Tüm İslam Kütüphanesi

10 - Güneş Tutulması Namazı Kitabı

1

Bize Kuteybetü'bnü Saîd, Mâlik b. Enes'den, o da Hişam b. Urve'den, o da babasından, o da Aişe'den naklen rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dahi rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm, babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında güneş tutuldu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza durdu. Amma kıyamı pek uzattı. Sonra rükû' etti, rükû'u da çok uzattı. Sonra başını rükû'dan kaldırdı, bu kıyamı dahî çok uzattı. (Yalnız) bu ikinci kıyam, birinciden daha kısa îdi. Sonra tekrar rükû'a gitti ve rükû'u çok uzattı. (Ama) bu rükû' birinciden daha kısaydı. Sonra secde etti. Sonra kalktı ve (yine) kıyamı uzattı. (Yalnız) bu kıyam, birinciden daha kısaydı. Sonra rükû'a vardı, rükû'u da uzattı. Fakat bu rükû' birinciden daha kısaydı. Sonra başını (rükû'dan) kaldırarak dikildi, kıyamı da uzattı. (Ancak) bu kıyam da birinciden azdı. Sonra rükû' etti. Ve rükû'u uzattı (fakat) bu rükû' birinciden daha kısa sürdü. Sonra secdeye vardı. Sonra namazdan çıktı, güneş de açılmıştı. Cemaata bir hutbe okudu, Allah'a hamd-ü sena ettikten sonra şunları söyledi: (Şüphesiz ki güneş ile ay Allah'ın âyetlerindendir. Bunlar, hiç bir kimsenin hayâtı veya memâtı için tutulmazlar. Siz bunları tutulmuş görürseniz, hemen tekbîr alın, Allah'a duâ edin, namaz kılın ve sadaka verin. Ey Ümmet-i Muhammedi Erkek veya kadın kulunun zinasından dolayı Allah Teâlâ'nın kıskançlığı kadar hiç bir kimse kıskanç olamaz. Ey Ümmet-i Muhammedi Vallahi benim bildiğimi bir bilseniz, mutlaka çok ağlar ve mutlaka az gülerdiniz. Dikkat edin, tebliğ ettim mi?)» Mâlik'in rivayetinde «şüphesiz ki güneşle ay Allah'ın âyetlerinden iki âyettir.» denilmişdir

2

Bize bu hadîsi Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye, Hişâm b. Urve'den bu isnâdla haber verdi. Bilâhare şunu da ziyâde etti: «Bundan sonra (Malûmunuz olsun ki) güneş ile ay Allah'ın âyetlerindendirler.» Şunu dahî ziyâde etti: «Sonra ellerini kaldırarak: Allah'ım tebliğ ettim mi? dedi.»

3

Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki): Bana îbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus haber verdi. H. Bana Ebû't-Tâhir ile Muhammedü'bnü Selemete'l-Muradi de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize îbni Vehb, Yûnus'dan, o da İbni Şihâb'dan naklen rivayet etti. Demişki: Bana Urvetü'bnü'z-Zübeyr, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe'den naklen haber verdi. Âişe şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hayâtında güneş tutuldu da, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescide çıktı ve namaza durarak tekbîr aldı. Cemâat da onun arkasına saff oldular. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uzun bir kıraat tutturdu. Sonra tekbîr alarak uzun bir rükû' yaptı. Sonra başını kaldırarak: [Semi'Allahu limen hamdeh - Rabbena ve lekel hamd] dediSonra (ikinci rek'ata) kalkarak uzun bir krâat tutturdu. (Yalnız) bu kıraat birinciden daha kısaydı. Sonra tekbîr alarak uzun bir rükû' yaptı. (Fakat) bu rükû' birinciden daha kısaydı. Sonra (yine): [Semi'Allahu limen hamdeh - Rabbena ve lekel hamd], dedi; sonra secde etti. (Ebû't-Tâhir: Sonra secde etti, cümlesini zikretmedi.) Sonra (kinci rek'atta da bu minval üzere hareket etti. Böylece dört rükû' ile dört secdeyi tamamladı. O, namazdan çıkmadan güneş de açıldı. Sonra kalkıp cemâate hutbe okudu. Allah'a lâyık olduğu vecihle senada bulunduktan sonra: — Şüphesiz ki güneşle ay Allah'ın âyetlerinden iki âyettirler. Bunlar, hiç bir kimsenin hayâtı veya mematı için tutulmazlar. Onları (tutulmuş) görürseniz hemen namaza iltica edin, buyurdular. Şunu da ilâve ettiler: — Binâenaleyh, Allah bu hâli sizden giderinceye kadar namaz kılın. Bir de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)' — Şu makaamımda ben size vaadedilen her şey'i gördüm. Hattâ ilerlediğimi gördüğünüz zaman ben cennetten bir salkım almak İstediğimi görüyordum. Vallahi benim gerilediğimi gördüğünüz zaman ben cehennemin bazı süzlerinin birbirini taarumar ettiğini görüyorum. Cehennemde İbni Lühayy'i de gördüm. Putlar için hayvanları serbest bırakan adam budur buyurdular.» (Murâdî «Ukaddimu» yerine «Etekaddemu» fiilini kullandı.) Ebû't-Tâhir'in hadisi: «Hemen namaza iltica edin...» cümle sinde sona erer. O, bundan sonrasını zikretmedi

4

Bize Muhammed b. Mihrân Er-Râzî rivayet etti. (Dediki): Bize Velîd b. Müslim rivayet etti. Dediki: Ebû Amr Evzâi ile bir başkası: İbni Şihâb-ı Zühri'yi, Urve'den, o da Âişe'den naklen haber verirken işittik, dediler. (Âişe şunları söylemiş): «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında (bir def'â güneş tutuldu da, (Haydin toplayıcı namaza!) diye nida etmek üzere bir münâdî gönderdi. Bunun üzerine halk toplandı, kendisi ileri geçip tekbîr aldı ve iki rek'atlık bir namazı dört rükû' dört de secde ile kıldı.»

5

(Bize Hâcib b. Velîd rivâyet etti. ki): Bize Muhammed b. Harb rivâyet etti. ki): Bize Muhammed b. Velîd Ez - Zübeydî, Zührî'den rivâyet etti. Zührî şunları söylemiş: «Kesîr b. Abbâs, İbn Abbâs'ın güneş tutulduğu gün Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)' in kıldığı namazı Urve'nin Âişe'den rivâyet ettiği gibice rivâyet eder-diğini anlatırdı.»

6

{….} Bize Hâcib b. Velîd rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Velîd Ez-Zübeydî, Zührî'den rivayet etti. Zührî şunları söylemiş: «Kesîr b. Abbâs, İbni Abbâs'ın güneş tutulduğu gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kıldığı namazı Urve'nin Âişe'den rivayet ettiği gibice rivayet ettiğini anlatırdı.»

7

Bize îshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bekir haber verdi. (Dediki:) Bize İbni Cüreyc haber verdi. Dediki: Atâ'yı şöyle derken İşittim: Ben Ubeyd b. Umeyr'i şöyle derken dinledim: Bana inandığım bir kimse haber verdi (zannederim Aişe'yi kastediyordu)ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında güneş tululmuş. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şiddetli bir kıyam yapmış, epey ayakta duruyor, sonra rükû'a varıyor, sonra tekrar doğruluyor, sonra rükû' ediyormuş. (Böylece) üç rükû' ve dört secdeli iki rek'at namaz kılmış. Sonra güneş açılmış olduğu hâlde namazdan çıkmış. rükû'a varacağı zaman (Allah u Ekber) der, sonra eğilirmiş. Rükû'dan başını kaldırırken (Semi-allahu limen hamideh) diyerek doğrulur? Allah'a hamd-ü sena edermiş. Sonunda şunları söylemiş: «Şüphesiz ki güneşle ay bir kimsenin hayâtı veya memâtı için tutulmazlar. Lâkin onlar Allah'ın âyetlerindendirler. Onlarla Allah kullarını korkutur. Şu hâlde siz bir Küsûf gördünüzmü, açılıncaya kadar Allah'ı zikredin.»

8

Bana Ebü Gassân El-Mismaî ile Mühammedü'bnü'l-Müsenna rivayet ettiler. Dedilerki; Bize, Muâz yani İbni Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana, babam, Katâde'den, o da Atâ' b. Ebî Rabâh'dan, o da Ubeyd b. Umeyre'den, o da Âişe'den naklen rivayet ettiki, Nebiyyullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Küsûf namazını) altı rükû', dört sücûd ile kılmış. İzah için buraya tıklayın

9

Bize Abdullah b. Meslemete'l-Ka'nebi rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman yâni İbni Bilâl, Yahya'dan, o da Amra'dan naklen rivayet etti ki, Bir yahudi karısı dilenmek üzere Âişe'ye gelmiş ve ona: «Allah seni kabir azabından korusun.» demiş. Âişe der ki: Bunun üzerine ben: Yâ Resûlallah! İnsanlar kabirlerde azâb edilirler mi?» diye sordum. Hadisi rivayet eden Amra demiş ki: Âişe şunları söyledi: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'. — Allah'a sığınırım, buyurdu. Sonra bir sabah Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir merkebe bindi. Derken güneş tutuldu. Ben, hücreler arasından kadınlarla birlikte mescide çıktım. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de merkebinden inerek geldi ve mescidindeki namaz kıldığı yere vardı. Hemen namaza durdu. Cemâat da arkasında namaz'a durdular. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uzun bir kıyam yaptıktan sonra rükû'a gitti. Uzun bir rükû' da yaptıktan sonra başını kaldırdı ve (yine) uzun bir kıyam yaptı. Ama bu evvelki kadar uzun değildi. Sonra rükû'a vararak uzun bir rükû' yaptı. Bu da birinci rükû' kadar uzun değildi. Sonra rükû'dan doğruldu; güneş açılmıştı. Müteakiben: — «Ben, sizi kabirlerde deccalın fitnesi gibi fitnelere mâruz bırakılırken gördüm.» buyurdu. Amra demiş ki: «Âişe'yi şöyle derken işittim: Bundan sonra hep Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cehennem azabından, kabir azabından Allah'a sığındığını işitirdim.»

10

{….} Bize, bu hadîsi Muhammedü'bnü'l-Müsennâ da rivayet etti, (Dediki): Bize Abdülvahhâb rivayet etti. H. Bize îbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. Abdülvahhâb ile Süfyân hep birden Yahya b. Saîd'den bu isnâdla, Süleyman b, Bilâl hadîsi mânâsında rivayette bulunmuşlardır. İzah için buraya tıklayın

11

Câbir b. Abdullah (r.a.) şöyle dedi:

"Resûlullah'ın (s.a.v.) döneminde, aşırı sıcak bir günde güneş tutuldu. Resûlullah (s.a.v.) ashâbıyla birlikte namaz kıldı; kıyamı o kadar uzattı ki (ashâb) yıkılmaya başladı. Ardından rükûya vardı ve onu da uzattı; sonra (başını) kaldırdı ve yine uzun bekledi; tekrar rükûya vardı ve onu da uzattı; sonra (başını) kaldırıp yine uzun bekledi; ardından iki secde yaptı. Sonra ayağa kalktı ve aynısını yaptı. Böylece toplam dört rükû ve dört secde oldu. Akabinde şöyle buyurdu:

'İçine gireceğiniz her şey bana gösterildi. Cennet bana öyle yakın arz edildi ki, eğer oradan bir salkım almak isteseydim alırdım' — ya da 'oradan bir salkım almaya yöneldim' dedi — 'ama elim ona yetişemedi. Cehennem de bana arz edildi; onda Benî İsrâil'den bir kadının azap gördüğünü gördüm: Kediyi bağlamış, ne yedirmiş ne de yerin böceklerinden yesin diye serbest bırakmıştı. Bir de Ebû Tümâme Amr b. Mâlik'i bağırsaklarını Cehennem'de sürürken gördüm.

Onlar (Araplar) güneş ve ayın ancak büyük bir kimsenin ölümünde tutulacağını söylerlerdi. Oysa bu ikisi Allah'ın âyetlerinden iki âyettir; Allah onları size göstermektedir. Tutulma olduğunda, (güneş ya da ay) açılıncaya kadar namaz kılın.'"

Bu hadisi bana Ebû Gassân el-Mismâî de rivayet etti: Bize Abdülmelik b. es-Sabbâh, Hişâm'dan aynı isnâdla aynı şekilde haber verdi; yalnız o, "Cehennem'de siyah, uzun boylu bir Himyerli kadın gördüm" dedi ve "Benî İsrâil'den" ifadesini zikretmedi.

12

HADİS METNİ VE ŞERHİ — AMR B. ABESE'NİN İSLAM'A GİRİŞİ, NAMAZ VAKİTLERİ VE ABDESTİN FAZİLETİ

═══════════════════════════════════════════

📖 RİVAYET ZİNCİRİ (SENEDİ)

Ahmed b. Ca'fer el-Ma'kırî → Nadr b. Muhammed → İkrime b. Ammar → Şeddad b. Abdullah Ebu Ammar ve Yahya b. Ebi Kesir → Ebu Umame (r.a.) → Amr b. Abese es-Sülemî (r.a.)

📌 RAVI NOTU: İkrime şunu belirtmiştir: "Şeddad, Ebu Umame ve Vasile ile bizzat görüşmüş; Enes ile de Şam'a kadar sohbet etmiştir. Enes onu hayır ve faziletle övmüştür.

═══════════════════════════════════════════

📜 HADİS METNİ — OLAY ÖZETİ

🔹 1. BÖLÜM: AMR B. ABESE'NİN MÜSLÜMAN OLMADAN ÖNCEKİ HALİ

Amr b. Abese es-Sülemî (r.a.) şöyle dedi:

"Ben cahiliye döneminde iken bütün insanların dalalet içinde olduğunu ve hiçbirinin doğru bir yolda bulunmadığını biliyordum. Zira insanlar putlara tapıyordu.

Derken Mekke'de bir zatın çıkıp bir takım haberler verdiğini işittim. Hemen deveme atlayarak ona geldim.

───────────────────────────────────────────

🔹 2. BÖLÜM: RESULULLAH (S.A.V.) İLE MEK­KE'DEKİ İLK GÖRÜŞME

Amr gördü ki: • Resulullah (s.a.v.) gizlenmekte • Kavmi ise ona karşı cüretkâr bir vaziyette bulunmaktadır.

Amr sordu: "Sen nesin?

Resulullah (s.a.v.): "Ben Nebi'yim.

Amr: "Nebi ne demektir?

Resulullah (s.a.v.): "Allah beni gönderdi.

Amr: "Seni ne ile gönderdi?

Resulullah (s.a.v.): "Allah beni şu vazifelerle gönderdi: ✦ Akrabaya yardım edilmesi ✦ Putların kırılması ✦ Allah'ın bir tanınması ✦ O'na hiçbir şeyin ortak koşulmaması"

Amr: "Bu hususta yanında kimler var?

Resulullah (s.a.v.): "Bir hür ile bir köle!"

📌 NOT: O gün yanında yalnızca Hz. Ebu Bekir (hür) ve Bilal (köle) iman etmişti.

───────────────────────────────────────────

🔹 3. BÖLÜM: RESULULLAH'IN AMRA TAVSİYESİ

Amr b. Abese: "Sana ben de tabi oluyorum!

Resulullah (s.a.v.): "Sen şu gününde bunu yapamazsın. Benim halimi ve ortalığın halini görmüyor musun?

Şimdi sen ailen nezdine dön! Ne vakit benim meydana çıktığımı duyarsan hemen yanıma gel!"

Amr ailesi yanına döndü ve Resulullah (s.a.v.)'i takip etmeye ve haberlerini almaya başladı.

───────────────────────────────────────────

🔹 4. BÖLÜM: MEDİNE'YE GELİŞ VE YENİDEN BULUŞMA

Medine'den gelen kişiler Amr'a haber verdi: "Halk sür'atle onun tarafına koşuyor. Kavmi onu öldürmek istemiş ama buna muvaffak olamamışlar.

Bunun üzerine Amr Medine'ye giderek Resulullah (s.a.v.)'in huzuruna girdi:

Amr: "Ya Resulallah! Beni tanıyor musun?

Resulullah (s.a.v.): "Evet! Mekke'de benimle görüşen sen değil misin?

Amr: "Evet, benim.

═══════════════════════════════════════════

❓ AMRIN SORULARI VE CEVAPLARI

───────────────────────────────────────────

📿 BİRİNCİ SORU: NAMAZ VAKİTLERİ

Amr b. Abese: "Ya Nebiyallah! Bana namaz hakkında bilgi ver!

Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

┌───────────────────────────────────────────┐ │ NAMAZ VAKİTLERİ VE YASAKLAR │ ├─────────────────┬─────────────────────────┤ │ VAKİT │ HÜKÜM │ ├─────────────────┼─────────────────────────┤ │ Sabah namazı │ Kıl ✓ │ ├─────────────────┼─────────────────────────┤ │ Güneş doğarken │ Namaz kılma ✗ │ │ ta yükselinceye │ (Güneş şeytanın iki │ │ kadar │ boynuzu arasından doğar;│ │ │ kâfirler o an güneşe │ │ │ secde eder) │ ├─────────────────┼─────────────────────────┤ │ Güneş yükselip │ Kıl ✓ │ │ mızrağın gölgesi│ (Namaz ispatlanmış ve │ │ dimdik duruncaya│ şahitlidir) │ │ kadar │ │ ├─────────────────┼─────────────────────────┤ │ Öğle vakti │ Namaz kılma ✗ │ │ (Gölge dimdik │ (O an cehennem │ │ durduğunda) │ kızdırılır) │ ├─────────────────┼─────────────────────────┤ │ Gölge dönüp │ Kıl ✓ — İkindiye kadar │ │ ikindiye kadar │ devam et │ ├─────────────────┼─────────────────────────┤ │ Güneş batarken │ Namaz kılma ✗ │ │ │ (Güneş şeytanın iki │ │ │ boynuzu arasında batar; │ │ │ kâfirler o an güneşe │ │ │ secde eder) │ └─────────────────┴─────────────────────────┘

───────────────────────────────────────────

🌊 İKİNCİ SORU: ABDESTİN FAZİLETİ

Amr b. Abese: "Ya Nebiyallah! Bana abdest hakkında da bilgi ver!

Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Sizden hiç kimse yoktur ki abdest suyunu hazırlayarak mazmaza ve istinşak yapıp burnunu atsın da..."

▸ MAZMAZA (Ağzı çalkalamak): Yüzün, ağzın ve burnun günahları su ile birlikte sakalının etrafından dökülür.

▸ YÜZÜ YIKAMAK: Yüzün günahları su ile birlikte sakalının etrafından dökülür.

▸ ELLERİ DİRSEKLERE KADAR YIKAMAK: Ellerin günahları su ile birlikte parmak uçlarından dökülür.

▸ BAŞA MESHETmek: Başın günahları su ile birlikte saçların kenarlarından dökülür.

▸ AYAKLARI TOPUKLARA KADAR YIKAMAK: Ayakların günahları su ile birlikte parmak uçlarından dökülür.

───────────────────────────────────────────

🌟 ABDESTİN ARDINDAN NAMAZ KILMAK

Resulullah (s.a.v.) devam etti:

"Eğer bu kişi kalkar da namaz kılar; Allah'a hamd ü sena eder; O'nu layık olduğu şekilde tebcil eyler ve kalbini sırf Allah için (başka şeylerden) boş eylerse..

Günahlarından, annesinin doğurduğu günkü heyetinde arınmış olarak çıkar.

═══════════════════════════════════════════

✅ AMR B. ABESE'NİN TASDİKİ

Amr bu hadisi Resulullah (s.a.v.)'in sahabesi Ebu Umame'ye anlattı.

Ebu Umame: "Ya Amr b. Abese! Bu zata verilen bu makam hakkında söylediklerini iyice düşün!"

Amr şu karşılığı verdi:

"Ya Eba Umame! Vallahi artık yaşım ilerledi, kemiklerim zayıfladı, ecelim yaklaştı!

Ne Allah'a karşı yalan söylemeye bir ihtiyacım var, ne de Resulullah'a yalan söylemeye!

Ben bunu Resulullah (s.a.v.)'den yalnız bir, iki veya üç defa işitmiş olsaydım, onu ebediyen rivayet etmezdim. Lakin ben bunu O'ndan bundan çok daha fazla kez işittim.

═══════════════════════════════════════════

🔑 TEMEL KAVRAMLAR

▸ Mazmaza: Ağza su alarak çalkalamak.

▸ İstinşak: Buruna su çekip temizlemek.

▸ "Güneş şeytanın iki boynuzu arasından doğar/batar": Güneşin doğuş ve batışında şeytan güneşin karşısına geçer ki kâfirler güneşe secde ettiklerinde aslında şeytana secde etmiş olsunlar. Bu vakitlerde namaz kılmak bu benzeşmeden ötürü yasaklanmıştır.

▸ "Mızrağın gölgesi dimdik duruncaya kadar": Güneşin tam tepe noktasında olduğu, gölgenin en kısa halini aldığı öğle vaktidir. Bu vakit de namaz için yasaktır.

▸ "Cehennem kızdırılır": Öğle vaktinde sıcağın en şiddetli olması cehennemin kızdırılmasına benzetilmiştir.

▸ "Annesinin doğurduğu günkü heyette": Günahların tamamen silinmesi ve kişinin saf bir hale geri dönmesi anlamındadır.

═══════════════════════════════════════════

⚖️ HADİSTEN ÇIKARILAN HÜKÜMLER

1️⃣ ERKEN İSLAM'IN ZORLUĞU: Resulullah (s.a.v.)'in "Sen şimdi buna güç yetiremezsin, geri dön" demesi İslam'ın ilk dönemindeki baskı ve zorluğun boyutunu göstermektedir.

2️⃣ ÜSTÜN BİR FITRAT: Amr b. Abese cahiliye döneminde bile toplumun putlara tapmasının yanlış olduğunu fark etmiştir. Bu onun üstün bir fıtrata sahip olduğuna işaret eder.

3️⃣ NAMAZ VAKİTLERİNİN HİKMETİ: Namaz kılmanın yasak olduğu vakitler kâfirlerin güneşe secde ettikleri anlara denk gelmektedir. → İslam bu benzeşmeden kaçınmayı emretmektedir.

4️⃣ ABDESTİN GÜNAHLARI SİLME FAZİLETİ: Her uzvu yıkamak o uzva ait günahların dökülmesine vesile olur. Abdest ardından kılınan namaz ise kişiyi doğduğu günkü saflığa kavuşturur.

5️⃣ HADİS RİVAYETİNDE DÜRÜSTLÜK: Amr b. Abese'nin "Ecelim yaklaştı, yalan söylemeye ihtiyacım yok; bunu defalarca işittim" demesi sahabe neslinin rivayette gösterdiği titizliğin ve güvenilirliğin mükemmel bir örneğidir.

6️⃣ SAHABENIN TAHKİK ANLAYIŞI: Ebu Umame'nin "İyi düşün!" uyarısı ve Amr'ın kararlı cevabı, sahabenin rivayetin doğruluğunu teyit etme konusundaki hassasiyetini ortaya koymaktadır.

───────────────────────────────────────────

💡 GENEL DEĞERLENDİRME

Bu hadis çok sayıda önemli konuyu kapsamaktadır:

✦ İslamiyet'in ilk dönemindeki davet süreci ve zorlukları ✦ Resulullah (s.a.v.)'in ilk müminleri (Hz. Ebu Bekir ve Hz. Bilal) ✦ Namaz vakitlerinin İslami ve hikmete dayalı sınırları ✦ Abdest ve namazın günahları silme fazileti ✦ Sahabe neslinin hadis rivayetindeki titizliği ve dürüstlüğü

Allah en iyi bilendir. (Vallahu A'lem)

13

Bize Muhammedü'bnu'l-A'la El-Hemdânî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm, Fatime'den, o da Esma'dan naklen rivayet etti. Esma şöyle demiş; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devrinde güneş tutuldu da, Aişe'nin yanına girdim. Aişe namaz kılıyordu. (Kendisine): — Bu insanlar'a ne oluyor ki, namaz kılıyorlar?» dedim. Başı ile gökyüzüne işaret etti. Ben: — «Bu bir âyet midir?» dedim. Âişe: «Evet» diye işaret etti. (Bunun üzerine ben de Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e uyarak namaza durdum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kıyamı pek uzattı, hattâ üzerime baygınlık geldi. Bunun üzerine yanıbaşıma bir tulum su alarak, ondan başıma veya yüzüme serpmeye başladım. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazdan çıktt; güneş de açılmıştı. Cemaata bir hutbe okudu. (Evvelâ) Allah'a hamd-ü senada bulundu. Sonra şunları söyledi: Bundan sonra: Görmediğim bir şey kalmadı ki, şu makamımda bana gösterilmiş olmasın. Cennet ve cehennemi bile., (gördüm.) Bana muhakkak surette bildirildi ki siz kabirlerde Mesih-i deccâlın fitnesine yakın yahut onun kadar —Esmâ'nın bu iki sözden hangisini söylediğini bilmiyorum.— bir fitne göreceksiniz. Sizden birinize (kabirde) gelerek: — Bu zât hakkında bilgin ne idi? diye soracaklar. Mü'min yahut mûkin —Esmâ'nın bunlardan hangisini söylediğini bilemiyorum.— o Muhammed' dir; o Allah'ın Resulüdür. Bize Beyyinelerle hidâyet getirdi. Biz de ona icabet ve itaat ettik, diyecek; bu üç def'â tekrarlanacak. Kendisine. (Sen uyu. Zâten biz, senin ona muhakkak surette inandığını bilirdik. Sen rahatça uyu) diyecekler. Münafık veya şüpheciye —ki Esma bunların hangisini söylediğini bilemiyorum.— gelince: O: — Ben bilmem. Âlemin bir şey söylediğini işittim; ben de söyledim, cevâbını verecek

14

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ebû Kureyb rivayet ettiler; her ikisi de Ebû Usâme'den, o Hişâm'dan, o Fâtıma'dan, o da Esmâ'dan naklen rivayet etti. Esmâ şöyle dedi: Âişe'nin yanına geldim; insanlar ayakta duruyordu, Âişe de namaz kılıyordu. "İnsanların bu hâli ne?" dedim. Hadisin geri kalanı, Hişâm'dan İbn Numeyr'in rivayet ettiği hadis gibi aktarıldı. Bize Yahyâ b. Yahyâ haber verdi; bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o Urve'den naklen haber verdi. Urve şöyle dedi: "Kesefeti'ş-şems" deme; "hasefeti'ş-şems" de.

15

Bize Yahya b. Habîb El-Hârlsî rivayet etti. (Dediki); Bize Hâlid b. Haris rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc rivayet etti. (Dediki): Bana Mansûr b. Abdirrahman, annesi Safiyye binti Şeybe'den, o da Esma binti Ebi Bekir'den naklen rivayet etti. Esma şöyle demiş: Bir gün Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) telâşlandı (Safiyye: Esma, Güneşin tutulduğu günü kastediyor, demiştir.) da, bir kadın gömleği alarak dışarı çıktı. (Arkadan) kendi gömleğini yetiştirdiler. Müteakiben cemaata uzun bir namaz kıldırdı. O derece ki (dışarıdan) onun rükû, ettiğini bilmeyen biri gelse kıyamının uzunluğundan dolayı rükû'a vardığını zannetmezdi.»

16

Bana Said b. Yahya El-Emevî rivayet etti. (Dediki) Bana babam rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc bu isnâdla bu hadisin mislini rivayet etti. Ve: «Uzun uzadıya ayakta durdu, sonra doğruldu, sonra rükû' etti.» dedi; şunu da ziyâde etti: «Artık kimi benden daha yaşlı, kimi de benden daha hasta kadınlara bakıyordum.»

17

Bana Ahmed b. Saîd Ed - Dârimi rivayet etti. (Dediki): Bize Habbân rivayet etti. (Dediki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dediki): Bize Mansûr, annesinden, o da Esma binti Ebî Bekir'den naklen rivayet etti. Esma şöyle demiş: «Peygamber (Sdlallahu Aleyhi ve Sellem) devrinde güneş tutuldu, bunun üzerine Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) telaş ederek yanlışlıkla bir kadın gömleği giydi, sonra kendisine kendi elbisesini yetiştirdiler. Ben de hacetimi gördüm, sonra gelerek mescide girdim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i namazda gördüm; ben de onunla beraber namaza durdum. Kıyamı o kadar uzattı ki, kendimde oturmak ihtiyâcını hissettim. Sonra zayıf bir kadına bakarak (kendi kendime) bu benden daha zayıf diyor ve ayakta duruyordum. Nihayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rükû'a vardı. Fakat rükû'u da uzattı. Sonra rük'û'dan başını kaldırdı; kıyamı da uzattı. O derece ki, (hani dışardan) bir adam gelse: Rükû' etmediğini tahayyül ederdi.»

18

Bize Süveyd b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs b. Meysera rivayet etti. (Dediki): Bana Zeydü'bnü Eslem, Atâ b. Yesâr'dan, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. İbni Abbâs şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında güneş tutuldu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemaatla birlikte namaza durdu. Ama Bakara sûresini okuyacak kadar uzun bir kıyam yaptı. Sonra uzun bir rükû' yaptı, sonra başını rükû'dan kaldırdı ve uzun uzadıya ayakta durdu. Yalnız bu kıyam birinciden daha kısaydı. Sonra uzun bir rükû' yaptı fakat bu da birinci rükû'dan daha kısaydı. Sonra secde etti, sonra (tekrar) uzun bir kıyam yaptı fakat bu da birinci kıyamdan aşağı idi. Sonra uzun bir rükû' yaptı ama bu da birinci rükû'dan aşağı idi. Sonra başını kaldırarak uzun bir kıyama durdu. Bu da birinci kıyamdan aşağı idi. Sonra uzun bir rükû' yaptı: Bu da birinci rükû'dan aşağı idi. Sonra secde etti, sonra namazdan çıktı. Gerçekten güneş açılmıştı. Müteakiben şunları söylediler; — Şüphesiz ki güneş ile ay Allah'ın âyetlerinden iki âyettirler. Bunlar bir kimsenin hayâtı veya memâtı için tutulmazlar. Siz böyle bir gördünüzmü hemen Allah'a zikredin. Ashâb: — Ya Resulullah! Şu makaammda seni bir şey almak için uzanırken gördük, sonra bundan vazgeçtiğini müşâhade ettik, dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Ben, cenneti gördüm de, ondan bir salkım üzüm koparmaya el uzattım. Eğer ben o salkımı almış olsaydım, dünyâ durdukça siz ondan yerdiniz. Ben cehennemi de gördüm; Bugünkü gördüğüm manzara gibi (şimdiye kadar) hiç bir manzara görmüş değilim. Ekseriyetle cehennemliklerin kadınlar olduğunu da gördüm, buyurdular. Ashâb: — Ne sebeple yâ Resulullah? diye sordular: — Küfretmeleri sebebi ile cevâbını verdi. — Kadınlar Allah'a küfreder mi? diyenler oldu; — Evet, onlar kocalarına karşı nankörlük ederler, iyiliğe karşı küfrânda bulunurlar, onlardan birine ilelebet iyilik etsen, sonra senden bir şey görse hemen: Senden hiç bir hayır görmedim; der, buyurdu.»

19

{….} Bize, bu hadîsi Muhammedü'bnü Râfi' de rivayet etti. (Dediki): Bize İshâk yâni îbni îsa rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlik, Zeydü'bnü Eslem'den bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etti. Şu kadar var ki o: «Sonra seni geri geri giderken gördük demiştir

20

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize İsmâil b. Uleyye, Süfyân'dan, o da Habîb'den. o da Tâvûs'dan, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. İbni Abbâs şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Selleın) güneş tutulduğu zaman sekiz rükû' ile dört secdelik (iki rekat) namaz kıldırdı.» Alî'den de bu hadis gibi bir hadîs rivayet olunmuştur

21

Bize Muhammedü'bnu'l-Müsennâ ile Ebû Bekir b. Hallâd, ikisi birden Yahye'l-Kattan'dan rivayet ettiler. İbnü'l-Müsennâ Dediki: Bize Yahya, Süfyân'dan rivayet etti. Demişki: Bize Habib, Tâvûs'dan, o da İbni Abbâs'dan, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki, Bir Küsûf vakasında namaz kılmış, kıraat yaptıktan sonra rükû etmiş, sonra yine kıraat yapmış ve rükû' etmiş, sonra yine kıraat yapmış ve rükû' etmiş sonra yine kıraat yapmış ve rükû'a gitmiş, sonra secde etmiş, ikinci rek'atı da bu şekilde kılmış

22

Bana Muhammed b. Râfi* rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'n - Nadr rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye yâni Şeybân-ı Nahvî, Yahya'dan, o da Ebû Seleme'den, o da Abdullah b. Amr b. As'dan naklen rivayet etti. H. Bize Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimî de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Hassan haber verdi. (Dediki): Bize Muâviyetü'bnü Sellâm, Yahya b. Ebî Kesir'den naklen rivayet etli. Demişkii Bana Ebû Selemete'bnü Abdirrahman, Abdullah b. Amr b. Âs'dan naklen haber verdi. Demişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devrinde güneş tutulunca (Haydin toplayıcı namaza) diye nida olundu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir rek'atta iki rükû' yap (arak namaz kıl) di. Sonra kalkarak bir rek'atta iki rükû' daha yaptı. Sonra güneş açıldı. Âişe: «Şimdiye kadar) bundan uzun ne rükû' yapmışımdır, ne de sücûd.» dedi

23

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Huşeym, İsmail'den, o da Kays b. Ebî Hâzim'den, o da Ebû Mes'ûd-u Ensârî'den naklen haber verdi. Ebu Mes'ud şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki güneş ile ay Allah'ın âyetlerinden iki âyettirler. Allah, onlarla kullarını korkutur. Onlar, insanlardan hiç bir kimsenin ölümü için tutulmazlar. Bu gibi âyetlerden bir şey gördünüzmü hemen namaz kılın ve Allah'a duâ edin. Tâ başınıza gelen hâl açılıncaya kadar (bunlara devam) edin.)» buyurdular

24

Bize Ubeydullah b. Muâz el-Anberi ile Yahya b. Habîb rivayet ettiler, Dedilerki: Bize Mu'temir, İsmail'den, o da Kays'dan, o da Ebû Mes'ûd'dan naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki güneşle ay insanlardan hiç bir kimsenin ölümü için tutulmazlar. Lâkin onlar Allah'ın âyetlerinden iki âyettirler. Binâenaleyh siz böyle bir şey gördünüzmü hemen kalkıp namaz kılın.» buyurmuşlar

25

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' ile Ebû Usâme ve İbni Nümeyr rivayet ettiler. H. Bize îshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir ile Vekî' haber verdiler. H. Bize İbni Ebî Ömer dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân ile Mervân rivayet ettiler. Bu râvîlerin hepsi İsmail'den bu İsnadla rivayette bulunmuşlardır. Süfyân ile Vekî'in hadîslerinde: «İbrahim'in vefat ettiği gün güneş tutuldu da, halk: Bu güneş İbrahim'in ölümü için tutuldu, dediler.» ifâdesi vardır

26

Bize Ebû Âmir El-Eş'ari Abdullah b. Berrâd ile Muhammedü'bnü'l-A'la rivayet ettiler. Dedilerki. Bize Ebû Usâme, Büreyd'den, o da Ebû Bürde'den, o da Ebû Musa'dan naklen rivayet etti. Ebû Mûsâ şöyle demiş: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında güneş tutuldu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kıyametin kopmasından korkarak telâşla yerinden kalktı ve mescide geldi. Hiç bir namazda yaptığını görmediğim en uzun kıyam rükû' ve sücûd ile namaz kıldı. Sonra şöyle buyurdu: — Şüphesiz ki Allah'ın gönderdiği bu alâmetler hiç bir kimsenin hayâtı ve ölümü için meydana gelemez. Lâkin, Allah onları kullarını korkutmak için gönderir. Şu hâlde siz bu alâmetlerden bir şey görürseniz hemen Allah'ın zikrine, Allah'a duâ ve istiğfâr'a şitâb edin. İbnü'l-Alâ'nın rivayetinde «Kesefet» fiili kullanıldı. O, (bihâ zamiri de kullanmayarak) «yuhavvihü ibâdehu» dedi

27

Bana Ubeydullah b. Ömer El-Kavârîri rivayet etti. (Dediki): Bize Bişru'bnu'l-Müfaddâl rivayet etti. (Dediki): Bize Cüreyrî, Ebû'l-Alâ' Hayyânü'bnu Umeyr, Abdurrahmân b. Semura' dan naklen rivayet etti. Abdurrahmân şöyle demiş: «Bir defa ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hayâtında oklarımı atarken birden bire güneş tutuldu; ben de oklarımı (bir tarafa) attım ve (içimden): — Bu gün güneşin tutulduğu esnada Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e neler olacağına mutlaka bakacağım, dedim. Müteakiben onun yanına vardım. Ellerini kaldırmış dua ediyor; tekbîr alıyor; hamd-ü tehlilde bulunuyordu. (Bu hâl) tâ güneş açılıncaya kadar (böyle devam etti.) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), iki sûre okudu ve iki rekat namaz kıldı.»

28

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki); Bize Abdüla'lâ b. Abdu'la'lâ, Cüreyrî'den, o da Hayyân b. Umeyr'den, o da bdurrahmân b. Semura'dan —ki bu zât, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashâbındandı.— naklen rivayet etti. Abdurrahmân şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hayâtında Medine'de oklarımla atış yapıyordum; birden güneş tutuldu. Ben, hemen okları atarak (kendi kendime) vallahi güneşin tutulması esnasında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ne olduğuna mutlaka bakacağım, dedim. Sonra onun yanına geldim, namazda ayakta duruyordu. Ellerini kaldırmıştı; hemen tesbih etmeye, hamd-ü tehlilde bulunmaya, tekbîr almaya ve duâ etmeye başladı. Güneş açılıncaya kadar (bunlara devam etti.) Güneş açılınca iki sûre okudu ve İki rekat namaz kıldı

29

Bize Muhammedü'bnül-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Salim b. Nuh rivayet etti. (Dediki): Bize Cüreyrî, Hayyân b. Umeyr'den, o da Abdurrahmân b. Semura'dan naklen haber verdi. Abdurrahmân şöyle demiş: Bir defa ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında oklarımla atış yaptığım sırada birden bire güneş tutuldu...» Bundan sonra râvi hadisi yukarkilerin hadîsi gibi rivayette bulunmuştur. İzah 915 te

30

Bana Hârûn b. Saîd El-Eyli rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr'u'bnü Hârîs haber verdi. Ona da Abdurrahmân b. Kaasim, babası Kaasim b. Muhammed b. Ebi Bekr-i Sıddık'dan, o da Abdullah b. Ömer'den naklen rivayet etmiş; Abdullah, Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Şüphesiz ki güneşle ay hiç bir kimsenin mematı veya hayâtı için tutulmazlar. Lâkin onlar Allah'ın âyetlerinden bir âyettir. Siz, onları gördüğünüz zaman hemen namaz kılın.» buyurduğunu haber vermiş. İzah 915 te

31

Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Muhammedü'bnü Abdillâh b. Numeyr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Mus'ab yâni İbni Mikdâm rivayet etti. (Dediki): Bize Zaide rivayet etti. (Dediki): Bize Ziyâdü'bnü Ilâka rivayet etti. (Ebû Bekir'in rivayetinde: Dediki: Ziyâdü'bnü Ilâka şunları söyledi, denilmektedir.) (Ziyad demiş ki:) Ben, Mugîratü'bnü Şu'be'yi şunları sâylerken işittim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devrinde (oğlu) İbrahim'in vefat ettiği gün güneş tutuldu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Şüphesiz ki güneşle ay Allah'ın âyetlerinden iki âyettirler, onlar hiç bir kimsenin memâtı veya hayâtı için tutulmazlar; siz onları (tutulmuş) gördünüzmü hemen Allah'a duâ edin ve namaz kılın, tâ bu hâl açılıncaya kadar (buna devam edin.) buyurdular.» İzah için buraya tıklayın