğlu Osman ile Ebu Bekir ve bir de İshâk b. İbrahim hep beraber Cerîr'den rivayet ettiler. Osman Dediki: Bize Cerir, Mansûr'dan, o da İbrahim'den, o da Alkame'den naklen rivayet etti. Alkame şöyle demiş: Abdullah Dediki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kıldırdı... (Râvî İbrahim: Yâ ziyâde etti yâ noksan, dedi) Selam verdiği vakit kendisine: Yâ Resûlâllah namaz hakkında yeni bir şey mi var? diyenler oldu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Neymiş o?» buyurdular. Soranlar: — Namazı şöyle şöyle kıldın da!., dediler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hemen bacaklarını bükerek kıbleye karşı oturdu ve iki secde yaptı. Sonra selâm verdi, sonra yüzünü bize çevirerek: «Gerçekden namaz hakkında yeni bir şey olsaydı ben onu size haber verirdim. Lâkin ben de ancak ve ancak bir insanım. Sizin gibi unuturum. Binaenaleyh bir şey'i unuttum mu hemen bana hatırlatın! Biriniz namazında şekk ederse doğruyu araştırsın da namazını onun üzerine tamamlasın, Sonra iki secde yapsın!» buyurdular

113

Bize bu hadisi Ebu Kureyb de rivayet etti. (Dediki) Bize ibni Bişr rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki) : Bize Vekî' rivayet etti. ibni Bişr ile Vekî'in ikisi birden Mis'ar'dan, o da Mansûr'dan bu isnâdla rivayet etmişlerdir. İbni Bişr'in rivayetinde: «Doğruyu bulmak için bunların hangisi daha lâyık olduğuna bir baksın!»; Vekî'in rivayetinde ise: «Doğruyu araştırsın!» ibareleri vardır

114

{….} Bize bu hadîsi Abdullah b. Abdirrahmân Ed - Dârimî de rivayet etti. (Dediki) : Bize Yahya b. Hassan haber verdi. (Dediki) : Bize Vüheyb b. Hâlid rivayet etti. (Dediki) : Bize Mansûr bu isnâdla rivayet» etti. Mansûr: «Doğruyu bulmak için bunların hangisi daha lâyık olduğuna bir baksın!» demiş

115

{….} Bu hadisi bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeyd b. Saîd El-Emevî haber verdi. (Dediki): Bize Süfyân, Mansûr'dan bu isnâdla rivayet etti ve: «Doğruyu araştırsın!» dedi

116

{….} Bize bu hadisi Muhammed b. El-Müsennâ rivayet ettL (Dediki): Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Mansûr'dan bu isnâdla rivayet etti ve: «Bunların hangisinin doğruya en yakın olduğunu araştırsın!» dedi

117

{….} Bize bu hadîsi Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize Fudayl b. İyâz, Mansûr'dan bu isnâdla haber verdi ve: «Doğru görüleni araştırsın!» dedi

118

{….} Bu hadîsi bize ibni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdülâzîz b. Abdissamed, Mansûr'dan bu zevatın isnadı ile rivayet etti Ve: «Doğruyu araştırı versin!» dedi

119

Bize Ubeydullah b. Muâz El-Anherî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Hakem'den, o da İbrahim'den, o da Alkame'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet ettiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Öğle namazını beş rek'ât kılmış. Selam verdiği vakit kendisine : — Namaza ziyâde mi edildi? demişler. Efendimiz: «Ne o?» buyurmuş. Ashâb: — Namazı beş rek'ât kıldın... demişler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki secde yapmış

120

Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki) : Bize İbni İdrîs, Hasen b. Ubeydullah'dan, o da İbrahim'den, o da Alkame'den naklen Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kendilerine Öğle namazını beş rek'ât kıldırdığını rivayet etti

121

Bize Osman b. Ebi Şeybe rivayet etti. Lafız onundur. (Dedi ki): Bize Cerir, Hasan b. Ubeydullah'dan, o da İbrahim b. Süveyd'den naklen rivayet etti. İbrahim şöyle demiş: Bize Alkame öğle namazını beş rekat kıldırdı. Selam verince cemaat: "Ya Eba Şibil! Namazı beş rekat kıldırdın!" dediler. Alkame: "Hayır! Ben bunu yapmadım!" dedi. Cemaat: "Yok... Öyle yaptın!" dediler. Ben de cemaatin tarafında idim ve çocuktum. Ben dahi: "Hay hay beş rekat kıldırdın!" dedim. Alkame bana: "Sen de mi bunu söylüyorsun, ey tek gözlü?" dedi. Ben: "Evet!" cevabını verdim. Bunun üzerine hemen kıbleye dönerek iki secde yaptı; sonra selam verdi. Daha sonra şunu söyledi: Abdullah (İbn Mes'ud) dedi ki: Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı beş rekat kıldırdı. Namazdan çıkınca cemaat kendi aralarında dedikodu ettiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Size ne oluyor?" dedi. Cemaat: "Ya Resulallah! Acaba namaza ziyade mi edildi?" dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Hayır!" cevabını verdi. Cemaat: "Namazı beş rekat kıldırdın!" dediler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kıbleye döndü ve iki secde yaptı. Sonra selam verdi. Sonra: "Ben ancak sizin gibi bir insanım; sizin unuttuğunuz gibi unuturum" buyurdular. İbn Numeyr kendi hadisinde: "Biriniz unuttuğu vakit iki secde yapsın!" cümlesini ziyade eyledi.

122

Bize bu hadîs'i Avn b. Sellâm El-Kûfî'de rivayet etti. (Dediki) : Bize Ebu Bekir En-Nehşelî, Abdurrahmân b. Esved'den, o da babasından, o da AbduIIah'dan naklen haber verdi. Abdullah şöyle demiş: Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (namazı) beş rek'ât kıldırdı. Bunun Üzerine biz: — Yâ Besûlallah namaza ziyâdemi yapıIdı? dedik. Resulullah «Ne o?» buyurdular. Ashâb: — Namazı beş rek'ât kıldırdın!» dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Ben ancak sizin gibi bir insanım. Sizin hatırladığınız gibi hatırlar; unuttuğunuz gibi unuturum.»buyurdular. Sonra iki secde-i sehiv yaptılar

123

Bize Mincâb b. Haris Et-Temimi rivayet etti. (Dediki) : Bize İbni Müshir, A'meş'deıı, o da İbrahim'den, o da Alkame'den, o da Abdullah'dan naklen haber verdi. Abdullah şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kıldırdıda, yâ ziyâde yaptı yâ noksan bıraktı. (İbrahim: Bu vehim bendendir demiş) bunun üzerine: — Yâ Resûlâllah! Namaza bir şeymi ziyâde edildi? denildi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ben ancak sizin gibi bir insanım; sizin unuttuğunuz gibi unuturum. Bîriniz unuttuğu vakit oturduğu yerden iki secde yapı versin!» buyurdu. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Kıbleye) dönerek iki secde yaptı

124

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye rivayet etti. H. Bize ibni Numeyr de rivayet etti. (Dediki) : Bize Hafs ile Ebu Muâviye, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Âlkame'den, o da AbdulIah'dan naklen rivayet etti ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki secde-i sehvi selâm ve kelâmdan sonra yapmış

125

Bana Kaasim b. Zekeriyyâ rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin b. Alî El-Cufî, Zâide'den, o da Süleyman'dan, o da İbrahim'den, o da Âlkame'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Abdullah şeyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde namaz kıldık. (Namazda) yâ ziyâde yaptı, yâ noksan! (İbrahim: Allah'a yemin olsun ki bu tereddüd ancak benim tarafımdan gelmişdir; demiş). Bunun Üzerine biz: — Yâ Resûlallah! Namaz hakkında yeni bir şeymi zuhur etti?» dedik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hayır!» cevâbını verdiler. Biz. yaptığını kendisine söyleyince: «Bir kimse (Namazında) ziyâde veya noksan yaparsa iki secde ediversin!» buyurdu. Sonra iki secde yapatı

126

Bana Amrûn-Nâkıd ile Züheyr b. Harb hep birden ibni Uyeyne'den rivayet ettiler. Amr Dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki) : Bize Eyyûb rivayet etti. Dediki: Ben Muhammed b. Sîrîn'i şöyle derken işitdim: Ben Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitdim: Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gün devrildikden sonra kılınan namazlardan birini, yâ öğleyi yâ ikindiyi kıldırdı da iki rek'âtda selâm verdi. Sonra mescidin kıblesindeki bir hurma kütüğüne gelerek kızgın bir tavırla ona dayandı. Cemaatın içinde Ebu Bekir ile Ömer de vardı. Bunlar konuşmakdan çekindiler. Cemaatın aceleci takımı dışarı çıktılar. (Ve kendi kendilerine gâlibâ) namaz kısaltıldı; dediler. Derken Zülyedeyn ayağa kalkarak: — Yâ Resûlâllah! Namaz kısaltıldımı yoksa unuttun mu?» dedi. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sağa ve sola bakarak: «Zülyedeyn ne diyor?» buyurdu. Ashâb: — Doğru söyledi. Çünkü sen ancak iki rek'ât namaz kıldın! Cevâbını verdiler. Bunun üzerine iki rek'ât namaz kıldı ve selâm verdi. Sonra tekbîr alarak secde etti. Sonra yine tekbir alarak secdeden başını kaldırdı. Sonra tekbîr alarak secdeye gitti. Sonra yine tekbir alarak başını secdeden kaldırdı. Râvî İbni Sîrîn demiş ki: «İmrân b. Husayn'dan haber aldığıma göre o: «Selâm da verdi» demiş

127

Bize Ebu'r-Rabî' Ez-Zehrânî rivayet etti, (Dediki): Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki) : Bize Eyyûb, Muhammed'den, o da' Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre: «Bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ye Sellem) gün devrildikden sonra kılınan iki namazdan birini kaldırdı...» diyerek Süfyân hadîsi mânâsında rivâyetde bulunmuş

128

Bize Kuteybe b. Said Malik b. Enes’ten oda Davud b. Husayn’dan oda ibn-i Ebi Ahmed’in azatlısı Ebu Süfyan’dan naklen rivayet etti, Ebu Süfyan şöyle demiş: Ben Ebu Hureyreyi şöyle derken işittim: Resulullah sallallahu aleyhi ve selem bize ikindiyi kıldırdı. Fakat iki rek’atta selam verdi. Bunun üzerine Zu’l-yedeyn ayağa kalkarak: — Namaz mı kısaltıldı Ya Resulallah ! yoksa unuttun mu ?. Resulullah sallallahu aleyhi ve selem: «Bunların hiçbiri olmadı.» Buyurdu. Zu’l-Yedeyn: — Hayır, biri muhakkak oldu Ya Resulallah! Dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve selem cemaat’a dönerek: «Zu’l-Yedeyn doğru mu söyledi?» buyurdu,. Cemaat: — Evet Yâ Resûlallah! Dediler. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazdan kalan mikdârı tamamladı. Selam verdikten sonra da oturduğu yerden iki secde yaptı

129

{….} Bana Haccac b. Şair rivayet etti. (Dediki): Bize Harun b. İsmail el-Hazzaz rivayet etti. (Dediki): Bize Alî (yani İbni Mubarek) rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hureyre rivayet ettikî: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğle namazından iki rek'at kılarak selam vermiş. Müteakiben kendisine Benî Süleym'den bir adam gelerek: — Yâ Resûlallah namaz mı kısaltıldı yoksa sen mi unuttun?» ve hadîsi rivayet etmiş

130

Bana îshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki) : Bize Ubeydullah b. Mûsâ, Şeyban'dan, o da Yahya'dan, o da Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi. Ebu Hureyre: «Bir defa ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde öğle namazını kılıyordum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Yanlışlıkla) iki rek'âtda selam verdi. Bunun üzerine Benî Süleym'den bir zât ayağa kalktı...» diyerek hadîs'i olduğu gibi rivayet etmiş

131

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb hep birden İbni Uleyye'den rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize İsmail b. İbrâhîm, Hâlid'den, o da Ebu Kılâbe'den, o da Ebu'l-Mühelleb'den, o da İmrân b; Husayn'dan naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiyi kıldırmış ve üç rek'âtda selâm vermiş. Sonra evine girmiş. Arkasından Hırbâk denilen ve ellerinde bir parça uzunluk bulunan bir adam kalkarak ona varmış ve: »Yâ Resûlallah!» diyerek yaptığını kendisine anlatmış. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kızgın bir hâlde cübbesini sürükleyerek dışarıya çıkmış ve cemaatın yanına gelerek: «Bu doğru mu söyledi?» demiş. Ashâb: — Evet! Cevâbını vermişler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir rek'ât daha kılmış; sonra selam vermiş; sonra iki secde yapmış; sonra selam vermiş

132

Bize İshâk b. İbrahım rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdülvehhâb Es-Sekafî haber verdi. (Dediki) : Bize Hâlid —ki Hazzâ'dır — «Ebu Kılâbe'den, o da Ebu'l - Mühelleb'den, o da İmrân b. Husayn'den naklen rivayet etti. Imrân şöyle demiş: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindinin üç rek'atında selam verdi. Sonra kalkarak hücreye girdi. Arkasından elleri uzunca bir adam kalkarak: — Namaz kısaltıldı mı Yâ Resûlallah? dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kızgın bir hâlde dışarıya çıktı ve bıraktığı rek'âtı kıldı. Sonra selam verdi. Sonra iki secde-i sehvi yaptı; sonra selam verdi. İzah için buraya tıklayın

133

Bana Züheyr b. Harb ile Ubeydullah b. Saîd ve Muhammed b. El-Müsennâ hep birden Yahya El-Kattân'dan rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'dan rivayet etti. Demişki: Bana Nâfî', ibni Ömer'den naklen şöyle haber verdi: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kur'ân-ı okur; içinde secde bulunan bir sure de okur ve secde ederdi. Biz de onunla beraber secde ederdik. Hattâ bâzılarımız alnını koyacak yer bulamazdı

134

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Muhammed b, Bişr rivayet etti. (Dediki) : Bize Ubeydullah b. Ömer, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Çok defa Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kur'ân'ı okur. Secde âyetine tesadüf ettiği zaman bize de secde ettirirdi. Biz onun yanına o kadar üşüşürdük ki namazda olmadığı hâlde birimiz secde edecek yer bulamazdı

135

(Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile îshâk b. İbrâhîm rivayet ettiler. Lâfız Ebu Bekir'indir, İshâk: Bize haber verdi): tâbirini kullandı. Ebu Bekir: Bize Zekeriyyâ b. Adîy, Ubeydullah b. Amr'dan, o da Zeyd b. Ebî Üneyse'den, o da Amr b. Mürra'dan, o da Abdullah b. Haris En-Necrânî'den naklen rivayet etti; dedi. Necrânî şöyle demiş: Bana Cündeb rivayet etti. Dediki: Vefatından beş gün önce Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işitdim, şöyle buyuruyordu: «Sîzlerden bir dostum olmasından Allah'a sığınırım. Çünkü Allah Teâlâ İbrahim'i nasıl dost ittihâz ettiyse, beni de öyle dost edinmişdir. Ben ümmetimden dost edinecek olsam Ebu Bekir'i halîl ittihaz ederdim, iyi bilin ki, sizden önce geçen milletler Nebilerinin ve (aralarındaki) sâlih kimselerin kabirlerini mescid ittihâz ediyorlardı. Dikkat edin! Sakın siz kabirleri mescid ittihâz etmeyin! Ben sizi bundan men ediyorum.» İzah için buraya tıklayın

136

Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyûb, Kuteybetü'bnü Saîd ve ibni Hucr rivayet ettiler. Yahya b. Yahya (Bize haber verdi.) tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize İsmail — ki İbni Câ'fer'dir — Yezîd b. Husayfe'den, o da ibni Kuseyt'dan, o da Atâ' b. Yesâr'dan naklen rivayet etti... dediler. Atâ', kendisinin Zeyd b. Sabit'e (Namazda) imamla birlikde cemaata kıraat lâzım mı, değil mi diye sorduğunu İbni Kuseyt'e haber vermiş. Zeyd b. Sabit: «Hiç bir namazda imam ile beraber kıraat yokdur» demiş. Ve kendisinin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Necm sûresini okuduğunu fakat secde etmediğini söylemiş

137

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Esved b. Süfyân'ın âzâdlısı, Abdullah b. Yezid'den dinlediğim, onun da Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân'dan naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Ebu Seleme ile arkadaşlarına Ebu Hureyre İnşikâk sûresini okumuş da secde etmiş. Secdeyi yaptıkdan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu sûrede secde ettiğini kendilerine haber vermiş

138

{….} Bana İbrahim b. Mûsâ rivayet etti. (Dediki) : Bize İsa, Evzâi'den naklen haber verdi. H. Bize Muhammed b. El - Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Adîy, Hişâm'dan rivayet etti. Evzâi ile Hişâm'ın ikisi birden Yahya b. Ebi Kesirden, o da Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den yukarki hadîsin mislini rivayet etmişlerdir

139

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrûn Nâkıd rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Eyyûb b. Musa'dan, o da Ata' b. Mîna'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre: «Biz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde înşikâk ve Alâk sûrelerinde secde ettik, demiş

140

Bize Muhammed b. Rumh rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habîb'den, o da Safvân b. Süleym'den, o da Beni Mahzûm'un âzâdhsı Abdurrahmân El-A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi ki şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) înşikâk ve Alâk sûrelerinde secde etti.»

141

{….} Bana Harmeletü'bnü Yahya da rivayet etti. (Dediki) : Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki) : Bana Amr b. Haris, Ubeydullah b. Ebl Ca'fer'den, o da Abdurrahmân El - A'râc'dan, o da Ebu Hureyre'den o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den yukarki hadîsin mislini haber verdi

142

Bize Ubeydulah b. Muâz ile Muhammed b. Abdi'l-A'lâ rivayet ettiler. Dedilerki: Bize El - Mu'temir, babasından, o da Bekir den, o da Ebu Râfi'den naklen rivayet etti. Ebu Râfi' şöyle demiş: «Ben Ebu Hureyre ile beraber yatsı namazını kıldım, da İnşikak sûresini okudu ve secde etti. Kendisine: Bu secde ne oluyor? dedim. Ebu Hureyre: — «Ben onu Ebu'l-Kaasim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında yapmışımdır. Binaenaleyh ona kavuşuncaya kadar da yapmakda devam edeceğim!» cevâbını verdi. İbni Abdi'l - A'lâ: «Binaenaleyh ben o secdeyi yapmakda devam ediyorum;» dedi

143

{….} Bana Amru'n - Nâkıd rivayet etti. (Dediki) : Bize îsâ b. Yûnus rivayet etti. H. Bize Ebu Kâmil de rivayet etti. (Dediki) : Bize Yezîd (yâni îbni Zürey) rivayet etti. H. Bize Ahmed b. Abde dâhi rivayet etti. (Dediki) : Bize Süleym b. Ahdar rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Teymî'den bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır. Yalnız bunlar: «Ebu'l-Kaasim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında- dememişlerdir

144

Bana Muhammed b. El -Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki) : Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki) : Bize Şu'be, Atâ' b. Ebî Meymûne'den, o da Ebu Râfi'den naklen rivayet etti. Ebu Râfi şöyle demiş: «Ben Ebu Hureyre'yi İnşikâk sûresini okuduğunda secde ederken gördüm de: Bu sûrede secde mi ediyorsun? dedim. Ebu Hureyre: — Evet! Ben Halîlim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bu sûrede secde ederken gördüm. Binaenaleyh ona kavuşuncaya kadar bunda secde edip duracağım! dedi. Şu'be: «Ben: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i mi görmüş.» dedim. Ata': — «Evet!» cevâbını verdi

145

Bize Muhammed b. Ma'mer b. Ribl El-Kaysî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hîşâm EI-Mahzûmî, Abdülvâhid'den —ki îbni Ziyâd'dır — rivayet etti. (Demiş ki): Bize Osman b. Hakim rivayet etti. (Dediki): Bana Amir b. Abdillah b, Zübeyr, babasından rivayet etti. Demişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda oturduğu vakit sol ayağını uyluğu ile baldırın arasına koyar, sağ ayağını yere döşerdi. Sol elini sol dizinin üzerine, sağ elini de sağ uyluğunun üzerine koyar; parmağı ile işaret de ederdi

146

Bize Kuteybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Leys, Îbni Aclân'dan rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Ebu Hâlid El - Ahmar, îbni Aclân'dan, o da Âmir b. Abdillah b. Zübeyr'den, o da babasından naklen rivayet etti. Demiş ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) teşehhud duasını okumak için oturduğu vakit sağ elini sağ uyluğunun üzerine, sol elini de sol uyluğunun üzerine koyar şehâdet parmağı ile işaret ederdi. Baş parmağını da orta parmağı üzerine koyardı. Sol ovucunu dizinin üzerine sarkıtırdı. İzah 580 de

147

Bana Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Abd (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. İbni Râfi* ise (bize Abdürrezzâk rivayet etti) dedi. Abdürrezzâk: Bize Ma'mer, Ubeydullah b. Ömer'den, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda oturduğu vakit ellerini dizleri üzerine koyar, baş parmakdan sonra gelen parmağını kaldırırda onunla duâ eder, sol elini yayarak sol dizinin üzerine koyarmış

148

Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki) : Bite Yûnus b. Muhammed rivayet etti. (Dediki) : Bize Hammâd b. Seleme, Eyyûb'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) teşehhudde oturduğu vakit sol elini sol dizinin üzerine koyar; sağ elini de sağ dizinin üzerine koyar ve elliüç (53) işareti yaparmış. Şehâdet parmağı ile de işaret edermiş

149

Bize Yahyft b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlikle, Müslim b. Ebî Meryem'den dinlediğim, onun da Ali b. Abdirrahmân El-Muâvî'den rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Alî şöyle demiş: Beni, Abdullah b. Ömer namazda çakıl taşları ile oynarken gördü. Namazdan çıkınca beni (bundan) nehiy ederek: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nasıl yapıyordu ise sen de öyle yap! dedi. Ben: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nasıl yapıyordu ki? dedim. — Namazda oturduğu vakit sağ elini sağ uyluğunun üzerine koyar; bütün parmaklarını yumar; baş parmakdan sonra gelen parmağı ile işaret ederdi. Sol elini de sol uyluğunun üzerine koyardı... dedi

150

{….} Bize ibni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Müslim b. Ebî Meryem'den, o da Alî b. Abdirrahmân El-Muâvî'den naklen rivayet etti. Ali: «İbni Ömer'in yanı başında namaz kıldım...» diyerek Mâlik'in hadisi tarzında rivâyetde bulunmuş. Yalnız «Süfyân Dediki: Yahya b. Saîd bize bu hadisi Müslim'den rivayet etmişti. Sonra onu, bana Müslim de rivayet etti.» ifâdesini ziyâde etmiştir. İzah için buraya tıklayın

151

Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, Şu'be'den, o da Hakem île Mansûr'dan, onlar da Mücâhid'den, o da Ebu Ma'mer'den naklen rivayet ettiki: Mekke'de emirlik yapan bir zat (Namazdan çıkarken) iki defa selam verirmiş. Bunun üzerine Abdullah b. Mes'ûd: «Bu zat, bu doğru sünneti nereden elde etti ?» demiş. Hakem kendi hadîsinde: «Hakîkaten Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu yapardı.» demişdir

152

Bana Ahmed b. Hanbel rivayet etti. (Dediki) : Bize Yahya b. Saîd, Şu'be'den, o da Hakem'den, o da Mücahid'den, o da Ebu Mâmer'den o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Şu'be (bir defasında bu hadîsi Abdullah b. Mes*ûd'a ref ederek) şunu söylemiş: Hakikaten bir emir veya bir zât (namazdan çıkarken) iki kere selâm vermiş de Abdullah: —Bu zât, bu doğru sünneti nereden elde etti!, demiş. İzah 582 de

153

Bize îshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Âmir-i Akadî haber verdi. (Dediki): Bize Abdullah b. Ca'fer, İsmail b. Muhammed'den, o da Amir b. Sa'd'dan, o da babasından naklen rivayet etti. Demiş ki: — «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i sağına soluna selam verirken görürdüm, hattâ yanağının beyazlığını bile görürdüm.»

154

Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Stifyân b. Uyeyne, Amr'dan rivayet etti. Demişki: Bana, bunu Ebu Mâbed, İbni Abbâs'dan naklen haber verdi. (Bir zaman sonra da onu inkâr etti.) İbni Abbâs: — Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazının bittiğini tekbirle anlardık.» demiş

155

Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr b. Dinar'dan, o da ibni Abbâs'ın âzâdlısı Ebu Mâbed'den naklen rivayet etti ki: Onun İbni Abbâs'dan haber verdiğini işitmiş. İbni Abbâs: — «Biz Resûlullah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazının bittiğini ancak tekbîrle anlardık.» demiş. Râvî Amr diyor ki : — «Ben bunu Ebu Mâbed'e söyledim, fakat o inkâr etti. Ve: Ben bu hadîsi sana rivayet etmedim; dedi. Hâlbuki onu bana daha Önce haber vermişdi.»

156

Bize Mubammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki) : Bize Muhammed b. Bekr haber verdi. (Dediki) : Bize ibni Cüreyc haber verdi. H. Bana İshâk b. Mansûr da rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki) : Bize ibni Cüreyc haber verdi. (Dediki) : Bana Amr b. Dinar haber verdi. Ona da İbni Abbas'ın azadlısı Ebu Mâbed haber vermiş; ona da ibni Abbâs haber vermiş ki: Cemaatin farz namazdan çıkınca yüksek sesle zikirde bulunması Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devrinde varmış. Ebu Mâbed şunu da söylemiş: — «İbni Abbâs: Ben cemaatin namazdan çıktıklarını bu sesi işitdiğim zaman bununla bilirdim; dedi.»

157

Bize Hârûn b. Sâid ile Harmeletü'bnü Yahya rivayet ettiler. Hârûn (Bize rivayet etti) tâbirini kullandı. Harmele ise (Bize İbni Vehb haber verdi) dedi. İbni Vehb: Bana Yûnus b. Yezid, Îbni Şlhâb'dan naklen haber verdi; demiş. İbni Şihâb: Bana Urvetü'bnü Zübeyr rivayet etti ki Âişe şunları söylemiş; demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanıma girdi, yanımda yahudilerden bir kadın vardı. Bu kadın: Biliyormusun ki siz kabirlerde fitneye dûçâr olacaksınız? diyordu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) irkilerek: «Fitneye dûçâr olacaklar ancak ve ancak yahudilerdir.» buyurdu. Böylece bir kaç gece geçirdik. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biliyormusun, bana: siz kabirlerde fitneye dûçâr olacaksınız diye vahiy geldi.» buyurdu. Âişe demiş ki: «Ben bundan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hep kabir azabından Allah'a sığındığını işitdim.» İzah 586 da

158

Bana Hârûn b. Saîd ile Harmeletü'bnti Yahya ve Amrü'bnü Sevvâd rivayet ettiler. Harmele: (Bize Haber verdi) tâbirini kullandı, ötekiler: (Bize İbni Vehb rivayet etti) dediler. İbni Vehb demiş ki: Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan, o da Humeyd b. Abdirrahmân'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi. Ebu Hureyre: «Ben bundan sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i (Hep) kabir azabından sığınırken işitdim» demiş. Bu Hadis'e drekt olarak ulaştıysanız önceki yani 584 nolu Hadis'i okuyun !!! İzah 586 da

159

Bize Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim her biri Cerîr'den rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize Cerir, Mansûr'dan, o da Ebu Vâil'den, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Aişe söyle demiş: «Yanıma Medine yahudilerinden iki koca karı girdi ve: ölüler gerçekden kabirlerinde azâb olunurlar; dediler. Ben kendilerini tekzip ettim, onları tasdik etmeye gönlüm razı olmadı. Müteakiben çıkıp gittiler ve yanıma Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) girdi. Kendisine: — Ya Resûlâllah! Medine yahudilerinden iki kocakarı yanıma geldiler de ölülerin kabirlerinde azâb gördüklerini söylediler: dedim.» Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Doğru söylemişler! Hakîkaten onlar öyle azâb görürler ki o azabı hayvanlar (bile) işitir.» buyurdular. Âişe demiş ki: «Artık bundan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in hiç bir namazda kabir azabından Allah'a sığınmadığını görmedim!»

160

Bize Hennâd b. Serîy rivayet etti. (Dediki) : Bize Ebu'l-Ahvas, Eş'as'dan, o da babasından o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den bu hadîsi rivayet etti. Bu hadîsde: «Âişe : Bundan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiç bir namaz kılmadıki (o namazda) kendisini kabir azabından Allah'a sığınırken işitmiş olmıyayım: dedi» ibaresi de vardır

161

Bana Amru'n-Nâkıd ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ya'kûb b. İbrahim b. Sa'd rivayet etti. Dediki: Bize babam, Sâlih'den, o da İbni Şihâb'dan naklen rivayet etti. Demişki: Bana Urvetü'bnü Zübeyr haber verdi ki: Âişe şöyle demiş: «Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazında deccâlın fitnesinden Allah'a sığınırken işitdim.»

162

Bize Nasır b. Aliy El-Cehdamî ile İbni Numeyr, Ebu Kureyb ve Züheyr b. Harb hepsi birden Vckî'den rivayet ettiler. Ebu Kureyb Dediki: Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki): Bize Evzâi Hassan b. Atıyye'den, o da Muhammed b. Ebî Âişe'den, o da Ebu Hureyre'den bir de yine Evzâi, Yahya b. Ebf Kesîr'den, o da Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: ResûlulIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz teşehhud yaptığı zaman dört şeyden Allah'a sığınsın: Allah'ım ben cehennem azabından, kabir azabından, hayât ve memat fitnesinden ve mesîh-i deccâlın fitnesi şerrinden sana sığınırım desin!» buyurdular

163

Bana Ebu Bekir b. İshâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'l-Yemân haber verdi. (Dediki): Bize Şuayb, Zührî'den naklen haber verdi. Demişki: Bana Urvetu'bnü Zübeyr haber verdi; ona da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Aişe haber vermişki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda : «Yâ Rab! Ben kabir azabından sana sığınırım. Mesîh-i deccalin fitnesinden de sana sığınırım. Hayât ve memat fitnesinden de sana sığınırım. Allah'ım, ben günahdan ve borçdan sana sığınırım.» diye duâ edermiş. Âişe demiş ki: — Biri kendisine: «Borçdan ne kadar da çok Allah'a sığınıyorsun Yâ Resûlallah!» dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Çünkü insan borçlandımı konuşur ve yalan söyler; vâd eder; sözünde durmaz.» buyurdular. İZAH 590 DA

164

(Bana Züheyr b. Harb rivâyet etti. ki): Bize Velîd b. Müslim rivâyet etti. ki): Bana Evzâî rivâyet etti. ki): Bize Hassan b. Atiyye rivâyet etti. ki): Bana Muhammed b. Ebî Âişe rivâyet etti ki kendisi Ebû Hüreyre'yi şöyle derken işitmiş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): son teşehhüdü bitirdikten sonra dört şeyden Allah'a sığınsın: Cehennem azabından, kabir azabından, hayât ve memat fitnesinden, bir de mesih-i deccâlın fitnesinden!» buyurdular

165

Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki) : Bize İbni Ebî Adiyy, Hişam'dan, o da Yahya'dan, o da Ebu Seleme'den naklen rivayet ettiki Ebu Seleme, Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Yâ Rab! Ben kabir azabı ile cehennem azabından; hayât memat fitnesinden ve mesîh-i deccâlın şerrinden sana sığınırım!» buyurdular

166

Bize Muhammed b. Abbâd rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Amr'dan, o da Tavus'dan naklen rivayet etti. Demişki: Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitdim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Allah'ın azabından Allah'a sığının! Kabir azabından Allah'a sığının; Mesîh-i Deccâlın Fitnesinden Allah'a sığının! Hayât, memat fitnesinden Allah'a sığının!» buyurdular

167

{….} Bize Muhammed b. Abbâd rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, İbni Tâvûs'dan, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti

168

{….} Bize Muhammed b. Abbâd ile Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân, Ebu'z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadisin mislini rivayet etti

169

Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Büdeyl'den, o da Abdullah b. Şakîk'dan, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kabir azabından, cehennem azabından birde deccâlın fitnesinden Allah'a sığımrmış. İZAH 590 DA Bu sayfa’nın devam sayfası için buraya tıklayabilirsiniz

170

171

Bize Dâvûd b. Ruşeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Velid, Evzâi'den, o da Ebu Ammâr'dan (Bu zâtın ismi Şeddâd b. Abdillâh'dır.) o da Ebu Esmâ'dan, o da Sevbân'dan naklen rivayet etti. Sevbân şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazından çıktığı zaman üç defa istiğfar eder ve: "اللهم! أنت السلام ومنك السلام. تباركت يا ذا الجلال والإكرام" «Allah'ım, selâm sensin; selâmet de ancak sendendir. Mübareksin. Ey Celâl ve İkram sahibi!» derdi.. Velîd demiş ki: Evzâî'ye: Bu istiğfar nasıl olacak? dedim. Estağfirullah, estâğfirullah dersin; cevâbını verdi. Latin harfleriyle arapçası: Allahümme ente selam ve minke selam tebarekte ya ze'l-Celali ve'l-İkram

172

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile İbni Numeyr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye, Asım'dan, o da Abdullah b. Hâris'den, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) selam verdiği vakit ancak Allahumme ente selam ve minke selam tebarekte ze'l-Celali ve'l-İkram diyecek kadar otururdu.» İbni Numeyrin rivayetinde ya ze'l-Celali ve'l ikram ibâresi vardır

173

{….} Bize bu hadisi İbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebü Hâlid (yâni El-Ahmar) Asım'dan bu isnâdla rivayet etti. ve ya ze'l-celali ve'l-ikram dedi

174

{….} Bize Abdülvâris b. Abdissamed rivayet etti. (Dediki) : Bana babam rivayet etti. (Dediki) : Bize Şu'be, Asım'dan, o da Abdullah b. Hâris'den bir de Hâlid'den, o da Abdullah b. Hâris'den rivayet etti, bunların ikisi de Aişe'den, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yukarki hadisin mislini söylediğini rivayet ettiler. Şu kadar var ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ya ze'l-Celali ve'l-ikram diyormuş

175

Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da El-Müseyyeb b. Râfi'den, o da Mugîratü'bnü Şu'be'nin azadlısı Verrâd'dan naklen haber verdi. Verrad şöyle demiş: — Muğiretü'bnü Şu'be, Muâviye'ye, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Selem)'in namazdan çıkıp selâm verdikten sonra şunları söylediğini yazdı. «Allah'dan başka hiç bir ilâh yokdur; Yalnız o vardır. Şeriki yoktur. Mülk onundur. Hamd d» ona mahsusdur. Hem o her şey'e kadirdir. Allah'ım Senin verdiğine mâni olacak hiç bir kimse yokdur; vermediğini verecek de yokdur; senin katında hiç bir varlık sahibine varlığı fayda verecek değildir»

176

{….} Bize bu hadisi Ebu Bekir b. Ebî Şeyhe ile Ebu Kureyb ve Ahmed b. Sinan da rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye A'meş'ten o da El-Müseyyeb b. Râfi'den, o da Mugîratü'bnü Şu'be'nin âzadlısı Verrâd'dan, o da Mugîre'den, o da Nebi (Sallallahu Akyhi ve Sellem)'den naklen yukarki hadîsin mislini rivayet etti. Ebu Bekir ile Ebu Kureyb kendi rivayetlerinde şöyle dediler: «Verrâd, Mugîra o mektubu bana yazdırdı. Onu Muâviye'ye, ben yazdım; dedi.»

177

{….} Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki) : Bize Muhammed b. Bekr rivayet etti. (Dediki) : Bize ibni Cüreyc haber verdi. (Dediki) : Bana Abdetü'bnü Ebî Lübâbe haber verdi ki: Mugîratü'bnü Şu'be'nin âzâdlısı Verrâd şöyle demiş: Mugîratü'bnü Şu'be, Muâviye'ye: — «Ben Resulullah (Sallallnhu Aleyhi ve Sellem)'i namazdan selâm verdiği sırada şöyle derken işitdim... diyerek yukarkilerin hadîsleri tarzında (Hem o her şey'e kaadirdir.) cümlesinden başkasını yazdı. Yalnız bu cümleyi zikretmedi. (Bu mektubu ona Verrâd yazmışdır)

178

{….} Bize Hâmid b. Ömer El-Bekrâvî rivayet etti. (Dediki) : Bize Bişr (yanî îbni'I-Mufaddal) rivayet etti. H. Bize Muhammed b. El - Müsennâ dahi rivayet etti. (Dediki) : Bana Ezher rivayet etti. Bunlar hep birden İbni Avn'dan, o da Ebu Saîd'den, o da Mugîratü'bnü Şu'be'nin kâtibi Verrâd'dan naklen rivayet etmişlerdir. Verrad: «Muaviye, Mugîra'ya yazdı...» diyerek Mansûr ile A'meş hadîsleri tarzında rivâyetde bulunmuş

179

Bize ibni Ebî Ömer El-Mekkî rivayet etti. (Dediki) : Bize Süfyân rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdetü'bnü Ebî Lübâbe İle Abdülmelik b. Umeyr rivayet ettiler. Onlar da Mugîratü'bnü Şu'be'nin kâtibi Verrâd'ı şöyle derken işitmişler: Muâviye, Mugîra'ya: Bana Resulullah (Sallalhu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğin bir şey yaz!., diye mektup gönderdi. Bunun üzerine o da, ona şu cevâbı yolladı: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i namazda selâm verdikten sonra: «Allah'dan başka hiç bir ilâh yoltdur; yalnız o vardır; onun şeriki yokdur; mülk onundur; hamd de ona mahsûsdur; hem o her şey'e kaadirdir. Allâh'ım! Senin verdiğine mâni olacak hiç bir kimse yokdur; vermediğini verecek de yokdur. Senin katında hiç bir varlık sahibine varlığı fayda verecek değildir.» buyururken işittim. İzah için buraya tıklayın

180

Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize, Hişâm, Ebu'z-Zübeyr'den rivayet etti. Demişki: İbni Zübeyr her namazın sonunda selâm verdiği vakit şöyle derdi: «Allah'dan başka hiçbir ilâh yokdur. Yalnız o vardır; şeriki yokdur; mülk onundur. Hamd de ona mahsûsdur. Hem o her şey'e kaadirdir. Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsûsdur. Allah'dan başka hiç bir ilâh yokdur; biz de ancak ona ibâdet ederiz; nimet onun; fazilet onun, güzel sena da onundur. Kâfirler patlasa da dînde samîmi olarak Allah'dan başka ilâh yokdur (deriz) » İbni Zübeyr: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her namazın sonunda bunlarla tehlîl yapardı» demiş

181

Bize bu hadîsi Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdetü'bnü Süleyman, Hişâm b. Urve'den, o da azadlıları Ebu'z-Zübeyr'den naklen rivayet ettiki: Abdullah b. Zübeyr her namazın sonunda tehlîl getirirmiş. Ebu'z-Zübeyr hadisi İbnİ Numeyr hadîsi tarzında rivayet etmiş; sonunda: — «Sonra ibni Zübeyr diyor ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her namazın sonunda bu dualarla tehlîl yapardı.» demiştir

182

{….} (Bana Ya'kûb b. İbrahim Ed - Devrakî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Uleyye rivayet etti. (Dediki) : Bize Haccâc b. Ebî Osman rivayet etti. (Dediki) : Bana Ebu'z - Zübeyr rivayet etti. Dediki: Ben Abdullah b. Zübeyr'i şu minberin üzerinde hutbe okurken dinledim. Şöyle diyordu: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazın yahut namazların sonunda selâm verdikten sonra buyururdu ki...» diyerek hadisi Hişâm b. Urve hadîsi gibi rivayet etmiştir

183

Bana Mhammed b. Selemete'l - Murâdî rivayet ettî. (Dedi ki) : Bize Abdullah b. Vehb, Yahya b. Abdillâh b. Sâlim'den, o da Mûsâ b. Ukbe'den rivayet etti, Ona da Ebu'z-Züheyr-i Mekkî rivayet etmişki: Kendisi Abdullah b. Zübeyr'i her namazın sonunda selâm verdikte yukarki iki râvînin hadîsi tarazında rivayet ederken dinlemiş; sonunda da: «Bunu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ederdi.» demiş. İzah 597 de

184

Bize Asım b. Nadir Et-Teymî rivayet etti. (Dediki): Bize El-Mutemir rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullâh rivayet etti. H. Bize Kuteybetü'bnü Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, İbni Adân'dan rivayet etti. Bunların ikisi de Sümey'den, o da Ebu Sâlih'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiler. (Bu hadîs Küteybe'nindir.)ki: Muhacirlerin fakirleri Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Varlık sahipleri yüksek dereceleri ve daimî nimetleri alıp gittiler, demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Neymiş o?» diye sormuş. Muhacirler : — (Ne olacak) onlar da bizim kıldığımız gibi namaz kılıyor; bizim tuttuğumuz gibi oruç tutuyor, (amma) onlar sadaka veriyor; biz veremiyoruz; onlar köle azâd ediyor, biz edemiyoruz» demişler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir; sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiç bir kimse sizden daha faziletli olamaz; meğer ki sizin yaptığınız gibi yapmış olsun» buyurmuş. Muhacirler: — Hay hay Yâ Resülâllah! demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her namazdan sonra otuzüç kere tesbîh, tekbîr ve tahmîd edersiniz.» Ebu Salih demiş ki: «Bunun üzerine fakir muhacirler Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e dönerek; «Mal, mülk sahibi din kardeşlerimiz bizim yaptığımızı işitmiş; bunun mislini onlar da yaptılar!» demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «(Ne yapalım) Bu, Allah'ın bir fadl-u keremidir; onu dilediğine verir.» buyurmuşlar. Kuteybe'den başkaları bu hadîsde Leys'den, o da ibni Aclân'dan naklen şunu da ziyâde etmişlerdir: Sümey Dediki: Ben bu hadîsi yakınlarımdan birine söyledimde: — Yanılıyorsun! Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ancak: «Otuz uç kere tesbîh çeker; otuz üç kere tahmîd eder; otuz uç kere de tekbîr eylersin!» buyurmuşdur; dedi. Bunun üzerine Ebu Salih'e dönerek bu mes'eleyî ona da söyledim. Ebu Salih elimden tutarak şunları söyledi: — Allâhû Ekber, Sübhânallah, Elhamdüllillâh; Allâhu Ekber, Sübhânallah, Elhamdulillah... (diye diye) bunların hepsinden otuz üçe varacaksın-» dedi. İbni Aclân demiş ki: «Ben bu hadisi Recâ' b. Hayve'ye rivayet ettim; o da onun mislini Ebu Sâlih'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti.»

185

Bana Ümeyyetüb'nü Bistâm El-Ayşi rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: Fakîr muhacirler: — Yâ Resûlallah! Varlık sahipleri yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gitti...» demişler. Râvî hadîsi Kuteybe'nin, Leys'den rivayet ettiği gibi anlatmış; şu kadar var ki: Ebu Hureyre hadîsine, Ebu Salih'in: «Sonra fakîr muhacirler dönerek ilâ ahir...» sözünü katmış. Hadîse şunu da ziyâde eylemişdir: «Süheyl diyorki: (Zikirler) onbirer onbirer olacak, bütün bunların mec'mûu otuzüç eder.» İzah 597 de

186

Bize Hasen b. îsâ rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Mübarek haber verdi. (Dediki): Bize Mâlik b. Migvel haber verdi. Dediki: Ben Hakem b. Uteybe'yi, Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ucre'den, o da Resulullah (Sailallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ederken işitdim. Efendimiz şöyle buyurmuşlar: «Bir takım muakkıbât vardır ki onları her farz namazın ardından söyleyen — yahut yapan— hiç bir vakit haybete uğramaz (Bunlar) otuzüç defa tesbîh çekmek, otuzüç defa tahmîd etmek, otuzdört defa da tekbîr getirmekdır.»

187

Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî rivayet etti. Bize Ebû Ahmed rivayet etti. Bize Hamza ez-Zeyyât, Hakem'den, o Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan, o Ka'b b. Ucre'den, o da Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den naklen rivayet etti ki şöyle buyurdu:

"Her namazın arkasından söyleyenlerin ya da yapanların mahrum kalmayacağı bir takım zikirler vardır: Otuz üç kez 'Sübhânallah', otuz üç kez 'Elhamdülillah' ve otuz dört kez 'Allahu Ekber.'"

Bana Muhammed b. Hâtim rivayet etti. Bize Esbât b. Muhammed rivayet etti. Bize Amr b. Kays el-Mulâî, Hakem'den bu isnâdla aynı şekilde rivayet etti.

188

Bana Abdülhamîd b. Beyân El-Vâsıtî rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh, Süheyl'den, o da Ebu Ubeyd El-Mezhacî'den (Müslim der ki: Ebu Ubeyd, Süleyman b. Abdilmelik'in âzâdlısıdır.), o da Ata' b. Yezîd El-Leysî'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. (Efendimiz şöyle buyurmuşlar.) «Bir kimse her namazın sonunda Allah'a otuzöç defa tesbîh, otuzüç defa hamd eder, otuzüç defa da tekbîrde bulunursa bunların mecmuu doksandokuz eder. Yüzün tamâmında da: Allah'dan başka hiç bir ilâh yokdur. Yalnız o vardır. Şeriki yokdur. Mülk onundur; Hamd de ona mahsusdur; hem o her şey'e kaadirdir; derse günahları denizin köpüğü kadar bile olsa (yine) affolunur.»

189

{….} Bize Muhammed b. Sabbâh rivayet etti. (Dediki) : Bize İsmail b. Zekeriyyâ, Süheyl'den, o da Ebu Ubeyd'den, o da Atâ'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu...» diyerek bu hadîsin mislini rivayet etmiş. İzah için buraya tıklayın

190

Bana Züheyr b. Harb rivayet etti; bize Cerîr, Umâre b. Kâkâ'dan, o Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayet etti. Ebû Hüreyre şöyle dedi: Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), namazda tekbir aldığında kıraate başlamadan önce kısa bir süre sükût ederdi. Ben de kendisine: "Ey Allah'ın Resûlü! Anam babam sana feda olsun, tekbir ile kıraat arasındaki o sükûtunuzda ne söylediğinizi bana söyler misiniz?" dedim. Şöyle buyurdu: "Şunu söylerim: Allahım! Doğu ile batı arasına koyduğun mesafeyi, benimle hatalarım arasına da koy. Allahım! Beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi, beni de hatalarımdan temizle. Allahım! Hatalarımı kar, su ve doluyla yıkayıp temizle." Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve İbn Numeyr de rivayet ettiler; her ikisi de İbn Füdeyl'den naklen; ayrıca bize Ebû Kâmil rivayet etti; bize Abdülvâhid —yani İbn Ziyâd— rivayet etti. Her ikisi de Umâre b. Kâkâ'dan bu isnâdla, Cerîr'in hadisinin benzerini rivayet ettiler.

191

Müslim derki: Bana Yahya b. Hassan ile Yûnus El-Müeddib ve başkaları tarafından rivayet olundu. Dedilerki: Bize Abdülvâhid b. Ziyâd rivayet etti. Dediki: Bana Umâratü'bnü Ka'kaa' rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Zür'a rivayet etti. Dediki: Ben Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitdim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikinci rek'ât 'dan kalkdığı zaman kirâete, fâtiha'dan başlar; sükût etmezdi.»

192

Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde ile Sabit ve Humeyd, Enes'den naklen haber verdilerki: Bir adam nefes nefese (mescide) gelerek saffa girmiş ve: الحمد لله حمدا كثيرا طيبا مباركا فيه Allah'a hayırlı, halisane çok hamd olsun! demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazını bitirince : «O sözleri söyleyen hanginizdi?» diye sormuş. Cemaat sükût etmişler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekrar: «Bunları söyleyen hanginizdi? Zira zararlı bir şey söylemedi.» buyurmuşlar. Derken bir adam: — Soluk soluğa (koşarak) yetişdim de onları ben söyledim.» demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Gerçekten oniki Melek gördüm ki bunları hangisi Allah'a evvelâ arz edecek diye yarış ediyorlardı.» buyurmuş İzah için buraya tıklayın:

193

Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Uleyye rivayet etti. Dediki: Bana Haccâc b. Ebî Osman, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Avn b. Abdillâh b. Utbe'den, o da ibni Ömer'den naklen haber verdi. İbni Ömer şöyle demiş: Bir defa biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde namaz kılarken birden cemaatdan biri » Allah en büyükdür; ona çok hamd olsun! Allâhı akşam sabah tesbih eylerim; dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Filan ve filan kelimeleri söyleyen kimdir?» diye sordu, cemaatdan biri: — Bendim Yâ Resûlallâh!.. dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben bunlara şaştım, bunlar için gök kapıları açıldı.» buyurdular. İbni Ömer: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'în bunu söylediğini duydum duyalı bir daha bu kelimeleri bırakmadım.» dermiş. İzah Hadîs-i şerîfdeki «Kebiran> kelimesi muzmer bir fiilin mef'ûlü olmak üzere nasp edilmişdir. Bâzıları na't-ı maktu, bir takımları da temyiz olmak üzere mansûb olduğunu söylerler. Hâl diyenler de vardır. Na't-ı Maktu' ve temyîz diyenlere i'tirâz olunmuşdur. Hadîs-i şerif aynen bundan önceki hadîs mânâsındadır. Vak'anın bir olması da, müteaddid olması da muhtemeldir. Gök kapılarının açılmasından murâd: Bu kelimelerle yapılan duanın kabulüdür. Çünkü duaların kıblesi gök yüzüdür. îbni Ömer (Radiyallahu anh) Hazretlerinin sözü bu duaların devam üzere yapılmasına teşvîkdir. Allâhu a'lem

194

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrü'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Saîd'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Cafer İbni Ziyâd da rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim (yâni îbni Sa'd) Zührî'den, o da Saîd ile Ebu Seleme'den, onlar da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. H. Bana Harmeletü'bnü Yahya dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize îbni Vehb haber verdi (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. Demişki. Bana Ebu Selemetü'bnü Abdirrahmân haber verdiki, Ebu Hureyre şöyle demiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Namaza ikaamet getirildiği vakit ona koşarak gelmeyin, yürüyerek gelin! Sükûneti iltizâm edin, yetişebildiğiniz kadarını (İmamla) kılın; yetişemediğinizi (kendiniz) tamamlayın!» buyururken işitdim

195

Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybetü'bnü Saîd ve İbni Hucr, İsmail b. Ca'fer'den rivayet ettiler. İbni Eyyûb Dediki: Bize İsmail rivayet etti. (Dediki) : Bana Alâ', babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Namaz için ikaamet getirildiği vakit ona koşarak gelmeyin; sükûneti İltizâm ederek gelin. Yetişebildiğiniz! (İmamla) kılın, yetişemediğinizi de (kendiniz) tamamlayın! Çünkü sizden bîriniz namaz maksadıyla yola çıkarsa namazda sayılır.» buyurmuşlar

196

Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrazzâk rivayet etti. (Dediki) : Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den naklen rivayet etti. Henamâm: Ebu Hureyre'nin, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bize rivayet ettikleri şunlardır, diyerek bir takım hadîsler zikretmiş; ezcümle: Resulullah (SalIallahu Aleyhi ve Sellem): «Namaza nida olunduğu vakit ona yürüyerek gelin; sükûneti iltizâm edin! Yetişebildiğiniz kadarını (imamla) kılın, yetişemediğinizi de (kendiniz) tamamlayın!» buyurdular; demişdir

197

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Fudayl (yani İbni İyâd) Hişam'dan rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb'da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki) : Bize İsmail b. İbrahim rivayet etti. (Dediki) : Bize Hişâm b. Hassan, Muhammed b. Sîrin'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Salla!lahu Aleyhi ve Sellem) : «Namaza ikaamet getirildiği vakit ona hiç biriniz koşmasın! lâkin sükûnet ve vak'ârı muhafaza ederek yürüsün. Erişebildiğini.(imamla) kıl, yetişemediğini de kaza et!» buyurdular

198

Bana İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Mübarek Es-Sûrî haber verdi. (Dediki): Bize Muâviyetü'bnü Sellâm, Yahya b. Ebî Kesîr'deıı rivayet etti. (Demişki): Bana Abdullah b. Ebî Katâde haber verdi, ona da babası haber vermiş; Demişki: Bir defa biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde namaz kılıyorduk. Derken bir gürültü işitti ve: «Size ne oluyor?» dedi. Ashâb: — Namaza yetişmek için acele ettik... dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bir daha böyle yapmayın! Namaza geldiğiniz vakit sükûneti iltizâm edin; yetişebildiğiniz kadarını (imamla) kılın; yetişemediğinizi de kendiniz tamamlayın!» buyurdular

199

{….} Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Muaviye b. Hişam rivayet etti. (Dediki): Bize Şeyban bu isnadla rivayet etti

200

Bana Muhammed b. Hâtim ile Ubeydullah b. Saîd rivayet etti. (Dediler ki): Bize Yahyâ b. Saîd, Haccâc es-Savvâf'tan rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahyâ b. Ebî Kesîr, Ebû Seleme ile Abdullah b. Ebî Katâde'den, onlar da Ebû Katâde'den rivayet etti. (Şöyle dedi): Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Namaz için kâmet getirildiğinde, beni görünceye kadar kalkmayın." İbn Hâtim ise "Kâmet getirildiğinde veya ezan okunduğunda" dedi.

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Ma'mer'den rivayet etti. Ebû Bekr dedi ki: Bize İbn Uleyye de Haccâc b. Ebî Osmân'dan rivayet etti. (H) Dedi ki: Bize İshâk b. İbrâhîm de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Îsâ b. Yûnus ile Abdürrezzâk, Ma'mer'den haber verdi. İshâk da dedi ki: Bize Velîd b. Müslim, Şeybân'dan haber verdi. Bunların hepsi Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, o Abdullah b. Ebî Katâde'den, o babasından, o da Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'den rivayet etti. İshâk, Ma'mer ve Şeybân rivayetine şu ilave ile: "Benim çıktığımı görünceye kadar" diye zikretmiştir.

201

Bize Hârûn b. Ma'rûf ile Harmeletü'bnü Yahya rivayet ettiler. Dedilerki: Bize ibni Vehb rivayet etti. (Dediki) : Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. Demişki: Bana Ehû Selemete'bnü Abdirrahmân b. Avf haber verdi. Kendisi Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: Namaz'a ikaamet getirildi; biz de kalkarak Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza çıkmadan evvel safları düzelttik. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldi. Namazgahına durunca tekbîr almazdan önce (kendisine gusül lâzım geldiğini) hatırladı. Ve hemen oradan ayrıldı, bize de: «Yerinizde durun!» dedi. Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza çıkıp gelinceye kadar ayakta kendisini bekledik. Yıkanmışdı; başından su damlıyordu, tekbîr aldı ve bize namazı kıldırdı)

202

Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) : Bize Velîd b. Müslim rivayet etti. (Dediki) : Bize Ebu Amr (yâni Evzâî) rivayet etti. (Dediki) : Bize Zührî, Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: Namaza ikaamet getirildi, cemaat saflarını kurdular, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'de (mescide) çıkarak (mihrâbdaki) yerine durdu. Müteakiben eli ile cemaata «yerinizde durun» diye işaret etti. (ve mescidden ayrıldı). Az sonra yıkanmış, başından su damlayarak çıktı geldi ve cemaata namazı kıldırdı

203

Bana İbrahim b. Mûsâ rivayet etti. (Dediki) : Bize Velîd b. Müslim, Evzâî'den, o da Zührî'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Bana Ebu Seleme, Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için namaza ikaamet getirilir; cemâat da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yerine geçmeden önce saflarındaki yerlerini alırlarmış. . İzah 606’da

204

Bana Selemetü'bnü Şebîb rivayet etti. (Dediki): Bize Hasen b. A'yen rivayet etti. (Dediki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dediki): Bize Simâk b. Harb, Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Demişki: «Bilal gün devrildiği vakit ezân'ı okur, fakat Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizim yanımıza çıkmadıkça ikâamet getirmezdi. O çıktımı kendisini gördüğü vakit namaza ikaamet getirirdi.» İzah için buraya tıklayın

205

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, İbni Şihâb'dan dinlediğim, onun da Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân'dan, onun da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Her kim namazın bir rek'âtına yetişirse, o namaza yetişdi demekdir.» buyurmuşlar

206

Bana Harmeletü'bnü Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, îbni Şihab'dan, o da Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim imamla birlikde kılınan namazın bir rek'âtına yetişirse o namaz'a yetişmiş demekdir.» buyurmuşlar

207

{….} Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrû'n-Nakid ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Uyeyne rivayet etti. H. Bize Ebu Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize İbnü'l-Mübarek, Ma'mer ile Evzâî, Mâlik b. Enes ve Yûnus'dan naklen haber verdi. H. Bize İbni Numeyr dahi rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize îbnü'I-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvahhâb rivayet, etti. Bunlar topdan Ubeydullah'dan ve hepsi Zührî'den, o da Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Yahyâ*nın, Mâlik'den rivayet ettiği hadis gibi rivayet de bulunmuşlardır. Hiç birinin rivayetinde: «İmamla birlikde» kaydı yokdur. Ubeydullah'ın hadisinde: «Namazın bütününe yetişti demekdir,» buyurdu kaydı vardır. İzah 609’da

208

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Zeyd b. Eslem'den dinlediğim, onun da Atâ' b. Yesâr ile Büsr b. Saîd ve A'rac'dan, onların da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettikleri bu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim güneş doğmadan sabah namazının bir rek'âtına yetişirse sabah namazına yetişti demektir. Ve her kim güneş batmadan ikindinin bir rek'âtına yetişirse ikindi namazına yetişti demektir.» buyurmuşlar

209

{….} Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki) : Bize Ma'mer, Zührî'den, o da Ebu Seleme'den» o da Ebu Hureyre'den naklen Mâük'in, Zeyd b. Eslem'den rivayet ettiği hadîsin mislini haber verdi. İzah 609’da

210

Bize Hasen b. Rabî' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Mübarek, Yûnus b. Yezid'den, o da Zührî'den naklen rivayet etti. Demişki: Bize Urve, Âişe'den rivayet etti. Âişe: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu., demiş. H. Bana Ebü't-Tâhir ile Harmele ikisi birden ibni Vehb'den rivayet ettiler. Lâfız Harmelenindir. Dediki: Bana Yûnus ibni Şihâb'dan naklen haber verdi, ona da Urvetü'bnü Zübeyr, Urve'ye de Âişe rivayet etmiş. Demişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim güneş kavuşmazdan önce ikindinin bir secdesine yahut güneş doğmazdan önce sabah namazının bir secdesine yetişirse, o namaza yetişmiş demekdir.» buyurdular. Secde: rek'at’dan ibaretdir

211

Bize Hasan b. Rabî' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Mübarek, Ma'mer'den, o da îbni Tâvûs'dan, o da babasından, o da İbni Abbâs'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Demişki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim güneş batmadan ikindinin bir rek'âtına yetişirse (o namaza) yetişmiş demektir. Ve her kim güneş doğmadan sabah namazının bir rek'âtına yetişirse (o namaza) yetişmiş demektir.» buyurdular

212

{….} Bize bu hadîsi Abdü'l-A'lâ b. Hammâd da rivayet etti. (Dediki) : Bize Mu'temir rivayet etti. «Ben Ma'mer'i bu isnâdla rivayet ederken işitdim.» dedi

213

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize İbni Rumh dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, îbni Şihâb'dan naken haber verdiki: Ömer b. Abdilâziz ikindiyi bir parça geciktirmiş. Bunun üzerine Urve, ona: Dikkat et ki Cibril indi de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e imam olarak namaz kıldı; demiş. Ömer ona : — Söylediğini iyi bil Yâ Urve! demiş. Bu sefer Urve : — Ben Beşîr b. Ebî Mes'ûd'dan dinledim. Şöyle diyordu, demiş: Ebu Mes'ûd'dan işitdim, şöyle diyordu: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işitdim: «Cibril inerek bana, imam oldu: 1) Ben de onunla namaz kıldım. 2) Sonra (yine) onunla namaz kıldım. 3) Sonra (yine) onunla namaz kıldım. 4) Sonra (yine) onunla namaz kıldım. 5) Sonra (yine) onunla namaz kıldım.» buyuruyor, parmakları İle beş namazı sayıyordu

214

Bize Yahya b. Yahya Et-Temimi haber verdi. Dediki: Mâlik'e, İbni Şihâb'dan duyduğum şu hadîsi okudum: Ömer b. Abdilâziz bir gün namazı geç kılmış. Derken yanına Urvetü'bnü Zübeyr girerek ona şunu haber vermiş. Mugîratü'bnü Şu'be Kûfe'de iken bir gün namazı geç kılmış; bunun üzerine Ebu Mes'ûd-u Ensârî onun yanına girerek: — Bu (yaptığın) nedir Yâ Mugira? Bilmiyormusun ki: 1- Cibril inerek (nasıl) namaz kılmışdı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de (ona uyarak), namaz kılmışdı. 2- Sonra o kılmış, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de (ona uyarak) namaz kılmışdı. 3- Sonra o kılmış, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'de (ona uyarak) namaz kılmışdı. 4- Sonra o kılmış, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de (ona uyarak) namaz kılmışdı. 5- Sonra o kılmış, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'de (ona uyarak) namaz kılmışdı. Sonra Cibril (Aleyhisselâm): «Sen işte bununla emrolundun» buyurmuşdu; demiş. Ömer, Urve'yc: — Ne söylediğini düşün yâ Urve! Acaba namaz vaktini Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ta'yin eden Cibril (Aleyhisselâm) mıdır?» demiş. Urve: — Beşir b. Ebî Mes'ûd, babasından böyle rivayet ediyordu... cevâbını vermiş. İzah 611 de

215

Urve demiş ki: Vallahi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in ikindiyi, güneş Âişe'nin odasında iken, henüz oradan çıkmadan kılardığını bana zevcesi Âişe rivayet etti

216

{….} Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrii'n-Nâkıd rivayet ettiler. Amr Dediki: Bize Süfyân, Zührî'den, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe demişki: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiyi güneş benim hücremde görünmekde iken henüz gölge dönmeden kılardı.» Ebu Bekir: «Henüz gölge yayılmadan.» dedi

217

Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki) : Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki) : Bana Yûnus, îbni Şihâb'dan naklen haber verdi. Demiş ki: Bana Urvetü'bnü Zübeyr haber verdi. Ona da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in zevcesi Âişe haber vermiş ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiyi güneş henüz Âişe'nin hücresinde iken; gölge odasına yayılmadan kılarmış

218

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile İbni Numeyr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Vekî' Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiyi güneş benim odama vurmakda iken kılardı.» İzah için buraya tıklayın

219

Bize Ebu Gassân El-Mismaî ile Muhammed b. El-Müsennâ rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muâz (yâni îbni Hişâm) rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'den, o da Ebu Eyyub'dan, o da Abdullah b. Amr'dan naklen rivayet etti ki Nebîyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sabah namazını kıldığınız vakit (yok mu) o vakit tâ güneşin ilk ışığı doğuncaya kadar devam eder, sonra öğleyi kıldığınız vakit (yok mu) o vakit tâ ikindi oluncaya kadar devam eder. İkindiyi kıldığınız vakit (yok mu) o vakit tâ güneş sararıncaya kadardır. Akşam namazını kıldınız mı, onun vakti de tâ şafak kayboluncaya kadar devam eder. Yatsıyı kıldığınız vakit (yok mu) o vakit de gecenin yarısına kadar devam eder.» buyurmuşlar. İzah için buraya tıklayın

220

Bize Ubeydullah b. Muâz El-Anberî rivayet etti. (Dediki) : Bize babam rivayet etti. (Dediki) : Bize Şu'be, Katâde'den, o da Ebu Eyyûb'dan/(Ebu Eyyûb'un ismi Yahya b. Mâlik El-Ezdî'dir. Merâğî deyenler de vardır. Merâğ: Ezd kabilesinin bir koludur), o da Abdullah b. Amr'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiki. Resulullah (Sallahu Aleyhi ve Sellem) : «Öğlenin vakti, ikindi vakti girmediği müddetçedir. İkindinin vakti güneş sararmadıkça berdevamdır. Akşamın vakti şafağın yaygınlığı düşmedikçe devam eder, yatsının vakti gecenin yarısına kadardır. Sabah namazının vakti de güneş doğuncaya kadardır.» buyurmuşlardır

221

Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) : Bize Ebu Amir El-Akadî rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki) : Bize Yahya b. Ebi Bükeyr rivayet etti. (Ebu Âmir ile Yahya'nın) ikisi de bu hadîsi Şu'be'den bu isnâdla rivayet etmişlerdir. Her ikisinin rivayetinde: «Şu'be Dediki: Katâde bunu bir defa ref etti1; iki defa ref etmedi.» ifâdesi de vardır

222

Bana Ahmed b. İbrahim Ed-Devrakî rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdüssamed rivayet etti. (Dediki) : Bize Hemmâm rivayet etti. (Dediki) : Bize Katâde, Ebu Eyyûb'dan, o da Abdullah b. Amr'dan naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Öğle'nin vakti güneş zevâl'e vardığı zamandan başlayarak, bir kimsenin gölgesi uzunluğu kadar oluncaya kadar (yâni) ikindinin vakti girmediği müddetçedir, ikindinin vakti güneş sararmadığı müddetçedir, akşam vakti şafak kaybolmadığı müddetçedir. Yatsı namazının vakti mutedil uzunlukdaki gecenin yarısına kadardır; sabah namazının vakti tan yeri ağardıktan, güneş doğmasına az kalıncaya kadar devam eder. Güneş doğdu mu bir daha namazı kes! Çünkü güneş şeytanın iki boynuzu arasından doğar.» buyurmuşlar

223

Bana Ahmed b. Yûsuf El-Ezdi rivayet etti. (Dediki) : Bize Ömer b. Abdillâh b. Rezin rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim (yâni İbni Tahmân) Haccâc 'dan —ki İbni Haccâc'dır— o da Katâde'den, o da Ebu Eyyûb'dan, o da Abdullah b. Amr b. Âs'dan naklen rirâyet etti ki Abdullah şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e namaz vakitleri sorulduda, şöyle buyurdular: «Sabah namazının vakti güneşin ilk ışığı doğmazdan önceki zamandır. Öğle namazının vakti güneş semânın ortasından meyil, ettiği zamandır. (Ve) ikindinin vakti girinceye kadar devam eder. İkindi namazının vakti güneş sararıncaya ve ilk ışığı düşünceye kadardır. Akşam, namazının vakti, güneş battıktan, şafak kayboluncaya kadardır. Yatsı namazının vakti gecenin yarısına kadardır.»

224

Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. Dediki: Bize Abdulah b. Yahya b. Ebî Kesir haber verdi. Dediki: Babamı: «Bedeni rahat tutmakla ilim elde edilemez» derken işittim

225

Bana Züheyr b. Harb ile Ubeydullah b. Saîd, ikisi birden Ezrâk'dan rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize İshâk b. Yûsuf E!-Ezrâk rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Alkametü'bnü Mersed'den, o da Süleyman b. Büreyde'den, o da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: Bir adam kendisine namaz vaktini sormuş, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ona: «Bizimle beraber şunları (yâni iki günün namazını) kıl!» buyurmuşlar. GÜneş zevâl'e varınca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bilâl'e emretmiş; o da ezan okumuş. Sonra yine ona emir buyurmuş o da öğle namazı için ikaamet getirmiş. Sonra Bilâl'e emir buyurmuş; o da güneş henüz yüksek ve bembeyaz bir hâlde iken ikindi için ikaamet getirmiş, sonra yine Bilâl'e emir buyurmuş; o da güneş battığı anda akşam namazı için ikaamet getirmiş; sonra yine ona emir buyurmuş, o da Yatsı için şafak kaybolduğu zaman ikaamet getirmiş; sonra yine ona emir buyurmuş, o da sabah namazı için fecir doğduğu zaman ikaamet getirmiş, ikinci gün gelince Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bilâl'a emir buyurmuş ve öğleyi serinlik zamanına bırakmış. Bilâl Öğleyi ortalık iyice serinleyinceye kadar geciktirmiş. İkindiyi güneş yüksekken; dünkü vakitden biraz sonra kılmış; akşam namazım şafak kaybolmazdan Önce kılmış; yatsıyı gecenin üçte biri geçdikten sonra kılmış; sabah namazını da ortalık iyice aydınladıkdan sonra kılmış. Sonra : «Namaz vaktini soran zât nerede?» buyurmuş. O zât: — Ben'im yâ Resûlâilâh. demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Namazınızın vakti şu gördüğünüz sınırlar arasıdır.» buyurmuşlar

226

Bana İbrahim b. Muhammed b. Ar'arete's - Sâmî rivayet etti. (Dediki) : Bize Haram b. Umara rivayet etti. (Dediki) : Bize Şu'be, Alkametü'bnü Mersed'den, o da Süleyman b. Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti ki: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek, ona namaz vakitlerini sormuş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bizimle beraber namazda hazır bulun!» buyurmuş. Derken Bilâl'e emretmiş; o da alaca karanlıkda ezanı okumuş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fecir doğduğu zaman sabah namazını kıldırmış. Sonra güneş semânın ortasından biraz meyil ettiği vakit öğle ezanını okumasını emretmiş; sonra güneş yüksekte İken ikindi ezanını okumasını emir buyurmuş; sonra' güneş battığı zaman akşam ezanını okumasını emir buyurmuş; sonra şafak kaybolduğu zaman yatsı ezanını okumasını emir buyurmuş. Ertesi gün Bilâl'e yine emir buyurmuş; o da sabah ezanını; ortalık aydınlandıkdan sonra okumuş. Sonra öğle ezanını okumasını emir buyurmuş; Bilâl öğleyi serinlik zamanında okumuş. Sonra güneş henüz beyaz, tertemiz olup; rengine hiç bir sarılık karışmamış bir hâlde iken ikindi ezanını okumasını emretmiş. Sonra şafak kaybolmadan akşam ezanını okumasını emir buyurmuş. Sonra gecenin üçte biri yahut bir kısmı (Râvî Haram! burada şekketmişdir.) gittikde yatsı ezanını okumasını emretmiş. Sabah olunca: «Soran zât nerede? Şu gördüğün zamanların arası namaz vakitleridir.» buyurmuşlar. Eğer 612 nolu Hadis'i okumadı iseniz okuyun ve izahınıda inceleyin

227

Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Bedr b. Osman rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Bekir b. Ebî Mûsâ, babasından, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiki: Kendilerine bir zât gelerek namaz vakitlerini sormuş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona hiç bir cevap vermemiş. Müteakiben fecir doğduğu zaman sabah namazını kıldırmış. (O hâlde ki) insanlar hemen hemen birbirlerini tanıyamazlarmış. Sonra müezzine emir buyurmuş; o da öğle namazına güneşin zevali zamanında ikaanıet getirmiş. O hâlde ki cemâatin hepsinden iyi bilen biri gündüz yarı oldu, dermiş. Sonra güneş yüksekte iken müezzine emir etmiş; o da ikindiye ikaamet getirmiş. Sonra güneş kavuştuğunda emir buyurarak akşam için ikaamet getirtmiş. Sonra şafak kaybolduğu zaman müezzine emir buyurmuş; o da yatsı için ikaamet getirmiş. Ertesi gün sabah namazını o kadar geciktirmiş ki, ondan çıkdıkdan sonra insan güneş doğdu, yahut nerdeyse doğacak dermiş. Sonra öğleyi o kadar geciktirmiş ki dünkü ikindi vaktine yaklaşmış; sonra ikindiyi de o derece geciktirmiş ki, ondan çıktıkdan sonra insan güneş kızarmış, dermiş. Sonra akşam namazını o kadar geciktirmiş ki, nerdeyse şafak kaybolduğu zaman kılıyormuş, sonra yatsıyı gecenin ilk üçte birine kadar geciktirmiş. Sabaha çıkınca soran zât'ı çağırarak: «Namaz vakitleri, şu iki vakit aralarıdır.» buyurmuşlar

228

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Vekî', Bedir b. Osman'dan, o da Ebu Bekir b. Ebî Musa'dan naklen rivayet etti. Bedir, Ebu Bekir'i, babasından naklen: «Bir zât Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e gelerek, ona namaz vakitlerini sordu...» derken işitmiş. Ve hadîsi İbni Numeyr hadîsi gibi rivayet etmiş. Şu kadar var ki, o: «İkinci gün akşam namazını şafak kaybolmadan kıldı.» demiş. Bu rivayetler dahî, namaz vakitlerinin evvel ve âhirlerini bildirmektedirler. İzah Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in, kendisine bir şey sorulduğu zaman dâima cevap verdiği malûm iken, burada namaz vakitlerini soran zâta cevap vermemesi, lâfzan değil, filen cevap vermek istediği içindir. Nitekim soran zât'a: «Bizimle birlikte namazda hazır bulun!» buyurmuş; bununla: «Sana namaz vakitlerini bilfiil beyân edeyim de iyi belle!» demek istemişdir. Büreyde hadisi ile, Ebu Mûsâ hadislerinde bahsedilen suâl, cevap hâdisesinin bir hâdise olması ihtimâli vardır. Eğer 612 nolu Hadis'i okumadı iseniz okuyun ve izahınıda inceleyin

229

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H, Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, İbni Şihâb'dan, o da İbnü'l-Müseyyeb ile Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân'dan, onlar da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi. Ebu Hureyre şöyle demiş: Gerçekden Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sıcak şiddetlenince namazı, serinliğe bırakın! Çünkü sıcağın şiddeti cehennemin kükreyişindendir.» buyurdular

230

{….} Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki) : Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki) : Bana Yûnus haber verdi. Ona da İbni Şihâb haber vermiş. Demiş ki: Bana Ebu Seleme ile Saîd b. El-Müseyyeb haber verdiler ki, Ebu Hureyre'yi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu.» diyerek yukarki hadîsin tamâmiyle mislini rivayet ederken işitmişler

231

Bana Hârûn b. Saîd El - Eylî ile Amr b. Sevvâd ve Ahmed b. îsâ rivayet ettiler. Amr: (bize haber verdi.) tâbirini kullandı. Ötekiler: (Bize İbni Vehb rivayet etti.) dediler. İbni Vehb demiş ki: Bana Amr haber verdi; ona da Bükeyr, Büsur b. Saîd ile Selmân El-Egarr'dan onlar da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etmişler ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Gün sıcak olduğu vakit namazı serinliğe bırakın! Çünkü sıcağın şiddeti, cehennemin kükremesindendir.» buyurmuşlar. Amr Dediki: «Bana Ebu Yûnus da, Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Namazı serinliğe bırakın. Çünkü sıcağın şiddeti cehennemin kükremesindendir.» buyurmuşlar. Yine Amr Dediki: «Bana İbni Şihâb, İbnül - Müseyyeb ile Ebu Seleme'den, onlar da Ebu Hureyre'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen bu hadisin benzerini rivayet etti.»

232

Bize Kuteybetü'bnü Said rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdülazîz, Alâ'dan, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Hiç şüphe yok ki bu sıcaklık cehennemin kükremesindendir. Binâenaleyh siz namazı serinliğe birakınl» buyurmuşlar

233

Bize İbni Râfi' rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki) : Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbîh'den rivayet etti. Hemmâm: Bize Ebu Hureyre'nin, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den rivayet ettikleri şunlardır; diyerek bir takım hadîsler zikretmiş; ezcümle Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Namazı sicakda, serinliğe bırakınız! Çünkü sıcağın şiddeti, cehennemin kükremesindendir.» buyurdular; demiş. İzah için 616’ya bakın

234

Bana Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Ben Muhacir Ebu'I-Hasen'i, Zeyd b. Vehb'den, o da Ebu Zerr'den işitmiş olarak rivayet ederken dinledim. Ebu Zerr şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in müezzini öğle ezanını okumak istedi de, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Serinliğe bırak, serinliğe bırak!» yahut: «Bekle, bekle! Çünkü sıcağın şiddeti, cehennemin kükremesindendir. Sıcak şiddetlendi mi, namazı serinliğe bırakın!» buyurdular. Ebu Zerr: «Tâ biz tepeciklerin gölgelerini görünceye kadar (bekledi.) »demiş

235

Bana Amr b. Sevvâd ile Harmeletü'bnü Yahya rivayet ettiler. Lâfız Harmele'nindir. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. Demişki: Bana Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân rivayet etti, o da Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cehennem Rabbine şikâyet etti de: — Yâ Rab! Ben kendi kendimi yedim; dedi. (Allah Teâlâ da), ona iki defa nefes almak için izin verdi. Bir nefes kışın, bir nefes de yazın (alır.) işte en ziyâde ma'rûz kaldığınız sıcakla, hissettiğiniz en şiddetli soğuk bundandır.» buyurdular

236

Bana İshâk b. Mûsâ El-Ensârî rivayet etti. (Dediki) : Bize Ma'n rivayet etti. (Dediki) : Bize Mâlik, Esved b. Süfyân'ın âzâdlısı Abdullah b. Yezîd'den, o da Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân ile Muhammed b. Abdirrahmân b. Sevbân'dan, onlar da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sıcak olduğu vakit namazı serinliğe bırakın. Çünkü sıcağın şiddeti, cehennemin kükremesindendir.» buyurmuş ve şunu da zikretraişdir: «Cehennem Rabbine şikâyet etti de, Rabbi ona her sene iki nefes için izin verdi. Bir nefes kışın, bir nefes de yazın!»

237

Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti (Dediki) : Bize Hayve haber verdi. Dediki: Bana Yezîd b. Abdillâh b. Usâmete'bni Had, Muhammed b. İbrahim'den, o da Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiki şöyle buyurmuşlaı : «Cehennem, Dediki: Yâ Rab! Kendi kendimi yedim. Bana izin ver de bir nefes bari alayım! Bunun üzerine Allah ona iki nefes için izin verdi. Bir nefes kışın, bir nefes de yazın (alır.) İşte mâruz kaldığınız soğuk, yâhud zemherir cehennemin nefesîndendir. Mâruz kaldığınız sıcak yahut harûr da cehennemin nefesîndendir.»

238

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr ikisi birden Yahya El-Kattan ve İbni Mehdî'den rivayet ettiler, îbnii'l-Müsennâ Dediki: Bana Yahya b. Saîd, Şu'be'den rivayet etti. demişki: Bize Simâk b. Harb, Câbir b. Semure'den rivayet etti: İbnü'l-Müsennâ Dediki: Bize Abdurrahmân b. Mehdi dahî, Şu'be'den, o da Simâk'dan, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Câbir: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğle namazını güneş devrildiği vakit kılardı.» demiş. İzah için 620 ye bakın

239

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'I-Ahvas, Sellâm b. Süleym, Ebu îshâk'dan, o da Saîd b. Vehb'den, o da Habbâb'dan naklen rivayet etti, Habbâb: «Sıcak kumların üzerinde namaz kılmanın meşakkatinden Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şikâyet ettik. Ama bizim şikâyetimizi kabul buyurmadi.» demiş

240

Bize Ahmed b. Yûnus ile Avn b. Sellâm rivayet ettiler. (Avn : Bize haber verdi, tâbirini kullandı-. îbni Yûnus ise, bize Züheyr rivayet etti, dedi.) Lâfız onundur. Züheyr demiş ki: Bize Ebu İshâk, Saîd, b. Vehb'den, o da Habbâb'dan rivayet etti. Habbâb şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek kumların sıcağından, kendilerine şikâyet ettik. Fakat bizim şikâyetimizi kabul buyurmadı.» Züheyr demiş ki: Ebu İshâk'a: Bu öğlen namazmdamıydı? diye sordum, — Evet... dedi. — Öğlenin vakti girdiği gibi kılınması hususunda mı? dedim. — Evet! cevâbını verdi. İzah için 620 ye bakın

241

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Bişr b. El-Mufaddâl, Gâlib El-Kattan'dan, o da Bekir b. Abdillâh'dan, o da Enes b, Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes, şöyle demiş: «Sıcağın şiddetli zamânında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde namaz kılardık. Birimiz (sıcakdan) alnını yere koyamazsa, elbisesini yayar; onun üzerine secde ederdi.»

242

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Btee Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, İbni Şihâb'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiyi güneş henüz yüksek ve dip diri iken kılarmış. Namazdan sonra Avâlî'ye giden bir kimse güneş henüz yüksekte iken oraya varırmış. Kuteybe: «Avâlîye varırmış.» cümlesini zikretmedi

243

{….} Bana Hârûn b. Saîd El-Eylî de rivayet etti. (Dediki) Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki) Bana Amr, İbni Şihâb'dan, o da Enes'den naklen haber verdi ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiyi kıldırırdı... diyerek tamâmiyle yukarki hadîsin mislini rivayet etmiş

244

Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, İbni Şihâb'dan dinlediğim, onun da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum. Enes demiş ki: «Biz ikindiyi kılardık; sonra Kuba'ya giden bir kimse, güneş henüz yüksekte iken Kuba'lıların yanına varırdı.»

245

Bize yine Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e İshâk b. Abdillah b. Ebi Talhâ'dan dinlediğim, onun da Enes b. Mâlik'den rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Enes şöyle demiş: Biz ikindiyi kılardık, sonra insan Benî Amr b. Avf kabilesine gider de onları ikindiyi kılarken bulurdu.» İzah için buraya tıklayın

246

Bize Yahya b. Eyyûb ile Muhammed b. Sabbâh, Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İsmail b. Ca'fer, Ala' b. Abdirrahmân'dan naklen rivayet etti. Alâ', Öğle namazından çıktıkdan sonra Basra'daki evinde' Enes b. Mâlik'in yanına girmiş. Enes'in evi, mescidin yanıbaşında imiş. Alâ' diyor ki: Enes'in huzuruna girdiğimiz vakit: — İkindiyi kıldınız mı? diye sordu. Biz de kendisine: — Biz öğleden ancak şimdi çıktık... dedik. Enes: — Öyle ise ikindiyi kılın! dedi. Biz de kalkarak ikindiyi kıldık. Namazdan çıkınca. (Enes) : — Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Bu şekil namaz, münafığın namazıdır. Oturur güneşi gözetir. Güneş şeytanın iki boynuzu arasında bulunduğu zaman kalkar da namazı dört rek'ât olarak (kuşun yemi gagalaması gibi) gagalar. O namazın içinde Allah'ı pek az zikreder!» buyururken işitdim; dedi. İzah için 623’e bakın

247

Bize Mansûr b. Ebi Müzâhim rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Mübarek, Ebu Bekir b. Osman İbni Sehl b. Huneyf'den rivayet etti. Demişki: Ebu Ümâmete'bnü Sehl'i şöyle derken işitdim: «Ömer b. Abdilâziz ile birlikde öğleyi kıldık. Sonra mescidden çıkarak, Enes b. Mâlik'in yanına girdik. Onu ikindiyi kılarken bulduk. Ben: — Amca! kıldığın bu namaz nedir? diye sordum. Enes: — İkindidir. Bu namaz Resûlullah (Sallallahu Aîeyhi ve Sellem)'in namazı; vaktiyle onunla beraber kıldığımız namazdır» cevâbını verdi

248

Bize Amr b. Sevvâd El-Âmiri ile Muhammed b. Selemete'l-Murâdî ve Ahmed b. îsâ rivayet ettiler. Lâfızları biribirine yakındır. Amr: (Bize haber verdi.) ta'bîrini kullandı. Ötekiler: (Bize İbni Vehb rivayet etti.) dediler. (İbni Vehb demiş ki) Bana Amr b. Haris, Yezîd b. Ebî Habîb'den naklen haber verdi. Ona da Mûsâ b. Sa'd El-Ensâri, Hafs b. Ubeydillâh'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etmişki Enes şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize ikindiyi kıldırdı. Namazdan çıkınca ona Benî Seleme'den bir adam geldi ve: — Yâ Resûlallah! Biz bir devemizi boğazlamak istiyoruz. Senin de boğazlarken hâzır bulunmanı arzu ediyoruz.» dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hay hay» diyerek oraya gitti. Onunla beraber biz de gittik. Ve deveyi henüz boğazlanmamış bulduk. Müteakiben deve boğazlandı; sonra parçalandı; sonra ondan bir mikdâr pişirildi. Sonra güneş batmazdan önce yedik.» Murâdî Dediki: Bize İbni Vehb, îbni Lehîa ile Amr Ebnü Haris'den bu hadîsde rivâyetde bulundu

249

Bize Muhammed b. Mihrân El-Râzî rivayet etti. (Dediki): Bize Velîd b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Evzâî; Ebu'n-Necâşi'den naklen rivayet etti. Demişki: Râfi' b. Hadîc'i şöyle derken işitdim: «Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde ikindiyi kılardık. Sonra deve boğazlanır da on parçaya bölünür; sonra pişirilir; biz de güneş kavuşmazdan önce pişmiş et yerdik.»

250

Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki) : Bize İsa b. Yûnus ile Şuayb b. İshâk ed – Dimeşki haber verdiler. Dedilerki: Bize Evzâi bu isnâdla rivayet etti. Şu kadar var ki: «Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında ikindiden sonra deveyi boğazlardık» dedi: «Onunla beraber namaz kılardık.» demedi

251

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Nâfi'den dinlediğim, onun da İbni Ömer'den rivayet ettiği şu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İkindi namazını kaçıran kimse ehlini ve malını da elinden kaçırmış gibidir.» buyurmuşlar

252

{….} Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrü'n - Nâkıd da rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân, Zührî'den. o da Sâlim'den, o da babasından rivayet etti. Amr: «Hadisi tebliğ ediyordu.» dedi. Ebu Bekir ise: «Onu ref etti.» tâbirini kullandı

253

Bana Hârûn b. Saîd El-Eylî rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki : Bize İbni Vehb rivayet etti. Dediki: Bana Amr b. Haris, İbni Şihâb'dan, o da Salim b. Abdillâh'dan, o da babasından naklen haber verdi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim ikindi namazını kaçırırsa, o kimsenin ehli ve malı elinden kaçırılmış gibi olur.» buyurmuşlar. İzah için buraya tıklayın

254

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Üsame, Hişâm'dan, o da Muhammed'den, o da Abide'den o da Aliy'den naklen rivayet etti. Aliy şöyle demiş: Ahzab harbinin yapıldığı gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Küffâr hakkında): «Bizi tâ güneş kavuşuncaya kadar orta namazdan nasıl meşgul ve men' ettilerse, Allah da onların kabirlerini ve evlerini ateşle doldursun!» buyurdular

255

{….} Bize Muhammed b. Eb! Bekr El-Mukaddemî de rivayet etti. (Dediki) : Bize Tabya b. Saîd rivayet etti. H. Bize, bu hadisi İshâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dediki) ; Bize El -Mu'temir b. Süleyman haber verdi. Bunlar hep birden Hişâm'dan bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır

256

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşar rivayet ettiler. İbnül-Müsennâ Dediki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. Dediki: Ben, Katâde'yi, Ebu Hassân'dan, o da Abîde'den, o da Aliy'den naklen rivayet ederken dinledim. Aliy şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ahzâb harbinin vuku bulduğu gün: «Bizi, güneş kavuşuncaya kadar orta namazdan meşgul ettiler. Allah kabirlerini yahut evlerini yahut karınlarını ateşle doldursun!» buyurdular. Şu'be evleri ile karınları hususunda şekketmiştir.

257

{….} Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Ebî Adiy, Saîd'den, o da Katâde'den bu isnâdla rivayet etti ve: «Evleri ile kabirlerini (ateşle doldursun) » dedi, şekketmedi

258

Bize bu hadisi Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb da rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Vekî', Şu'be'den, o da Hakem'den, o da Yahya b. El-Cezzar'dan, o da Aliy'den naklen rivayet etti. H. Bize bu hadîsi Ubeydullah b. Muaz dahi rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Hakem'den, o da Yahya'dan naklen rivayet etti. Yahya, Ali'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ahzâb günü hendeğin geçitlerinden bir geçit üzerinde otururken: «Tâ güneş kavuşuncaya kadar, bizi orta namazdan alıkoydular. Allah, onların kabirlerini ve evlerini -yahut kabirlerini ve karınlarını- ateşle doldursun!» buyurdular.

259

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye, A'meş'den, o da Müslim b. Subeyh'den, o da Şüteyr b. Şekel'den, o da Aliy'den naklen rivayet etti. Aliy şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ahzâb günü: «Bizi orta namazdan, İkindi namazından alıkoydular. Allah onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun!» buyurdu, sonra ikindiyi iki İşâ' (yâni) akşam ile yatsı arasında kıldı.

260

Bize Abdurrahman b. Sellam el-Cumahi tahdis etti. Bize Rabi -yani b. Müslim- Muhammed -o İbn Ziyad'dır-'dan tahdis etti. Onun Ebu Hureyre'den rivayetine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayak ökçelerini yıkamamış bir adam görünce: "Ökçelere cehennem ateşinden yazıklar olsun!" buyurdu. Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf

261

Bize Yahya b. Yahya Et - Temim! rivâyet etti. ki: Mâlik'e, Zeyd b. Eşlemden dinlediğim, onun da Kalma' b. Hakîm'den, onun da Alşe'nin âzâdlısı Ebû Yûnus'dan naklen rivâyet ettiği şu hadisi okudum: Ebû Yûnus şöyle dedi: Âişe, kendisine bir Mushaf yazmamı bana emretti.. Ve: Şu âyete vardığında, bana haber ver; "Namazlara ve orta namaza devam edin" Süre-i Bakara, âyet: 238. dedi. Ben o âyete varınca» kendisine haber verdim. Onu bana şöyle yazdırdı: «Namazlara, orta namaza ve İkindi namazına devam edin! Hem Allah için tevâzula namaz kılın!» «Ben, bunu Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den duydum.» dedi

262

Bize İshak b. İbrahim el-Hanzalî rivayet etti; bize Yahya b. Âdem haber verdi; bize Fudeyl b. Merzûk, Şakîk b. Ukbe'den, o da Berâ b. Âzib'den nakletti. Berâ şöyle dedi:

Bu âyet şu şekilde nâzil oldu: "Namazlara ve ikindi namazına devam edin." Bunu Allah'ın dilediği kadar böylece okuduk. Sonra Allah onu neshetti ve şu şekilde nâzil oldu:

"Namazlara ve orta namaza devam edin." (el-Bakara 2/238)

Bunun üzerine Şakîk'in yanında oturan bir adam: "O hâlde bu, ikindi namazı demektir" dedi. Berâ da şöyle dedi: "Sana bu âyetin nasıl nâzil olduğunu ve Allah'ın onu nasıl neshettiğini haber verdim. Allah en iyi bilendir.

İmam Müslim dedi ki: Bu hadisi Eşca'î de Süfyân es-Sevrî'den, o Esved b. Kays'tan, o Şakîk b. Ukbe'den, o da Berâ b. Âzib'den rivayet etmiştir. Berâ şöyle dedi: "Bu âyeti Nebî (s.a.v.) ile birlikte bir müddet (ikindi namazı şeklinde) okuduk." Fudeyl b. Merzûk'un hadisinin benzeri şekilde.

263

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki) : Bize Şu'be, Ebu îshâk'dan rivayet etti. Demişki: Ben Esved'i Abdullah'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivâyet ederken dinledim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) necim suresini okumuş ve arkasından secde etmiş. Beraberindekiler de onunla birlikde secde etmişler. Yalnız ihtiyar bir adam bir avuç çakıl veya toprak alarak onu alnına kaldırmış ve: «Bana bu kadar yeter.» demiş. Abdullah: «Vallahi o adamı sonraları gördüm. Kâfir olarak öldürüldü!..» demiş. İzah Bu hadisi Bûhârî «Sücûdü'l - Kur'an» bahsinin müteaddid yerlerinde ve «Kitâbü'l -Megâzî» ile «Kitâbü't - Tefsir» de; Ebu Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî de «Namaz» bahsinde; ayrıca Nesâî «Kitâbü't - Tefsir» de muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Buhârî'nin rivayetinde içersinde Necm sûresi okunan bu namazın Mekke'de kılındığı tasrîh edilmektedir. Hadîsde ismi tasrih edilmeyen ancak çakıl veya toprak alarak alnına götürdüğü bildirilen ihtiyardan murâd bir rivayete göre Ummeyye b. Halef'dir. Başka bir rivayette Velîd b. El-Mugîre olduğu bildiriliyorsa da bu rivayet söz götürür. Çünkü Velîd b. El-Mugîre öldürülmemişdir. Bu adamın Utbetü'bnü Rabîa ve Saîdü'bnü'l-Âs olduğu dahî söylenmektedir. Bedir harbinde o adamın müşrik olduğu hâlde öldürüldüğünü gören zât, Abdullah b. Mes'ûd (Radiyallahû anh) dır. Buhârî'nin, İbni Abbâs rivayetinde Necm suresindeki secde âyeti okununca Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in ve yanında bulunan müslumanlarla müşriklerin, insücinnin hep birlikde secde ettikleri bildiriliyor. İbni Abbâs kıssası ile İbni Mes'ûd rivayetinin, aynı hâdise olduğu anlaşılmaktadır. Nevevî, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde secde eden müslümanlarla, müşriklerden, insücinden murâd orada hâzır bulunanlardır; demişse de Aynî kelimelerin başlarındaki Elif lâm'ların cinse delâlet ettiklerini, binâenaleyh orada hâzır bulunsun bulunmasın bütün insücinnin mümin ve müşrike şâmil olduklarını yâni bunların hepsinin secde etmiş olması gerektiğini söylemişdir. Necm suresindeki secde âyetine varınca bütün insücinnin, ağaçların hattâ mürekkeple kalemin dahî secde ettiğini bildiren rivayetlerde vardır. Bunların isnâdları sahîhdir. Müşriklerin secde etmesi bâzı ulemânın beyânına göre surede Lât ve Uzzâ gibi putlarının zikri geçmesindendir

264

Haddāb b. Khālid al-Azdī narrated to us (he said): Ḥammād b. Salama narrated to us from Abū 'Imrān and Thābit, and they from Anas b. Mālik, that the Messenger of Allah (peace and blessings of Allah be upon him) said: "Four people will be brought out of Hellfire and presented before Allah. One of them will turn and say: 'My Lord, since You have brought me out of it, do not return me to it again.' And Allah will save him from it.

Narrated by Muslim alone; Tuḥfat al-Ashrāf, 347, 1073.


NAWAWI'S COMMENTARY (for hadiths numbered 471–473):

(471) "Yazīd al-Faqīr narrated to me." His name is Yazīd b. Suhayb al-Kūfī, later al-Makkī. His kunya is Abū 'Uthmān. The reason he was called "al-Faqīr" (the poor/the one with a spinal ailment) is that he suffered from a disease in his back. He was in pain from it unless he bent and stooped forward.

"Some people… until they enter Paradise." The roundness of the face refers to the sides that surround the face. The meaning of these expressions is: the fire of Hell does not consume the roundness of the face, because it is the place of prostration. Here the "roundness of the face" is mentioned, whereas in the earlier hadith "the places of prostration" were mentioned. The manner of reconciling both expressions together was explained there as well. Allah knows best.

"Some of the views of the Khawārij had taken hold in my heart." In the original manuscripts and narrations, the word meaning "had taken hold in my heart" is written with a ghayn. Qāḍī 'Iyāḍ (may Allah have mercy on him) also reports that it has been narrated with an 'ayn. Both carry a similar meaning: that is, this thought had adhered to the membrane of my heart. As for the view of the Khawārij — we have previously noted on several occasions that they held the opinion that those who commit major sins will remain eternally in Hellfire, and that whoever enters Hell will never come out of it again.

"We set out with the intention of performing Hajj and then going out among the people." That is, we (3/50) departed from our land in a large group, first to perform Hajj, and then to openly declare the doctrine of the Khawārij among the people, call others to it, and propagate it.

"But he said that certain people would come out of Hellfire." The verb za'ama used here — which we have translated as "said" — means "he claimed" or "he said." Its explanation was given at the beginning of this book, and the statements of the imams concerning it were also cited there. Allah knows best.

"They will come out like sesame stalks." The reference is to the well-known sesame plant from which oil is extracted. Imām Abū'l-Sa'ādāt al-Mubārak b. Muḥammad b. 'Abd al-Karīm al-Jazarī, known as Ibn al-Athīr (may Allah have mercy on him), says: When sesame roots are uprooted and left in the sun so that their seeds can be removed, they become thin and dark as if burned. These people are likened to them.

I searched long and inquired extensively into what this word actually is, but I could not find any information that would satisfy me on the matter. However, in all likelihood, the wording has been corrupted in transmission. In all probability, the original word should be sa'sam stalks (wood), which is a black type of wood like ebony. These are the words of Abū'l-Sa'ādāt. What he refers to as sa'sam — noting that the medial mīm is not recorded and that the second sīn carries a fatḥa — has also been described in the same way by al-Jawharī and others

Qāḍī 'Iyāḍ says: The meaning of the word "sesame" here is unknown. Most likely its correct form should be "sa'sam wood." This possibility is stronger. It is a black type of wood, and it has been said that it is ebony itself. The author of al-Maṭāli' says: Samāsim is originally used for every weak, fragile plant such as sesame and coriander. Others say it is probably asam with a hamza, which also means ebony — so they are being likened to it on account of their blackness, like ebony. (3/51)

This is a brief summary of what these scholars have said on the matter. However, the preferred view is that it is "sesame," as we have recorded it, in accordance with what Abū'l-Sa'ādāt explained. It should also be noted that in many of the original manuscripts, the word is written with an alif after the hā' — meaning "they are like sesame stalks" — but the correct form, as written in the majority of the authoritative manuscripts and books, is with a mīm after the hā'. The first form also has an acceptable explanation: the pronoun in it refers back to their forms (ṣuwar). That is, their forms are like sesame stalks. Allah knows best

"They will come out like sheets of paper." Qirṭās means a page upon which writing is written. They are likened to sheets of paper because after being washed in that river, they will become extremely white, and the blackness upon them will disappear.

"Woe to you! How could you think that this elderly man would lie about the Messenger of Allah (peace and blessings of Allah be upon him)?" The elderly man referred to here is Jābir b. 'Abdullāh (may Allah be pleased with him). This question carries the meaning of denial and rejection of such a belief — that is, it is absolutely inconceivable that he would lie; such a suspicion cannot exist.

"Then we returned…" That is, we returned from the Hajj and we did not raise the topic of the Khawārij's view at all. On the contrary, we fell silent and repented of it.

"Except for one man among us." He did not agree with us in abandoning that view.

"Or as Abū Nu'aym said" — the Abū Nu'aym referred to here is Faḍl b. Dukayn, who was named at the beginning of the isnād. He is the teacher of Muslim's teacher. What he did here is a well-known etiquette among narrators — namely, if a narrator transmitted a narration by meaning (rather than verbatim), he would say at the end of his narration, out of caution and out of concern that an alteration may have occurred: "or as he said.

(473) "Haddāb b. Khālid al-Azdī narrated to us… from Anas (may Allah be pleased with him)." All the narrators in this isnād are from Baṣra. The name "Haddāb" is also pronounced as Hudba. One of these is his given name and the other is his nickname, but there is disagreement as to which is which. (3/52) The explanation of this was given previously. Abū 'Imrān in the isnād is attributed to al-Jawnī, and his name is 'Abd al-Malik b. Ḥabīb. Thābit's attribution is al-Bunānī.

265

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Ebu'z-Zinâd'dan dinlediğim, onun da A'rac'dan, onun da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Birbiri ardınca bir takım Melekler geceleyin; bîr takım Melekler de gündüzleyin, sizin aranıza gelirler. Bunlar sabah namazı ile ikindi namazında bir araya toplanırlar. Sonra sizin aranızda geceleyenler semâya çıkarlar. Rableri, kullarının hâllerini pek âlâ bildiği hâlde onlara (kullarımı ne hâlde bıraktınız?) diye sorar. Melekler: — Onları namaz kılarken bıraktık. Kendilerine vardığımızda dahî namaz kılarken bulduk; derler.» buyurdular

266

{….} Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti, Ebu Hureyre: «Melekler birbiri ardınca size gelirler.» buyurdu; diyerek Ebu'z-Zinâd hadîsi tarzında rivâyetde bulunmuş. İzah için buraya tıklayın

267

Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Mervân b. Muâviyetel-Fezârî rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Ebî Halid haber verdi. (Dediki): Bize Kays b. Ebî Hâzim rivayet etti. Dediki: Cerîr b. Abdillâh'ı şöyle derken işitdim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında oturuyorduk. Ayın ondördü olan o gecede Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aya bir bakarak şöyle buyurdu: «Bakın buraya! Hiç şüphe yok ki sizler Rabbinizi şu ay'ı gördüğünüz gibi göreceksiniz. Onu görme hususunda üst üste sıkışıp bir birinizin üzerine yığılmıyacaksınız. Artık güneş doğmazdan ve batmazdan önce hiçbir namaz yâni sabah ve ikindi hususunda kendinize galebe çaldırmamak elinizden geliyorsa bunu yapın!» Sonra Cerîr : «Rabbini güneşin doğmasından ve batmasından önce hamdîyle tesbîh eyle!» [ Ta Ha 13 ] âyet-i kerîmesini okudu

268

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdullah b. Numeyr ile Ebu Usâme ve Veki' bu isnâdla rivayet ettiler. (Bu rivayetde) : «Bakın buraya! Hiç şüphe yok ki sizler Rabbinize arz olunacak ve onu şu ay'ı! gördüğünüz gibi göreceksiniz» buyurdu. Ve: «Sonra okudu.» demiş. Cerîr'i dememişdir. 634 üde okuyun

269

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb ve İshâk b. İbrahim hep beraber Vekî'den rivayet ettiler. Ebu Kureyb Dediki: Bize Veki, İbni Ebî Hâlid ile Mis'ar'dan ve Bahterî b. Muhtâr'dan naklen rivayet etti. Onlar da Ebu Bekir b. Umârate'bni Rueybe'den, o da babasından naklen dinlemişler. Demişki: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Güneşin doğmasından ve batmasından önce namaz kılan yâni sabah namazı ile ikindiyi edâ eden bir kimse asla cehenneme girmîyecekdirl» Bunun üzerine Basralılardan bir zât Rueybe'ye: — Bunu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den sen mi işittin? diye sormuş. Rueybe: — Evet! cevâbını vermiş. Soran zât: — Ben de şehâdet ederim ki onu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den, ben de dinledim. Onu kulaklarım dinledi; kalbimde belledi... demiş

270

Bana Ya'kub b. İbrahim Ed-Devrakî de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Ebî Bükeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Şeybân, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da İbni Umârate'bni Rueybe'den, o da tabasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Güneşin doğmasından ve batmasından önce namaz kılan kimse cehenneme girmez.» buyurdular. Rueyb'in yanında Basralılardan biri varmış. Rueyb'e: — Bunu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den senmi işittin? demiş. Rueybe: — Evet! Bununla onun aleyhine şehâdet ederim... cevâbını vermiş. Basralı zât: — Ben de şehâdet ederim. Vallahi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bunu senin kendisinden dinlediğin yerde söylerken dinledim, demiş. İzah Cerîr hadisini Buhârî «Mevâkitü's - Salât», «Tefsir» ve «Tevhîd» bahislerinde; Ebu.Dâvûd, Nesâî ve îbni Mâce Sünnet bahsinde muhtelif ravîlerden tahrîc etmişlerdir. «Kendinize galebe çaldırmamak elinizden geliyorsa bunu yapın ifâdesi namaza gelmekden kinayedir. Galebe çalacak şeylerden murâd da uyku ve dünya işi ile meşguliyet gibi namaza mâni olan şeylerdir. Hadîsin bir çok rivayetlerinde: «Sonra okudu.» denilmiş, âyeti kim okuduğu bildirilmemişdir. Bu yüzden ulemâ ihtilâfa düşmüş; bâzıları âyeti Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) okuduğunu, bir takımları da Cerîr okuduğunu iddia etmişlerdir. Babımızın Cerîr rivayeti okuyanın Cerîr olduğunu sarahaten beyân etmekle bu ihtilâflara son vermişdir. Okunan âyetteki tesbîhden murâd; namazdır. Mü'minlerin kıyâmetde, Allah Teâlâyı göreceklerini bildiren bu hadîsin bir çok muhtelif rivayetleri vardır. Nevevî diyorki: «Şüphesiz sizler Rabbinize arz olunacak ve onu şu ay'ı gördüğünüz gibi göreceksiniz...» ifâdesinden murâd : «Siz Allah'ı şek'siz, şüphesiz ve hiç bir meşakkatsiz; muhakkak sûretde göreceksiniz. Netekim şu ay'ı da hiç bir meşakkat çökmeden muhakkak sûretde görmektesiniz...» demekdir. Binâenaleyh buradaki teşbih görülen iki şey'i birbirine benzetmek değil; görmeyi görmeye benzetmekdir. Allah'ı görmek mü'minlere mahsûsdur. Küffâr, onu göremiyeceklerdir. Bâzıları Allah'ı bu ümmetin münafıkları da gorecekdir; demişlerse de bu kavil zayıf dır. Sahih olan ehl-i sünnetin cumhurunun kavlidir ki sâir küffâr gibi münafıklar da Allah Teâlâ yı göremiyeceklerdir...»

271

Bize Heddâb b. Hâlid El-Ezdi rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bana Ebu Cemrete'd-Dubai, Ebu Bekir'den, o da babasından naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim iki serinlik namazını kılarsa; cennete girdi demekdir.» buyurmuşlar

272

{….} Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki) : Bize Bişr b. Seriy rivayet etti. H. Bize İbni Hırâs dahî rivayet etti. (Dediki) : Bize Amr b. Asım rivayet etti. Bunlar toptan: Bize Hemmâm bu isnâdla rivayet etti, demişler; Ebu Bekir'in nesebini de bildirerek «Ebu Bekir b. Ebî Mûsâ» demişlerdir

273

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Hatim, —ki îbni İsmail'dir.— Yezîd b. Ebî Ubeyd'den, o da Selemetü'bnü Ekva'dan naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akşam namazını, güneş kavuşarak perde arkasına gizlendiği zaman kılarmış

274

Bize Muhammed b. Mihrân Er-Râzî rivayet etti. (Dediki): Bize Velîd b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Evzâî rivayet etti. (Dediki): Bana Ebu'n-Necâşî rivayet etti. Dediki: Ben Bâfi' b. Hadîc'i şöyle derken işittim: «Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde akşam namazını kılardık. Bizden birimiz namazdan çıkdıkdan sonra okunun düştüğü yerleri iyice görürdü.»

275

{….} Bize İshâk b. İbrahim El - Hanzali rivayet etti. (Dediki) : Ebu Şuayb b. İshâk Ed-Dimaşkî haber verdi. (Dediki) : Bize Evzaî rivayet etti. (Dediki): Bana Ebu'n-Necâşî rivayet etti. (Dediki) : Bana Rafi' b. Hadîc rivayet etti: «Biz akşam namazını kılardık...» diyerek yukarki hadîs gibi rivâyetde bulundu. İzah Bu hadîsi Buhârî «Mevâkîtü's-Salat» bahsinde; Ebu Dâvûd, Nesâî ve îbni Mâce dahî namaz bahsinde tahrîc et­mişlerdir. Hadîs muhtelif lâfızlarla rivayet edilmişdir. Ebu Dâvûd 'un, Enes (Radiyallahu anh) 'dan tahrîc ettiği rivâyetde: «Biz akşam namazını kılar sonra ok atardık. Her birimiz attığı okun yerini görürdü.» denilmiş; Kâ'd b. Mâlik rivayetinde: «Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akşam namazını kıldırır; sonra cemâat Benî Seleme kabilesinin oturduğu yerdeki ailelerinin nezdine dönerler ve hâlâ atılan okun düştüğü yerleri görürlerdi.» buyurulmuşdur. Ebu Hatim bu rivayet hakkında: «Sahîh olan, mürseldir.» demişdir. İmam Ahmed b. Hanbel'in rivayet ettiği Câbir hadisinde: «Biz, Benî Seleme'ye gelir hâlâ atılan okların yerini görürdük.» denilmektedir. Nesâî 'nin sahîh bir senedle: Eslem kabilesine mensub bir zâtdan tahrîc ettiği rivâyetde şöyle denilmektedir: «Biz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde akşam namazını kılar; sonra tâ Medine'nin kenarındaki evlerimize dönerdik. Sonra ok atar ve oklarımızın düştüğü yerleri görürdük.» Bu hadîsi Taberânî «El- Mu'cemü'l - Kebîr»inde, Zeyd b. Hâlid (Radiyallahu anh) 'dan şu lâfızlarla tahrîc etmişdir: «Biz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde akşam namazını kılardık; sonra namazdan çıkar; çarşıya gelir ve hâlâ atılan okların düştüğü yerleri görürdük.»

276

Bize Amr b. Sevvâd El-Âmiri ile Harmeletü'bnü Yahya rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus haber verdi; ona da İbni Şihâb haber vermiş. Demişki: Bana Urvetü'bnü Zübeyr haber verdi, ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe şöyle demiş : — «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gecelerden bir gece yatsı namazını karanlık basıncaya kadar geciktirdi. Ateme denilen namaz işte budur. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (o gece hücresinden erken) çıkmadı. Nihayet Ömerü'bnü'l-Hattâb: Kadınlarla çocuklar uyudu; dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Namaza) çıktı. Ve mesciddekilerin yanına varınca, onlara: «Bu namazı sizden başka yeryüzünde yaşıyanlann hiç biri bsklemez.» buyurdular. Bu (söylediklerim) islâmiyet henüz insanlar arasında yayılmazdan evveldi.» Harmele, kendi rivayetinde şunu ziyâde eyledi: «ibni Şihâb Dediki: Bana anlatıldığına göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Resûlullâha namaz hususunda ısrar etmeye hakkınız yokdu.» buyurmuş. Bunu Ömerü'bnü'l-Hattâb seslendiği vakit söylemiş

277

{….} Bana Abdülmelik b. Şuayb b. Leys rivayet etti. (Dediki) : Bana babam, dedemden, o da Ukayl'den, o da İbni Şihâb'dan bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etti. Ama Zührî'nin: -Bana anlatıldığına göre.» dediğini ve ondan sonraki sözlerini söylemedi

278

Bana İshâk b. İbrahim ile Muhammed b. Hatim, ikisi birden Muhammed b. Bekr'den rivayet ettiler. H. Bana Hârûn b. Abdillâh dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. H. Bana Haccâc b. Şâir ile Muhammed b. Râfi' de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Abdürrezzak rivayet etti. Hepsinin lâfızları birbirine yakındır. Bu râviler toptan: Bize ibni Cüreyc rivayet etti; demişler, ibni Cüreyc demişki: Bana Mugîratü'bnü Hakim, Ümmü Külsüm binti Ebî Bekir'den naklen haber verdi. Ümmü Külsüm de, Mugîra'ya, Aişe'den naklen haber vermiş. Aişe şöyle demiş: «Bir gece Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatsı namazını gecenin geç vakitlerine geciktirdi. O derecede ki gecenin çoğu gitti ve mescide gelenler uyudu. Sonra (mescide) çıkarak namazı kıldırdı ve: «Bu namazın vakti işte budur. (Ama) ümmetime meşakkat vermiş olmasam I» buyurdu. Abdürrezzâk'ın rivayetinde: «Bu vakit ümmetime zor gelmese!» ifâdesi vardır

279

Bana Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler, İshâk (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. Züheyr: Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da Hakem'den, o da Nâfı'den, o da Abdullah b. Ömer'den naklen rivayet etti; dedi. Abdullah şöyle demiş: Bir akşam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i yatsı namazı için bekledik durduk. Derken gecenin üçte biri gittiği zaman yahut daha sonra yanımıza çıktı. Kendisini ailesi hususunda bir şeymi yoksa daha başka bir şeymi meşgul etti bilmiyoruz. Yanımıza çıktığı zaman: «Gerçekten siz öyle bir namaz bekliyorsunuz ki, onu sizden başka hiç bir dîn ehli beklemez; eğer ümmetime ağır gelmeseydi, onlara (yatsıyı) mutlaka bu saatde kıldırırdım.» buyurdular. Sonra müezzine emretti, o da namaza ikaamet getirdi ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Seliem) namazı kıldırdı

280

Bana Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana Nâfi' haber verdi. (Dediki): Bize Abdullah b. Ömer rivayet! etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gece yatsı namazından alıkonularak, onu geciktirdi. Hattâ biz mescidde uyuduk. Sonra uyandık, sonra yine uyuduk sonra uyandık. Nihayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza çıktı ve: «Bu gece yeryüzünde sizden başka bu namazı bekleyen hiç bir kimse yokdur.» buyurdular

281

Bana Ebu Bekir b. Nâfi' El-Abdi de rivayet etti. (Dediki) : Bize Behz b. Esed El-Ammi rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'den naklen rivayet ettiki kendileri, Enes'e, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in yüzüğünü sormuşlar, Enes: Bir gece Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatsıyı gecenin yarısına yahut gecenin yarısı hemen hemen geçmek üzere bulunduğu ân'a kadar geciktirdi. Sonra gelerek: «Şüphesiz ki halk namazlarını kılmışlar ve uyumuşlardır. Sizler ise namazı beklediğiniz müddetçe namazdasınız!» buyurdu. Enes: Gümüşten ma'mûl yüzüğünün pırıltısını hâlâ görür gibiyim; demiş ve küçük parmağı ile işaret ederek sol elinin parmağını kaldırmış

282

Bana Haccâc b. Şâir de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Zeyd Saîd b. Rabî' rivâyet etti. (Dediki): Bize Kurratü'bnü Hâlid Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: «Bir gece Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'i bekledik. O derecede ki gecenin yarısına yakın bir vakit oldu. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek namazı kıldırdı. Arkasından yüzünü bize çevirdi; Elindeki gümüş yüzüğün pırıltısını hâlâ görür gibiyim.»

283

{….} Bana Abdullah b. Sabbâh El-Attâr da rivayet etti. (Dediki) : Bize Ubeydullâh b. Abdilmecîd El - Hanefî rivayet etti. (Dediki) : Bize Kurra bu isnâdla rivayet etti. Ama: «Sonra yüzünü bize çevirdi.» cümlesini anmadı

284

Bize Ebu Âmir El-Eş'arî ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Usâme, Büreyd'den, o da Ebu Bürde'den, o da Ebu Musa'dan naklen rivayet etti. Ebu Mûsâ şöyle demiş: Ben ve gemide benimle beraber gelen arkadaşlarım Buthân sahasına inmişdik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'de bulunuyordu. Her gece yatsı namazı zamanında arkadaşlardan bir kaç kişi nevbetle Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in. yanına gidiyorlardı. (Bir defasında) arkadaşlarımla ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'i kendine âid bir işle biraz meşgul bulduk, hattâ namazı gecenin yarısı oluncaya kadar geciktirdi. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çıkarak cemaata namazı kıldırdı. Namazını bitirdikden sonra yanındakilere: «Ağır olun! Sizlere bildiriyorum. Müjdeler olsun ki, insanlar içinde sizden başka bu saatte namaz kılan hiç bir kimsenin bulunmaması Allah'ın size olan ni'metlerinden biridir.» Yahut: «Bu saatde sizden başka hiç bir kimse namaz kılmamıştır.» buyurdu. Râvîler «Bu iki cümlenin hangisini söylediğini kestiremiyoruz» dediler. Ebu Mûsâ demiş ki: «Bunun üzerine biz de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den dinlediklerimize sevinerek yerimize döndük

285

Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. Dediki: Atâ'ya: «İnsanların ateme dedikleri yatsıyı gerek imam gerekse yalnız olarak ne zaman kılmamı dilersin? dedim. Atâ' şunları söyledi: — Ben, İbni Abbâs'ı şöyle derken işittim: Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir akşam yatsıyı geç kıldırdı. O derecede ki cemâatdan bâzıları uyuyup uyandılar ve tekrar uyudular uyandılar. Bunun üzerine Ömerü'bnül-Hattâb ayağa kalkarak: (Namaza!..) diye seslendi. Atâ' dedi ki: İbni Abbâs: «Derken Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çıktı. Başından su damladığını ve elini başının yarısına koyarak geldiğini şimdi görüyor gibiyim, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Eğer ümmetime meşakkat vermese kendilerine yatsıyı hep böyle kılmalarını emrederdimI.. buyurdular dedi. İbni Cüreyc demiş ki: Atâ'dan, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in elini başına nasıl koyduğunu, îbni Abbâs'in haber verdiği gibi tesbît etmesini istedim. Atâ', bana parmaklarını biraz araladıktan sonra, parmak uçlarını başının tepesine koydu; sonra onları yatırdı. Ve öylece başının üzerinde gezdirdi. Hatta baş parmağı yüz tarafından kulağının kenarına dokundu. Sonra şakaklarına ve sakalının kenarına gezdirdi. Hiç bir yerini az veya çok değil hep bu karar mesh etti, Atâ'ya: «Sana o akşam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in yatsıyı ne kadar geciktirdiği söylendi?» dedim. — Bilmiyorum, dedi. Atâ' demiş ki: Benim için imam da olsam yalnız da kılsam yatsıyı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in o gece kıldığı gibi geç kılmak daha mu'teberdir. Eğer yalnız kıldığın hâlde sana yahut cemaata imam olduğun hâlde cemaata bu ağır geliyorsa o hâlde ne acele ne de geç olmaksızın ortada kıl!»

286

Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybetü'bnü Saîd ve Ebu, Bekir b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Yahya (Bize haber verdi) tâbirini kullandı; ötekiler ise: Bize Ebu'l-Ahvas, Simâk'dan, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti; dediler. Câbir: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatsı namazını te'hîr ederdi.» demiş

287

Bize Kuteybetü'bnü Saîd ile Ebu Kâmil El-Cahderî de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Avâne, Simâk'dan, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bütün namazları aşağı yukarı sizin namazınız gibi kılardı. Yalnız yatsı namazını sizin kıldığınızdan biraz sonraya geciktirirdi. Namazı hafif kıldırırdı.» Ebu Kâmil'in rivayetinde: «Hafif tutardı...» denilmişdîr. İzah için 644 de bakın

288

Bana Züheyr b. Harb ile İbni Ebî Ömer de rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne, İbni Ebu Lebîd'den, o da Ebu Seleme'den, o da Abdullâh b. Ömer'den naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Sakın Bedeviler (şu) namazınızın ismi hususunda sîze galebe çalmasınlar! Dikkat edin! Bu namaz yatsıdır. Bedeviler develer sebebiyle yatsıyı gecenin karanlığına bırakırlar (da onun için ona ateme adı verirler.) buyururken işittim

289

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Abdullah b. Ebî Lebîd'den, o da Ebu Selemete'bni Abdirrahmân'dan, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sakın Bedeviler yatsı namazınızın İsmi hususunda size galebe çalmasınlar! Zîra o namaz Allah'ın Kitabında ışâ' (diye anılmış) dır. Bu namaz develeri sağmakla meşgul olurken karanlığa kalır (da onun için Bedeviler ona ateme derler).» buyurdular

290

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ile Amrü'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb topdan Süfyân b. Uyeyne'den rivayet ettiler. Amr Dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Urve'den, o da Aişe'den naklen rivayet ettiki, Mu'min kadınlar sabah namazını Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde kılar; sonra çarşaflarına bürünerek evlerine dönerler, onları kimse tanımazmış

291

Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki) : Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki) : Bana Yûnus haber verdi. Ona da ibni Şihâb haber vermiş. Demiş ki: Bana Urvetü'bnü Zübeyr haber verdi ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe şöyle demiş: «Gerçekten mu'min kadınlardan bâzıları çarşaflarına sarınarak Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber sabah namazına gelirlerdi. Sonra evlerine dönerler (fakat) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı alaca karanlıkda kıldırdığı için tanınmazlardı.»

292

Bize Nasr b. Aliy El-Cehdamî ile İshâk b. Mûse'I - Ensârî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ma'n, Mâlik'den, o da Yahya b. Saîd'den, o da Amre'den, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Aişe şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazını kılardı da kadınlar Çarşaflarına sarınarak dağılırlar; alaca karanlıkdan dolayı tanınmazlardı.» Ensârî kendi rivayetinde müteleffifât» tâbirini kullandı. İzah Bu hadîsi Buhari «Namaz» bahsinin bir iki yerinde; Ebu Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbni Mâce dahî «Namaz» bahsinde tahrîc etmişlerdir. Müteleffiât; tâbiri «Mü teleffif ât» şeklinde de rivayet edilmişdir. Ekseri rivayetler müteleffiât kelimesi ile vârid olmuşlardır. Her iki kelimenin mânâları «Bürünerek» demekse de aralarında fark vardır. Esmaî'nin beyânına göre, müteleffiât: Hiç bir tarafı görünmemek şartı ile âdeta çul ile sarınır gibi sarınanlardır. Bâzılarına göre kadınların bu şekilde sarındıkları örtüye «Lifâ» derler. El-Muvatta» şerhinde şöyle denilmişdir: «Teleffu': Elbiseyi başın üzerine koyarak; onunla sarınmakdır. iltifâ'; ancak başı Örtmekle olur. (İltifâ', istimal gibidir, yânî gelişi güzel sannmakdan ibarettir.) deyenler hatâ etmişdir. Teleffüf ise başını örtmekle olduğu gibi açmakla da tehakkuk eder.» Mirt: Kazzâz'in beyânına göre çarşaf demekdir. Bâzıları mırt'ın ipek, yün veya ketenden yapma bir örtü olduğunu söylerler. Bir takımları, bunun yeşil elbise demek olduğunu; diğerleri de siyah kıl'dan yapma elbise olduğunu söylemişlerdir. Mırt'ın çizgili elbiseler demek olduğunu söyleyenler hattâ gömleğe mırt denildiğini ileri sürenler de olmuştur. Bunu kadınların giymediği söylenirse de «El-Muvatta» şârihi Abdülmelik: «Mırt ince yünden yapılmış dört köşeli hafif elbisedir. O zamanın kadınları bununla örtünürlerdi.» demişdir. Kadınların tanınmaması yâ karanlık devam ettiği için yahut sımsıkı sarınıp büründüklerindendir. Aynî bu cümleyi îzâh ederken: «En iyisi onların kadın mı, erkek mi olduklarını kimse tanımaz. Görenlerin gözüne yalnız bir karaltı görünürdü; demekdir,» şeklinde mutâlea beyân etmişdir

293

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Gunider, Şu'be'den rivayet etti. H. Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbııi Beşşâr da rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Sa'd b. İbrahim'den, o da Muhammed b. Amr b. El-Hasen b. Alî'den naklen rurâyet etti. Şöyle demiş: «Haccâc, Medine'ye gelince (namazları geciktirmeye başladı.) bunun üzerine Câbir b. Abdillâh'a (Namaz vakitlerini) sorduk. Câbir: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğleyi zeval vaktinde, ikindiyi güneş henüz berrak iken, akşam'ı güneş battığı vakit kılardı; yatsıyı bazen te'hîr eder; bazen de vakti girdiği gibi kılardı. Ashabın toplandıklarını görürse vaktin evvelinde kıldırır; geciktiklerini görürse te'hîr ederdi. Sabah namazını onlar yahut Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) alaca karanlıkda kılardı.» dedi

294

Bize bu hadîsi Ubeydullah b. Muaz dahî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki) : Bize Şu'be, Sa'd'dan rivayet etti. O da Muhammed b. Amr b. El-Hasen b. Alî'den dinlemiş Muhammed: «Haccâc namazları te'hîr ederdi; bunun üzerine biz Câbir b. Abdillâh'a sorduk...» diyerek Gunder'in hadîsi gibi rivâyetde bulunmuş. İzah Bu hadîsi Buhârî «Namaz» ve Mevâkîtü's-Salat» bahislerinde; Ebu Dâvûd ile Nesâî de «Namaz» bahsinde tahrîc etmişlerdir. Haccâc: Irak valisi İbni Yûsûf'es-Sekafî 'dir. Medine'ye dahî Abdülmelik b. Mervân tarafından (74) târihinde vali olarak gönderilmişdir. Hadîsin birinci rivayetinde Hz. Câbir b. Abdillâh 'a sorulan şey'in ne olduğu bildirilmemişse de, ikinci rivayetinde: Haccâc namazları te'hîr ediyordu; bunun üzerine biz, Câbir b. Abdillâh'a sorduk» denilerek sordukları şey'in namaz vakitleri olduğuna işaret edilmişdir. Hâcira: Sıcağın şiddeti demekdir. Bundan murâd zevalden hemen sonra gelen zamandır. Çünkü hâcira; hicret'den alınmadır. Hicret terk etmek demekdir. Sıcağın şiddetinden o zamanda insanlar işi gücü bırakarak istirahata çekildikleri için ona bu ismi vermişlerdir. Hadîsin sonundaki: «Sabah namazını onlar yahut Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) alaca karanlıkda kılardı.» cümlesinde râvi Câbir (Radiyallahu anh) şekketmişdir

295

Bize Yahya b. Habîb El-Hârisî de rivayet etti. (Dediki): Bize Hâl/d b. El-Haris rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Bana Seyyar b. Selâme haber verdi. Dediki: Babamı, Ebu Berze'ye, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in namazını sorarken işittim. Râvî demiş ki: Ben Seyyâr'a : Bunu .sen mi işittin? dedim, Seyyar: —Hem de şimdi seni nasıl işitiyorsam öyle (işittim.) dedi. Ve sözüne şöyle devam etti: — Babamı, ona Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını sorarken işittim. Ebu Berze şu cevâbı verdi: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu (yâni yatsı namazını) bazen gecenin yarısına kadar te'hîr etmekde beis görmüyordu. Yatsıdan önce uyumayı ve ondan sonra konuşmayı sevmezdi. Şu'be demiş ki: «Sonra ben, Seyyâr'a rastlıyarak kendisine sordum. Seyyar şöyle dedi: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğleyi güneşin zevalinden sonra, ikindiyi bir insanın, güneş dipdiri iken Medine'nin en uzak yerine gidebileceği bir zamanda kılardı. Akşam namazı hakkında hangi vakti söylediğini bilmiyorum.» Şu'be demiş ki: Bir zaman sonra Seyyâr'a yine tesadüf ederek, kendisine sordum. Seyyar şu cevâbı verdi : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazını kıldırır; namazdan çıktıkdan sonra insan tanıdığı ahbabının yüzüne bakınca, onu tanırdı. Sabah namazında altmışdan, yüz'e kadar âyet okurdu.»

296

Bize Ubeydullâh b. Muâz rivayet etti. (Dediki) : Bize babam rivayet etti. (Dediki) : Bize Şu'be, Seyyar b. Selâme'den rivayet etti, demiş ki: Ebu Berze'yi şöyle derken işittim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bazen yatsı namazını gece yarısına kadar te'hîr etmekde bir beis görmezdi. Yatsıdan evvel uykuyu, ondan sonra konuşmayı sevmezdi.» Şu'be demiş ki: «Sonra Seyyâr'a başka bir defa rastladım. O defa Seyyar (yahut gecenin üçte birine) dedi.»

297

Bize bu hadîsi Ebu Kûreyb de rivayet etti. (Dediki) : Bize Süveyd b. Amr El-Kelbî Hammâd b. Seleme'den, o da Seyyâr b. Selâme Ebu Minhâl'den naklen rivayet etti. Demişki: Ben, Ebu Berzete'l-Eslemî'yi şöyle derken işittim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatsıyı gecenin üçte birine kadar te'hîr ederdi. Yatsıdan önce uykuyu ve ondan sonra konuşmayı sevmezdi. Sabah namazında yüzle altmış arası âyet okurdu. Namazdan biri birimizin yüzünü tanıyacak kadar aydınlık olduğu zaman çıkardı.» İzah için buraya tıklayın

298

Bize Halef b. Hîşâm rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd rivayet etti. H. Bana Ebu'r-Rabi' Ez-Zehrânî ile Ebu Kâmil El-Cahderî de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Hammâd, Ebu îmrân El-Cevnî'den, o da Abdullah b. Sâmit'den, o da Ebu Zerr'den naklen rivayet etti. Ebu Zerr şöyle demiş: Bana Resulullah (Sallallahu Aleyhi ye Sellem) : «Sana namazı vaktinden geri bırakan yahut vaktinden (çıkararak) namazı öldüren emirler, âmir olunca acaba hâlin nice olacak?» buyurdular. Ben: — Bana ne emir buyurursun dedim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namaz'ı vaktinde kıl! Eğer ona o emirlerle birlikde yetişirsen tekrar kıl! Çünkü bu senin için nafile olur.» buyurdu. Halef: «Vaktinden» sözünü zikretmedi

299

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Ca'ler b. Süleyman, Ebu İmrân El-Cevnî'den, o da Abdullah b. Sâmit'den, o da Ebu Zerr'den naklen haber verdi. Ebu Zerr şöyle demiş: Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Yâ Ebâ Zerr! Hiç şüphe yok ki benden sonra namazı öldüren bir lakım emirler gelecekdir. Ama sen namazı vaktinde kıl! Eğer vakti içinde o namazı (tekrar) kılarsan bu senin için nafile olmuş olur; tekrar kılamazsan sen namazını ihraz etmiş olursun.» buyurdular

300

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdullah b. İdrîs, Şu'be'den, o da Ebu İmrân'dan, o da Abdullah b. Sâmit'den, o da Ebu Zerr'den naklen rivayet etti. Ebu Zerr şöyle demiş: Halîlim, bana (başımdaki âmirim) elleri ayakları kesilmiş bir köle de olsa (onu) dinleyip, kendisine itaat etmemi ve namazı vaktinde kılmamı tavsiye buyurdu. (Şunu da ilâve etti) : «Eğer cemaata namazlarını kıldıkdan sonra yetişirsen, sen namazını ihraz etmiş olursun. Böyle olmaz da onların namazına yetişirsen bu, senin için bir nafile olur.»

301

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ile Amru'n-Nakid rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Haşim b. Kasim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şeyban, Hilal b. Ebi Humeyd'den, o da Urve b. ez-Zübeyr'den, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Aişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şifa bulmadığı hastalığında: "Allah yahudilere ve hristiyanlara lanet etsin! Nebilerinin kabirlerini mescid yaptılar." buyurdu. Aişe: "Eğer bu endişe olmasaydı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kabri açıkta bulundurulacaktı. Lakin onun da mescid ittihaz edilmesinden korkuldu." demiş. İbn Ebi Şeybe'nin rivayetinde "Eğer bu olmasa" ibaresi vardır; fakat "Aişe demiş" sözünü zikretmemiştir.

302

Bana Yahya b. Habib el-Harisî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Halid b. el-Haris rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Büdeyl'den rivayet etti. Dedi ki: Ben Ebu'l-Aliye'yi, Abdullah b. Samit'ten, o da Ebu Zerr'den naklen rivayet ederken işittim. Ebu Zerr şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyluğuma vurarak: "Namazı vaktinden geri bırakan bir kavmin içinde kaldığın zaman acep hâlin nasıl olacak?" buyurdu. Ebu Zerr: "Sen ne buyurursun?" dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Namazı vaktinde kıl! Sonra işine git! Şayet sen mescidde iken namaza ikamet getirilirse sen de kıl!" buyurdu.

303

Bize Âsim b. Nadr Et-Teymî de rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. El-Haris rivayet etti, (Dediki): Bize Şu'be, Ebu Neâme'den, o da Abdullah b. Sânıit'den, o da Ebu Zerr'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Namazı vaktinden te'hîr eden bir kavmin içinde kaldığın vakit acep hâlin (yahut acep hâliniz) ne olacak? Ama sen namazı vaktinde kıl! Sonra o namaza (tekrar) ikaamet getirilirse cemaatla beraber yine kıl!i Çünkü namaz hayır ziyâdesidir.» buyurdular

304

Bana Ebu Gassân El-Mismaî de rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz — ki İbni Hişâm'dir — rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Matar'dan, o da Ebu'l-Âliye El-Berra'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Abdullah b. Sâmit'e: «Biz cum'a günü namazı bir takım emirlerin arkasında kılıyoruz. Onlar da namazı te'hîr ediyorlar.» dedim. Abdullah uyluğuma öyle bir vurdu ki canımı yaktı ve: — Ben bu mes'eleyi Ebu Zerr'e sordum, o da benim uyluğuma vurarak: Ben bu mes'eleyi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sordum da: «Namazı vaktinde kılın! Cemaatla beraber kılacağınız namazı da nafile yapın!» buyurdular; dedi. Abdullah da: «Bana anlatıldığına göre Nebiyyullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebu Zerr'in uyluğuna vurmuş.» demiş

305

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e îbni Şihâb'dan duyduğum, onun da Saîd b. El-Müseyyeb'den, onunda Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Cemaatla kılınan namaz, sizden birinizin yalnız başına kıldığı namazdan yirmi beş cüz' daha faziletlidir.» buyurmuşlar

306

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâ'lâ, Ma'mer'den, o da Zührî'den, o da Saîd b. El-Müseyyeb'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Efendimiz: «Cemâat içinde kılınan bir namaz, kişinin yalnız kıldığı namaz üzerine yirmibeş derece daha faziletlidir.» buyurmuş ve şunu söylemişdir: «Gece melekleri ile gündüz melekleri de sabah namazında toplanırlar.» Ebu Hureyre: «İsterseniz şu âyeti okuyun: «Sabah namazını da kıl! Çünkü sabah namazı şahitlidir [ İsra 78 ].» demiş

307

{….} Bana Ebu Bekir b. İshak da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebul-Yeman rivayet etti. (Dediki): Bize Şuayb, Zühri'den naklen haber verdi. Demişki: Bana Said ile Ebu Seleme haber verdiler ki, Ebu Hureyre: «Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'i şöyle buyururken işittim.» diyerek Abdü'l-â'Iâ'nın, Ma'mer'den rivayet -ettiği hadis gibi rivâyetde bulunmuş. Ancak (Burada) : «Yirmibeş cüz» tâbirini söylemiş

308

Bize Abdullah b; Meslemete'bni Ka'neb de rivayet etti. (Dediki): Bize Eflâh, Ebu Bekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm'den, o da Selman-ı Eğarr'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cemaatla kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan yirmibeş derece (ziyâde)'ye denk olur.» buyurdular

309

Bana Harun b. Abdillâh ile Muhammed b. Hatim rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Haccac b. Muhammed rivayet etti. Dediki: İbni Cüreyc şunu söyledi: Bana Ömer b. Atâ' b. Ebî'l-Huvâr haber verdi ki kendisi bir defa Nâfî' b. Cübeyr b. Mut'im ile birlikde otururken ansızın yanlarından Zeyd b. Zebbân'ın damadı Cüheynelilerin âzâdlısı Ebu Abdillâh geçmiş. Nâfi', onu çağırarak demiş ki: Ben Ebu Hureyre'yi şöyle derken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İmamla beraber kılınan bir namaz, kişinin yalnız başına kıldığı yirmi beş namaz’dan daha faziletlidir.» buyurdular. İzah 650 de. Öneri: önce 650 deki izahı okuyup sonra bu sayfaya dönün ve aşağıdaki link ile mezkur sayfaya gidin! Bu Sayfa’nın devamı niteliğindeki sayfa’yı okumak için! Buraya tıklayabilirsiniz

310

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Malik'e, Nâfi'den duyduğum, onun da ibni Ömer'den rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cemaatla kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan yirmiyedi derece daha faziletlidir.» buyurmuşlar

311

Bana Züheyr b. Harb ile Muhammed b. El-Müsennâ da rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Yahya b. Ubeydullâh rivayet etti.. Dediki: Bana Nâfi', ibni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den naklen haber verdi, Efendimiz: «Bir kimsenin cemâat içinde kıldığı namazı, yalnız başına kıldığı namazından yirmiyedi derece ziyâdedir.» buyurmuşlar

312

{….} Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki) : Bize Ebu Usâme ile İbni Numeyr rivayet ettiler. H. Bize İbni Numeyr dahî rivayet etti. (Dediki) : Bize babam rivayet etti. Bunların ikisi de : Bize Ubeydullâh bu isnâdla rivayet etti; demişlerdir. İbni Numeyr, babasından naklen «Yirmi küsur.» dedi. Ebu Bekir ise kendi rivayetinde «Yirmiyedi derece» dedi

313

{….} Bize bu hadîsi İbni Râfi' de rivayet etti. (Dediki) : Bize İbni Ebî Füdeyk haber verdi. (Dediki) : Bize Dahhâk, Nâfi'den, o da İbni Ömer'­den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdiki: «Yirmi küsur.» buyurmuşlar

314

Bana Amru'n-Nakid rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyan b. Uyeyne, Ebu'z-Zinad'dan, o da A'rec'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir namazda bazı kimseleri görememiş, bunun üzerine şöyle buyurmuş: "Vallahi içimden öyle geldi ki bir adama cemaate namaz kıldırmasını emredeyim; sonra o cemaate gelmeyen bir takım adamlara gideyim; onlar hakkında emir vereyim de odun demetleriyle evlerini üzerlerine cayır cayır yaksınlar! Bunlardan biri yağlı bir kemik bulacağını bilse ona (yani yatsı namazına) mutlaka gelirdi."

315

Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb de rivayet ettiler. Lâfız onlarındır. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye, A'meş'den, o da Ebu Sâlih'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki münafıklara en ağır gelen namaz yatsı ile sabah namazlarıdır. Ama onlarda neler olduğunu bilseler emekliyerek bile olsa behemahâl onlara gelirlerdi. Vallahi içimden öyle geçti ki, namazı emredeyim de ikaamet getirilsin; sonra bir adama emredeyim de cemaata namazı kıldırsın; sonra yanlarında odun demetleri bulunan bir takım adamları beraberime alarak namaza gelmeyen güruha gideyim ve üzerlerine evlerini ateşle cayır cayır yakayım!» buyurdular

316

Bize Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den naklen rivayet etti. Hemmâm: Bize Ebu Hureyre'nin, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettikleri şunlardır... diyerek bir takım hadîsler zikretmiş; ezcümle şunları söylemiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Vallahi içimden öyle geçti ki, gençlerime benim için odun demetleri hazırlamalarını emredeyim! Sonra bir adama cemaata namazı kıldırmasını emredeyim; sonra bir takım evler, içlerindekilerin üzerlerine cayır cayır yakılsın!» buyurdular.

317

{….} Bize Züheyr b. Harb ile Ebu Kureyb ve İshâk b. İbrâhîm, Vekî'den, o da Ca'fer b. Burkaan'dan, o da Yezîd b. Esam'dan, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin benzerini rivayet ettiler. İzah 652 de

318

Bize Ahmed b. Abdillah b. Yunus rivayet etti. (Dediki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu İshak, Ebu'l-Ahvas'dan dinlemiş olmak üzere rivayet etti, o da Abdullah'dan rivayet etmişki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'aya gelmeyen bazı kimseler için: «Vallahi içimden öyle geldi ki, bir adama emredeyim de cemaata namazı kıldırsın! Sonra Cum'aya gelmeyen bir takım adamların evlerini yakayım!» buyurmuşlar. Diğer Tahric: Buhari Ezan bahsinin iki yeri; Ebu Davud ile Nesai salat

319

Bize Kuteybetü'bnü Said ile İshâk b. İbrahim, Süveyd b. Saîd ve Ya'kûb ed-Devraki hep birden Mervân el-Fezârî'den rivayet ettiler. Kuteybe Dediki: Bize Fezâri, Ubeydullah b. Esamm'dan rivayet etti. Demişki: Bize Yezîd b. Esamm, Ebu Hureyre'den rivayet etti. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e â'mâ bir zât geldi ve: Yâ Resûlâllah! Gerçekden beni, mescide götürecek yedekçim yok; diyerek, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den evinde kılmak için ruhsat istedi. O da kendisine ruhsat verdi. Â'mâ dönüp gittikten sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu çağırarak: «Sen namaz için okunan ezanı işitmiyor musun?» diye sordu, A'ma : — Evet! cevâbını verince, «Öyle ise ezana icabet et!» buyurdular

320

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr El-Abdi rivayet etti. (Dediki): Bize Zekeriyyâ b. Ebî Zaide rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülmelik b. Umeyr, Ebu'l-Ahvas'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Abdullah; «Vallahi ben nifakı malûm münâfıkdan yahut hastadan başka hiç birimizin namazdan geri kalmadığını görmüşümdür. Hasta olan bile iki adam arasına girerek mutlaka namaza gelirdi. Gerçekden Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize sünen-i hüdâyı öğretti : «Ezan okunan mescidde namaz kılmak da sönen-i hüdâdandır.» dedi

321

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Fadl b. Dukeyn, Ebu'I-Umeys'den, o da Alîy b. Akmer'den, o da Ebu'l-Ahvas'dan, o da Abdullâh'dan naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: «Kim yârın Allah'a, müslüman olarak kavuşmak isterse şu namazlara ezan okunan yerde devam etsin! Çünkü Allah, Nebiiniz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e sünen-i hüdâ'yı meşru kılmışdır. Bu namazlar da sünen-î hüdâdandır. Şayet cemâati terkedip, namazı evinde kılanın yaptığı gibi siz de evlerinizde kılarsanız Nebiinizin sünnetini terk etmiş olursunuz. Nebiinizin sünnetini terk ederseniz, muhakkak dalâlete düşersiniz. Hiç bir kimse yoktur ki tertemiz abdestini alsın, sonra şu mescidlerden birine gitsin de Allah, ona attığı her adım mukabilinde bir sevap yazmasın; her adım mukaabilinde onu bir derece yükseltmesin; ve her adım mukaabilinde onun bir günâhını affetmesin! Vallahi ben öyle günümüzü görmüşümdür ki nifaka malum münâfıkdan başka hiç birimiz cemâati terk etmiyordu. Vallahi insan iki kişi arasında; bacakları yerde sürünerek (mescide) getirilir de saffa durdurulurdu»

322

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bile Ebu'l-Ahvas, İbrahim b. Muhacir'den, o da Ebu'ş-Şahsa'dan naklen rivayet etti. Demişki: Mescidde Ebu Hureyre ile beraber oturuyorduk. Derken müezzin ezanı okudu ve bir adam, mescidden kalkıp gitti. Ebu Hureyre onu mescidden çıkıncaya kadar gözü ile takîp etti. Arkasından: "Şu adam yok mu, muhakkak Ebu'l-Kaasim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e isyan etti." dedi

323

Bize İbni Ebî Ömer El-Mekkî de rivayet etti. (Dediki). Bize Süfyan (yani İbni Uyeyne) Ömer b. Saîd'den, o da Eş'as b. Ebu-ş-Şa'sa El-Muharibî'den, o da babasından naklen rivayet etti. Babasj şöyle demiş: Etû Hureyre'den dinledim: Ezandan sonra mescidden çıkıp giden bir adam gördü de arkasından: "Şu adam yok mu! muhakkak Ebu'l-Kaasim {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e isyan etti." dedi

324

Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Mugîratü'bnü Selemete'l-Mahzum-i haber verdi, (Dediki): Bize Abdûlvâhid (yani ibni Ziyad) rivayet etti. (Dediki): Bize Osman b. Hakim rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahmân b. Ebî Amra rivayet etti. (Dediki): Osman b. Affân, akşam namazından sonra mescide girerek yalnız başına oturdu. Ben de yanına oturdum. Osman : — Ey kardeşim oğlu! Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i «Her kim yatsıyı cemaatla kılarsa, gecenin yarısını namazla geçirmiş gibi olur. Ve kim sabah namazını cemaatla kılarsa bütün gece namaz kılmış gibi olur.» buyururken işitim; dedi

325

{….} Bana bu hadisi Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Abdillâh El-Esedî rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. Dediki: Bize Abdürrezzak rivayet etti. Bunların ikisi de Süfyân'dan, o da Ebu Sehl Osman b. Hakîm'den bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. İzah 657 de

326

Bana Nasr b. Aliy El-Cehdamî rivayet etti. (Dediki): Bize Bişr (yâni İbni Mufaddâl) Hâlid'den, o da Enes b. Sîrîn'den naklen rivayet etti: Demişki: Ben, Cündeb b. Abdillâh'ı şöyle derken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim sabah namazını cemaatla kılarsa, o kimse Allah'ın zimmetindedir. Sakın Allah zimmetine âid bir şey'den dolayı sizî talep etmesin. Talep ettiği kimseyi de yetişerek, cehennem ateşine tepetaklak atmasın!» buyurdular

327

Bu hadîsi bana, Ya'kûb b. İbrahim Ed-Devrakî de riva­yet etti. (Dediki) : Bize İsmail, Hâlid'den, o da Enes b. Sîrîn'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Ben Cündeb-i Kasriyi şöyle derken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim sabah namazını cemaatla kılarsa, o kimse, Allah'ın zimmetindedir. Sakın Allah zimmetine âid bir şey'den dolayı sizi talep etmesin. Çünkü o kimi zimmetine âid bir şey'den dolayı talep ederse ona yetişir. Sonra onu yüzüstü cehennem ateşine atar!» buyurdular

328

{….} Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki) : Bize Yezîd b. Hârûn, Dâvûd b. Ebi Hind'den, o da el-Hasen'den, o da Cündeb b. Süfyan'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu isnadla rivayet etti. Ama Cündeb: «Onu cehennem ateşine tepesi öttü atmasın!» cümlesini söylememişdir

329

Bana Harmeletü'bnü Yahya Et-Tücîbî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yunus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi, ona da Mahmut b. Rabî El-Ensari rivayet etmişki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Bedr gazasına iştirak eden ashabından ve Ensardan İtban b. Malik Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: ''Ya Resulallah: Gözlerim seçmez oldu. Halbuki kavmime namaz kıldıran benim. Yağmurlar yağdığı zaman kavmimle aramızda bulunan dere akıyor; bende onların mescidine gidip kendilerine namaz kıldıramıyorum. Ya Resulallah! dilerimki evime gelerek bir yerde namaz kılasın! Bende o yeri namazgah yapayım!'' demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ''İnşaallah bunu yaparım!'' buyurmuşlar. İtban demişki: ''Ertesi gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Ebu Bekr-i sıddık gün yükseldiği vakit bana geldiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) izin istedi; kendilerine izin verdim. Ama o hiç oturmadan eve girdi, sonra: ''Evinin neresinde namaz kılmamı istiyorsun?'' dedi. Ben, evin bir köşesine işaret ettim. Bunun üzerine Resululullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz'a kalkarak tekbir aldı. Bizde onun arkasına durduk. Bize iki rek'at namaz kıldırdı sonra selam verdi. Biz Resululullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kendileri için hazırladığımız bir hazireyi yemeğe alıkoyduk. Derken o mahallenin erkeklerinden bir grup etrafımızı çevirdiler. Bu suretle evde birhayli adamlar toplandı. İçlerinden biri: ''Malik b. Ed-Duhşun nerede?'' diye sordu, diğer biri: ''O münafıktır: Allah ve Resulünü sevmez.'' Cevabını verdi. Bunun üzerine Resululullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ''Onun hakkında böyle şey söyleme! Görmüyormusunki Allah'dan başka bir ilah yoktur diyor ve bununla Allah'ın rızasını istiyor!'' buyurdu. Ashab: ''Allah ve Resulü bilir.'' dediler. (münafık diyen zat): ''Biz onun münafıklara hep böyle yüz verdiğini ve onlara karşı hayırhahlığını görüyoruz.'' Müteakiben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: ''Çünkü Allah (La ilahe illallah) diyerek bununla Allah'ın rızasını dileyen bir kimseyi Cehennem'e haram kılmıştır'' buyurdular. İbn-i Şihab demişki: ''Sonra ben, Beni Salim'den ve onların ileri gelenlerinden biri olan Husayn b. Muhammed El-Ensari'ye Mahmud b. Rabi hadisini sordumda, o da bu hususta onu tasdik etti.''

330

Bize Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd, ikisi birden Abdürrezzâk'dan rivayet ettiler. Demişki: Bize Ma'mer, Zührî'den naklen haber verdi. Demişki: Bana Mahmud b. Rabî', İtbân b. Mâük'den rivayet etti. İtbân; «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim...» demiş. Râvî hadisi, Yûnus'un hadîsi mânasında rivayet etmiş. Şu kadar var ki o: «Bir adam: Mâlikü'bnü'd-Dühşun yahut Duhayşin nerede? dedi.» demiş ve hadîse şunları ziyâde etmiş: «Mahmud Dediki: Ben bu hadisi, içlerinde Ebu Eyyûb El-Ensârî de bulunan birkaç kişiye rivayet ettim. Ebu Eyyûb bu senin söylediğini Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in söylemiş olacağını zannetmem; dedi. Bunun üzerine ben: Eğer Itb&n'ın yanına dönersem, bunu ona (tekrar) soracağıma yemin ettim. Ve hemen İtbân'ın yanına döndüm, onu, gözleri görmez olmuş; çok yaşlı bir ihtiyar olarak buldum. Hâla kavminin imamı idi. Yanıbaşına oturarak bu hadisi, ona sordum. Onu bana ilk defa nasıl rivayet ettiyse öylece rivâyetde bulundu.» Zührî demiş ki: «Bundan sonra bir çok farzlar ve başka şeyler nazil oldu ki işin artık onlara dayandığını görüyoruz. İmdi kimin aldanmamak elinden geliyorsa aldanmasın!»

331

Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki) : Bize Velid b. Müslim, Evzaî'den naklen haber verdi. Demiş ki: Bana Zührî, Mahnıud b. Rabî'dan rivayet etti. Demiş ki: Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bizim evde bir kovadan ağzına su alıp püskürttüğünü pek âla hatırlıyorum. Mahmud şöyle demiş: İşte bana İtbân b. Mâlik rivayet etti. İtbân Dediki: «Ben: Yâ Resûlallah! Benim gözlerim fenalaştı; dedim...» Râvî hadisi: «Bize iki rek'ât namaz kıldırdı. Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i kendileri için yaptığımız bir ceşîşeyi yemeye alıkoyduk.» cümlesine kadar rivayet etmiş; Yûnusla, Ma'mer'in hadisin sonuna yaptıkları ziyâdeyi söylememiştir. İzah için buraya tıklayın

332

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, İshâk b. Abdillâh b. Ebi Tâlha'dan dinlediğim, onun da Enes b. Mâlik'den rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Enes'in anne annesi Müleyke, kendi yaptığı bir yemeğe Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i davet etmiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de o yemekden yemiş; sonra: «Haydi kalkın da size namaz kıldırayım!» buyurmuşlar. Enes demiş ki: «Bunun üzerine ben kalkarak çok kullanılmakdan kararmış bir hasırımızı getirmeğe gittim ve onun üzerine biraz su serptim. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun üzerine namaza durdu. Yetim ile ben de arkasına safı olduk. Kocakarı da arkamıza durdu. (Böylece) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize iki rek'ât namaz kıldırdı. Sonra çekildi gitti.»

333

Bize Şeybân b. Ferrûh ile Ebu'r-Rabî', ikisi birden Abdülvâris'den rivayet ettiler. Şeybân Dediki: Bize Âbdülvâris, Ebu't-Tayyâh'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) insanların en güzel ahlâklısı idi. Bazen kendileri bizim evde iken namaz vakti gelirdi. Hemen altındaki yaygının temizlenmesini emreder; yaygı süpürtilürdü. Sonra Üzerine su serpilirdi; daha sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) imam olur; biz de arkasına durarak bize namaz kıldırıldı.» Enes'lerin yaygısı hurma yaprağındanmış

334

Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Hâşim b. El-Kaasim rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman, Sâbit'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza girdi. Evde ben, annem ve teyzem Ümmü Haram'dan başka kimse yoktu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kalkın size namaz kıldırayım!» buyurdu. (Bu teklif namaz vakti dışında idi) Bize namaz kıldırdı. Bir adam sâbit'e: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Enes'i nereye durdurmuş? diye sormuş. Sabit: Onu sağ tarafına durdurmuş; demiş. Enes demiş ki: Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize, hâne halkına, bütün dünyâ ve âhiret hayırlarını dua etti. Annem: — Yâ Resulallah! Bu senin hizmetkârçığındır. Allâha onun için duâ et!» dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benim için bütün hayırları duâ etti. Bana yaptığı duâ'nın sonu şöyle demek oldu : «Yâ Rabbî, bunun malını ve zürriyetini çoğalt, ve kendisine bu husûsda bereket ihsan eyle!»

335

Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Abdullah b. Muhtardan naklet rivayet etti, o da Musa b. Enes'i, Enes b. Malik'den naklen rivayet ederken dinlemiş. Enes'in rivayetine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Enes ile annesine yahut teyzesine namaz kıldırmış, Enes: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni sağ tarafına, kadını da arkamıza durdurdu.» demiş

336

{….} Bize bu hadîsi Muhammed b. El-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki) : Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. H. Bu hadîsi bana Züheyr b. Harb dahi rivayet etti. Dediki: Bize Abdurrahmân (yâni İbni Mehdi) rivayet etti. Dediki: Bize Şu'be bu isnâdla rivayet etti

337

Bize Yahya b. Yahya Et-Temimi rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh haber verdi. H. Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe dahî rivâyt etti. Dediki: Bize Abbâd b. Avvâm rivayet etti. Bunların ikisi de Şeybânî'den, o da Abdullah b. Şeddâd'dan naklen rivayet etmişler. Abdullah şöyle demiş: Bana Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Meymûne rivayet etti ve: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kılar; ben de onun hizasında bulunurdum. Bazen secde ettiğinde elbisesi bana dokunurdu. Küçük bir seccade üzerinde namaz kılardı.» dedi. İzah 661 de

338

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet etti. Bunlar hep birden A'meş'den rivayet etmişlerdir. H. Bana Süveyd b. Said rivayet etti. Dediki: Bize Ali b. Müshir rivayet etti. Bunlar hep birden A'meş'ten rivayet etmişlerdir. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize İsâ b. Yûnus haber verdi. (Dediki): Bize A'meş, Ebu Süfyân'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Bize Ebu Saîd-i Hudrî rivayet etti, ki: Kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girmiş de, onu bir hasır üzerinde namaz kılar; secde ederken bulmuş

339

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şey be ile Ebu Kureyb, ikisi birden Ebu Muâviye'den rivayet ettiler. Ebu Kureyb Dediki: Bize Ebu Muâviye; A'meş'den, o da Ebu Sâlih'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Demişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kişinin cemaatla kıldığı namaz, evinde ve pazarında kıldığı namazından yirmi kusur derece ziyâde olur. Bu da, şundandır: Cemâatdan biri abdest alır da onu tertemiz yapar; sonra mescide gider, kendisini namazdan başka hiç bir şey harekete geçirmez, namazdan başka hiç bir niyeti de olmazsa mescide girinceye kadar attığı her adıma mukabil ona bir derece yükseltilir. Ve yine attığı her adıma mukabil bir günâhı bağışlanır. Mescide girdiği zaman dahî kendisini orada namaz hapsettiği müddetçe namazda sayılır. Böylesi namaz kıldığı meclîsde bulunduğu müddetçe melekler kendisine salât eyler ve: (Yâ Rab! Buna rahmet buyur. Yâ. Rab! Bunu mağfiret eyle! Yâ Rab! Burada eziyet vermedikçe, abdestini bozmadıkça bunun tevbesini kabul et! derler.» buyurdular)

340

{….} Bize Saîd b. Amr El-Eş'asî rivayet etti. (Dediki): Bize Abser haber verdi. H. Bana Muhammed b. Bekkâr b. Reyyân da rivayet etti. Dediki: Bize İsmail b. Zekeriyyâ rivayet etti. H. Bize İbnü'l - Müsennâ da rivayet etti. Dediki: Bize İbni Ebî Adiyy, Şu'be'den rivayet etti. Bunların hepsi A'meş'den bu isnâdla bu hadîsin mânâsı gibi rîvâyetde bulunmuşlardır

341

Bize İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki) : Bize Süfyan, Eyyûb-u Sahtiyânî'den, o da İbni Sîrîn'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki sizden biriniz namaz kıldığı yerinde bulunduğu müddetçe, melekler ona salât eyler ve abdestini bozmadığı müddetçe: Yâ Rabbî! Buna mağfiret eylel Yâ Rabbî! Buna rahmet eyle!., derler. Sizden biriniz kendisini namaz hapsettiği müddetçe; namazda sayılır.» buyurdular

342

Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki) : Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'den, o da Ebu Râfi'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kul, namazgahında namazı beklediği müddetçe namazda olmakda devam eder; melekler de ta oradan gidinceye yahut abdest bozuncaya kadar: Yâ Rabbî! Onu mağfiret eyle! Yâ Rabbî! Ona rahmet eyle!., derler.» buyurmuşlar. Râvî diyor ki: Abdestini bozmak ne oluyor? dedim: «Fıslatır yahut zartlatır.» dedi

343

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Ebu'z-Zinâd'dan duyduğum, onun da A'rac'dan, onun da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizden biriniz kendisini namaz hapsettiği ve ailesi nezdine dönmekden kendisini ancak namaz men ettiği müddetçe namazda olmakda devam eder.» buyurmuşlar

344

Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki) : Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus haber verdi. H. Bana Muhammed b. Selemete'l Muradi de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb, Yûnus'dan, o da İbni Şihâb'dan, o da ibni Hürmüz'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sizden biriniz namazı bekleyerek oturduğu müddetçe abdestini bozmamak şartı ile namazdadır. Ona melekler duâ eder; Yâ Rabbi! Bunu mağfiret buyur! Yâ Rabbî! Buna rahmet eylel derler.» buyurmuşlar

345

{….} Bize Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrazzâk rivayet etti. (Dediki) : Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadîs gibi rivâyetde bulundu

346

Bize Abdullah b. Berrâd El-Eş'ari ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Usame, Büreyd'den, o da Ebu Bürdeden, o da Ebu Musa'dan naklen rivayet etti. Ebu Mûsâ şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Şüphesiz ki namaz hususunda insanların en büyük ecre nail olanı, mescide derece derece en uzak olanlarıdır. Namaz vaktini bekleyip de onu imamla kılanın ecri de onu kılarak uyuyan kimsenin ecrinden daha büyüktür.» buyurdular. Ebu Kureyb'in rivayetinde: «O namazı imamla birlikde cemâat hâlinde kılarsa.» ibaresi vardır

347

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Abser, Süleyman Et-Teymî'den, o da Ebu Osman En-Nehdî'den, o da Ubey b. Kâ'b'dan naklen haber verdi. Übey şöyle demiş: Bir adam vardı ki, mescid'e ondan daha uzakda bulunan hiç bir kimse bilmem. Bu zât hiç bir (cemâat) namazını kaçırmıyordu. Kendisine şöyle dediler (Yahut ben ona şöyle dedim): Bir eşek satın alsan da karanlıkda ve sıcakta ona binsene!.. O zât şu cevâbı verdi: Evimin mescidin yanıbaşında olması beni memnun etmez. Çünkü ben, mescide gidişimin ve evime döndüğüm vakit dönüşümün lehime yazılmasını isterim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Allah senin için bunların hepsini bir araya topladı.» buyurdular

348

{….} Bize Muhammed b. Abdilâ'lâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. Dediki : Bize Cerîr rivayet etti. Bunların ikisi de Teymî'den bu isnâdla bu hadîsin benzerini rivayet etmişlerdir

349

{….} Bize Muhammed b. Ebî Bekir El-Mukaddemi rivayet etti. (Dediki) : Bize Abbâd b. Abbâd rivayet etti. (Dediki): Bize Âsim, Ebu Osman'dan, o da Ubey b. Kâ'b'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: — Ensâr'dan bir zât vardı ki evi Medînede (mescide) en uzak evdi. Bu zât, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde kılınan hiç bîr namazı kaçırmazdı. Biz, kendisine acıdık. Ben dedim ki: Yâ Fülân! Sen bir eşek satın alsan da seni sıcakdan ve yerin zehirli haşerâtından korusa ya!., dedim. O zât, şu cevabı verdi: — «Beri bak! Vallahi evimin Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in evine çadır ipi ile bağlanmış olmasını istemem!» Onun bu sözü bana çok ağır geldi. Nihayet Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek bunu, ona haber verdim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu çağırdı. O zât Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e de aynı şey'i söyledi ve kendisinin izlerinden ecir umduğunu söyledi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : «Senin için hakîkaten hesab ettiğin şey var.» buyurdular

350

{….} Bize Saîd b. Amr El-Eş'asî ile Muhammed b. Ebî Ömer; ikisi birden îbni Uyeyne'den rivayet ettiler. H. Bize Saîd b. Ezher El-Vâsıtî de rivayet etti. Dediki: Bize Veki rivayet etti. (Dediki) : Bize babam rivayet etti. Bunların hepsi Âsım'dan bu isnâdla, bu hadîsin benzerini rivayet etmişlerdir

351

Bize Haccâc b. Şâir rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Ubâde rivayet etti. (Dediki): Bize Zekeriyyâ b. İshâk rivayet etti. (Dediki); Bize Ebuz-Zebeyr rivayet etti... Dediki: Ben, Câbir b. Abdillâh'dan dinledim. Şöyle dedi: Mahallemiz, mescidden uzakdı. Bu sebeple evlerimizi satarak, mescide yaklaşmak istedik. Fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi bundan nehy ederek: «Sizin için hakikaten her adımda bir derece vardır.» buyurdular. İzah 665 te

352

Bize Muhammed b. El-Müsenna rivayet etti. (Dediki): Bize Abdüssamed b. Abdi'l Varis rivayet etti. Dediki: Babamı rivayet ederken dinledim. Dediki: Bana Cüreyrî, Ebu Nadra'dan, o da Cabir b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. Cabir şöyle demiş: (Bir ara) mescidin etrafındaki arsalar hali kaldı. Bunun üzerine Beni Seleme kabilesi, mescidin yanına taşınmağa niyet ettiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu duydu ve onlara: «Duydum ki mescidin yakınına taşınmak istiyormuşsunuz.» dedi. Onlar: — Evet, Ya Resûlallah! Buna niyet ettik... dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ey Benî Seleme! Yurdunuzda kalın ki adımlarınız yazılsın; Yurdunuzda kalın ki adımlarınız yazılsın!» buyurdular

353

Bize Asim b. Nadr Et-Teymî rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir rivayet etti. Dediki: Kehmes'i, Ebu Nadra'dan, o da Cabir b. Abdillah'dan naklen rivayet ederken dinledim. Cabir şöyle demiş: «Benû Selime (kabilesi) mescidin yakınına göçmek istediler. Oralardaki arsalar da boştu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu haber alarak: «Ey Benî Seleme! Yurdunuzda oturun ki izleriniz yazılsın!» buyurdu. . Bunun üzerine onlar : «Artık yerlerimizden göçmüş olsak sevinmezdik...» dediler

354

Bana İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Zekeriyyâ b. Adiy haber verdi. Dediki: Bize Ubeydullah (yâni îbni Amr) Zeyd b. Ebî Üneyse'den, o da Adiy b. Sâbit'den, o da Ebu Hâzim-i Eşcaî'den, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi. Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim evinde temizlenir de sonra Allâh'ın evlerinden birine; Allah'ın farzlarından birini edâ ermek için giderse adımlarının birisi bir günâh yokeder; öteki de bir derece yükseltir.» buyurdular

355

Bize Kuteybetü'bnü Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Kuteybe Dediki: Bize Bekr (yâni İbni Mudar) rivayet etti. Bunların ikisi de îbni'l-Hâd'dan, o da Muhammed b. İbrahim'den, o da Ebu Selemete'bnî Abdirrahmân'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu... demiş. Bekr'in hadisinde ise Ebu Hureyre, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem}'i şöyle buyururken işitmiş (denilmişdir.) Efendimiz : «Söyleyin bakalım birinizin kapısının önünden bir nehir aksa, günde beş defa o nehirde yıkansa (vücûdunun) kirinden brr şey kalır mı?» buyurmuşlar. Ashâb): — Hayır, Onun kirinden hiç birşey kalmaz! demişler. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «işte beş vakit namazın misâli budur. Onlarla Allah günahları yok eder.» buyurmuşlar. İzah 668 de

356

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe île Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye, A'meş'den, o da Ebu Süfyân'dan, o da Câbir (yâni İbni Abdillâh)'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Beş vakit namazın misâli, birinizin kapısı önünden gürülgürül akan ve içinde her gün beş defa yıkandığı bir nehir gibidir.» buyurdular. Ravî demiş ki: Hasen: Bu kir nâmına ne bırakır? dedi

357

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti. (Dediki): Biae Muhammed b. Mutarrif, Zeyd b. Eslem'den, o da Atâ' b. Yesâr'dan, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ye Sellem): «Her kim sabahleyin yahut akşamleyin mescide giderse; her akşam, sabah gittikçe Allah, ona cennette bir misafir ikramı hazırlar.» buyurmuşlar

358

Bize Ahmed b. Abdiliâh b. Yûnus rivayet etti. (Dediki) Bize Züheyr rivayet etti. (Dediki): Bize Simâk rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya dahî rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Ebu Hayseme, Simâk b. Harb'dan naklen haber verdi. Simâk şöyle demiş: Câbir b. Semura'ya: — Sen Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber otururmuydun? dîye sordum. Câbir: — Evet (Hem de) çok!.. ResululIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah yahut gadât namazını kıldığı namazgahından, güneş doğuncaya kadar kalkmazdı. Güneş doğduğu zaman kalkardı (Bu müddet zarfında) ashabı ile konuşurlardı. Bazen câhiliyet devri işlerine dalarlar da ashâb güler; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de tebessüm buyururdu.» dedi

359

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti, (Dediki): Bize Vekî', Süfyân'dan rivayet etti. Ebu Bekir Dediki: Bize Muhammed b. Bişr de, Zekerıyyâ'dan rivayet etti. Bunların ikisi de Simâk'dan, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etmişlerdir ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazını kıldığı vakit güneş iyice doğuncaya kadar namazgahında otururmuş

360

{….} Bize Kuteybe ile Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ebü'l Ahvas rivayet etti. H. Bize İbnüi-Müsennâ ile îbni Beşşâr dahî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. Buaların ikisi de Simâk'dan bu isnâdla rivayet etmişler; fakat «iyice» kelimesini söylememişlerdir. İzah 671 de

361

Bize Harun b. Mâ'rûf ile İshâk b. Mûsâ el-Ensârî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Enes b. lyâz (Harun'un rivayetinde: bana îbni Ebî Zübâb rivayet etti; Ensârî'nin rivayetinde ise: Bana El-Haris rivayet etti; denilmişdir.) Ebu Hureyre'nin âzâdlisı Abdurrahmân b. Mihrân'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki, Resûlullah {Sallallahu Aleyhi ye Sellem) : «Âllâh'a en makbul beldeler, o beldelerin mescidleridir. En sevimsiz beldeler de, o beldelerin çarşılarıdır!.» buyurmuşlar

362

Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avane, Katâde'den, o da Ebu Nadra'daa, o da Ebu Saîd-i Hudri'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Namaz. kılacak kimseler, üç kişi olursa, biri kendilerine imam olsun! Onların İmamlığa en layık olanı, en iyi okuyanıdır.» buyurdular

363

{….} Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hâlid-i Ahmer, Saîd b. Ebî Arûbe'den rivayet etti. H. Bana Ebu Gassân El-Mismaî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz — ki İbni Hişâm'dır.— rivayet etti. (Dediki): Bana, babam rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi Katâde'den bu isnâdla, bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir

364

{….} Bize Muhammed b. El-Müsenna rivayet etti. (Dediki): Bize Salim b, Nûh rivayet etti. H. Bize Hasen b. îsâ da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Mübarek rivayet etti. Bunlar hep birden, Cüreyrî'den, o da Ebu Nadra'dan, o da Ebu Saîd'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. İzah 673 te

365

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebû Saîd-i Eşecc, ikisi birden Ebû Hâlid'den rivâyet ettiler. Ebû Bekir dedi ki: Bize Ebû Hâlid-i Ahmer, A'meş'den, o da İsmail b. Recâ'dan, o da Evs. b. Dam'ac'dan, o da Ebû Mes'ûd-u Ensârî'den naklen rivâyet etti, Ebû Mes'ûd Şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ; Allah'ın kitabını en iyi okuyanları İmâm olur. Eğer okuma hususunda müsâvî iseler, sünneti en iyi bilenleri; sünnet hususunda da müsâvî iseler hicret itibârı ile en kıdemlileri; hicret hususunda da müsâvî iseler, islâmiyet'i kabulde en kıdemlileri İmâm olur. Sakın birinin hâkim olduğu yerde, başka biri ona İmâm olmasın! Ve hiç bir kimse başkasının evinde onun izni olmaksızın yaygısının üzerine oturmasın!» buyurdular. Saîd-i Eşecc, kendi rivâyetinde «silmen» (İslama giriş) yerine «sinnen» (yaşça) demişdir

366

{….} Bize Ebu Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muâviye rivayet etti. H. Bize İshâk da rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr ile Ebu Muâviye haber verdiler, H. Bize Eşecc dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Fudayl rivayet etti. H. Biae İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki) : Bize Süfyân rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi A'meş'den, bu isnâdla; bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir

367

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. İbntil- Müsennâ Dediki: Bize Muhammed b. Ca'fer, Şu'be'den, o da İsmail b. Recâ'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Ben, Evs b. Dam'aci şöyle derken işitdim: Ben Ebu Mes'ûd'u şunu söylerken dinledim: Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Cemaata, Allah'ın kitabını en iyi okuyanları ve okuma hususunda en kıdemlileri imam olur. Eğer okumaları müsavi ise, onlara hicret hususunda en kıdemlileri, imam olsun! Hicret hususunda da müsavi iseler yaş'ça en büyükleri imom olsun! Sakın bir kimseye evinde ve idaresi altında bulunen yerde İmamlık yapma! Onun evinde yaygısı üzerine de oturma! Ancak sana izin verirse yahut onun izni ile oturursan, o başka!» buyurdular. İzah için buraya tıklayın

368

Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize İsmâîl b. İbrahim rivayet etti. (Dediki} Bize Eyyûb, Ebu Kılâbe'den, o da Mâlik b. Huveyris'den naklen rivayet etti. Demişki: Biz delikanlı, yaşça biribirimize yakın bir takım gençler Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldik de onun yanında yirmi gece kaldık. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) pek merhametli ve nâzik idi. Ailelerimizi özlediğimizi anlayınca bize ailelerimizden kimleri bıraktığımızı sordu. Biz de kendisine haber verdik. Bunun üzerine : «Aileleriniz nezdine dönün de, onların arasenda kalın! Hem onlara öğretin! kendilerine emir verin! namaz vakti gelince İçinizden biriniz size ezan okusun; sonra en büyüğünüz size imam olsun!» buyurdular

369

{….} Bize Ebü'r-Rabî' Ez-Zehrânî ile Halef b. Hişâm rivayet ettiler. Dedilerki : Bize Hammâd, Eyyûb'dan bu isnâdla rivayet etti

370

{….} Bize bu hadîsi îbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvahhâb. Eyyûb'dan rivayet etti. Demişki: Bana Ebû Kılâba söyledi. (Dediki): Bize Mâlik b. Huveyris Ebu Süleyman rivayet etti. Dediki : Ben. bir takım kimseler arasında Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. Yaşça hepimiz birbirimize yakın gençlerdik... Ve buradaki râvîleıin ikisi de hadisi ibni Uleyye hadîsi tarzında rivayet etmişlerdir

371

Bize İshâk b. İbrâhîm El - Hanzalî rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdülvahhâb Es - Sekafî, Hâlid-i Hazzâ'dan, o da Ebu Kilâbe'den, o da Mâlik b. Huveyris'den naklen haber verdi. Mâlik şöyle demiş: Ben ve bir arkadaşım, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldik. Onun yanından dönmek istediğimiz vakit, bize şunu buyurdular : «Namaz vakti geldimi ezanı okuyun! sonra ikaamet getirin ve yaşça daha büyük olanınız, size imamlık yapsın!»

372

{….} Bu hadîsi bize, Ebu Saîd-i Eşecc dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs (yâni İbni Gıyâs) rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid-i Hazza' bu isnâdla rivayet etti. O: «Hazza' Dediki : Bu iki genç kıraat hususunda da birbirine yakın idiler.» cümlesini ziyâde etmişdir

373

Bana Ebu't-Tâhir iîe Harmeletü'bnü Yahya rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Yezîd'den, o da İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. Demişkî: Bana Saîd b. El-Müseyyeb ile Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân b. Avf haber verdiler ki onlar da Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmişler: Resûlullah (Saliallahu Aleylıi ve Sellem) sabah namazının kıraatini bitirip; tekbîr aldığı ve başını kaldırdığı zaman: «Semiallahu limen hamideh. Rabbena ve leke'l-hamd.» (Allah, kendisine hamd edenin hamdını kabul eder. Ey Rabbımiz! Hamd de sana mahsûsdur.) der: sonra ayakta iken şunları okurdu: «Allah'ım! Velid b. Velid'i, Selemetü'bnü Hişâm'ı, Ayyaş, b. Ebî Rabia'yı ve mu'minlerin zayıf olanlarını kurtar! Yâ Rabbî, Mudar kabilesine olan şiddet ve baskını arttır! Bunu onlara Yûsuf'un kıtlık yılları gibi yap! Allah'ım, Lihyân, Ri'l ve Zekvân ile Allâh ve Resulüne isyan eden Usayye kabilelerine lanet eyle!» Sonra (sana bu işde hiç bir vazife düşmez. Yâ Allah Teâlâ onların tevbesini kabul edecek yahut kendilerini azâb eyleyecekdir. Çünkü hakkı ile zâlimler ancak onlardır.) [ A'li İmran 128 ] âyet-i kerimesi indirilince bu kunut'dan vazgeçtiğini duyduk

374

{….} Bize bu hadîsi Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrü'n - Nâkıd da rivayet ettiler. Dedilerki : Bize İbni Uyeyne, Zûhrî'den, o da Saîd b. El-Müseyyeb'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen : «Bu yılları onlara Yûsuf'un yılları gibi yap!» cümlesine kadar rivayet etti. Sonunu söylemedi

375

Bize Muhammed b. Mihrân Er - Râzî rivayet etti. (Dediki) ; Bize Velîd b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Evzâi, Yahya b. Ebî Kesîr'den, o da Ebu Seleme'den naklen rivayet etti. Ebu Seleme ile arkadaşlarına da Ebu Hureyre rivayet etmişki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay müddetle, bir namazda rükû'dan sonra kunût yapmış : «Semiallâhu limen hamideh» dediği vakit (yaptığı) kunûtunda : «Allah'ım, Velîd b. Velîd-i kurtar! Allah'ım, Selemetü'bnü Hişâm'ı kurtar! Allah'ım, Ayyaş b. Ebî Rabîa'yı kurtar! Allah'ım, mü'minlerin zayıf olanlarını kurtar! Allah'ım, Mudar kabilesi üzerine olan şiddet ve baskını arttır! Allah'ım, bunu onların üzerine Yûsuf'un kıtlık yılları gibi yap!» derdi. Ebu Hureyre demiş ki: Bir müddet sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu duayı bıraktığını gördüm. Ve: «Zannederim Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunların lehine duayı da bıraktı.» dedim. — Onları görmüyormusun hep gittiler... denildi

376

{….} Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) : Bize Hüseyin b. Muhammed rivayet etti. (Dediki) : Bize Şeybân, Yahya'dan, o da Ebu Seleme'den naklen rivayet etti. Ebu Seleme'ye de, Ebu Hureyre haber vermiş ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatsı namazını kılarken «semia'llâhu limen hamîdeh» dediği zaman arkasından, secdeye gitmezden önce : «Allah'ım, Ayyaş b. Ebî Rabîa'yı kurtar!..» dermiş. Sonra râvî, Evzâî'nin hadîsi gibi rivâyetde bulunarak: «Yusuf'un kıtlık yılları gibi.» ifâdesine kadar varmış; ondan sonrasını zikretmemiş. İzah 679 da

377

Hadith 1:

Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail b. İbrahim, Eyyub'dan, o da Ebu'l-Aliye el-Berra'dan naklen rivayet etti. Dedi ki: İbn Ziyad namazı tehir etti. Bunun üzerine Abdullah b. Samit bana geldi. Kendisine bir sandalye takdim ettim, üzerine oturdu. Akabinde İbn Ziyad'ın yaptığını ona anlattım. Dudağını ısırarak uyluğuma vurdu ve şunları söyledi: Senin bana sorduğun gibi ben de Ebu Zerr'e sordum. Senin uyluğuna vurduğum gibi o da benim uyluğuma vurdu ve: Senin bana sorduğun gibi ben de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sordum, o da senin uyluğuna vurduğum gibi benim uyluğuma vurdu ve: "Namazı vaktinde kıl! Eğer cemaatle beraberken namaz vakti gelirse yine kıl! 'Ben bu namazı kıldım, tekrar kılmam' deme!" buyurdu.


Hadith 2:

Bize Muhammed b. el-Müsenna rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muaz b. Hişam rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam, Yahya b. Ebi Kesir'den rivayet etti. Dedi ki: Bize Ebu Seleme b. Abdirrahman rivayet etti. O da Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: "Vallahi ben sizi behemehal Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazına yaklaştıracağım!" Ebu Hureyre öğle, yatsı ve sabah namazlarında kunut okur; müminlere dua, kâfirlere lanet edermiş.

378

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, İshak b. Abdillâh b. Ebî Tâlha'dan dinlediğim, onun da Enes b. Mâlik'den rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Enes demiş ki: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bi'r-i Maûne ricalini öldürenler aleyhine otuz sabah beddua etti. (Bu meyânda) Ri'l, Zekvân, Lihyân ve Allah ile Resulüne isyan eden Usayye kabilelerine bedduada bulunuyordu. Enes demiş ki: «Bi'r-i Maûne'de öldürülen zevat hakkında Allah Azze ve Cell, Kur'ân indirdi. Biz, onu bilâhare nesh edilinceye kadar (kavmimize haber verin ki, Biz Rabbimize kavuştuk. O bizden razı oldu; biz de ondan razı olduk.) diye okuduk durduk»

379

Bana Amrü'n-Nâkıd ile Züheyr b. Harb rivayet ettilerki: Bize İsmâil, Eyyûb'dan, o da Muhammed'den naklen rivayet etti. Muhammed şöyle demiş: «Enes'e: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazında hiç kunut okudumu?» dedim, Enes': — Evet, rükû'dan sonra bir kaç zaman!..» cevâbını verdi

380

Bana Ubeydullah b. Muâz El-Anberi ile Ebu Kureyb, İshâk b. İbrahim ve Muhammed b. Abdil'a'lâ rivayet ettiler. Lâfız İbni Müâz'ındır. (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman, babasından, o da Ebu Miclez'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. (Enes şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay sabah namazında rükû'dan sonra kunût yaptı. Ri'l ve Zekvân kabileleri aleyhine beddua ediyor ve: «Usayye, Allah ve Resulüne isyan etti.» diyordu.

381

Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Behz b. Esed rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammad b. Seleme rivayet etti. (Dedi ki): Bize Enes b. Sirin, Enes b. Malik'den naklen haber verdi ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay müddetle sabah namazında rükudan sonra kunut yapmış; Beni Usayye'ye beddua etmiştir.

382

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye, Âsım'dan, o da Enes'den naklen rivayet etti. Demişki Enes'e, Kunût'un rükû'dan öncemi, sonra mı olduğunu sordum; Enes: — Rükû'dan önce idi... cevâbını verdi. Ben: — Bâzı insanlar Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in rükû'dan sonra kunût yaptığını söylüyorlar da...» dedim. Bunun üzerine Enes: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ancak bir ay kunût yapmışdır. Ashabından Kurrâ' denilen bir takım zevatı öldüren bâzı kimseler aleyhine beddua ediyordu.» dedi

383

Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyâa, Âsım'dan rivayet etti. Demişki: -Ben, Enes'i şöyle derken işittim: «Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Bi'r-i Maûne vak'asımn olduğu gün vurulan yetmiş sahâbîye yandığı kadar hiç bir seriyyeye yanıp yakıldığını görmedim. Onlara Kurrâ' derlerdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay onların katillerine beddua etti durdu

384

{….} Bize Ebu Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs ile İbni Fudayl rivayet ettiler. H. Bize îbni Ebî Ömer de rivayet etti, (Dediki) : Bize .Mervân rivayet etti. Bunlar hep birden Âsım'dan, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den bu hadisi biribirinden ziyâdeli olarak rivayet etmişlerdir

385

Bize Amru'n-Nakıd rivayet etti. (Dediki): Bize Esved b. Amir rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den o da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdi ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay kunut yapmış; Allah ve Resulüne isyan eden Ri'l, Zekvân ve Usayye kabilelerini lanetlemiştir.

386

{….} Bize Amrü'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Esved b. Amir rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Mûsâ b. Enes'den, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin benzerini haber verdi

387

Bize Muhammed b. El-Müsenna rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman rivayet etti. (Dtdiki): Bize Hişâm, Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) arap kabilelerinden bâzıları aleyhine bir ay kunûtda bulunmuş, sonra bunu terketmiş. İzah 679 da. Olay’a dair daha geniş Hadis-i şerif bu sayfa’nın devamı niteliğindeki Emaret bahsinde geçen sayfadır. O sayfa için buraya tıklayın

388

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Amr b. Murra'dan rivayet etti. Demişki: Ben İbni Ebî Leylâ'dan dinledim. Dediki: Bize Berâ' b. Âzib rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah ve akşam namazlarında kunût yaparmış

389

Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki); Bize, babam rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Amr b. Murra'dan, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Berâ'dan, naklen rivayet etti. Berâ': «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah ve akşam namazlarında kunût yaptı.» demiş. İzah 679 da

390

Bana Ebu't-Tâhir Ahmed b. Amr b. Şerh El Mısrî rivayet etti. Dediki: Bize İbni Vehb, Leys'den, o da İmrân b. Ebî Enes'den, o da Hanzaletü'bnü Alî'den, o da Hufâf b. îmâ' El-Gifârî'den naklen rivayet etti. Hufâf şöyle demiş: Bir namazda Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ Rabbî! Benû Lihyân'a, Ri'l'e, Zekvân'a ve Usayye'ye lanet et; bunlar Allah ve Resulüne isyan ettiler. Gıffâr'a Allah mağfiret eylesin! Eslem'e de Allah selâmet versin!» buyurdular

391

Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. İbni Eyyûb Dediki: Bize İsmail rivayet etti. Dediki: Bana, Muhammed —ki İbni Amr'dır.— Hâlid b. Abdillâh b. Harmele'den, o da Haris b. Hufâf'dan naklen haber verdi ki; Haris şöyle demiş: Hufâf b. İmâ' Dediki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rükû' etti, sonra başını kaldırarak: «Gıffâr'ı, Allah mağfiret eylesin! Eslem'e de Allah selâmet versin! Usayye ise Allah ve Resulüne isyan etmiştir. Yâ Rabbî! Benû Lihyân'a lanet eyle! Ri'l ile Zekvân'a da lanet eyle!» dedi. Sonra secdeye kapandı. Hufâf: «Kâfirlere lanet işte bu yüzden meşru' kılındı.» demiş.

392

{….} Bize Yahya b. Eyyûb rivayet etti. (Dediki) : Bize İsmail rivayet etti. Dediki : Bana, bu hadîsi Abdurrahniân b. Harmele, Hanzaletü'bnü Aliy b. Eska'dan, o da Hufâf b. îmâ'dan naklen yukarıki hadîs gibi habeı verdi. Yalnız o: «Kâfirlere lanet işte bu yüzden meşru' kılındı.» demedi. İzah için buraya tıklayın

393

Bana Harmeletü'bnü Yahya Et-Tücîbî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan. o da Saîd b. El-Müseyyeb'den, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber gazasından döndüğü vakit bir gece yürümüş. Nihayet uyku basarak istirahat için mola. vermiş ve Bilâl'e : «Sen bizim İçin geceyi gözet» buyurmuşlar. Bilâl, kendisine takdir edildiği kadar nafile namaz kılmış, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile ashabı uyumuşlar. Sabah yaklaşınca Bilâl fecr'in doğacağı tarafa doğru dönerek hayvanına dayanmış ve hayvanına dayalı olduğu hâlde uyuya kalmış. Tâ güneş yüzlerine vuruncaya kadar ne Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne Bilâl, ne de Sahâbe'den hiçbiri uyanmamışlar. Neticede ilk uyanan Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) olmuş. Ve telâşa kapılarak : «Yâ Bilâl!» diye seslenmiş. Bilâl: — Annem babam sana feda olsun Yâ Resûlâllah! Senin nefsini tutan Allah; benim nefsimi de tuttu.» demiş, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellen) : «Develeri çekin!» emrini vermiş. Ashâb, biraz develerini çekerek ilerlemişler. Sonra Resûiullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) abdest almış ve Bilâl'a emrederek namaz için ikaamet getirtmiş. Müteakiben ashabına sabah namazını kıldırmış. Namazı kaza edince şöyle buyurmuşlar: «Her kim namazını unutursa, onu hatırladığı zaman kılıversin! Çünkü Allah, (beni anman için namaz kıl)» [ Ta Ha 14 ] buyurdu. Yûnus: «İbni Şihâb, bu âyeti li zekre ya şeklinde okurdu.» demiş

394

Bana Muhammed b. Hatim ile Ya'kûb b. İbrahim Ed-Devrakî; ikisi birden Yahya'dan rivayet ettiler. İbni Hatim Dediki: Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize yezîd b. Keysân rivayet etti. (Dediki) : Bize Ebu Hâzim, Ebu Hureyre'den rivayet etti. Ebu Hureyre ŞÖyle demiş: «Nebiyyullâh (Sâllallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber mola verdik. Fakat güneş doğuncaya kadar uyanamadık. Uyandığımızda Peygamber «Herkes hayvanının başını tutarak yürüsün! Çünkü burası öyle bir yer ki yanımıza burada şeytan geldi.» buyurdular. Ebu Hureyre diyor ki: Biz hemen dediğini yaptık, sonra su isteyerek abdest aldı. Sonra iki rek'ât namaz kıldı.» Râvî Ya'kûb: «İki secde namaz kıldı; sonra namaz için îkaamet getirildi. Ve sabah namazını kıldırdı.» demiş. İzah için buraya tıklayın

395

Bize Ebu Ca'fer Muhammed b. Sabbâh ile Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Lafızları da birbirine yakındır. Dediler ki: Bize İsmail b. İbrahim, Haccac es-Savvâf'dan, o da Yahya b. Ebî Kesîr'den, o da Hilâl b. Ebî Meymûne'den, o da Atâ' b. Yesâr'dan, o da Muâviye b. el-Hakem es-Sülemî'den naklen rivayet etti. Muâviye şöyle demiş: Bir defa ben Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile namaz kılarken cemaattan biri aksırıverdi. Ben hemen "yerhamükallah!" (Allah sana rahmet eylesin!) dedim. Cemaat bana fena fena baktılar. Ben: "Vay başıma gelenler! Size ne oluyor ki bana bakıyorsunuz!" dedim. Bunun üzerine elleri ile uyluklarına vurmaya başladılar. Bunların beni susturmaya çalıştıklarını görünce kızdım. Lakin sustum. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namazı bitirince, annem babam ona feda olsun, ne ondan önce ne de sonra Nebî (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadar güzel öğreten hiçbir muallim görmedim. Vallahi beni ne azarladı, ne dövdü ne de sövdü; (sadece): "Şu namaz yok mu! Onun içinde insan sözünden hiçbir şey konuşmak caiz değildir. O ancak tesbih, tekbir ve Kur'an okumaktan ibarettir" buyurdu. Yahut Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in buyurduğu gibidir. Ben: "Yâ Rasûlallah! Ben cahiliyyetten yeni kurtulmuş bir kimseyim. Gerçi Allah İslam'ı getirdi. Ama bizden öyle adamlar var ki hâlâ kâhinlere giderler..." dedim. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen onlara gitme!" buyurdular. "Bizden bazıları da tetayyur ediyorlar..." dedim. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu onların içlerinden gelen bir şeydir. Ama sakın onları yoldan çıkarmasın!" buyurdu. (İbnu's-Sabbâh: "Sakın sizi yoldan çıkarmasın" dedi.) Ben: "Bizden bir takım adamlar da çizgi çiziyorlar..." dedim. Nebî (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Nebilerden biri çizgi çizerdi. Her kim onun çizgisine uygun düşürürse isabet etmiş olur" buyurdu. Benim bir cariyem vardı. Uhud ve Cevâniyye taraflarında koyunlarımı güderdi. Bir gün kendisini dolaşmaya gittim. Bir de ne göreyim! Onun koyunlarından birini kurt götürmüş! Ben de Benî Âdem'den bir adamım. Onlar gibi ben de üzülürüm! Lakin cariyeye bir tokat vurdum. Müteakiben Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e geldim. Bu yaptığımı bana fazla buldu. Ben: "Yâ Rasûlallah! O hâlde cariyeyi azat edeyim mi?" dedim. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen onu bana getir" buyurdular. Derhal getirdim. Nebî (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Allah nerededir?" diye sordu. Cariye: "Göktedir" cevabını verdi. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ben kimim?" dedi. Cariye: "Sen Rasûlallah'sın!" cevabını verdi. Rasûl-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu azat et; çünkü o mü'minedir" buyurdular.

396

Aḥmad b. Saʿīd b. Ṣakhr al-Dārimī narrated to us, saying: ʿUbaydullāh b. ʿAbd al-Majīd narrated to us, saying: Salm b. Zarīr al-ʿUtāridī narrated to us, saying: I heard Abū Rajāʾ al-ʿUtāridī narrating from ʿImrān b. Ḥuṣayn, who said:

"I was with the Prophet (peace and blessings be upon him) on one of his journeys. We travelled all night, and as the morning drew near we stopped to rest — whereupon we fell fast asleep until the sun had risen. The first of us to wake was Abū Bakr. When the Prophet (peace and blessings be upon him) was sleeping, we would not wake him until he woke of his own accord. Then ʿUmar woke up and, standing beside the Prophet (peace and blessings be upon him), began saying the takbīr in a loud voice until the Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) woke up. He raised his head, saw that the sun had already risen, and said: 'Move on!' He set us in motion, and when the sun had turned white and bright he halted and led us in the morning prayer. At that point, one man from the group separated himself and did not pray with us. When the prayer was finished, the Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) said to him: 'O so-and-so! What prevented you from praying with us?' The man replied: 'O Prophet of Allah, I am in a state of major ritual impurity (junub).' The Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) thereupon commanded him to perform dry ablution (tayammum), and the man performed tayammum with dust and then prayed.

The Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) then sent me ahead with a small group of men to search urgently for water, for we were intensely thirsty. As we were on our way, we suddenly came upon a woman sitting on her camel with her legs dangling between two water-skins. We said to her: 'Where is the water?' She replied: 'Alas! Alas! There is no water for you here!' We said: 'How far is it between you and your family and water?' She said: 'A journey of one day and one night.' We said: 'Come then — come to the Messenger of Allah (peace and blessings be upon him)!' She said: 'And who is the Messenger of Allah?' We did not leave her to her own devices but brought her with us and presented her before the Messenger of Allah (peace and blessings be upon him). He questioned her, and she told him what she had told us. She also mentioned that she was a widow with several orphaned children. The Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) then commanded that her camel be made to kneel, which they did. He then blew or spat into the openings at the tops of the water-skins, and then had her camel raised. We drank until we were satisfied — and we were forty men, all parched with thirst. We filled all the waterskins and containers we had with us, and we also washed our companion who was in a state of major impurity. The only thing we did not do was water any of the camels — and yet the woman's water-skins were as full as if they were about to burst

Then the Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) said to his Companions: 'Bring whatever you have.' So we gathered food for the woman — some brought pieces of bread, others brought dried dates — until a considerable amount had been collected. The Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) wrapped it all up in a cloth for her and said: 'Go now, and feed this to your children. Know that we have taken nothing away from your water.

When the woman returned to her family, she said: 'By Allah, I have just met either the greatest sorcerer among men — or he is truly a Prophet, as he claims to be. He did such and such...' And it was through that woman that Allah guided her encampment to Islam. Both she and her entire tribe embraced Islam."

397

{….} Bize İshâk b. İbrahim El-Hanzali rivayet etti. (Dediki): Biz. Nadr b. Şümeyl haber verdi. (Dediki) : Bize Bedevi Avf b. Ebî Cemile Ebu Raca' El-Utâridi'den, o da Imrân b. Husayn'dan naklen rivayet etti. Imrân şunları söylemiş: «Biz bir seferde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber bulunduk. Bir gece yürüdük; gecenin sonu gelince tan yerinden az önce öyle bir uykuya daldık ki; yolcu için ondan daha tatlı uyku olamaz. Bizi ancak güneşin sıcağı uyandırdı...» Râvî hadîsi Selnı b. Zerîr hadîsi gibi rivayet etmiş (tabiî biraz) ziyâde ve noksan yapmış. (Meselâ) bu hadîsde râvî: «Ömer b. Hattâb, uyandığında cemâatin başına geleni görünce hemen tekbîr aldı. Tekbîr alırken sesini de yükseltti. Ömer, gür sesli ve celâdetli bir zât idi. Nihayet onun tekhir sesinin şiddetinden Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyandı, o uyanınca ashâb başlarına geleni kendisine şikâyet ettiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Zararı yok. Yola revân olun!» buyurdular.» diyerek hadîsi hikâye etmişdir

398

Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Harb haber verdi. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Humeyd'den, o da Bekr b. Abdillâh'dan o da Abdullah b. Rabâh'dan, o da Ebu Katâde'den naklen rivayet etti. Ebu Katâde şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferde olur da geceleyin istirahat molası verirse sağ yanına yatardı. Sabahdan az önce mola verirse kollarını diker, başını avucunun üstüne koyardı.»

399

Bize Heddâb b. Hâlid rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde, Enes b. Mâlik'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim, bîr namazı unutursa, onu hatırladığı zaman kilıversin. O namazın bundan başka keffâreti yoktur.» buyurmuşlar. Katâde dediki: «Beni anmak için namazı ikaamet et!» âyetini okumuş

400

{….} Bize bu hadîsi Yahyâ.b. Yahya ile Saîd b. Mansûr ve Kuteybetü'bnü Saîd dahi topdan Ebu Avâne'den, o da Katâde'den, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiler. Amma râvî (burada): «O namazın bundan başka keffâretı yokdur.» cümlesini zikretmemişdir

401

Bize Muhammed b. El-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâ'lâ rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Nebiyyullah (Sallallahu, Aleyhi ve Sellem) : «Her kim bir namazı unutur yahut (onu kılmadan) uyur kalırsa, o namazın keffâreri, hatırladığı zaman onu kılmakdır.» buyurdular

402

Bize Nasr b. Aliy El-Cehdamî dahî rivayet etti. (Dediki): Bana, babam rivayet etti. (Dediki) ; Bana Eİ-Müsennâ, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: «Biriniz, namazını kılmadan uyur yahut gaflete dalar da unutursa, onu hatırladığı vakit kılıversin! Zîra Allah (namazı, beni hatırlamak için kıl)» buyuruyor