Tüm İslam Kütüphanesi

26 - Adak Kitabı

1

Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî ite Muhammed b. Rumh b. Muhacir rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Leys haber verdi. H. Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, İbni Şihâb'dan, o da Ubeydullah b. Abdillâlı'dan, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayette bulundu ki, şöyle demiş: Sa'd b. Ubade Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den, annesinin borcu olan bir adak hakkında fetva istedi. Annesi bunu ödeyemeden ölmüş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Onun namına onu sen ödeyiver!» buyurdular

2

{…} Bize yine Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Ben Mâlik'e okudum. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd ve İshâk b. İbrahim de İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. H. Bana Harmele b. Yahya dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus haber verdi. H. Bize İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dedilerki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer haber verdi. H. Bize Osman b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abde b. Süleyman, Hişâm b. Urve'den, o da Bekir b. Vâil'den naklen rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Zührî'den, Leys'in isnâdiyle, onun hadîsi mânâsında rivayette bulunmuşlardır

3

Bana Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. İshâk (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. Züheyr: Bize Cerîr, Mansur'dan, o da Abdullah b. Mürra'dan, o da Abdullah b. Ömer'den naklen rivayette bulundu; dedi. Abdullah şöyle demiş : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün bizi adak adamaktan nehyetmeğe başladı ve : «O hiç bir şeyi geri çevirmez; onunla sâdece cimri (nin elin) den (mal) çıkarılır.» buyuruyordu

4

Bize Muhammed b. Yahya rivayet etti. (Dediki):, Bize Yezîd b. Ebî Hakim, Süfyân'dan, o da Abdullah b. Dinar'dan, o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayette bulundu ki: «Nezir, bir şeyi ne (vaktinden) önceye aldırır; ne de sonraya bıraktırır. Onunla sadece bahîl (in elin) den (mal) çıkarılır.» buyurmuşlar

5

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Gunder, Şu'be'den rivayet etti. H. Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. Lâfız ibni'l-Müsennâ'nındır. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Mansûr'dan, o da Abdullah b. Mürra'dan, o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayette bulundu ki: Nezri yasak etmiş ve: «Şüphesiz ki, o bir hayır getirmez; onunla sâdece bahîl (in elin) den (mal) çıkarılır.» buyurmuşlar

6

{…} Bana Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Adem rivayet etti. (Dediki): Bize Mufaddal rivayet etti. H. Bize Muhammed b, EI-Müsennâ ile İbni Beşşâr dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdurrahmân, Süfyân'dan ve her iki râvi Mansûr'dan bu isnâdla Cerîr'in hadîsi gibi rivayette bulundular. SAYFANIN DEVAMI VE İZAH İÇİN TIKLA

7

Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülazîz yâni Derâverdî, Alâ'dan, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayette bulunduki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nezretmeyin, çünkü nezir kaderden hiç bir şeye fayda etmez; onunla sâdece cimri (in elin) den (mal) çıkarılır.» buyurmuşlar

8

Bize Muhammed b. El-Müseıına ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Ben Alâ'yı. babasından, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ederken dinledim ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nezri yasak etmiş ve: «Şüphesiz ki, o kaderden bir şey geri döndüremez; onunla sadece bahîl (in elin) den (mal) çıkarılır.» buyurmuşlar

9

Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe b. Saîd ve Alî b. Hucr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmaîl yâni ibni Ca'fer, Amr'dan —bu zât İbni Ebî Amr'dır— o da Abdurrahmân El-A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nezir Âdem oğluna Allah'ın takdir etmediği bir şeyi yaklaştırmaz; lâkin nezir (bâzan) kadere muvafık düşer de bu sayede bahîl (in elin) den, çıkarmak istemediği (malı) çıkarılır.» buyurmuşlar

10

{…} Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kûb yâni îbni Abdirrahmân EI-Kaarî ile Abdülâzîz yâni Derâverdî rivayet ettiler. Bunların ikisi de Amr b. Ebî Amr'dan bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir

11

Bana Amru'n-Nâkıd ile İbn Ebî Ömer ve Ahmed b. Abde hep birden İbn Uyeyne'den rivayet ettiler. İbn Abde (dedi ki): Bize Süfyân, Amr'dan, o da Atâ'dan, o da İbn Abbas'tan naklen rivayet etti. İbn Abbas: "Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Beyti ancak müşriklere kuvvetini göstermek için ramel ve hızla tavaf etmiştir" demiş.

İzah: Bu hadisi Buhârî hacc bahsinin bir iki yerinde ve "Kitâbu'l-Megâzî"de; Ebu Davud ile Nesaî hacc bahsinde muhtelif ravilerden tahric etmişlerdir. Nevevi diyor ki: "İbn Abbas'ın bu hadisi bundan önceki rivayetlerle nesh edilmiştir. Çünkü İbn Abbas hadisi Hicretin yedinci yılında Mekke fethedilmezden önce ifa olunan kaza Umresine aittir. O zaman Müslümanlar bedenen zayıf idiler. Tavaf esnasında ramel yapmaları kuvvetli görünmek içindi. Buna iki rüknü yemânî'den gayrı yerlerde muhtaçtılar. Çünkü müşrikler Hicr denilen yerde oturuyor, rükn-ü yemânî denilen iki köşe arasında Müslümanları görmüyor, diğer köşeler arasında tavaf ederken görüyorlardı. Nebî (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hicretin onuncu yılında Veda haccını ifa ettiği vakit Hacer-i Esved'ten başlıyarak yine Hacer-i Esved'e kadar ramel yapmıştır. Binaenaleyh bu son fiiliyle amel etmek vacib olur." Nevevi'nin bahsettiği nesh bir tur tavafın yarısında ramel yapıp yarısında yapmamaya aittir. Çünkü İbn Abbas (r.a.) hadisinde iki rüknü yemânî arasında ramel yapılmayacağı bildirilmektedir. Bu mesele İmam Nevevi'nin dediği gibi nesh edilmiştir. Bugün tavafın ilk üç turunda Hacer-i Esved'den başlayarak yine onda bitmek suretiyle ramel yapılır. Hicr: Hatîm denilen yerin içidir. Hatîm, Kâbe-i Muazzama'nın altın oluk tarafındaki yarım duvarla çevrilmiş yerdir. Vaktiyle bu yer Kâbe'ye dahil idi. Hükmen yine Kâbe'nin içinden sayıldığı cihetle tavaf Hatîm'in arkasından yapılır. İbn Abbas (r.a.)'ın "Hem doğru söylemişler, hem yanlış" sözü ile Nebî (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in fiili olduğunu doğru söylemişler, fakat bunun bir sünnet-i müekkede olduğu iddiasında hata etmişler demek istemiştir. Çünkü ona göre ramel meselesi senelerce tekrarı matlûb olan bir iş değil, küffara kuvvetli görünmek için yalnız o seneye mahsustur. Hz. İbn Abbas'ın mezhebi bu ise de sahabe ve tabiîn ile onlardan sonra gelen bütün ulema bu hususta ona muhalefet ederek tavafın ilk üç turunda ramelin sünnet olduğunu söylemişlerdir. Bu sünneti terk eden faziletten mahrum kalır. Bununla beraber tavafı yine de sahihtir, kurban lazım gelmez. Abdullah b. Zübeyr'e göre ramel tavafın yedi turunda da sünnettir. Hasan-ı Basrî, Sevrî ve Mâlikîler'den Abdülmelik b. Mâcişûn'a göre tavaf esnasında rameli terk edenin kurban kesmesi gerekir. Vaktiyle İmam Mâlik'in dahi buna kail olduğu, fakat sonra rücu ettiği söylenir. Cumhur-u ulemanın delili Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Veda haccında tavafın ilk üç turunu ramel ile yapıp geri kalan dört turunda alelade yürümesi ve sonra "Hac fiillerini nasıl yapacağınızı benden alın" buyurmuş olmasıdır. İbn Abbas (r.a.) kendisine Safâ ile Merve arasında vasıtaya binerek sa'y yapmanın hükmü sorulduğu ve "Kavmin bunun sünnet olduğunu söylüyorlar" denildiği vakit yine "Hem doğru söylemişler, hem yanlış" diye cevap vermiştir. Gerçi ibarede "kezebû" lafzı kullanılmıştır. Bunun asıl manası "yalan söylemişler" demek ise de bu gibi yerlerde mezkûr kelimenin hata manasında kullanıldığını kitabımızın baş taraflarında görmüştük. Hz. İbn Abbas bu sözüyle: "Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hayvan üzerinde sa'y yaptığını doğru söylemişler, fakat bunun yürümekten efdalolduğunu söylemekte hata etmişler. Çünkü yürümek daha faziletlidir" demek istemiş ve Nebî (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in özürden dolayı hayvana bindiğine işaret etmiştir. Ulema bu kavlinde İbn Abbas (r.a.) ile beraberdir. Yesrib: Medîne-i Münevvere'nin cahiliyyet devrindeki ismidir. Hadisin muhtelif rivayetleri vardır. İsmâîlî'nin rivayetinde: "Müşrikler: 'Size çıplak bir kavim gelecek' demişler. Onların bu sözünü Allah Nebisine bildirmiş, o da ashabına hem ramel yapmalarını hem de adi yürüyüşle yürümelerini emir buyurmuştu" denilmiş; İbn Mace'nin rivayetinde: "Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hudeybiye'den sonraki Umresi için Mekke'ye girmek istediği vakit ashabına: 'Yarın kavminiz sizi görecektir; ama sizi zinde görmelidirler' buyurmuş, Mescid-i Haram'a girdikleri vakit ashabıyla beraber Hacer-i Esved'i istilam ederek ramelle tavaf etmişlerdir" buyrulmuş; Taberânî'nin rivayetinde: "Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Umreye niyet edince Mekkelilerin ashabı hakkında 'zayıflamışlar' diye söz ettiklerini duymuş ve Mekke'ye varınca ashabına: 'Haydi bakalım kollarınızı, paçalarınızı sıvayın da ramelle yürüyün! Tâ ki kavminiz kuvvetli olduğunuza kanaat getirsin' buyurmuştur" denilmektedir. Bir rivayette ashabın ramel yaptığını gören Kureyş kâfirlerinin: "Bunlar ceylanlar gibi adamlarmış!" dedikleri bildirilmiştir.

12

{…} Bize Ebu'r-Rabî' El-Ateki rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd yâni İbni Zeyd rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim ile İbni Ebî Ömer, Abdülvehhâb Es-Sekafi'-den rivayet ettiler. Her iki râvi Eyyûb'dan bu isnâdla bu hadîsin benzerini rivayet etmişlerdir. Hammad'ın hadîsinde: «Dediki: Adbâ' Benî Ukayl'den bir adamın idi. Hacıları geçenlerdendi.» ibaresi vardır. Yine onun hadîsinde: «Kadın ta'lîm terbiye görmüş bir devenin üzerinde geliverdi.» denilmiştir. Sekafî'nin hadîsinde: «Bu hayvan ta'lîmli bir deve idi.» cümlesi vardır

13

Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey', Humeyd'den, o da Sâbit'den, o da Enes'den naklen haber verdi. H. Bize İbni Ebî Ömer de rivayet etti. Bu lâfız onundur. (Dediki): Bize Mervân b. Muâviye El-Fezârî rivayet etti. (Dediki): Bize Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bana Sabit, Enes'den naklen rivayet etti ki, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), iki oğlunun arasında götürülen bir ihtiyar görerek: «Buna ne olmuş?» diye sormuş. — Yürümeyi nezretmiş, demişler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesiz ki Allah bu adamın kendini azâb etmesinden müstağnidir.» buyurmuş ve (hayvana) binmesini emretmiş. İzah 1643 te

14

Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteyhe ve İbni Hucr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize îsmâîl yâni îbni Ca'fer, Amr'dan —ki İbni Ebî Amr'dır— o da Abdurrahmân EI-A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayette bulunduki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki oğlunun arasında onlara dayanarak giden bir ihtiyara yetişerek: «Buna ne oldu?» diye sormuş. Oğulları: — Yâ Resûlâllah, nezri vardı, cevabını vermişler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bin ey ihtiyar! Zira Allah senden ve nezrinden ganîdir.» buyurmuş. Lâfız Kuteybe ile İbni Hucr'undur

15

{…} Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâzîz yâni Derâverdî, Amr b. Ebî Amr'dan bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etti

16

Bize Zekeriyyâ b. Yahya b. Salih El-Mısrî rivayet etti. (Dediki): Bize El-Mufaddal yâni İbni Fadâle rivayet etti. (Dediki): Bana Abdullah b. Ayyaş, Yezîd b. Ebî Habîb'den, o da Ebu'l-Hayr'dan, o da Ukbe b. Âmir'den naklen rivayet etti, ki şöyle demiş: Kız kardeşim yalın ayak Beytullah'a yürümeyi adadı. Bana da bu meseleyi onun nâmına Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e danışmamı emretti. Ben de danıştım: «Hem yürüsün, hem bin» in!» buyurdular

17

Bu hadis Ukbe b. Âmir el-Cühenî'den rivayet edilmiştir; ancak bu rivayette "yalınayak" ifadesine yer verilmemiştir.

18

Bana Hârûn b. Saîd EI-Eylî ile Yûnus. b. Abdilâlâ ve Ahmed b. îsâ rivayet ettiler. Yûnus (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize İbni Vehb rivayet etti, dediler. (Demişki) : Bana Amr b. El-Hâris, Kâ'b b. Alkame'den, o da Abdurrahmân b. Şumâse'den, o da Ebu'l-Hayr'dan, o da Ukbe b. Amir'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi ki ; Nezir keffâreti, yemîn keffâretidir.» buyurmuşlar