29 - Had Cezaları Kitabı
Bize Yahya b. Yahya ile İshfik b. İbrahim ve ibni Ebî Ömer rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır, ibni Ebî Ömer: Bize rivayet etti ta'bîrini kullandı. Ötekiler: Bize Siifyân b. Uyeyne Zührî'den, o da Aınra'dan, o da Aişe'den naklen haber verdi, dediler. Aişe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çeyrek altında ve fazlasında hırıızın elini keserdi
{…} Bize İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdûrrazzak haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer haber verdi. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Kesir ile İbrahim b. Sa'd haber verdi. Bunların hepsi Zühri'den bu hadîsin mislini bu isnâdda rivayet etmişlerdir
Bana Ebû't-Tâhir ile Harmele b. Yahya rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Velîd b. Şucâ' dahî rivayet etti. Lâfız Velîd ile Harmele'nindir. (Dedilerki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan, o da Urve ile Amra'dan, onlar da Âişe'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. «Hırsızın eli ancak çeyrek altında veya daha fazlada kesilir.» buyurmuşlar
Bana Ebû't-Tâhir ile Hârûn b. Saîd El-Eylî ve Ahmed b. İsa rivayet ettiler. Lâfız Harun ile Ahmed'indir. Ebû't-Tâhir: Bize haber verdi ta'bîrini kullandı. Ötekiler: Bize İbni Vehb rivayet etti dediler. (Demişki): Bana Mahrame, babasından, o da Süleyman b. Yesâr'dan, o da Amra'dan, o da Âişe'yi rivayet ederken dinlemiş olmak üzere haber verdi, ki Âişe Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinlemiş: «El ancak çeyrek altında ve onun yukarısında kesilir.»
Bana Bişr b. Hakem El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâzîz b. Muhammed, Yezid b. Abdillâh b. Hâd'dan, o da Ebû Bekir b. Muhammed'den, o da Amra'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti ki, Âişe Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Hırsızın eli ancak çeyrek altında ve daha fazlada kesilir.» buyururken işitmiş
{…} Bize İshâk b. İbrahim ile Muhammed b. El-Müsennâ ve İshâk b. Mansûr toptan Ebû Âmir El-Akadî'den rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Misver b. Mahreme oğullarından Abdullah b. Ca'fer, Yezîd b. Abdillâh b. Hâd'dan bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etti
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Nuraeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Humeyd b. Abdirrahmân El-Ruâsî, Hişâm b. Urve'den, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında hırsızın eli çelik veya deriden mamul bir kalkan kıymetinden —ki İkisi de kıymet sahibidir— daha azda kesilmemiştir
{…} Bize Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abde b. Süleyman ile Humeyd b. Abdirrahmân haber verdiler. H. Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahîm b. Süleyman rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Hişâm'dan bu isnâdla ibni Numeyr'in, Humeyd b. Abdirrahmân Er-Ruasî'den naklettiği hadis gibi rivayette bulunmuşlardır. Abdurrahîm ile Ebû Usâme'nin hadîslerinde: O gün o kıymet sahibi idi.» cümlesi de vardır. İzah 1687 de
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Nâfî'den dinlediğim, onun da İbni Ömer'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Resûlullâh (SalIallahu Aleyhi ve Sellem) bir hırsızın elini, kıymeti üç dirhem olan bir kalkandan dolayı kesmiştir
{…} Bize Kuteybe b. Saîd île İbni Rumh, Leys b. Sa'd'dan rivayet ettiler. H. Bize Züheyr b. Harb ile Îbni'l-Müsennâ dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Yahya —ki El-Kattân'dır— rivayet etti. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti, (Dediki): Bize Aliy b. Müshir rivayet etti. Bunların hepsi Ubeydullah'dan rivayet etmişlerdir. H. Bana Züheyr b. Harb dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail (yâni İbni Uleyye) rivayet etti. H. Bize Ebû'r-Rabî' ile Ebû Kâmil de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hammâd rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Râfi' dahî rivayet etti, (Dediki): Bize Abdürrazzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Eyyûb-i Sahtiyanı ile Eyyûb b. Mûsâ ve İsmail b. Ümeyye'den naklen haber verdi. H. Bana Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Nuaym haber verdi. (Dediki): Bize Süfyân, Eyyûb ile İsmâîl b. Ümeyye'den ve Ubeydullah ile Mûsâ b. Ukbe'den rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Râfi' dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrazzâk rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana İsmâîl b. Ümeyye haber verdi. H. Bana Ebû't-Tâhir de rivayet etli. (Dediki): Bize İbni Vehb, Hanzale b. Ebi Süfyân El-Cümahî ile Ubeydullah b. Ömer, Mâlik b. Enes ve Usâme b. Zeyd El-Leysî'den naklen haber verdi. Bu râvİIerin hepsi Nâfi'den, o- da İbni Ömer'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Yahya'nın, Mâlîk'den naklettiği hadîs gibi rivayette bulunmuşlardır. Şu kadar var ki, bazısı (sadece) «kıymeti» demiş; bazıları: «kıymeti üç dirhem olan» demişlerdir. İzah 1687 de
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah hırsıza lanet eylesin! Bir yumurtayı çalar da eli kesilir; ipi çalar da eli kesilir!» buyurdular.
{…} Bize Amrû'n-Nâkıd ile ishâk b. İbrahim ve Aliy b. Haşrem hep birden îsâ b. Yûnus'dan, o da A'meş'den naklen bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet ettiler. Yalnız o: «Bir ip çalsa... ve bir yumurta çalsa...» diyormuş. İzah için buraya tıklayın
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dediki): Bize Ley», İbni Şihâb'dan, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen haber verdi ki : Hırsızlık eden Mahzûmiyye kadının hâli Kureyş'i üzmüş; ve : Bunun hakkında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le kim konuşacak? demişler : (Bâzıları) : Buna kim cesaret edebilir! Meğer ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in habîbi Umâme ola! demişler. Bunun üzerine onunla Usâme konuşmuş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ın hadlerinden bîr hadd hakkında şefaat mı ediyorsun?» buyurmuş. Sonra ayağa kalkarak hutbe okumuş ve şunları söylemiş : «Ey nâs! Sizden öncekileri (Allah) ancak şunun için helak etmiştir ki, onlar aralarından şerefti biri hırsızlık ederse onu bırakırlar; zayıf olan çalarsa üzerine haddi tatbik ederlerdi. Allah'a yemin olsun ki. Muhammed'in kızı Fâtıme hırsızlık etse mutlaka elini keserdim!..» İbni Rumh'un hadîsinde : «Sizden öncekiler helak oldu.» cümlesi vardır
Bana Ebû't-Tâhir ile Harmele b. Yahya da rivayet ettiler. Lâfız Harmele'nindir. (Dedilerki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus b. Yezîd, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Urve b. Zübeyr, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe'den naklen haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında Fetih gazasında hırsızlık eden kadının hali Kureyş'i üzmüş de : Bunun hakkında Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le kim konuşacak? demişler. (Bâzıları): Buna kim cesaret edebilir! Meğer ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in habîbi Usâme ola! demişler. Bunun üzerine kadın Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirilerek onun hakkında kendileri ile Usâme b. Zeyd konuşmuş. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yüzü renklenmiş; ve : «Allah'ın hadlerinden bir hadd hakkında şefâaf mı ediyorsun?» buyurmuş. Bunun üzerine Usâme kendilerine : — Benim için mağfiret dile yâ Resûlâllah! demiş. Akşam olunca Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayağa kalkarak hutbe okumuş: Allah'a gerektiği gibi senada bulunmuş. Sonra şunları söylemiş: «Bundan sonra (malum ola ki) : (Allah) sizden öncekileri ancak şunun için helak etmiştir ki, onlar aralarından şerefli biri hırsızlık ederse onu bırakırlar; zayıf olan çalarsa üzerine haddi tatbik ederlerdi. Hiç şüphe yoîc ki ben —nefsim yed-i kudretinde bulunan Allah'a yemin olsun!— Muhammed'İn kızı Fâtıme hırsızlık etse mutlaka elini keserdim!» Bundan sonra emir buyurmuş ve hırsızlık eden o kadının eli kesilmiş. Yûnus şunları söylemiş: İbni Şihâb dedi ki: Urve şunu söyledi: Aişc: — Sonraları kadın güzelce tevbe etti; ve evlendi. Bu işten sonra bana gelir; ben de onun hacetini Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arz ederdim.» dedi
Bize Abd b. Humeyd dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrazzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer, Zührî'den, o da Urve'den, o da Aişe'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: «Mahzûm kabilesinden bir kadın eşyayı âriyeten alır; ve bunu inkâr ederdi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elinin kesilmesini emir buyurdu. Derken ailesi Usâme b. Zeyd'e gelerek onunla konuştular. O da kadın hakkında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) le konuştu.» Bundan sonra râvi hadîsi, Leys ve Yûnus hadîsi gibi rivayet etmiştir. İzah 1689 da
Bana Seleme b. Şebîb de rivayet etti. (Dediki): Bize Hasen b. A'yen rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'kıl, Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen rivayet etti ki, Benî Mahzûm kabilesinden bir kadın hırsızlık etmiş de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirilmiş; ve hemen Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Ümmü Seleme'ye sığınmış. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Vallahi bu kadın Fâtıme olsa mutlaka elini keserdim!» buyurmuş; ve kadının eli kesilmiş
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin, Mansûr'dan, o da El-Hasen'den, o da Hıttân b. Abdillâh Er-Rakaaşî'den, o da Ubâde b. Sâmit'den naklen haber verdi. Ubâde şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Benden Öğrenin! Benden öğrenin!.. Allah o (kadı) nlara (çıkar) bir yol haIketti. Bekârla bekâr (zina ederse) yüz dayakla bir sene sürgün; evli ile evliye yüz dayak ve recim (var!)» buyurdular
{…} Bize Amru'n-Nâkıd da rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyni rivayet etti. (Dediki): Bize Mansûr bu isnâdla bu hadîsin mislini haber verdi
Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr hep birden Abdülâlâ'dan rivayet ettiler. İbni'I-Müsennâ (Dediki): Bize Abdil-âla rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd, Katâde'den, o da El-Hasen'dcn, o da Hittân b. Abdillâh Er-Rakaaşî'den, o da Ubâde b. Sâmil'den naklen rivayet ettî. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üzerine vahy indirildiği zaman bundan dolayı gussalamr ve yüzü rengini atardı. Bir gün kendisine vahy indirildi de yine böyle oldu. Açıldığı vakit: «Benden öğrenin! Allah o (kadı) nlara (çıkar) bir yol haIk etti. Evli ile evli, bekârla bekâr!.. Eliyle yüz dayak... sonra taşlarla recim! Bekâra yüz dayak... sonra bir sene sürgün!..» buyurdu
ʿAbdullāh b. Muḥammad al-Rūmī narrated to us, saying: Naḍr b. Muḥammad narrated to us, saying: ʿIkrima — that is, Ibn ʿAmmār — narrated to us, saying: Yaḥyā narrated to us, saying:
"I and ʿAbdullāh b. Yazīd went together and came to Abu Salama, and we sent a messenger to him. Abu Salama came out to us, and we noticed there was a small mosque (masjid) beside the door of his house. We remained in that mosque until Abu Salama came out to us. Abu Salama said: 'If you wish to come inside, please do. Or you may sit here if you prefer.' We said: 'No, let us sit here — narrate a hadith to us.' Abu Salama then said:
'ʿAbdullāh b. ʿAmr b. al-ʿĀṣ (may Allah be pleased with them both) narrated to me, saying: I used to fast the entire year and recite the Qur'an every night. Either — he could not recall which — someone informed the Prophet (peace and blessings of Allah be upon him) about me, or he sent for me and I went to him. He said to me:
"Have I not been informed that you fast the entire year and recite the Qur'an every night?"
I said: "Indeed, O Prophet of Allah! But I intended nothing but good by it."
The Messenger of Allah said: "Fasting three days of every month is sufficient for you."
I said: "O Prophet of Allah! I am capable of more than that."
He said: "But your wife has a right over you. Your guests have a right over you. Your body has a right over you. Therefore, observe the fast of the Prophet of Allah Dāwūd (peace be upon him), for he was the most devoted of people in worship."
I asked: "O Prophet of Allah, what is the fast of Dāwūd?"
He said: "Dāwūd (peace be upon him) used to fast one day and not fast the next. And complete a full recitation (khatm) of the Qur'an once every month."
I said: "O Prophet of Allah! I am capable of more than that."
He said: "Then complete the Qur'an once every twenty days."
I said: "O Prophet of Allah! I am capable of more than that."
He said: "Then complete it once every ten days."
I said: "O Prophet of Allah! I am capable of more than that."
He said: "Then complete it once every week. But do not go beyond that. For your wife has a right over you. Your guests have a right over you. And your body has a right over you.
ʿAbdullāh said: "I was severe (in my devotion), and so severity was imposed upon me. The Prophet (peace and blessings of Allah be upon him) said to me: 'You do not know — perhaps your life will be long.' And in the end, I came to what the Prophet (peace and blessings of Allah be upon him) had said. When I grew old, I regretted not having accepted the concession (rukhṣa) that the Prophet of Allah (peace and blessings of Allah be upon him) had offered me."'"
Bana Ebû't-Tâhir ile Harmele b. Yahya rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize îbnî Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Ubeydullah b. Abdİllâh b. Utbe haber verdi ki, kendisi Abdullah b. Abbâs'ı şunu söylerken işitmiş: Ömer b. Hattâb, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in minberi üzerinde otururken şöyle dedi: «Hiç şüphe yok ki Allah, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Hak (din) ile göndermiş ve kendisine kitabı indirmiştir. Ona indirilenlerden biri de recim âyetidir. Biz bu âyeti okuduk, belledik ve anladık. Resûlulllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), recmetti; ondan sonra biz de recmetttk. Ama insanların üzerinden uzun zaman geçerse korkarım biri: Biz Allah'ın kitabında recmi bulamıyoruz, der de Allah'ın indirdiği bir farizayı terk etmekle dalâlete düşerler : Gerçekten erkek ve kadınlardan zina eden kimse üzerine —muhsan olmak, beyyine veya gebelik yahut i'tirâf bulunmak şartı ile— recim Allah'ın kitabında haktır
{…} Bize bu hadisi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve İbni Ebî Ömer de rivayet ettiler. (Dedilerki) Bize Süfyân, Zührî'den bu isnadla rivayet etti
Bana Abdülmelik b. Şuayb b. Leys b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bana babam, dedemden rivayet etti. (Demişki): Bana Ukayl, İbni Şihâb'dan, o da Ebû Seleme b. Abdirrahmân b. Avf ile Saîd b. El-Müseyyeb'den, onlar da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Ebû Hureyre şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e mescidde iken müslümanlardan bir adam geldi ve kendilerine seslenerek: Yâ Resûlâllah, ben zina ettim; dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan yüzünü çevirdi. Fakat adam yüzünü çevirdiği tarafa dönerek kendilerine (tekrar) : Yâ Resûlâllah, ben zina ettim; dedi. Ondan yine yüzünü çevirdi. Tâ ki bunu dört defa tekrarladı. Adam kendi aleyhine dört defa şehâdette bulununca Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisini çağırdı; ve: «Sende delilik var mı?» diye sordu. Adam: — Hayır! cevâbını verdi. «Hiç evlendin mi?» diye sordu. Adam: — Evet! dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bunu götürün de recmedin!» buyurdular. İbni Şihâb (Demişki): Bana Câbir b. Abdillâh'ı dinleyen biri haber verdi. Câbir: «Onu recmedenler arasında ben de vardım. Onu musalla'da recmettik. Taşlar kendisini yaraladığı zaman kaçtı. Fakat biz ona Harra'da yetişerek kendisini recmettik.» diyormuş
Bu hadîsi Leys dahi Abdurrahmân b. Hâlid b. Müsâfir'den, o da İbn Şihâb'dan bu isnadla bunun gibi rivâyet etti
(Bana bu hadisi Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî de rivâyet etti. ki): Bize Ebû'l-Yemân rivâyet etti. ki): Bize Şuayb, Zührî'den yine bu isnâdla haber verdi. ikisinin hadîsinde Ukayl'in zikrettiği gibi: «İbn Şihâb ki): Bana Câbir b. Abdillâh'ı dinleyen biri haber verdi.» ibaresi vardır
{…} Bana Ebû't-Tâhir ile Harmele b. Yahya da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus haber verdi. H. Bize İshâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrazzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer ile İbni Cüreyc haber verdi. Bu râvilerin hepsi Zührî'den, o da Ebû Seleme'den, o da Câbir b. Abdillâh'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Ukayl'in, Zührî'den, onun da Saîd ile Ebû Seleme'den, onların da Ebû Hureyre'den naklettikleri gibi rivayet etmişlerdir
Bana Ebû Kâmil Fudayl b. Huseyn El-Cahderî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne, Simâk b. Harb'dan, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Mâiz b. Mâlik'i Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirildiği vakit gördüm. Kısa tıknaz bir adam! Üzerinde cübbe yok! Zina ettiğine nefsi aleyhine dört defa şâhidlik etti. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Olabilir ki sen...» buyurdu. Mâiz: — Hayır vallahi! Bu alçak gerçekten zina etti... dedi. Bunun üzerine onu recmetti(rdi). Sonra hutbe okuyarak: «Dikkat! Biz Allah yolunda her gazaya gidişimizde bunlardan biri kalır; onun teke melemesi gibi bir meleyişi vardır. Bunlardan biri (karıya) bir şeyler verir. Beri bakın! Vallahi, Allah bunlardan biri hakkında bana imkân verse bu işten dolayı onu mutlaka ibretlik ederdim!» buyurdular.
Bize Muhammed b. el-Müsenna ile İbn Beşşar da rivayet ettiler. Lafız İbn Müsenna'nındır. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Cafer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Simak b. Harb'dan rivayet etti. (Demiş ki): Cabir b. Semura'yı şunları söylerken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kısa, dağınık saçlı, adaleli bir adam getirdiler. Üzerinde bir izar vardı; zina etmişti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu iki defa reddetti. Sonra emir verdi de recmedildi. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: "Biz Allah yolunda her gazaya gittiğimizde biriniz kalır; şehvet içinde bir teke gibi bağırır; o karılardan birine bir şeyler verir! Allah bunlardan biri hakkında bana imkân vermez ki! Yoksa onu ibret yapardım! (Yahut: Onu tenkil ederdim!)" Simak demiş ki: Ben bu hadisi Said b. Cubeyr'e rivayet ettim de: "Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu dört defa reddetti" dedi.
{…} Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Şebâbe rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Âmir El-Akadî haber verdi. Bunların ikisi de Şu'be'den, o da Simâk'den, o da Câbir b. Semûra'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den İbni Ca'fer'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. Şebâbe: «Onu iki defa reddetti.» cümlesinde İbni Ca'fer'e muvafakat etmiştir. Ebû Âmir'in hadîsinde: «Onu iki yahut üç defa reddetti.» ibaresi vardır. İzah 1696 da
Bize Kuteybe b. Saîd ile Ebû Kâmil El-Cahderî rivayet ettiler. Lâfız Kuteybe'nindir. (Dedilerki): Bize Ebû Avâne, Simâk'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mâiz b. Mâlik'e : «Senin hakkında kulağıma gelen doğru mudur?»diye sormuş. Mâiz: — Benim hakkımda duyduğun nedir? demiş. «Duydum ki filân oğullarının cariyesi ile cinsî münasebette bulunmuşsun!» buyurmuşlar. Mâiz: — Evet! demiş. Bunun üzerine kendisi dört defa şehâdette bulunmuş. Sonra emir buyurarak recmolunmuş. İzah 1696 da
Bana Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bana Abdüla'lâ rivayet etti. (Dediki): Bize Dâvûd, Ebû Nadra'dan, o da Ebû Sa'îd'den naklen rivayet etti ki, Eslem kabilesinden Mâiz b. Mâlik denilen bir adam Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Ben bir kötülük işledim; onun haddini bana vur! demiş. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisini birkaç defa reddetmiş. Râvi diyor ki: Sonra kavmine sordu. Onlar: — Biz onu zararsız biliriz; yalnız başına bir iş geldi ki, ondan kendisini had vurulmaktan başka bir şey kurtaramayacağını sanıyor! dediler. Müteakiben (Mâiz) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e döndü. O da bize kendisini recmetmemizi emir buyurdu. Onu Bakî-i Garkad'e götürdük. Kendisini ne bağladık, ne de kuyu kazdık. Ona kemik, toprak parçası ve tuğla kırığı attık. Koşmaya başladı. Biz de arkasından koştuk. Nihayet Harra kenarına geldi ve karşımıza dikildi. Biz de kendisine Harra'nın kayalarını (yâni taşları) attık; nihayet sustu. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akşamlayın hutbe okumak üzere ayağa kalktı ve: «Acaba biz Allah yolunda her gazaya gittikçe çoluk çocuğumuz arasında, teke aşım sesi gibi sesi olan bir adam kalacak mı! Şu boynuma borç olsun ki, bunu yapan bir adam bana getirilmeye görsün! Yoksa onu (âleme) ibret yaparım!» buyurdular. Artık onun için ne istiğfar etti, ne de söğdü
Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey' rivayet etti. (Dediki): Bize Dâvûd bu isnâdla bu hadîsin mânâsı gibi rivayette bulundu. Bu hadîste şunu da söyledi: Derken akşamsı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayağa kalkarak Allah'a hamdü sena etti. Sonra şöyle buyurdular: «Bundan sonra! Acep bâzı kavimlere ne oluyor ki, biz gazaya gittiğimiz vakit bunlardan, bir tekenin çığlığı gibi bağırışı olan birisi arkamızda kalıyor!..» «Çoluk çocuğumuz arasında» demedi
{…} Bize Süreye b. Yûnus da rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Zekeriyyâ b. Ebî Zaide rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Mııâviye b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. Bu râvilerin ikisi de Dâvûd'dan bu isnâdla bu hadîsin bir kısmını rivayet etmişlerdir. Yalnız Süfyân'ın hadîsinde : «Ve zinayı üç defa i'tîrâf etti.» ibaresi vardır. İzah 1696 da
Bize Hennâd b. Seriyy rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn Ebî Zâide rivayet etti. (Dedi ki): Bana İbn Ebî Süleyman, Atâ'dan naklen haber verdi. Atâ' şöyle demiştir:
"Yezîd b. Muâviye zamanında Şamlılar Mekke'ye hücum ederek Beytişşerif yandığında ve olan olduğu vakit, İbn Zübeyr, tâ hac mevsiminde halk gelinceye kadar onu olduğu hâl üzere bıraktı. Bununla halkı Şamlılara karşı cesaretlendirmek yahut harbe sevketmek istiyordu.
Halk hacdan dağılınca İbn Zübeyr şöyle dedi: — Ey cemaat! Kâbe hakkında bana görüşünüzü söyleyin. Onu yıkıp yeniden mi bina edeyim? Yoksa harap olan yerlerini tamir mi edeyim?
İbn Abbâs: — Bana bu konuda bir görüş belirdi. Harap olan yerlerini tamir etmeni ve halkın Müslüman oldukları vakit buldukları bir beyti, Müslüman oldukları vakit buldukları taşları, Nebi'nin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de peygamber gönderildiği vakit bulduğu bu şeyleri olduğu hâl üzere bırakmanı uygun görüyorum, dedi.
Bunun üzerine İbn Zübeyr şunları söyledi: — Sizden birinizin evi yansa onu yenilemekçe gönlü razı olmaz. Şu hâlde Rabbinizin Beytine nasıl razı olabilirsiniz? Ben Rabbime üç defa istihârede bulunacağım, sonra yapacağım işe niyet edeceğim.
Üç gece geçtikten sonra Kâbe'yi yıkmaya karar verdi. Halk, Kâbe'nin üzerine çıkan ilk kişinin başına gökten bir belâ iner korkusuyla onu bu işten vazgeçirmeye çalıştılar. Nihayet Beytişşerifin üzerine bir adam çıkarak ondan bir taş attı. Halk onun başına bir şey gelmediğini görünce hepsi birden İbn Zübeyr'e tâbi oldular ve Beytişşerifi yıkarak yere kadar indirdiler.
İbn Zübeyr, Kâbe'nin binası yükselinceye kadar kıble vazifesi görmek üzere bir takım direkler diktirdi ve üzerlerine perdeler çektirdi.
İbn Zübeyr dedi ki: — Ben Âişe'yi (r.anha) şöyle derken işittim: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: 'Halk küfürden yeni kurtulmuş olmasaydı, ben mutlaka Kâbe'ye Hicr'den beş arşın yer katar ve ona insanların gireceği bir kapı ile çıkacakları bir kapı açardım. Ama bende Kâbe'nin binasına yetecek nafaka yoktur.
İşte bugün ben harcayacak nafaka buluyorum; insanlardan da korkmuyorum.
Atâ' (sözüne devamla) şöyle demiştir: İbn Zübeyr, Kâbe'ye Hicr'den beş arşın yer kattı. Hatta bir temel açarak halka gösterdi; halk ona baktı ve binayı o temel üzerine kurdu. Kâbe'nin uzunluğu on sekiz arşındı. İbn Zübeyr ilâveyi yapınca bunu kısa bularak uzunluğuna on arşın daha kattı. Beytişşerife iki kapı yaptı; bunlardan birinden girilir, diğerinden çıkılırdı.
İbn Zübeyr katledilince Haccâc, Abdülmelik b. Mervân'a mektup yazarak bu durumu ve İbn Zübeyr'in Kâbe'yi Mekkelilerden âdil bir takım kimselerin gördükleri bir temel üzerine bina ettiğini haber verdi.
Abdülmelik ona şöyle cevap yazdı: — Biz İbn Zübeyr'in berbat ettiği bir şeyde değiliz. Uzunluğuna yaptığı ilâveyi olduğu gibi bırak; fakat Hicr'den yaptığı ilâveyi eskiden bina edildiği şekle çevir. Açtığı kapıyı da kapat!
Bunun üzerine Haccâc binayı yıkarak eski şekline iade etti."
Bize İshak b. İbrahim el-Hanzali ile Muhammed b. Ebi Ömer rivayet ettiler. Hadisin lafzını ikisi de birbirine yakın ifade ettiler. İbn Ebi Ömer "bize rivayet etti" lafzını kullandı. İshak ise "bize Abdurrezzak haber verdi" dedi. Abdurrezzak: "Bize Ma'mer, Zühri'den, o da Ubeydullah b. Abdillah b. Ebi Sevr'den, o da İbn Abbas'dan naklen haber verdi" demiş. İbn Abbas şunları söylemiş:
"Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in zevcelerinden, haklarında Allah Teâlâ'nın: 'Eğer tevbe ederseniz kalpleriniz söz dinledi demektir' (Tahrim, 4) buyurduğu iki kadının kimler olduğunu Ömer'e sormayı arzu eder dururdum. Nihayet Ömer hac etti. Onunla birlikte ben de hac ettim. Biraz yol aldıktan sonra Ömer saptı. Elimde su tulumu olduğu halde onunla birlikte ben de saptım. Kazayı hacet etti; sonra yanıma geldi. Ellerine su döktüm; abdest aldı.
(O zaman): — Ya Emirelmü'minin! Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in zevcelerinden kendilerine Allah (Azze ve Celle)'nin: 'Eğer tevbe ederseniz kalpleriniz söz dinledi demektir' buyurduğu iki kadın kimlerdir? dedim.
Ömer: — Şaşarım sana ey İbn Abbas! Onlar Hafsa ile Aişe'dir, diye cevap verdi.
(Zühri demiş ki: Vallahi Ömer, İbn Abbas'ın sorduğu sorudan hoşlanmamış; fakat gizlememiştir.
Bundan sonra Ömer hadisi rivayet etmeye başladı ve dedi ki:
Biz Kureyş cemaati, kadınlara hükmeden bir kavim idik. Medine'ye geldiğimizde orada kadınların kendilerine hükmettiği bir kavim bulduk. Az sonra bizim kadınlarımız da onların kadınlarından huy kapmaya başladılar. Benim evim Avali'deki Beni Ümeyye b. Zeyd kabilesinde idi. Bir gün karıma kızdım. Bir de baktım, bana kafa tutuyor! Bana karşı söz söylemesini meneyledim.
Kadın: — Benim sana karşılık vermemi neden meneyliyorsun? Vallahi Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in zevceleri bile ona kafa tutuyorlar da bazıları bütün gün akşama kadar kendisini terk ediyor, dedi.
Bunun üzerine oradan giderek Hafsa'nın yanına girdim ve: — Sen Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e kafa tutuyorsun? dedim.
Hafsa: — Evet, diye cevap verdi.
— Sizden biriniz onu bütün gün akşama kadar terk ediyor mu? diye sordum.
— Evet, diye cevap verdi.
Dedim ki: — Sizden bunu yapan muhakkak kendine yazık etmiştir. Biriniz Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in gazabından dolayı Allah'ın kendisine gazap etmeyeceğinden emin olabiliyor mu? O halde böylesi helak olmuş demektir. Sen Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e kafa tutma, ondan bir şey isteme! Aklına geleni benden iste! Sakın ortağının Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) nezdinde senden daha güzel ve daha sevgili olması seni aldatmasın!
(Ömer burada Aişe'yi kastetmiştir. Sözüne devamla demiştir ki):
Benim Ensardan bir komşum vardı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına inmek hususunda onunla nöbetleşirdik; bir gün o iner, bir gün ben inerdim. Bu suretle bazen vahy haberini ve sairesini o bana getirir, bazı defalar da bunların mislini ben ona getirirdim. Aramızda: "Gassanlılar bizimle harp etmek için atlarını nallatıyor" diye konuşurduk.
Derken dostum Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına indi. Sonra yatsı vakti bana gelerek kapımı çaldı ve bana seslendi. Yanına çıktım.
— Büyük bir hadise olmuş! dedi.
Ben: — Ne o? Yoksa Gassanlılar mı gelmiş? diye sordum.
— Hayır; ondan daha büyük ve uzun!.. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadınlarını boşamış! dedi.
— Yazık! Hafsa mahvoldu, dedim. Ben bunun olacağını biliyordum. Onun için sabah namazını kıldığım gibi elbisemi kuşandım; sonra aşağı inerek Hafsa'nın yanına girdim. Hafsa ağlıyordu.
— Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sizi boşadı mı? diye sordum.
— Bilmiyorum; işte kendisi! Şu yatak odasına çekilmiştir, dedi.
Bunun üzerine onun siyah bir kölesinin yanına gelerek: — Ömer için izin iste! dedim.
Köle hemen içeri girdi. Sonra yanıma çıkarak: — Ona senin geldiğini söyledim; ama ses çıkarmadı, dedi.
Bunun üzerine oradan çekilerek minberin yanına gittim ve oturdum. Bir de ne göreyim! Orada bir cemaat oturuyor; bazıları da ağlıyor! Biraz oturdum. Sonra efkârım bana galebe çaldı ve tekrar köleye gelerek: — Ömer için izin iste! dedim.
Köle içeri girdi. Sonra yanıma çıkarak: — Ona senin geldiğini söyledim; ama ses çıkarmadı, dedi.
Bunun üzerine geri döndüm. Az sonra baktım; köle beni çağırıyor!
— İçeri gir, sana izin verdiler! dedi.
Artık içeri girdim ve Resulullah'a selam verdim. Baktım, dokuma bir hasır üzerine yaslanmış; hasır yan tarafında iz bırakmış.
— Ya Resulallah! Kadınlarını boşadın mı? dedim.
Başını bana doğru kaldırarak: — Hayır! diye cevap verdi.
Bunun üzerine ben şunları söyledim:
Allah her şeyden büyüktür! Bizi bir görse idin ya Resulallah! Biz Kureyş cemaati kadınlara hükmeden bir kavim idik. Medine'ye geldiğimizde orada kadınların kendilerine hükmettiği bir kavim bulduk. Az sonra bizim kadınlarımız da onların kadınlarından huy kapmaya başladılar. Derken bir gün karıma kızdım. Bir de baktım bana kafa tutuyor! Bana karşı söz söylemesini meneyledim.
Kadın: — Benim sana karşılık vermemi neden meneyliyorsun? Vallahi Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in zevceleri bile ona kafa tutuyorlar da bazıları bütün gün akşama kadar kendisini terk ediyor, dedi.
— Onlardan bunu yapan muhakkak kendine yazık etmiştir; hiçbiri Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in gazabından dolayı Allah'ın kendisine gazap etmeyeceğinden emin olabiliyor mu? O halde muhakkak helak olmuştur! dedim.
Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gülümsedi. Ben sözüme devamla dedim ki:
— Ya Resulallah! Hafsa'nın yanına girdim de ona şunları söyledim: "Sakın ortağının Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) nezdinde senden daha güzel ve daha sevgili olması seni aldatmasın!
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir daha gülümsedi.
(Bu arada): — Seninle sohbet edebilir miyim ya Resulallah? dedim.
— Evet! diye cevap verdi.
Ben de oturdum. Müteakiben başımı kaldırarak içeriye bir göz gezdirdim. Vallahi içeride üç deriden başka göze dokunur bir şey göremedim.
— Ya Resulallah! Allah'a dua et de ümmetine bol rızık ihsan eylesin. İranlılarla Romalılar Allah'a tapmadıkları halde onlara bol rızıklar ihsan eylemiştir, dedim.
Bunun üzerine doğrularak oturdu ve: — Sen şüphede misin ey Hattab oğlu? Onlar iyi amellerinin karşılığı kendilerine dünya hayatında peşin verilen bir kavimdirler, buyurdu.
— Benim için mağfiret dile ya Resulallah, dedim.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zevcelerine pek ziyade gücendiğinden bir ay yanlarına girmemeye yemin etmişti. Nihayet Allah (Azze ve Celle) kendisini tekdir eyledi."
Bana Ebû Gassân Mâlik b. AbdiIvâhİd El-Mismaî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz (yâni İbni Hişâm) rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Yahya b. Ebî Kesirden rivayet etti. (Demişki): Bana Ebû Kılâbe rivayet etti. Ona da Ebû'l-Mühelleb, İmrân b. Husayn'dan naklen rivayet etmiş ki, Cüheyne (kabilesin) den bîr kadın zinadan gebe olarak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş ve: — Yâ Nebiyyâllah! Ben haddi hak ettim. Onu bana tatbik ediver! demiş. Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Seliem) de velîsini çağırarak: «Buna iyi bak, doğurduğu zaman onu bana getir!» buyurmuş. Velisi de öyle yapmış. Bunun üzerine Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadın hakkında emir vererek üzerine elbisesi bağlanmış. Sonra emir buyurarak recmedilmiş; ve cenazesini kılmış. Ömer kendisine : — Bunun cenazesini kılacak mısın yâ Nebiyyâllah? Halbuki zina etmiştir; demiş. Efendimiz: «Gerçekten o öyle bir tevbe etti kî, bu tevbe Medinelilerden yetmiş kişi arasında taksim edilse onlara yeterdi. Sen Allah için canını vermekten daha faziletli bir tevbe gördün mü?» buyurmuşlar
{…} Bize bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Affân b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Ebân El-Attâr rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Ebî Kesir bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti
Ebû Hüreyre ve Zeyd b. Hâlid el-Cühenî'nin aktardığına göre, çöl kabilelerinden biri Allah Resûlü'ne (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip şöyle dedi:
"Ey Allah'ın Resûlü! Aramızda Allah'ın Kitabı'na göre hükmetmeni Allah adına senden istirham ediyorum." Öte yandan ondan daha anlayışlı olan diğer taraf da şöyle dedi: "Evet, aramızda Allah'ın Kitabı'na göre hükmet; ancak bana da söz hakkı tanı." Bunun üzerine Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) ona "Söyle" buyurdu. Adam şöyle dedi: "Oğlum bu adamın yanında ücretli işçi olarak çalışıyordu ve onun hanımıyla zina etti. Bana oğlumun recmedilmesi gerektiği söylendi. Ben de bu cezadan kurtulmak için yüz koyun ve bir cariye fidye verdim. Sonra ilim ehlinden sordum; bana oğluma yüz sopa vurulup bir yıl sürgüne gönderilmesi gerektiğini, bu adamın hanımına ise recm cezasının uygulanması gerektiğini bildirdiler." Bunun üzerine Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki aranızda Allah'ın Kitabı'na göre hükmedeceğim. Cariye ve koyunlar iade edilecektir. Oğluna yüz sopa vurulup bir yıl sürgüne gönderilecektir. Ey Üneys! Yarın sabah bu adamın hanımının yanına git; eğer itiraf ederse onu recmet." Ravi dedi ki: "Üneys sabah olunca onun yanına gitti, kadın da itiraf etti. Bunun üzerine Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) onun hakkında emir verdi ve kadın recmedildi."
Bana Ebû't-Tâhir ve Harmele rivayet etti. İkisi de: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi. (İbn Vehb dedi ki:) Bana Yûnus haber verdi. (Sened değişikliği ile:) Bana Amr en-Nâkid rivayet etti. Bize Ya'kûb b. İbrâhîm b. Sa'd rivayet etti. Bize babam, Sâlih'ten rivayet etti. (Sened değişikliği ile:) Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. Bize Abdürrezzâk, Ma'mer'den haber verdi. Bunların hepsi Zührî'den, aynı isnâdla benzer şekilde rivayet ettiler.
Bana Hakem b. Mûsâ Ebû Salih rivayet etti. (Dediki): Bize Şuayb b. İshak rivayet etti. (Dediki): Bize UbeyduIIah, Nâfi'den naklen haber verdi. Ona da Abdullah b. Ömer haber vermiş ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e zina etmiş bir yahudi erkekle bir yahudi kadın getirmişler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalkarak yahudilere gelmiş ve: «Zina eden bir kimseye siz Tevrat'ta ne (ceza) buluyorsunuz?» diye sormuş. Yahudiler: — Yüzlerini karaya boyar; kendilerini yük üzerine bindirir; yüzlerini birbirlerine ters döndürürüz ve (sokaklarda) dolaştırılırlar! demişler. «Doğru söylüyorsanız o halde Tevrat'ı getirin!» buyurmuş. Yahudiler hemen Tevrat'ı getirerek okumuşlar. Recim âyetine gelince, okuyan genç elini recim âyetinin üzerine koymuş ve onun evvelindekini ve sonundakini okumuş. Abdullah b. Selâm —ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte bulunuyormuş. (Efendimize) : — Buna emir buyur da elini kaldırsın! demiş. Yahudi elini kaldırınca bakmışlar ki altında recm âyeti var! Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her ikisi için de emir vererek recmedilmişler. Abdullah b. Ömer: — Ben de onları recmedenler arasında idim. Yemin olsun yahûdînin kadını kendi vücudu ile koruduğunu gördüm! demiş
Bize Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail (yâni İbni Uleyye), Eyyûb'dan rivayet etti. H. Bana Ebû't-Tâhir dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bana ehl-i ilimden bâzı zevat haber verdi ki, Mâlik b. Enes de onlardan biridir. Onlara da Nâfi', İbni Ömer'den naklen haber vermiş ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zina sebebi ile iki yahudiyi recmetmiş. Zina eden bir erkekle bir kadını! Yahudiler onları Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirmişler... Raviler hadîsi yukarı ki hadîs gibi nakletmişlerdir
{…} Bize Ahmed b. Yûnus da rivayet etti. (Dedikî): Bize Züheyr rivayet etti. (Dediki): Bize Mûsâ b. Ukbe, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti ki, Yahudiler içlerinden zina eden bir erkekle bir kadını Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirmişler... Ravi hadîsi, Ubeydullah'ın Nâfi'den rivayeti tarzında nakletnıiştir. İzah 1702 de
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe, ikisi de Ebû Muâviye'den rivayet ettiler. Yahya dedi ki: Bize Ebû Muâviye, A'meş'ten, o da Abdullah b. Murre'den, o da Berâ' b. Âzib'den naklen haber verdi. Dedi ki: Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına yüzü karartılmış ve kırbaçlanmış bir Yahudi getirildi. Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları çağırarak: «Zinakârın cezasını kitabınızda böyle mi buluyorsunuz?» diye sordu. «Evet» dediler. Bunun üzerine âlimlerinden birini çağırarak: «Sana Mûsâ'ya Tevrat'ı indiren Allah adına yemin verdirerek soruyorum: Zinakârın cezasını kitabınızda böyle mi buluyorsunuz?» dedi. O da: «Hayır. Sen bana Allah adına yemin vermeseydin sana söylemezdim. Biz onu recm olarak buluyoruz; ancak bu ceza ileri gelenlerimiz arasında çoğalınca biz şerifi yakaladığımızda onu bırakıyor, zayıfı yakaladığımızda ise ona haddi uyguluyorduk. Sonra dedik ki: Gelin, şerife de aşağıya da uygulayabileceğimiz ortak bir şey üzerinde birleşelim. Böylece recm yerine yüz karartmayı ve kırbaçlamayı koyduk» dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ım! Onlar onu öldürdüğünde senin emrini ilk ihya eden benim» buyurdu. Sonra o Yahudi hakkında emir verdi ve recmedildi. Ardından Allah Azze ve Celle: «Ey Resûl! Küfürde yarışanlar seni üzmesin...» âyetini «Size bu verilirse alın» ifadesine kadar indirdi. Yani: «Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gidin; eğer size yüz karartmayı ve kırbaçlamayı emrederse kabul edin, recm ile fetva verirse sakının» diyorlardı. Bunun üzerine Allah Teâlâ: «Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir», «Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir», «Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler fâsıkların ta kendileridir» âyetlerini indirdi. Bunların hepsi kâfirler hakkındadır.
{…} Bize İbni Numeyr ile Ebû Saîd El-Eşecc rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş bu isnâdla bu hadisin mislini: -Ve emir vererek yahudi recmolundu.» cümlesine kadar rivayet etti. Ama ondan sonra âyetin inmesi kısmını anmadı. İzah 1702 de
mükerr ancak hem Arapça orjinalde hem türk nüshasında böyle!!! Bana Hârûn b. Abdillâh da rivayet etti. (Dediki): Bize Haccâc b. Muhanmed rivayet etti. (Dediki): İbni Cüreyc şunu söyledi: Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi ki, kendisi Câbir b. Abdillâh'ı şöyle derken işitmiş: — Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Eslem (kabilesin)'den bir adamla, yahudîlerden bîr erkek ve kadınını recmetti
{…} Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Ubâde haber verdi. (Dediki): Bize İbni Cüreyc bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti. Yalnız o: «Bir de kadın» demiştir
Bize Ebû Kâmil El-Cahderî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâhtd rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman Eş-Şeybânî rivayet etti. (Dediki): Ben Abdullah b. Ebî Evfa'ya sordum. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Aliy b. Mtishir, Ebû İshâk Eş-Şeybânî'den rivayet etti. (Demişki): Abdullah b. Ebî Evfa'ya: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiç recim yaptı mı? diye sordum. — Evet! cevabım verdi. — Nûr sûresi indirildikten sonra mı, ondan önce mi? dedim. — Bilmiyorum! dedi
Bana îsâ b. Hammâd El-Mısri rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Saîd b. Ebî Saîd'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi, ki onu şöyle derken işitmiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Birinizin cariyesi zina eder de zinası sübut bulursa ona had celdini vursun! Ama (suçunu) başına kakmasın! Sonra yine zina ederse ona had celdini vursun! Fakat (suçunu) başına kakmasın! Sonra üçüncü defa tekrar zina eder de zinası sübût bulursa artık onu velev kıldan bir ip mukabilinde olsun satsın!» buyururken işittim.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. H. Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bekr El-Bursânî haber verdi. (Dediki): Bize Hişâm b. Hassan haber verdi. Bunların ikisi de Eyyûb b. Musa'dan rivayet etmişlerdir. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme ile İbni Numeyr, Ubeydullah b. Ömer'den rivayet ettiler. H. Bana Hârûn b. Saîd El-Eylî de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Usâme b. Zeyd rivayet etti. H. Bize Hennâd b. Seriy ile Ebû Kureyb ve İshâk b. İbrahim de Abde b. Süleyman'dan, o da Muhammed b. İshâk'dan naklen rivayet ettiler. Bu râvilerin hepsi Said El-Makburî'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayette bulunmuşlardır. Şu kadar var ki İbni İshâk kendi hadîsinde: «Saîd'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen zina ettiği vakit cariyeye üç defa kamçı vurulması hususunda: «Sonra dördüncüde onu satsın!» demiştir.
Bize Abdullah b. Meslemete'l-Ka'nebi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Malik rivayet etti. (H) Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti; lafız onundur. (Dedi ki): Malik'e, İbn Şihab'tan dinlediğim, onun da Ubeydullah b. Abdillah'tan, onun da Ebu Hureyre'den naklettiği şu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e muhsan olmayan cariye zina ederse hükmü ne olacağı sorulmuş. "Zina ederse onu kırbaçlayın! Sonra yine zina ederse kırbaçlayın! Sonra tekrar zina ederse kırbaçlayın! Sonra onu velev bir ip mukabilinde olsun satın!" buyurmuştur. İbn Şihab: "Üçüncüden sonra mı, dördüncüden sonra mı bilmiyorum" demiş. Ka'nebi kendi rivayetinde şöyle demiştir: "İbn Şihab: Dafır iptir, dedi."
Bize Ebû't-Tâhir de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Mâlik'i şunları söylerken işittim: Bana İbni Şihâb, Ubeydullah b. Abdillâh b. Utbe'den, o da Ebû Hureyre ile Zeyd b. Hâlid El-Cüheni'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e cariyenin hükmü sorulmuş... Râvi yukarıki iki râvinin hadîsi (1703) gibi rivayette bulunmuş; fakat İbni Şihâb'ın : «Dafîr iptir.» sözünü anmamıştır
{…} Bana Amru'h-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kûb b. İbrahim b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Salih'den rivayet etti. H. Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrazzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer haber verdi. Bu râvilerin ikisi de Zührî'den, o da Ubeydullah'dan, o da Ebû Hureyre ile Zeyd b. Hâlid El-Cühenî'den, onlar da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den Mâlik'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. Her ikisinin hadisinde şek, cariyenin üçüncüde mi yoksa dördüncüde mi satılacağı hususundadır
Bize Muhammed b. Ebi Bekir El-Mukaddemi rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman Ebû Dâvûd rivayet etti. (Dediki): Bize Zaide, Süddî'den, o da Sa'd b. Ubeyde'den, o da Ebû Abdirrahmân'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Ali hutbe okuyarak şunları söyledi: Ey nâs! Memlüklerinize, muhsan olsunlar olmasınlar, haddi tatbik edin! Zîra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bir cariyesi zina etti de, ona celd (kamçı) vurmamı bana emretti. Bir de baktık yeni nifâs olmuş. Ben ona celd vurursam öldürürüm diye korktum; ve keyfiyeti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arz ettim. Bunun üzerine: «İyi ettin!» buyurdular.
{…} Bu hadîsi bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem haber verdi. (Dediki): Bize İsrail, Süddî'den bu isnâd-la rivayet etti. Yalnız «Memlüklerden muhsan olanı da olmayanı da» cümlesini zikretmedi. O hadîste: «İyileşinceye kadar onu bırak!» cümlesini ziyade etti
Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Katâde'yi, Enes b. Mâlik'den naklen rivayet ederken dinledim ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şarap içmiş bir adam getirmişler de ona iki hurma dalı ile kırk kadar dayak vur(dur)muş. Enes: — Bunu Ebû Bekir de yaptı. Ömer halife olunca insanlarla istişare etti de Abdurrahmân: — Hududun en hafifini seksen (değnek)'i vur! dedi. Bunun üzerine Ömer de onu emretti; demiş.
{…} Bize Yahya b. Habîb El-Hârisî de rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid (yâni İbni'l-Hâris) rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde rivayet etti. (Dedik): Enes'i: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir adam getirdiler... derken işittim. Râvi hadisi yukanki gibi zikretmiştir
Bize Muhammed b. EI-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti ki, Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şarap hakkında hurma dalları ve ayakkaplan ile had vurmuş. Sonra Ebû Bekir 40 değnek hadd vurmuş. Ömer halîfe olup insanlar verimli yerlere ve köylere sarkınca: — Şarabın haddi hususunda ne diyorsunuz? diye sormuş. Abdurrahmân b. Avf: — Onu cezaların en hafifi gibi yapman fikrindeyim; demiş. Enes: Ömer de 80 değnek hadd vurdu; demiş
{…} Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm bu isnâdla bu hadisin mislini rivayet etti
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî', Hişâm'dan, o da Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şarap içmek için ayak kapları ve hurma dalları ile 40 değnek (hadd) vururmuş. Bundan sonra râvi yukarıdakilerin hadisi gibi rivayette bulunmuş, yalnız «verimli yerlerle köylere» cümlesini anmamıştır.
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ile Züheyr b. Harb ve Ali b. Hucr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize İsmail (yani İbn Uleyye), İbn Ebi Arube'den, o da Abdullah ed-Danac'dan naklen rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim el-Hanzali de rivayet etti. Lafız onundur. (Dedi ki): Bize Yahya b. Hammad haber verdi. (Dedi ki): Bize Abdülaziz b. Muhtar rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn Amir ed-Danac'ın azatlısı Abdullah b. Feyruz rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hudayn b. Münzir Ebu Sasan rivayet etti. (Dedi ki): Osman b. Affan'a şahit oldum. Kendisine Velid getirilmişti. Velid sabah namazını iki rekat kıldırmış; sonra: "Size daha ziyade edeyim mi?" demişti. Onun aleyhine iki zat şehadette bulundu. Biri Humran olup şarap içtiğine; diğeri de onu kusarken gördüğüne şehadette bulundu. Bunun üzerine Osman: "Bu adam şarabı içmese kusmazdı!" dedi ve: "Ya Ali! Kalk da şunu kırbaçla!" emrini verdi. Ali de: "Kalk ya Hasan, şunu kırbaçla!" dedi. Hasan: "Sen onun cefasını, sefasını sürene yükle!" dedi. Galiba Osman'a dargındı. Nihayet Ali: "Ya Abdullah b. Cafer! Kalk da şunu kırbaçla!" dedi. Abdullah b. Cafer onu kırbaçladı, Ali de sayıyordu. Kırka varınca: "Kes!" dedi. Sonra şunları söyledi: "Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kırk kırbaç vurdu. Ebu Bekir de kırk kırbaç vurdu. Ömer ise seksen kırbaç vurdu. Bunların hepsi sünnettir. Ama bence bu daha makbuldür." Ali b. Hucr kendi rivayetinde şunu ziyade etti: "İsmail (dedi ki): Ben ondan Danac'ın hadisini de dinledim ama onu bellemedim."
Bana Muhammed b. Minhâl Ed-Darîr rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey' rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân-ı Sevrî, Ebû Hasîn'den, o da Umeyr b. Saîd'den, o da Alî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ben bir kimseye hadd vurur da bu sebeple ölürse ona acımam! Yalnız sarhoş müstesna! O Ölürse diyetini veririm. Çünkü Resûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): onu (n hakkında mazbut bir) sünnet bırakmadı. {…} Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahmân rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etti
(Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivâyet etti. ki): Bize Abdurrahmân rivâyet etti. ki): Bize Sütyân bu isnâdla bu hadîsin mislini rivâyet etti. hadîsi Buhârî, Ebû Dâvûd ve İbn Mâce «Hudûd» bahsinde muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. murâd: «Bu hususta mazbut bir miktar tayîn etmedi.» demektir. Alînin bu hadîsi «hadd vurulurken ölen kimsenin diyeti ödenmez.» diyenlerin delilidir. Nevevî'nin beyanına göre bu hususta ulemânın ittifakı vardır. Yalnız ta'zîr edilirken ölen hakkında ihtilâf edilmiştir. Şâfiîler'e göre böylesinin diyeti hâkimin âkılesine ödettirilir. Hâkime de keffâret îcâb eder! Bazıları diyetin Beytülmâlden verileceğini söylemişlerdir. Cumhûr-u ulemaya göre kimsenin bir şey ödemesi lâzım gelmez. hadîsteki cümlesinin doğrusu şeklinde olacağını söylemişlerdir. Nitekim Sahîh-i Buhârî'de öyledir
Bize Ahmed b. îsâ rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr, Bükeyr b. El-Eşecc'den naklen haber verdi. (Demişki): Bir defa biz Süleyman b. Yesâr'ın yanında otururken aniden Abdurrahmân b. Câbir gelerek onunla konuştu. Derken Süleyman bize dönerek şunları söyledi: Bana Abdurrahmân b. Câbir, babasından, o da Ebî Bürdete'l-Ensârî'den naklen rivayet etti ki Ebû Bürde: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Hiç bir kimseye on kamçıdan fazla vurulmaz. Meğer ki Allah'ın haddlerinden bir hadd hakkında ola!» buyururken işitmiş
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe, Amru'n-Nâkıd, İshâk b. İbrahim ve İbni Numeyr hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Lâfız Amr'ındır. (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Ebû İdrîs'den, o da Ubâde b. Sâmit'den naklen rivayet etti. Ubâde şöyle demiş: Bir mecliste Resulullah (SalIallahu Aleyhi ve Sellem)'le beraberdik. Şöyle buyurdular: «Allah'a hiç bîr şeyi şerik koşmayacağınıza, zina yapmayacağınıza hırsızlık ehniyeceğinize, Allah'ın haram kıldığı nefsi haksız yere öldürtmyeceğinize dair bana bey'at ediyorsunuz. İmdi siz’den her kim sözünde durursa onun ecri Allah'a aiddir. Kim bunlardan birini yapar da o sebeple cezalanırsa bu da onun için keffârettir. Ve kim bunlardan bir şey yapar da Allah onu ört bas ederse onun işi de Allah'a kalmıştır. Dilerse kendisini affeder; dilerse azâb eyler!»
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrazzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer, Zührî'den bu isnâdla haber verdi. O bu hadiste şunu da ziyade etti: «Arkacığından bize kadınlar ayetini okudu: Mü'min kadınlar Allah'a hiç bir şeyi şerik koşmayacaklarına dâir sana bey'at'a gelirlerse...» [Mümtehine]
Bana İsmail b. Salim de rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym haber verdi. (Dediki): Bize Hâlid, Ebû Kilâbe'den, o da Ebû'l-Eş'as Es-San'ânî'den, o da Ubâde b. Sâmit'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Bizden Resûlullah (SalIallahu Aleyhi ve Sellem) kadınlardan aldığı gibi: Allah'a hiç bir şeyi şerik koşmayacağınıza, çalmıyacağınıza, zina etmiyeceğinize, çocuklarınızı öldürmeyeceğinize, birbirimize bühtanda bulunmıyacağımiza dair söz aldı. Ve: «Sizden her kim sözünde durursa onun ecri Allah'a âiddir. Her kim haddi mucip bîr şey yapar da kendisine hadd vurulursa bu onun keffâretidir. Kimi Allah örtbas ederse onun işi de Allah'a kalmıştır. Dilerse kendisini azâb eder; dilerse mağfiret eyler.» buyurdu
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Yezîd b. Eb! Habîb'den, o da Ebûl-Hayr'dan, o da Sunâbihî'den, o da Ubâde b. Sâmit'den naklen onun şöyle dediğini haber verdi: Ben Resulullah (SalIallahu Aleyhi ve Sellem)'e bey'at eden nakîblerdenim! Ona: Allah'a hiç bir şeyi şerik koşmayacağımıza, zina etmiyeceğimize, çalmayacağımıza, Allah'ın haram kıldığı nefsi haksız yere öîdürmiyeceğimize, yağmacılık yapmayacağımıza ve isyan etmlyeceğimize (dair) bey'at ettik. Bunu yaparsak cennet!.. Bunlardan birinde bozuk çalarsak onun hükmü Allah kalmıştır. İbni Rumh: «Onun hükmü Allah'a kalır.» dedi
Bize Yahya b. Yahya ile Muhammed h. Rumh rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Leys haber verdi. H. Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, İbni Şihâb'dan, o da Saîd b. El-Müseyyeb ile Ebû Seleme'den, onlar da Ebû Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen onun şöyle buyurduğunu rivayet etti: «Hayvanın yaralaması hederdir. Kuyu da hederdir; ma'den de hederdir. Rikâzda ise beşte bir vardır.»
{…} Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe, Züheyr b. Harb ve Abdülâ'lâ b. Hammad dahî hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. H. Bize Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dediki): Bize İshâk (yâni îbni îsâ) rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlik rivayet etti. Her iki râvi Zührî'den, Leys'in isnadı ile onun hadîsinin mislini rivayet etmişlerdir
{…} Bana Ebû't-Tâhir ile Harmele de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan, o da İbnil-Müseyyeb ile Ubeydullah b. Abdillâh'dan, onlar da Ebû Hureyre'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini haber verdi
Bize Muhammed h. Runıh b. El-Muhâcir rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Eyyûb b. Musa'dan, o da Esved b. EI-Alâ'dan, o da Ebû Seleme b. Abdirrahmân'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen onun şöyle .buyurduğunu haber verdi: «Kuyunun yaralaması hederdir; ma'denin yaralaması da hederdir; hayvanın yaralaması da hederdir. Rikâzda ise beşte bir vardır.»
{…} Bize Abdurrahmân b. Sellâm El-Cumah! de rivayet etti. (Dediki): Bize Rabi' (yâni İbni Müslim) rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Muâz dahî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize İbni Beşşâr da rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. Her iki râvi: Bize Şu'be rivayet etti; demişler; ikisi de Muhammed b. Ziyâd'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etmişler dir